Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «Kâfirlermünâfıklar başlarına bir sıkıntı gelince Allâh'ı hâtırlar; mü'mînlerin böyle olmaması gerekir» nükresini tafsîl eder. Hadîsi şerîfte buyurulmuştur: «Nefsim kudret elinde olan Allâh'a yemîn ederim ki mü'mînin başına gelen hiçbir dert, zahmet, hastalık, üzüntü, ve keder yoktur ki Allâh bunu onun hatâlarına kefâret kılmasın; ayağına batan, ve ona acı veren bir dikenine varıncaya kadar» (Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Birr 49). Küçücük bir sıkıntı yaşasan, senin ayağına bir diken de batsa — bir diken de batsa — senin günâhlarına kefâret olur. Bu kâfirlerde, münâfıklarda daha fazla olur normal zamanda; lâkin onlarda netîce farklıdır: Allâh akıllarına gelmez, ama başlarına bir belâ, bir musîbet, bir sıkıntı gelince Allâh akıllarına gelir; Allâh'a yalvararak, yakararak ağlarlar, sızlarlar; sonra o başından o belâ, o musîbet geçince ertesi gün gene vur patlasın çal oynasın yaparlar. Bu kâfirlerin, ve münâfıkların işidir. Kâfirlermünâfıklar başlarına bir sıkıntı gelince Allâh'ı hâtıra getirirler; ama o sıkıntı, o belâ, o musîbet gittikten sonra vur patlasın çal oynasın yaparlar. Mü'mînler, sâlihler böyle olmamaları gerekendir; inşâallâh öyle olmazlar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «İnsâna bir zarar dokunduğunda yan yatarken, otururken, ya da ayakta iken Bize yalvarır. Lâkin biz onun bu zararını giderdik mi, sanki kendisine dokunan bu zarara karşı bizi hiç yardımına çağırmamış gibi geçer gider» (Yûnus 10/12).
Mü'mîne Gelen Sıkıntının Kefâret Olması
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: hadîsi şerîfte buyurulmuştur: «Nefsim kudret elinde olan Allâh'a yemîn ederim ki mü'mînin başına gelen hiçbir dert, zahmet, hastalık, üzüntü, ve keder yoktur ki Allâh bunu onun hatâlarına kefâret kılmasın; ayağına batan, ve ona acı veren bir dikenine varıncaya kadar» (Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Birr 49). Küçücük bir sıkıntı da yaşasan, senin ayağına bir diken de batsa, senin günâhlarına kefâret olur. Bu, mü'mîn için Cenâbı Hakk'ın bir lutfu, bir ihsânıdır.
Kâfirin-Münâfığın Sıkıntıdaki Yalvarması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: bu sıkıntıların gelişi kâfirlerde, münâfıklarda daha fazla olur normal zamanda; lâkin onlardaki netîce farklıdır. Onlarda Allâh akıllarına gelmez normal zamanda; ama başlarına bir belâ, bir musîbet, bir sıkıntı gelince Allâh akıllarına gelir; Allâh'a yalvararak, yakararak ağlarlar, sızlarlar. Sonra o başından o belâ, o musîbet geçince ertesi gün gene vur patlasın çal oynasın yaparlar. Bu kâfirlerin, ve münâfıkların işidir.
Yûnus 10/12: Sıkıntı Geçince Unutmak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kâideyi tafsîl eder: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «İnsâna bir zarar dokunduğunda yan yatarken, otururken, ya da ayakta iken Bize yalvarır. Lâkin biz onun bu zararını giderdik mi, sanki kendisine dokunan bu zarara karşı bizi hiç yardımına çağırmamış gibi geçer gider; işte böyle, haddi aşanlara yapmakta oldukları işler güzel görülmüştür» (Yûnus 10/12). Aynı manâ Lokmân 31/32, Zümer 39/8'de de tekrârlanır: insân deniz dalgaları arasında boğulurken samimî yalvarır; sahile çıkınca unutur. Bu kâfirinmünâfığın değişmez psikolojisidir.
Mü'mînin Sıkıntıda ve Genişlikte Allâh'ı Hâtırlaması
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: mü'mînler, sâlihler böyle olmamaları gerekendir; inşâallâh öyle olmazlar. Mü'mîn sıkıntıda da Allâh'ı hâtırlar, genişlikte de Allâh'ı hâtırlar; Allâh'ı sürekli zikreder. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Sen genişlikte iken Allâh'ı tanı; o da darlıkta iken seni tanır» (Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme 59; Müsnedi Ahmed). Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Buhârî-Müslim «Diken kefâreti» hadîsini idrâk etmeye, kâfirmünâfığın sıkıntıdaki yalvarmagenişlikteki unutma psikolojisinden uzak durmaya, Yûnus 10/12'de geçen umûmî hâli mülâhaza etmeye, ve genişlikte de darlıkta da Allâh'ı zikretmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Yûnus 10/12 (sıkıntıda yalvarır, çıkınca unutur); Lokmân 31/32; Zümer 39/8; İsrâ 17/67; En'âm 6/63-64.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Merdâ 1, Diken kefâreti hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr 49.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme 59.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Sabır-Şükür kitâbı.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Sabır bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn; Uddetü's-Sâbirîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Yûnus 10/12 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Akāid Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet mü'mîne gelen sıkıntının kefâret olmasını, Buhârî-Müslim «Diken kefâreti» hadîsini, kâfirmünâfığın sıkıntıdaki yalvarma psikolojisini, Yûnus 10/12'de geçen umûmî hâli, ve mü'mînin sıkıntıdagenişlikte Allâh'ı hâtırlamasını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Akāid Sohbetleri