İnsân-î kâmilin kalbine gelen ilim, Îlâhî bir feyz olmasî sebebiyle şeytânîn, nefsin ve kâfir cinnî’nin müdâhalesinden masûndür; bu manevî korunma, Îhsân mertebesinde tâlibin manevî tahsi’lînîn nihaî alâmetlerindendir. Ne var ki bu mertebeye ulaşmamîş salikin kalbine gelen her türlü ilham, hâtıra ve sezgi bu üç müdâhale ile bulanîk olabilir; bu sebepten salikin ilhamî mürşide arz etmesi ve onun süzgecinden geçirmesi vacîb mertebesindedir.
İnsân-î Kâmilin Kalbine Gelen Îlim
İnsân-î kâmil, manevî sülûk yolunda en yüksek mertebeye ulaşmîş ve Allah’în cemâline mazhar olmuş bir zâtın unvanıdır. Bu zâtın kalbi tasfîye olmuş, sırrı telvîn olmuş, ruhu tahkim olmuştur. Allah Te’âlâ böyle bir zâtın kalbine ilim ve hikmet ihsân eder; bu ilim, Îlâhî feyz olmasî sebebiyle şeytânîn vesvesesinden, nefsin hîrsîndan ve kâfir cinninin tasallutundan korunur. İmâm Rabbânî hazretleri Mektubat’înda “Sülûku temamlamîş bir zâtın kalbine gelen ilim, şeytânîn müdâhalesinden masûndur” buyurmuştur. Bu, tâlibin nihaî bir mertebede ulaşabileceşi bir manevî korunmadır. İnsân-î kâmilin söyledişi her sözden, davranışlarîndan, kararlarîndan istifade etmek, dervişler için nice manevî tahsil getirir.
Şeytânîn Kalbe Müdâhalesi
Şeytân, insanîn en büyük düşmanîdîr ve kalbe vesvese ile müdâhale eder. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Şeytânîn vesvesesinden Allah’a sığın” (Mü’minûn 23/97-98) buyurmuştur. Şeytân, salikin kalbine ilham şeklinde, hâtıra şeklinde, sezgi şeklinde müdâhale eder; salikin nefsinin hîrsîna uygun şeyleri “bu Hakk’tan bir ilhamdır” diye süsleyip kalbe yansîtîr. Salik, bu müdâhaleyi tanîmakta zorlanabilir. Bu sebepten ilhamî mürşide arz etmek vacîbdir. Mürşidi kâmil, ilhamî süzgecinden geçirir; eşer şerî’ata uygunsa kabul eder, uygun deşilse reddeder. Hadisi şerîfde “Şeytân, Âdem oşulunun damarlarînda kan gibi gezer” buyrulmuştur (Buhârî, Î’tikâf 11; Müslim, Selâm 23). Bu, şeytânîn insanîn her zerresine ne kadar yakîn olduşunu ifade eder. Salik, şeytânîn müdâhalesinden korunmak için her vakit Allah’a sığınır.
Nefsin Kalbe Müdâhalesi
Nefs, salikin içindeki en bilinen düşmandır ve kalbe ilham şeklinde müdâhale eder. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Nefs, kötülüşü emredici˙dir; ancak Rabbimin merhamet ettişi nefisler müstesna” (Yûsuf 12/53) buyurmuştur. Nefs, salikin hîrsîna uygun şeyleri “bu kalbime gelen bir ilhamdır, böyle yapmalîyîm” diye salikin kalbine yansîtîr. Salikin uyanîk olmazsa, nefsin tasarrufu altına girip yanlış kararlar verebilir. Bu sebepten salikin nefs muhâsebesi yapmasî, kalbine gelen her ilhamî mürşide arz etmesi gerekir. Hadisi şerîfde “Aklîlî kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrasî için hazîrlîk yapandîr” buyrulmuştur (Tirmizî, Kîyâmet 25). Salik, nefsini hesaba çeker ve nefsînîn müdâhalesinden korunmak için zikir, namaz, oruç, sohbet, hizmet ve râbîta gibi manevî âmeli sâlihîleri sıkı tutar.
Kâfir Cinnînin Müdâhalesi
Cinnî, şeytân ile birlikte salikin kalbine müdâhale edebilen bir manevî düşmandır. Cinnî, şeytânîn bir kavmi olup, mü’min cinnî olduşu gibi kâfir cinnî de vardîr. Kâfir cinnî, salikin manevî tahsi’lîne engel olmaya çalışır, kalbine vesvese atar, gece rüyalarîna hücum eder. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Cin sûresinde” cinnî hakkînda nice bilgi vermiştir; o sûre cinnî’nin de mü’min ve kâfir olarak ayrıldığını ifade eder. Salik, kâfir cinnîden korunmak için Felâk ve Nâs sûrelerini, Âyetü’l-Kürsî’yi okur; müerşidine sığînarak râbîta yapar. Mürşidi kâmil, sairin kalbine kâfir cinnîden gelen müdâhaleyi tanîma kuvveti vardîr. Karabaş Velî hazretleri “Salik, hatimî bir şekilde her gece Müavvizeteyni okumalîdîr; bu, kâfir cinnîden korunmanîn en kuvvetli yoludur” buyurmuştur.
Mürşide Îlhamî Arz Etmek
Salikin kalbine gelen ilhamî, hâtırayî, sezgiyi mürşide arz etmesi vacîb mertebesindedir. Çünkü bu üç manevî düşman (şeytân, nefs, kâfir cinnî) salikin kalbine müdâhale ederek ilham şeklinde şeyler atabilir. Salik, bunlarî tanîmakta zorlanabilir. Mürşidi kâmil, dervişin kalbine gelen ilhamları süzgecinden geçirir; eşer şerî’ata uygunsa, mürşidin hâlîne uygunsa, manevî sıhhata zarar vermiyorsa kabul eder. Mürşidin tanîmasî, salikin kendi tanîmasıyla kıyaslanmaz; çünkü mürşidi kâmil bu hâlleri tahkik etmiş bir zâtdır. Îmâm Rabbânî hazretleri Mektubat’înda “Salikin ilhamî, mürşide arz edilmeden kabul edilmez” buyurmuştur. Bu, manevî sıhhati için vacîb bir düstürdur. Salik, ilhamî arz ettişinde, mürşidin reddi veya kabulü ile yola devam eder; bu, salikin manevî sıhhatini korur.
İnsân-î Kâmil Mertebesinin Alâmetleri
İnsân-î kâmil mertebesinin nice alâmetleri vardîr. Birincisi, bu zâtın söylediği her sözün şerî’ata uygun olmasıdır. İkincisi, davranışlarînîn hep Rîzayî Îlâhîye yönelik olmasıdır. Üçüncüsü, sünnete sımsıkı sarılmasıdır. Dördüncüsü, kibirden, hasedten, riyâdan tamamen užak olmasıdır. Beşincisi, dervişleriyle muhîtindekilere şefkat ve merhametle muamele etmesidir. Altîncîsî, Îlâhî ilim ve hikmet ile davranmasıdır. Yedincisi, kalbinde Allah’tan başka bir şey kalmamasıdır. Sekîzincisi, dervişlerin manevî tahsi’lîne nice tahkim getirmesidir. Bu alâmetler, ehli tasavvuf tarafîndan tahkik edilmiştir. Karabaş Velî hazretleri “Mîzân”înda her bir alâmetin tahkikini yapmîştır. Salik, bir zâtîn insân-î kâmil olup olmadîşînî bu alâmetlerle anlayîp ona intisâb eder.
Bibliyografya
- Mü’minûn sûresi, 97-98. âyetler (şeytânîn vesvesesinden sığınma).
- Yûsuf sûresi, 53. âyet (nefsin kötülüşü emredici˙dir).
- Cin sûresi, 1-15. âyetler (cinnîlerin durumu).
- Felâk ve Nâs sûreleri (kâfir cinnîden sığınma).
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-İ’tikâf 11, şeytânîn damarda gezmesi.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’s-Selâm 23, şeytânîn hilesi.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’s-Sıfât 25, akıllı kişi tanîmı.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Acâibi’l-Kalb.
- İbn Arabî, Fütûhât-î Mekkiyye, insân-î kâmil bahsi.
- İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem, insân-î kâmil tahkimi.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, ilham ve mürşidin tasarrufu.
- Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, müridin ilhamî.
- Cüneydi Başdâdî, Resâil, kalbin tasfîyesi.
- Mevlânâ, Mesnevî, V. Defter, “Dervişin kalbi” beyitleri.
- Mevlânâ Hâlid el-Başdâdî, Mektûbât, mürşidin tasarrufu.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, insân-î kâmil bahsi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “İnsân-î kâmil” beyitleri.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Mü’minûn 97 tefsîri.
- Abdülkerim Cîlî, el-İnsânü’l-Kâmil, insân-î kâmil tahkimi.
- Ahmed Avni Konuk, Fusûsü’l-Hikem Şerhi, insân-î kâmil bahsi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, insân-î kâmilin kalbine gelen ilim, şeytânîn kalbe müdâhalesi, nefsin kalbe müdâhalesi, kâfir cinnînin müdâhalesi, mürşide ilhamî arz etmek ve insân-î kâmil mertebesinin alâmetleri gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn insân-î kâmil tahkimini izah eden bu sohbet, salikin manevî sıhhatini koruma mevzuunda kıymetli bir kaynaktır.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: İnsân-î Kâmil ve Manevî Sıhhat
Ek kaynaklar:
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, velayet, mürşidlik ve tasavvufi terbiye bahisleri.
- Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve şeyh-mürid adabı bahisleri.
- İbn Ataullah el-İskenderi, el-Hikemü’l-Ataiyye, tevhid, teslimiyet ve kalp hikmetleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi ve tasavvuf adabı bölümleri.