İnkârcılar Âyetleri İnkâr Eder — Yeryüzünde Önce Gelmiş Helâk Olmuş Kavimleri Görmezler
İnkârcılar âyetleri inkâr eder; yeryüzünde önce gelmiş, helâk olmuş kavimleri görmezler. Kur’ân defalarca bu uyarıyı yapar: «Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş bakmazlar mı?» (Yûsuf 109). Ad, Semûd, Lût, Firavun kavmi — hepsi tarih sahasında. Modern inkârcı bunları görse de — ibret almaz. Çünkü kalbi mühürlüdür; akıl yürütmesi engellenmiştir. Bu kalp körlüğü helâka götürür.
Yeryüzünde Helâk İzleri
Yeryüzünde helâk olmuş kavimlerin izleri vardır. Pompei kalıntıları, Lût gölü çevresindeki kalıntılar, Ad kavminin yerleri (Ahkâf vâdîsi), Semûd kavminin oydukları evler (Medâin Sâlih) — modern arkeoloji bunları teyîd etmiştir. Bu kalıntılar Allâh’ın âyetleridir; gören almalı; ibret çıkarmalı.
İbret Almak — Mü’minin Görevi
İbret almak mü’minin görevidir. «Onlardan ibret alın» (Yûsuf 111). Geçmiş kavimlerin hatâlarını okuyup — aynı hatâya düşmemek. Onların yıkımını görüp — aynı yıkıma sürüklenmemek. Bu zekânın değil; basîretin işidir. Allâh basîretli kullarına bu ibreti gösterir.
İnkârcının Kalp Mührü
«Allâh onların kalplerini mühürledi» (Bakara 7). İnkârda ısrar edenlerin kalpleri mühürlenir; artık âyetlere açık değil. Tarihteki ibretler görse de etkilenmez; mu’cize görse de inkâr eder. Bu kalp mührü en büyük cezâlardan biridir. Mü’min bu duruma düşmekten korkmalı.
Modern İnkârcılık — Aynı Tuzak
Modern dönemde inkârcılık biçim değiştirdi. Eski inkârcılar putlara taparken — modern inkârcılar bilim, materyalizm, sekülarizme tapar. Sebepleri farklı olabilir ama sonuç aynı: Allâh’ı reddetmek. Modern inkârcı Pompei kalıntılarını görse bile «bu doğa olayıdır» der; Allâh’ın âyeti kabûl etmez.
Mü’minin Tavrı — Görmek ve Anlamak
Mü’minin tavrı görmek ve anlamaktır. Tarihteki bütün âfetleri — Allâh’ın cezâ ve uyarısı olarak okumak. Modern âfetleri — Allâh’ın işâreti olarak değerlendirmek. Bu görüş mü’mini sürekli uyanık tutar; gaflete düşmesini önler. «Akletmiyor musunuz?» Kur’ân defalarca sorar.
Sünnetullâhın Sürekliliği
Sünnetullâh (Allâh’ın kanunları) süreklidir. «Sünnetullâhda bir değişme bulamazsın» (Fâtır 43). Geçmiş kavimleri helâk eden sebepler hâlâ geçerli. Zulüm — helâk getirir. Sapkınlık — helâk getirir. Allâh’ı inkâr — helâk getirir. Mü’min bu sürekliliği bilmeli.
Çağdaş Ümmet — Helâk Riski
Çağdaş ümmetin de helâk riski vardır. Eğer ümmet Allâh’a sırt çevirir, Peygamberin sünnetini reddeder, ahlâksızlığı normalleştirir, zulüme sessiz kalırsa — Allâh’ın cezâsı gecikmez. Mü’min bu tehlikeyi bilmeli; ümmetin düzelmesi için çalışmalıdır.
Niyâz — İbret Alan Mü’min
Niyâz: «Yâ Rab, beni inkârcıların kalp mühüründen koru. Geçmiş kavimlerin helâkinden ibret alma ferâseti ver. Sünnetullâhın sürekliliğini idrâk etmemi nasîb et. Çağdaş ümmetin helâk riskini görüp tedbîr almama yardım et. Görenlerden, anlayanlardan, ibret alanlardan eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi ibret alan mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İnkâr, İbret, Helâk. → Tasavvuf Sözlüğü