Cenâbı Hak celle celâlühü kâinâttaki her hâdise, her olay, ve her tezâhür için bir esmâ tahsîs etmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere, başlarına gelen her hâdisenin altında Cenâbı Hakk'ın belirli bir esmâsının tecellîsi olduğunu, ve bu esmâları Cenâbı Hakk'ın mürşidi kâmillerin gönüllerinden ümmete keşfettirdiğini beyân etmektedir. Bir mü'min hâdiselere bakarken, sadece zâhirî sebepleri görmemeli; o hâdisenin altındaki ilâhî isim ve sıfâtı da idrâk etmelidir. Bir musîbet ile karşılaştığında orada Cenâbı Hakk'ın ed-Dârr ismi tecellî ediyor olabilir; bir nimete eriştiğinde el-Mün'im ismi tecellî ediyor olabilir; bir hidâyete kavuştuğunda el-Hâdî ismi tecellî ediyor olabilir. Bu esmâların okunması mü'mini hâdiselerin köleliğinden çıkarır, ve onu Cenâbı Hakk'a yöneltir. Mürşidi kâmiller, Cenâbı Hakk'ın bahşettiği basîret ile bu esmâları okuyabilir, ve dervîşlere her hâdise için uygun bir esmâ ile zikir tâlim ederler. Bu sohbet hâdiselerin esmâ ile okunmasını, mürşidin bu husustaki rolünü, ve Halvetiyye yolundaki esmâ tâlîmâtını îzâh etmektedir.
Olayların Esmâ Tecellîsi
Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Göklerde ve yerde olanlar O'ndan ister; her ân O bir iştedir» (Rahmân 55/29) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme her ânın, her hâdisenin Cenâbı Hakk'ın bir tecellîsi olduğunu beyân eder. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Senin başına ne gelirse gelsin, o bir esmâ tecellîsidir. Hiçbir şey Cenâbı Hakk'ın isimleri dışında zuhûra çıkmaz» demektedir. Bu öğreti tasavvufun temel öğretilerindendir. Bir hâdise zâhirde belirli sebeplerle vukûâ gelir; lâkin bâtında Cenâbı Hakk'ın belirli bir esmâsının tecellîsi olarak ortaya çıkar. Mü'min bu esmâyı tanıdığında, hâdiseden ders alır, ve Hakk'a yaklaşmanın yolunu bulur. Esmâyı tanımayan mü'min ise hâdiseye sadece zâhirî sebepleri ile bakar, ve hâdise onu sıkıntıya, kedere, veya gurura sürükler.
Mürşidi Kâmilin Esmâ Keşfi
Mürşidi kâmil Cenâbı Hakk'ın katında belirli bir mertebeye ulaşmış, ve kalbi tecellîlere açılmış bir kişidir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Cenâbı Hak hâdiselerin altındaki esmâları sıradan bir mü'mine değil, mürşidi kâmillerin gönüllerine keşfettirir. O da bunu dervîşlerine tâlîm eder» demektedir. Yâni bir mürşid bir dervîşin başına bir musîbet geldiğini gördüğünde, o musîbetin altındaki esmâyı keşfeder, ve dervîşe o esmâyı zikretmesini tâlîm eder. Eğer o esmâ ed-Dârr ise, dervîş ed-Dârr esmâsını zikretmekle musîbete sabreder ve hikmetini idrâk eder. Eğer o esmâ er-Rauf ise, dervîş er-Rauf esmâsını zikretmekle Cenâbı Hakk'ın şefkâtini idrâk eder, ve sıkıntısı hafifler. Bu mürşidi kâmillerin Cenâbı Hakk'tan aldıkları büyük bir mîrâstır.
Esmâların Hâdiselerle İlgisi
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, esmâların hâdiselerle nasıl bir ilgisi olduğunu tafsîlatlı bir biçimde îzâh eder. Mü'min eğer iyileştirici bir esmâya ihtiyâç duyuyorsa eş-Şâfî ismini zikreder; eğer rızka ihtiyâç duyuyorsa er-Rezzâk ismini zikreder; eğer hidâyete ihtiyâç duyuyorsa el-Hâdî ismini zikreder; eğer korunmaya ihtiyâç duyuyorsa el-Hâfîz ismini zikreder. Cenâbı Hakk'ın her ismi belirli bir alanda etkilidir. Mustafa Özbağ Efendi, «Sen bu esmâları öyle ezbere okumayacaksın; her birini hâline ve ihtiyâcına göre okuyacaksın» demektedir. Mürşidi kâmil dervîşin hâlini bilir, ve ona uygun esmâyı tâlîm eder. Bu tâlîm sıradan bir bilgi aktarımı değil, kalpten kalbe bir aşılama ile gerçekleşir.
Esmâların Yedili Tertîbi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunda esmâlar belirli bir tertîpte zikredilir. Bu tertîb dervîşin nefsî mertebelerine göre düzenlenmiştir: Lâ ilâhe illâllâh (nefsi emmâre için), Allâh (nefsi levvâme için), Hû (nefsi mülhime için), Hak (nefsi mutmainne için), Hayy (nefsi râzıye için), Kayyûm (nefsi marziyye için), ve Kahhâr (nefsi kâmile için). Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında bu tertîbin niçin böyle olduğunu, her bir esmâda nelerin tecellî ettiğini, ve dervîşin hangi makâmlardan geçtiğini tafsîlatlı bir biçimde îzâh etmiştir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen bu yedi esmâ ile bütün nefis mertebelerinden geçeceksin. Her birinde bambaşka bir tecellî yaşayacaksın. Her birinde Cenâbı Hakk'ın başka bir yüzünü göreceksin» demektedir.
Esmâ Eğitiminin Edebi
Esmâ eğitimi sıradan bir zikir değildir; bu eğitim mürşidi kâmilin terbiyesi altında, halvet ile, riyâzet ile, ve mücâhede ile yapılır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir kişi mürşidsiz olarak esmâ zikrine başlamamalı; çünkü esmâlar büyük bir kuvvettir, ve eğitimsiz bir kalbe yıldırım gibi düşebilir» diye îkâz eder. Resûlullâh efendimiz hadîsi şerîfte «Cenâbı Hakk'ın doksan dokuz ismi vardır; kim onları sayarsa cennete girer» (Buhârî) buyurmuştur. Buradaki «sayma» sadece dilde sıralama değil, kalpte yaşama demektir. Esmâları yaşamak için mürşid eğitimi şarttır. Halvetiyye yolunda dervîş yedi esmâyı sırayla geçer; her birinde belirli bir süre kalır; her birinin hâlini, makâmını, ve tecellîsini yaşar. Bu süreç hayât boyu sürebilir.
Halvetiyye Yolunun Esmâ Tâlîmâtı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun esmâ tâlîmâtı çok titiz bir şekilde düzenlenmiştir. Mürşidi kâmil dervîşi takip eder, onun hâlini gözler, ve uygun zamanda bir sonraki esmâya geçirir. Mustafa Özbağ Efendi, «Bu yolda her dervîşin hızı farklıdır. Bazı dervîşler bir esmâda yıllarca kalır; bazıları ise hızla geçer. Mürşidi kâmil bunu Cenâbı Hakk'ın izniyle takdîr eder» demektedir. Mustafâ Özbağ efendi de, «Sen kendi hızında ilerleyeceksin; başkasını taklîd etmeyeceksin. Mürşidin sana ne der ise onu yapacaksın; onun bilgisi ve basîreti senin önündedir» diye nasîhat eder. Bu eğitim sâyesinde dervîş Cenâbı Hakk'ın isimlerinin tecellîlerini hayâtının her sâhasında yaşar; ve nihâyetinde «halîfetullâh» sıfâtının nasıl bir mes'ûliyet ve nimet olduğunu anlar.
- Kur'ânı Kerîm: Rahmân 55/29; A'râf 7/180; İsrâ 17/110; Haşr 59/22-24.
- İmâm Gazzâlî, el-Maksadü'l-Esnâ fî Şerhi Esmâ'illâhi'l-Hüsnâ.
- İmâm Râzî, Levâmi'u'l-Beyyinât fî Şerhi Esmâ'illâhi Te'âlâ.
- İbnü'l-Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, esmâ tecellîleri.
- İbnü'l-Arabî, Fusûsu'l-Hikem, esmâ ve hikmet bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, yedi esmâ tertîbi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, esmâ remzleri.
- İmâm Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, esmâ ve makâmlar.
- Sülemî, Hakâ'iku't-Tefsîr, esmâ tefsîrleri.
- Kuşeyrî, Letâ'ifü'l-İşârât, esmâ tecellîleri.
- Hucvirî, Keşfü'l-Mahcûb, sûfî hâlleri.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât, esmâ şi'irleri.
- Erzurumlu İbrâhîm Hakkı, Mârifetnâme, esmâ bahsi.
- Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi, esmâ remzleri.
- İmâm Süyûtî, ed-Dürrü'n-Nazîm, esmâ-i hüsnâ.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Esmâ Tecellîsi Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet olayların esmâ tecellîsini, mürşidin esmâ keşfini, esmâların hâdiselerle ilgisini, yedili tertîbi, esmâ eğitiminin edebini, ve Halvetiyye yolunun esmâ tâlîmâtını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Esmâ Tecellîsi Sohbetleri