Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sevgi ·

Hazreti Pir, sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz ben nerde deyince direkt fena

sevgilimizin bulunduğu yerde biz ve ben nerede sevgilimiz dedi Allah Celle celalühu onun bulunduğu yerde biz ve ben nerede şimdi meseleye Bu açıdan baktığınızda yerin bütün varlığın tamamıyla da üstü ...


Hazret-i Pîr: Sevgilinin Olduğu Yerde Biz Neredeyiz, Ben Nerdeyim?

Hazret-i Pîr (Mevlânâ Celâleddin Rûmî) der: «Sevgilinin olduğu yerde biz neredeyiz? Ben nerdeyim?» Bu, fenâ fillâh mertebesinin ifâdesidir. Sevgili — Allâh; O’nun varlığı yanında kulun varlığı yoktur. Sufî bu mertebede kendi varlığını fânî görür; sâdece Allâh’ın varlığını gerçek bilir. «Ben» — kalmaz; sâdece «O» kalır. Bu, tasavvufun zirvesidir.

Fenâ Fillâh — Allâh’ta Yok Olmak

Fenâ fillâh — Allâh’ta yok olmak demektir. Sufî bu mertebede kendi benliğini terk eder; sâdece Allâh’ı görür. Bu, kibirsizliğin zirvesi. Kibir varsa benlik var; benlik yoksa kibir yok. Fenâ fillâh kibrin ölümüdür. Bu mertebeye erişen kişi tamâmen Allâh için yaşar.

«Sevgili Yanında Ben Yokum»

«Sevgili yanında ben yokum» — fenâ fillâhın ifâdesidir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in Mi’râc’da yaşadığı bu hâl. Allâh’ın huzûrunda «ben» kalmaz. Bütün varlık fânî görünür; sâdece Hak bâkî. Bu hâl velîlere bâzen lutfedilir; ve onlar bu hâlin meyvesi olarak şath sözleri söyleyebilirler.

Mevlânâ’nın Aşkı — Şems’le Başladı

Mevlânâ’nın aşkı Şems-i Tebrîzî ile başladı. Şems Mevlânâ’yı uyandırdı; ona Allâh aşkını öğretti. Mevlânâ Şems’i bulduktan sonra hayâtı değişti; eski âlimliğini bıraktı; aşıka döndü. Mesnevî ve Dîvân-ı Kebîr bu aşkın eseri. 800 yıldır okunan bu eserler aşkın bitmediğini gösterir.

«Ben Nerdeyim?» — Hayret Hâli

«Ben nerdeyim?» — hayret hâlinin ifâdesidir. Sufî kendi benliğini ararken bulamaz; çünkü Sevgili karşısında benlik silinmiştir. Bu hayret normal değil; mâneviyâtın bir lutfu. Sıradan insan «ben buradayım» der; sufî «ben nerdeyim?» diye sorar. Bu fark mertebeyi gösterir.

Modern «Ben»in Şişmesi — Ters Yön

Modern dünyâda «ben»in şişmesi yaygındır. «Bana ne lâzım, ben kimim, benim hakkım» — modern söylem. Tasavvuf bunun tersine yürür: «Ben» azalır, «O» büyür. Bu, bireyselciliğin karşısında bir mâneviyât. Mü’min modern bireyselcilikten uzaklaşıp tasavvufun fenâ yoluna girer.

Fenâ’nın Sonucu — Bekâ

Fenâ’nın sonucu bekâdır — kalıcılık. Sufî kendi benliğini Allâh’ta fenâ ettiğinde, Allâh’ın bekâsı ile bâkî olur. «Yer üzerinde her şey fânî; senin azamet ve ikrâm sâhibi Rabb’inin yüzü bâkî» (Rahmân 26-27). Sufî Allâh’a yöneldiğinde, O’nun yüzünde bekâ bulur. Bu, ölümü aşan bir hayâttır.

Niyâz — Fenâ Fillâh Mertebesi İçin

Niyâz: «Yâ Rab, beni Sevgili’nin yanında ‘biz neredeyiz, ben nerdeyim?’ diyebilen bir sufî eyle. Fenâ fillâh mertebesine yaklaşmamı nasîb et. Modern bireyselcilikten beni koru. Mevlânâ’nın aşkı bende olsun. ‘Ben’ azalıp ‘O’ büyüsün. Sonunda Senin bekânla bâkî olmamı nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi fenâ ehli sufîler eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ, Mevlânâ, Sevgili. → Tasavvuf Sözlüğü