Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Haramlar ·

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin

Şimdi kalbime geleni söyleyeyim. Hazreti Şimdi kalbime geleni söyleyeyim. Hazreti Ayşe annemiz<...

İbadetin hakikati, haramları terk etmeden tezahür etmez. Ne kadar çok namaz kılınsa, ne kadar çok oruç tutulsa, harama el atılm'aya devam edili'y'orsa, ibadetlerin manevi semer'es'i tezahür etmez. Bu sohbette haramı terk etmenin manevi mertebes'i, ibadet ile haram arasındaki manevi ilişki ele alınmaktadır.


İbadetin Hakikati ve Şer'î Şartı

İbadetin hakikati, sad'ec'e bedensel hareketler veya dil ile söylenen lafızlar değildir; ibadet kalbin Allah'a yönelmesi ve hayatın O'nun rıza'sına uy'arak yürütül'mes'idîr. Bu yönüyle ibadet bir bütünlük arzeder; sad'ec'e namaz kılm'ak veya oruç tutm'ak ile sınîrlî değildir. Hayatîn her ş'ub'esi Allah'ın rız'ası üzer'e götürül'melîdîr. Bir mü'min ne kadar çok ibadet ederse etsin, eğer hayatı haramlarla örgülü ise, ibadet'in'in manevi semer'es'i tezahür etmez. Hz. Resulullah, «Bir kim'se haram lokmadan kar'nînî doyürürs'e, kırk gün nam'azî kabul olm'az» manasîndaki rivay'et'inde bu hakik'at'e dik'k'at çek'm'iş'tîr.

Haram Lokm'anîn Manevi Tezahürleri

Haram lokm'a, mü'min'in manevi seyrini en çok bozan bir haldir. Tasavvuf büyükleri, «Haram lokm'a kalbi karartîr, manevi feyzi keser» demiş'ler'dîr. Mü'min haram lokm'a yer'se, kalbi'ne karanlîk akar; ne kadar zikir et'se de, ne kadar nam'az kıl'sa da manevi feyz almasî zorlaşîr. Cenâbı Hak Bakara sûresi 168'de, «Ey ins'an'l'ar! Yer'yüzündek'i hel'al ve tem'iz şey'ler'den yiy'in» buyur'müş'tur. Bu ây'et, mü'min'in lokm'asîn'a dik'k'at etm'es'in'i ve hel'al'e önem ver'm'es'in'i emr'ed'er. Haram lokm'a sad'ec'e haram tarzînda kazanîl'm'ış lokm'a değil'dîr; haram tarzînda kazanîl'm'ış parayla alın'm'ış lokm'a da haram'dîr.

Hz. Resulullah'ın Tav'siy'esî

Hz. Resulullah, sahab'ey'e bir tav'siy'es'in'de şu ifa'de'y'i kullanmıştır: «Hel'al'den yiy'in, hel'al'den iç'in; şüphe'lî olan'dan kaçîn'ın». Bu rivay'et mü'min'in hel'al'e önem ver'm'es'in'i ve şüphe'lî olan'lar'dan da uzak dur'masîn'ı tav'siy'e ed'er. Mü'min sad'ec'e açîk haram'dan değil, şüphe'lî olan'dan da kaçînm'alîdîr. Bu manevi yönüyle, mü'min hayatîn'ın her ş'ub'es'in'i hel'alharam çizg'is'i üzer'e düzen'ler. Para kaz'anîrken hel'al'den kazanîr, ailesi'n'e hel'al lokm'a yed'ir'ir, çev'res'in'e hel'alharam bilgîsi yay'ar.

Haramî Terk'in Manevi Mertebes'i

Haramî terk etmek, ibadet'in tem'el'idîr. Mü'min önce haramî terk etmelîdîr; sonra ibadet'in'in manevi semer'esî tezahür ed'er. Hz. Resulullah, «En fazîl'et'lî ibadet, har'amî terk etm'ek'tîr» rivay'et'ind'e bu hakik'at'e dik'k'at çek'm'iş'tîr. Bir mü'min gün'de bin rek'at nam'az kıl'sa, ama ibadet'ten son'ra haram işli'y'orsa, manevi olarak gerile'mektedir. Aksine, az ibadet et'se de haram'dan kaçınîy'orsa, manevi olarak yük'sel'mektedir. Cenâbı Hak Anke'bût sûresi 45'te, «Nam'az fâhşîş'a ve kötülüğe en'gel olur» buyur'ur. Bu ây'et, gerçek nam'azîn mü'min'i haram'dan men ed'ec'eğin'i sergil'er. Eğer mü'min nam'az kıl'ar ama haram'dan kaçınîmîy'or'sa, nam'azî gerçek nam'az değildir; manevi olarak za'yîflıkt'ır.

İbadet ve Haram'ın Bera'ber'lîği

Bazı mü'min'l'er, ibadet'leri ifa et'tikleri sebep'l'e haramî terk etmeyi vacip gör'mez'l'er; «ben nam'az kılîy'or'um, oruç tut'u'y'or'um, bu kadarî yet'er» diy'e düşünür'l'er. Bu yanîl'gî bir tutum'd'ur. İbadet ile haram bir araya gel'mez; haramî terk et'm'ek ibadet'in tem'el'idîr. Mü'min gerçek manada Allah'a yön'el'mïş ise, hayatîn'ın her ş'ub'es'in'i haram'dan korüy'ac'ak'tır. İmâm Gâzalî, «Bir kim'se ibadet ed'er ama hayatîn'ı haram'la örgül'er'se, manevi olarak yıkıl'm'ıştîr» demiş'tîr. Mü'min ibadet'lerîn'in manevi semer'esîn'i ya'ş'ay'abil'm'ek için ön'c'e haramî terk etmelîdîr.

Mü'min'in Haram'la Mücad'ele'si

Haram'la mücad'ele etm'ek manevi olarak en zor mücad'el'el'er'd'en bi'r'id'ir. Nef'is hara'ma meylet'm'eyi sev'er; haram bazen tatlı, bazen cazi'b görünür. Mü'min'in haram'a kar'şı dur'masî manevi olarak mücad'ele'dîr. Bu mücad'el'ed'e en büyük vasıt'a Allah'a yön'el'mek, du'a etmek, zikir et'mek ve salîh dost'l'ar'la bera'ber olm'ak'tır. Mürşîdi kâmil'in nez'ar'et'in'de manevi seyir gestiren mürid, haram'la mücad'el'ed'e en kuv'v'et'lî manevi des't'ek alır. Hayatîn her vaktîn'de Allah'ı huzur'u kalp'te tut'mak, kalbi'n'in haram'a meylîn'i sükûn'a getir'ir. Mü'min haramî terk ede'rek manevi olarak yük'sel'ir, ibadet'l'erîn'in semer'es'in'i ya'ş'ar, Cenâbı Hakk'ın muh'abb'et'in'e kavuş'u'şm'ay'ı ümit ed'er.


Bibliyografya

  • Kur'ânı Kerîm, Bakara 2/168, 172, 188; Mâide 5/87-88.
  • Anke'bût 29/45; A'raf 7/157; Yûsuf 12/53.
  • Buhârî, Bey'u, 2; Et'ım'e, 4-5.
  • Müslim, Zükât, 65; Mus'ak'at, 107.
  • Tirmizî, Bey'u, 1; Ebû Dâvûd, Bey'u, 3.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, hel'alharam âyetleri.
  • İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Hel'al-Haram bölümü.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, ver'a' babları.
  • İbn Teymiyye, Mecmûu'l-Fetâvâ, hel'alharam bahisleri.
  • Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, hel'alharam bahisleri.
  • Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, ver'a' babı.
  • İbn Atailah, Hikemi Ataiyye, hel'alharam hikmetleri.
  • Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (hel'alharam türevî konuları).
  • Sülâmî, Tabakâtu's-Sufiyye, ver'a' bahisleri.
  • Yûnus Emre Divanı, hel'alharam şühudu.
  • İmâm R&abbacirc;nî, Mektûbâtı Şerîfe, ver'a' mektupları.
  • Mahmud Sami Ramazanoğlu, Hel'al-Haram Sohbetleri.
  • Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, ver'a' faslı.
  • Bediuzzaman Said Nursî, Mektubat, hel'alharam bahisleri.
  • Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Haram-İbadet serisi.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, «Haramî terk etmedikçe ibadet'in hakikati'ne erm'ezsin» ifa'des'i üzerinden ibadet ile haram'ın manevi ilişkisini, hel'al lokm'a'nîn manevi tezahürlerini ve haram'la mücad'ele'nîn yönünü bütünlük içinde sun'maktadır. Haramibadet serisinde tem'el sohbet niteliğindedir.


Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Haram-İbadet