İbadetin hakikati, haramları terk etmeden tezahür etmez. Ne kadar çok namaz kılınsa, ne kadar çok oruç tutulsa, harama el atılmaya devam ediliyorsa, ibadetlerin manevi semeresi tezahür etmez. Bu sohbette haramı terk etmenin manevi mertebesi, ibadet ile haram arasındaki manevi ilişki ele alınmaktadır.
İbadetin Hakikati ve Şer’i Şartı
İbadetin hakikati, sadece bedensel hareketler veya dil ile söylenen lafızlar değildir; ibadet kalbin Allah’a yönelmesi ve hayatın Onun rızasına uyarak yürütülmesidir. Bu yönüyle ibadet bir bütünlük arzeder; sadece namaz kılmak veya oruç tutmak ile sınirli değildir. Hayatın her şubesi Allah’ın rızası üzere götürülmelidir. Bir mü’min ne kadar çok ibadet ederse etsin, eğer hayatı haramlarla örgülü ise, ibadetinin manevi semeresi tezahür etmez. Hz. Resulullah, «Bir kimse haram lokmadan karnini doyürürse, kırk gün namazı kabul olmaz» manasındaki rivayetinde bu hakikate dikkat çekmiştir.
Haram Lokmanın Manevi Tezahürleri
Haram lokma, mü’min’in manevi seyrini en çok bozan bir haldir. Tasavvuf büyükleri, «Haram lokma kalbi karartır, manevi feyzi keser» demişlerdir. Mü’min haram lokma yerse, kalbine karanlık akar; ne kadar zikir etse de, ne kadar namaz kılsa da manevi feyz alması zorlaşır. Cenâbı Hak Bakara sûresi 168’de, «Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz şeylerden yiyin» buyurmuştur. Bu âyet, mü’min’in lokmasına dikkat etmesini ve helale önem vermesini emreder. Haram lokma sadece haram tarzında kazanılmış lokma değildir; haram tarzında kazanılmış parayla alınmış lokma da haramdır.
Hz. Resulullah’ın Tavsiyesi
Hz. Resulullah, sahabeye bir tavsiyesinde şu ifadeyi kullanmıştır: «Helalden yiyin, helalden için; şüpheli olandan kaçının». Bu rivayet mü’min’in helale önem vermesini ve şüpheli olanlardan da uzak durmasını tavsiye eder. Mü’min sadece açık haramdan değil, şüpheli olandan da kaçınmalidir. Bu manevi yönüyle, mü’min hayatının her şubesini helalharam çizgisi üzere düzenler. Para kazanirken helalden kazanır, ailesine helal lokma yedirir, çevresine helalharam bilgisi yayar.
Haramı Terk’in Manevi Mertebes’i
Haramı terk etmek, ibadetin temelidir. Mü’min önce haramı terk etmelidir; sonra ibadetinin manevi semeresi tezahür eder. Hz. Resulullah, «En fazıletli ibadet, haramı terk etmektir» rivayetinde bu hakikate dikkat çekmiştir. Bir mü’min günde bin rekat namaz kılsa, ama ibadetten sonra haram işliyorsa, manevi olarak gerilemektedir. Aksine, az ibadet etse de haramdan kaçınıyorsa, manevi olarak yükselmektedir. Cenâbı Hak Ankebût sûresi 45’te, «Namaz fâhşışa ve kötülüğe engel olur» buyurur. Bu âyet, gerçek namazın mü’min’i haramdan men edeceğini sergiler. Eğer mü’min namaz kılar ama haramdan kaçınımıyorsa, namazı gerçek namaz değildir; manevi olarak zayıflıktır.
İbadet ve Haram’ın Beraberliği
Bazı mü’min’l’er, ibadetleri ifa ettikleri sebeple haramı terk etmeyi vacip görmezler; «ben namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, bu kadarı yeter» diye düşünürler. Bu yanılgi bir tutumdur. İbadet ile haram bir araya gelmez; haramı terk etmek ibadetin temelidir. Mü’min gerçek manada Allah’a yönelmiş ise, hayatının her şubesini haramdan korüyacaktır. İmâm Gâzâlî, «Bir kimse ibadet eder ama hayatını haramla örgülerse, manevi olarak yıkılmıştır» demiştir. Mü’min ibadetlerinin manevi semeresini yaşayabilmek için önce haramı terk etmelidir.
Mü’min’in Haram’la Mücadelesi
Haram’la mücadele etmek manevi olarak en zor mücadelelerden biridir. Nefis harama meyletmeyi sever; haram bazen tatlı, bazen cazib görünür. Mü’min’in harama karşı durması manevi olarak mücadeledir. Bu mücadelede en büyük vasıta Allah’a yönelmek, dua etmek, zikir etmek ve salıh dostlarla beraber olmaktır. Mürşidi kâmilin nezaretinde manevi seyir gestiren mürid, haramla mücadelede en kuvvetli manevi destek alır. Hayatın her vaktınde Allah’ı huzuru kalpte tutmak, kalbinin harama meylini sükûna getirir. Mü’min haramı terk ederek manevi olarak yükselir, ibadetlerinin semeresini yaşar, Cenâbı Hakk’ın muhabbetine kavuşuşmayı ümit eder.
Bibliyografya
- Kur’ânı Kerîm, Bakara 2/168, 172, 188; Mâide 5/87-88.
- Ankebût 29/45; Araf 7/157; Yûsuf 12/53.
- Buhârî, Bey’u, 2; Etıme, 4-5.
- Müslim, Zükât, 65; Musakat, 107.
- Tirmizî, Bey’u, 1; Ebû Dâvûd, Bey’u, 3.
- İbn Kesîr, Tefsirul-Kur’âni’l-Azım, helalharam âyetleri.
- İmâm Gâzâlî, İhyâu Ulûmid-Din, Helal-Haram bölümü.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricüs-Sâlikîn, vera’ babları.
- İbn Teymiyye, Mecmûul-Fetâvâ, helalharam bahisleri.
- Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtul-Kulûb, helalharam bahisleri.
- Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, vera’ babı.
- İbn Atâullah, Hikemi Ataiyye, helalharam hikmetleri.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (helalharam türevi konuları).
- Sülâmî, Tabakâtus-Sufiyye, vera’ bahisleri.
- Yûnus Emre Divanı, helalharam şühudu.
- İmâm R&abbacirc;ni, Mektûbâtı Şerîfe, vera’ mektupları.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Helal-Haram Sohbetleri.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, vera’ faslı.
- Bediuzzaman Said Nursı, Mektubat, helalharam bahisleri.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Haram-İbadet serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, «Haramı terk etmedikçe ibadetin hakikatine ermezsin» ifadesi üzerinden ibadet ile haramın manevi ilişkisini, helal lokmanin manevi tezahürlerini ve haramla mücadelenin yönünü bütünlük içinde sunmaktadır. Haramibadet serisinde temel sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Haram-İbadet