Kur’an’da Peygamber Efendimize yönelik “Sen yine de zikret, çünkü zikir müminlere fayda verir” emri verilmiştir. Meallerde bu ayet genellikle öğüt verme anlamında tercüme edilse de, ayetin özünde doğrudan zikir emri vardır. Bu emir, Peygamber Efendiye seslenmiş olsa da, Kur’an hem maddi hem manevi boyutlarıyla, hem geçmiş peygamberlere hem de kıyamete kadar gelecek tüm insanlığa hitap ettiğinden, bu aslında bütün müminlere yönelik bir emirdir.
Gafletten kurtuluşun tek yolu Allah’ı zikretmektir Hakkında
Zikir, kalbi ölüm uykusundan uyandıran ve diriltici bir ibadettir. İnsanların çoğu günlük hayatlarında büyük bir gaflet içerisine düşerler ve bu gafletten kurtuluşun tek yolu Allah’ı zikretmektir. Zikir yoluyla insan gaflet halinden kurtulur, öğüt alır, kalbinin çalışması sağlanır ve kalbe Allah sevgisi yerleşir.
Zikir aynı zamanda hatırlama, öğüt ve manevi dirilişin kaynağıdır. Kalbin mutmainliğine (huzura) ulaşabilmek için zikrullah yapılması zorunludur. Zikrsiz bir kalpte mutmainlik oluşmaz ve bu durumda insan Allah’a, Peygamber’e ve dine tam olarak bağlanamamış olur; imanı kemale eremez.
Allah insanları kendisini tanı ve bilsin diye yaratmıştır. Yaratırken de insanların içine kendi ruhundan üflemiştir. Tüm yaratılışın insan için var olması gibi, insanın da yaratılışı Allah için gerçekleşmiştir. İnsan, varlığında ve amacında Allah’a bağlıdır.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı