Fenâ fillâh Mertebesinde Mürşidin Kalbi — İlhâm Almaya Başlar
Fenâ fillâh noktasına gelen bir mürşidin kalbi ilhâm almaya başlar. Bu, tasavvufun en derin mertebelerinden biridir. Fenâ fillâh — Allâh’ta yok olmak. Bu mertebede mürşid kendi nefsini Allâh’a teslîm etmiş; ve kalbi Allâh ile dolmuştur. Bu noktada Allâh kalbe ilhâm gönderir. İlhâm — kalbe doğrudan bilgi akışı. Bu, peygamberlik vahyi gibi değildir; ama Allâh’tan bir lütuftur.
Fenâ fillâh — Mâneviyâtın Zirvesi
Fenâ fillâh — Allâh’ta fenâ — tasavvufun en yüksek mertebelerindendir. Mürîd önce fenâ fi’ş-şeyh (şeyhte fenâ); sonra fenâ fi’r-resûl (Hz. Peygamber’de fenâ); en son fenâ fillâh (Allâh’ta fenâ). Bu üç aşama bir merdivendir. Her aşama önceki aşamanın üstüne kurulur. Sâdece çok az mü’min bu mertebeye ulaşır.
İlhâm — Kalbe Doğrudan Bilgi
İlhâm, kalbe doğrudan bilgi akışıdır. Peygamberlik vahyinden farklıdır; daha düşük bir mertebe. Vahiy ancak peygamberlere gelir; ilhâm ise velîlere de gelebilir. Allâh’ın bir lütfu olarak kalbe doğan bilgi. Mürşid bu ilhâmları alarak mürîdlere yol gösterir. Ama her «içe gelen» şey ilhâm değildir; bâzısı şeytandan, bâzısı nefsten olabilir.
İlhâm ile Vesvese Ayırımı — Önemli
İlhâm ile vesvese ayırımı önemlidir. İlhâm Allâh’tan; vesvese ise şeytandan. İkisi kalbe gelir; ama farklıdır. Tasavvufî gelenekte bu ayırım için ölçüler vardır: 1) İlhâm sünnete uygun; vesvese sünnete aykırı. 2) İlhâm sâkin; vesvese karışık. 3) İlhâm Allâh’a yönlendirir; vesvese dünyâya. Bu ölçüleri bilen mü’min ayırt edebilir.
İlhâm Şer’î Delîl Değildir — Sünnet Üstün
İlhâm şer’î bir delîl değildir. Yâ’nî sünnete aykırı bir ilhâm geçerli değildir. Kur’ân ve sünnet üstündür; ilhâm onlara tâbî. Bu yüzden bir mürşid «bana ilhâm geldi» diyerek sünnete aykırı bir hüküm veremez. Eğer öyle yapıyorsa, mürşid değildir. İlhâm sünneti tamamlar; ona aykırı değildir.
Hz. Ömer’in Firâseti — İlhâm Örneği
Hz. Ömer ibnü’l-Hattâb radıyallâhu anh firâset sâhibiydi. Bâzen Allâh ona ilhâm verirdi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Eski ümmetlerde muhaddesler (Allâh’ın ilhâm verdiği kullar) vardı; benim ümmetimde Ömer de onlardandır.» Bu, ilhâm mertebesindeki velîlerin örneğidir. Hz. Ömer bu mertebede idi.
Mürşidin İlhâmı — Mürîdler İçin Rehberlik
Mürşidin ilhâmı mürîdler için rehberliktir. Bâzen mürşid bir mürîde özel bir reçete verir; bu ilhâm ile gelmiştir. Mürîd «niye bana özel?» sormaz; mürşidin firâsetine güvenir. Çünkü mürşid Allâh’ın izniyle onun durumunu bilir. Bu, mürîdliğin bir parçasıdır.
Modern «İlhâm İddiâları» — Dikkatli Olmak
Modern dönemde «ilhâm aldım» diyen birçok kişi vardır. Bunların çoğu sahtekârdır. Gerçek ilhâm sünnete uygun olur; ve mürşid bunu sâdece kendisi için kullanır; başkalarına ilan etmez. Eğer biri «ben ilhâm aldım» diyerek başkalarını etkilemeye çalışıyorsa, şüpheli. Gerçek velîler ilhâmlarını gizler.
Niyâz — Fenâ ve İlhâma Ulaşmak
Niyâz: «Yâ Rab, beni fenâ fillâh noktasına ulaşan bir mürîd eyle. İlhâmlarını bana lütfeyle; ama vesveselerden koru. İlhâm ile vesvese ayırımını yapan bir mü’min eyle. Mürşidin ilhâmlarından istifâde etmemi nasîb et. Sünnet üstün olduğunu bilmemi sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi fenâ ve ilhâma ulaşan velîlerden eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ fillâh, İlhâm, Mürşid. → Tasavvuf Sözlüğü