Faizin Anaparanın Kirâsı Olması Görüşü: Klasik İslâm Hukukçularının Reddi
Bu görüş esâsında faizi «paranın kirâsı» olarak değerlendirmekle ilgilidir. İlk akitteki fazlalık, verilen borçtan istifâde etmeye karşılık «kirâ» olarak düşünüldüğü için, yasaklanan ribâ kapsamından çıkarılmak istenir. Bu doğru değildir. Tipik İslâm hukukçuları da, klâsik İslâm hukukçuları da buna katılmazlar; buna katılmaları da mümkün değildir.
Bakara Sûresi 279 ve Mekke’nin Fethi
Bakara Sûresi 279’da «Anapara sizindir» buyurulmuştur. Bu, normalde Mekke’nin fethi ile alâkalıdır. Mekke’nin fethinde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke’de faizi yasaklamıştır. İlk yasakladığı faiz de amcası Hz. Abbâs’ın faizleridir. Hz. Abbâs geldi ve sordu: «Anapara da mı?» Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu: «Sen anaparanı al.» Bu hüküm oradan gelir.
Para, fıkıh dilinde misli mal–istihlâkî maldır; ayn (mülk gibi) değildir. Yâ’nî kullanıldığında tüketilir; menfaati ayn’dan ayrı bir vücûd hâlinde durmaz. Bu sebeple paranın «kirâya verilmesi» bir hîlei şer’iyye girişimidir; modern «İslâmî finans» argümanlarının dayandığı temel olan bu telakkî, klâsik fıkıh ulemâsının ittifâkıyla reddedilmiştir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü