Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
zikrullah ·

Evinizde, dilinizde, kalbinizde zikrullah olacak

şımarır, şaşırır, kibirlenir. Allah'ı unutur. Ama bir kimsenin başında hani biraz illet, biraz gllet, biraz zillet olsa Allah'ı unutmaz. O kimse bol bol Allah'ı zikreder, dua eder. Hani adamın başında...

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi hazretleri insanoğlunun rahâtta şımarıp zikri unutmasını, geçim sıkıntısında ise Allâh’la bâğı kuvvetli tuttuğunu; nâfileyi terk edenin derbedey ders çekme bahaneleri uydurduğunu, üç kişide cemaat hilesinin nefsin kaçamaklarından olduğunu; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem’in “İçinde Allâh zikredilen ev mâmûrdur, edilmeyen harabedir” ve “Allâh’ı zikreden diridir, zikretmeyen ölü gibidir” hadîsleri ile evin, arabanın, malın, nefesin, vücudun, sağlığın ve zamanın kıyamet günü hesabının sorulacağını; kurtuluşun yegane yolunun zikrullâh cemaatleri olduğunu, evdedildekalpte ve namazlardan hemen sonra zikrin terk edilmemesi gerektiğini tafsîl ile beyân etmektedir.


İnsanın Tabiatı: Rahât Zikri Unutturur, Sıkıntı Zikri Diriltir

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri sohbete insanoğlunun şâşâsı ile açar: “İnsanoğlu enteresan bir varlıktır. Biraz rahât yüzü görse, biraz dünyevî olarak rahatlasa hemen şımarır, şaşırır, kibirlenir; Allâh’ı unutur. Ama bir kimsenin başında biraz illet, biraz gillet, biraz zillet olsa Allâh’ı unutmaz; bol bol zikreder, duâ eder.” Bu, Furkân sûresi 17-18’de hatîrlatılan kânûnun bir tezahürüdür — nimet içinde yüzen kavimler Allâh’ı zikretmeyi unutmuş, yok olmaya lâyık kavimler olmuşlardır.

Efendi hazretleri kendi tecrübesinden örnek verir: “Adamın başında bir dert vardır; o dertten dolayı Allâh’ı unutmaz. Her dâim Allâh’ı zikreder, duâ eder, ister. Allâh’la arasını bozmamaya çalışır. Borç gevşeyince, işler düzelince sabahları okumayı bırakır, zikrullâhı da bırakır. Derdigamıtasası kalmayınca yakasını salar.” Demek ki: insanı zikre kuvvetle bağlayan ekseriyâ sıkıntıdır; rahâtta zikrini elden bırakmayan ise gerçek zikr ehlidir.

Efendi hazretleri türkmenin “Ensende boza pişmiş olsa sabah akşam ‘Allâh’ım’ dersin” ifadesini kullanarak insanın bu kayganlığını teşhîr eder. Belâ sıkıştığında zikir dudaktan düşmez; ferah bürudüğünde ise “sabah okuyamadıysam öğlene çekerim, öğlen olmazsa ikindiye çekerim, ikindi olmazsa akşama” bahaneleri başlar. Bu, manevî bir hastalık alametidir — gafletin ilk işareti.


Nefsin Kaçamak Yolları: Üç Kişide “Cemaat” Hilesi

Efendi hazretleri kendi nefsindeki tarihi kaçamağı açıkça zikreder — bu, şeyhin sadâkatidir, kendi hatasını önüne koymadan dervîşine söylemez: “Hemen şurada üç kişiyi çevirelim Allâh’ı zikredelim, ders çekilmiş olsun. Cemaatle zikrullâh yaptın mı? Yaptın. Hanefî’ye göre üç kişide cemaat oldu mu? Oldu. Ama bu nefsin kaçtığı yerler.” Sûreti hakîkatte: usulen cemaat kurulmuş görünür, ama mânâca zikrullâhın hakkı verilmemiştir.

Efendi hazretleri Bayındır döneminden hatırasını paylaşır: “Bayındır’da ilk yeni başladığımızda önce kendi nefsimi attım. Bayındırlıları da atayım. Nuri’nin pastanesinin üstünde ikindiyi kılıyoruz. Onlar beni bekliyorlardı — hani üç tevhîd vuracağız ders çekilmiş olacak. Çıkıyoruz pastanenin ikinci katına; ikindiyi kıldıktan sonra ‘abi ders çekildi mi?’ diyorlar. ‘Çekildi’ diyorum ben.” Sonra bu kaçamağı kendi nefsinden de def edip itiraf etmiştir.

Bu hilâfi nefse dervîşin gözlü bahaneleri denir: ikindiden sonra çekerim, akşamdan sonra çekerim, yatsıdan sonra çekerim, sabah namazından önce kalkar iki günlük birden çekerim. Bu “ileriye atma” tavîki gafletten kaçamayan bir gafletin sağmâlıdır. Vird geçmez; nefs geçtirir. Tehiri taat zikrullâhda gaflet kapısını açar.


Hadîsi Şerîf: Mâmûr Ev ile Harabe Ev Arasındaki Fark

Efendi hazretleri Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem efendimizin hadîsi şerîflerini hatırlatır: “Ey ashabım, size mâmûr bir ev ile yıkıntı bir ev arasındaki farkı söyleyeyim mi?” derler. ‘Söyle, yâ Resulallâh’ dediler. Buyurdular ki: ‘İçinde Allâh’ın zikredildiği ev mâmûrdur — yıkıntı dahi olsa. İçinde zikrullâh yapılmayan ev harabedir — mâmûr dahi olsa.’” (Müslim, Misafirin 211; Buhârî, Deavât 66 bâbında benzer rivayet)

Bu hadîs zikrullâhın mekâna akan bereketini ortaya koyar. Efendi hazretleri tatbikatî bir yüz verir: “Senin bir villan var, harika. İçinde zikrullâh olmuyorsa harabe; harabe bir evin var. Eğer içinde zikrullâh oluyorsa o mâmûr bir ev. Evlerinizi zikrullâh’a açınca mâmûr bir ev olur.” Burada villaharabe aksinin manasî nokta gerek: surete bakan dünya, manaya bakan Allâh.

Bu hadîsi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem efendimizin diğer hadîsi tamamlar: “Rabbini zikredenle zikretmeyenin misâli, diri ile ölü gibidir.” (Buhârî, Deavât 66; Müslim, Zikr 79) İnsan da, ev de, kalp de, dil de aynı kaîdeye tâbidir — zikrullâh olan diridir, mâmûrdur; zikrullâh olmayan ölüdür, harabedir.


Evlerde Zikir Halkası Engelleri: Kibarlık ile Hak Davası

Efendi hazretleri evde halakai zikrullâh kurma teşebbüsünün önündeki engelleri kurban etmeden açar: “Ben evime dersi açacağım, ama hanım dervîşlerin çocuklarından şikâyetçi. Gerçekten de bizim dervîşlerin bazı çocukları var, duvara tırmanıyor, düz duvara Örümcek Adam gibi tırmanıyor.” Daha büyük bahane: “Aman koltuklar kirlenmesin, dervîşler çocuklarına bakmıyorlar; sak sak yapıyorlar, ortalığı kirletiyorlar.”

Efendi hazretleri bu bahanelerin görüntüsünü ihyâ eder ve ders almak istemeyenin gerçek niyetini gösterir: dervîşliği konfora teslim eden kibarlık nefsanidünyevî bir hastalıktır. Çünkü ev mâmûr olur muvaffakiyet zikre açılışıyladır; mobilya korumasıyla değil. Maddi malın hakkını veremiyorsa o ev harabedir.


Kıyamet Günü Hesap: Ev, Araba, Mal, Nefes, Vücut, Sağlık, Zaman

Efendi hazretleri zikre açılmayan nimet kaleminin kıyamet günü hesabının sorulacağını sıralı bir çizgide beyân eder: “O ev zikre açılmazsa, o araba dergaha çalışmazsa, Allâh yolunda çalışmazsa, Cenâbı Hak onun hesabını soracak senden.” Bunu Tirmizî’deki sahîh hadîs ile temellendirir: Kıyamet günü kul, dört şeyden mes’ul tutulmadıkça yerinden ayrılamaz: ömrünü nerede tukettiği, gençliğini nerede geçirdiği, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiği, ilmiyle ne amel işlediği (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme 1).

  • Ev: Zikrullâha açıldı mı? Ders halkası kuruldu mu?
  • Araba: Dergâh hizmetinde, Allâh yolunda kullanıldı mı?
  • Mal-Para: İnfâk edildi mi, helal yoldan mı kazanıldı?
  • Nefes: Her nefeste Allâh adı anîldı mı? (“Nefes nimettir, nefesi şehadet eyleyenlerden olun”)
  • Vücut: Allâh’ın huzurunda secdeye geldi mi, ibadete çalıştı mı?
  • Sağlık: Sıhhatin kıymetini bildi mi? Hasta olunca anladığı kıymeti, sıhhatte de bildi mi?
  • Zaman: Ömrünü nerede tuketti? Vakte saygılı oldu mu?

Efendi hazretleri tek çıkış kapısını gösterir: “Bunlardan kurtuluşun yolu Allâh’ı zikir. Kurtuluşun yolu zikrullâh cemaatleri, toplulukları. Bundan kurtuluşun başka bir yolu yok.” Yani amelin rûhu, malın bereketi, ömrün hayrı — hepsi zikrullâha bağlıdır.


Evde, Dilde, Kalpte: Zikrin Üç Mertebesi

Efendi hazretleri sohbeti kuvvetli bir hatırlatma ile bitirir: “Evinizde zikrullâh olacak. Sizin kalbinizde zikrullâh olacak. Dilinizde zikrullâh olacak. Yolda yürürken zikrullâh yapacaksınız. Otururken zikrullâh yapacaksınız. Namazlardan hemen sonra zikrullâh yapacaksınız. Muhakkak Allâh’la bağını kuvvetlendireceksiniz.”

Bu üçlü (evdilkalp) tasavvuf nazariyesinde üç mertebeyi gösterir:

  • Ev zikri: âfâkî (zahirde), aile reisinin halaka kurma sorumluluğu
  • Dil zikri: lisânî (cehrî), kelimei tevhîd, üç tevhîd, isimi celîl
  • Kalp zikri: kalbî (hafî), nefes vukufu, âlı zikir, isimi şerifin kalpte dönüşü

Efendi hazretleri sohbeti kapatırken son ihtarı yapar: “Ama o kimse zikri terk ederse ne olacak? O zaman şeytânı musallat ediyor Cenâbı Hak.” Bu, Zührüf sûresi 36. âyetin sarih hükmüdür: “Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, Biz ona bir şeytân musallat ederiz; artık o şeytân onun ayrılmaz arkadaşı olur.” Zikre sâdakat ile şeytâna karşı himaye temin edilir; zikrin terki ise şeytâna bekayı açar.


Bibliyografya

  • Kur’ânı Kerîm: Furkân 25/17-18 — nimet içinde zikri unutan kavimlerin yok oluşu
  • Kur’ânı Kerîm: Zührüf 43/36 — “Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse şeytânı ona musallat ederiz”
  • Kur’ânı Kerîm: Ahzâb 33/41 — “Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin”
  • Kur’ânı Kerîm: Ra’d 13/28 — “Kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle mutmain olur”
  • Kur’ânı Kerîm: Bakara 2/152 — “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim”
  • Kur’ânı Kerîm: A’râf 7/205 — ayaktaotururkenyanüstü zikr emri
  • Kur’ânı Kerîm: Nûr 24/36-37 — “Ticaret ve alışverişin Allâh’ı zikretmekten alıkoymadığı adamlar”
  • Kur’ânı Kerîm: Münâfikûn 63/9 — “Mallarınız evlâtlarınız sizi Allâh’ın zikrinden alıkoymasın”
  • Hadîsi Şerîf: Müslim, Misafirin 211 — “İçinde Allâh zikredilen ev mâmûrdur, edilmeyen harabedir”
  • Hadîsi Şerîf: Buhârî, Deavât 66; Müslim, Zikr 79 — “Zikreden ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir”
  • Hadîsi Şerîf: Müslim, Zikr 11 — “Cennet bahçeleri zikir halkalarıdır”
  • Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme 1 — Dört sual: ömür, gençlik, mal, ilim hesabı
  • Hadîsi Şerîf: Buhârî, Deavât 6 — Yedi sınıf gölgelendirilmiş arasında “tenhâda Allâh’ı zikrederken gözleri yaşaran”
  • Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Deavât 6 — “Amellerin en hayırlısı Allâh’ı çokça zikretmektir”
  • Hz. Mevlânâ Celâleddîni Rûmî: Mesnevî-i Şerîf — Zikrullâhın evkalpdilde mertebeleri
  • Şeyh Necmüddîni Kübrâ: Fevâihu’l-Cemâl ve Fevâtihu’l-Celâl — Halakai zikrin envarı
  • Şeyh Şihâbüddîn Sühreverdî: Avârifu’l-Maârif — Bâbü’z-Zikr ve cemaatle zikrin âdâbı
  • Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî: Fütûhâtı Mekkiyye — Zikrin lisanikalbirûhi mertebeleri
  • İmâm Gazzâlî: İhyâu Ulûmi’d-Dîn — Kitâbü’l-Ezkâr ve’d-Daavât; ev ve mekân âdâbı
  • Yûnus Emre: Dîvân — “Bir mâmûrdur gönül şehri, zikrullah ile” nidaları
  • Hâce Bahâeddîn Nakşbend: Âdâbı Sohbet ve Hatmi Hâcegân — Halakai zikriyye usulü
  • İmam Ahmed Sirhindî: Mektûbât — Cemaat zikri ve evlerde halaka
  • Tefsîr: Fahreddin Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb — Nûr 36-37 ve Furkân 17-18 tefsîri

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet bir zikrullâhın mekânzamanuzvîyet kuşatıcılığı sohbetidir. Mustafa Özbağ Efendi hazretleri insanın rahâtzillet eksenindeki kayganlığını göstererek başlamış; nefsin kaçamak yollarını (üç kişide cemaat hilesi, vird tehiri) kendi nefsi üzerinden teşhîr etmiş; “mâmûr evharabe ev” ve “diri-ölü” hadîsleri ile zikrullâhın mekâna akan bereketini ortaya koymuş; evlerde halaka kurmanın önündeki kibarlıkkonfor engellerini ihyâ etmiş; evarabamalnefesvücutsağlıkzaman mührünün kıyamet günü hesabının sorulacağını Tirmizî’deki dört sual hadîsi ile temellendirmiş; evdilkalp üçlüsünü zikrin üç mertebesi olarak ortaya koyup zikri terk edenin Zührüf 36 mûcibince şeytân musallatına maruz kalacağını bildirmiştir. Sohbet baştan sona zikrullâhın kapsama alanını ölçen bir tasavvufi haritadır: ev, dil, kalp; sokak, oturma, namaz sonrası — hiçbir an ve mekân boş bırakılamaz.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı | Video: YouTube’da izle | Seri: Zikrullâh Sohbet Serisi