Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dârü'lharpte sakal bırakmanın hükmünü tafsîl etmektedir. Bir tutam sakal bırakmak sünneti seniyyedir; özürsüz olarak kısaltmak veya kesmek mekrûhtur. Berîka'da geçtiği üzere sakal sünnetine ehemmiyet vermeyen kimse küfre yakın bir tutum içindedir. Lâkin dârü'lharp hükümleri devreye girdiğinde, zulüm görmemek, geçim kaynağını korumak, emri ma'rûf yapabilmek ve İslâm'a hizmet edebilmek için sakal kesmek câiz, hattâ gerekli hâle gelebilir. Niyet ve sebep belirleyicidir; kâfirlere ya da kadınlara benzemek niyetiyle kesen kimse ağır bir günâha sürüklenir.
Sakal Sünneti Seniyyedir
Mustafa Özbağ Efendi sohbete sakal sünnetinin hükmüyle başlar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Bıyıkları kısaltın, sakalları uzatın» (Buhârî, Libâs 64; Müslim, Tahâret 54) buyurmuştur. Sakal Hanefî ulemâsının çoğunluğuna göre bir tutamdan kısa bırakmak özürsüz olarak mekrûhtur; sünneti seniyyenin tatbîkâtıdır. Berîka, Fetâvâyı Hindiyye, ve İbn Âbidîn'in Reddü'l-Muhtâr'ı bu meseleyi tafsîlen ele almışlar; sakal sünnetine ehemmiyet vermemenin küfre yakın bir tutum olduğunu beyân etmişlerdir. Mü'mîn erkek için sakal hem dînin tatbîkâtı hem Resûli Ekrem efendimize bir bağlılığın işâretidir.
Dârü'l-Harp Hükümleri Devreye Girer
Mustafa Özbağ Efendi dârü'lharp şartlarında sakal sünnetinin nasıl uygulanacağını şöyle îzâh eder: dârü'lharp hükümleri devreye girdiğinde hüküm değişir. Zulüm görmemek, geçim kaynağını korumak, emri ma'rûf yapabilmek, ve İslâm'a hizmet edebilmek için sakal kesmek câiz, hattâ bâzen gerekli hâle gelebilir. Bu hüküm yalnız Hanefî fıkhının kendine has bir kolaylığı değil, aynı zamanda «darûretler kendi mikdârlarınca takdîr olunur» (eddarûrâtü tukadderu bikadrihâ) külli kâidesinin tabîî bir netîcesidir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh sizin için kolaylık ister, zorluk istemez» (Bakara 2/185) buyurmuştur. Mü'mîn dârü'lharpte yaşadığında bu kolaylık âyetinin sırrına ererek sakalını kısaltabilir.
Eski Türkiye'de Resmî Yasaklar
Mustafa Özbağ Efendi târihî bir misâl ile mes'eleyi somutlaştırır: eski Türkiye'de devlet dâirelerinde sakal bırakmak yasaktı; âmiri tarafından işine son verilme tehîdiyle karşılaşan kişi bu mâzeretle sakalını kesebilirdi. Bankalarda veya resmî kurumlarda sakalı yüzünden işi olumsuz etkilenen kişi de aynı şekilde kısaltabilir. Bu câiziyet dârü'lharp realitesinin bir tabîî netîcesidir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh hiç kimseye gücünün üstünde teklîfde bulunmaz» (Bakara 2/286) buyurmuştur. Mü'mîn için işini kaybetmek, geçim kaynağını yitirmek, ve âilesini açlığa terk etmek bir «güçlük» teşkîl ediyorsa, sakal sünneti bu güçlük karşısında kolaylaştırılır.
Niyet ve Sebep Belirleyicidir
Mustafa Özbağ Efendi sohbette son derece mühim bir ayrıma dikkat çeker: kâfirlere ya da kadınlara benzemek niyetiyle sakalı kesen kimse ağır bir günâha, hattâ küfre sürüklenir. Niyet ve sebep belirleyicidir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Erkeklerden kadınlara, kadınlardan erkeklere benzemeye çalışanlara Allâh la'net etsin» (Buhârî, Libâs 61) buyurmuştur. Aynı şekilde «Kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardandır» (Ebû Dâvûd, Libâs 4) buyurmuştur. Sakalı zarûreti şer'iyye sebebiyle kısaltmak ile, kâfirlere veya kadınlara benzemek için kısaltmak arasında dağlar kadar fark vardır. Niyet ibâdetin ruhudur; ve mü'mîn niyetini muhâfaza ettiği müddetçe zarûret hükmü kendisine cinâyet olmaz.
Berîka ve Fetâvâyı Hindiyye Nakli
Mustafa Özbağ Efendi Muhammed Hâdimî'nin Berîka eserindeki nikâh bahsini ve Fetâvâyı Hindiyye'nin sakal mes'elesini de zikreder. Berîka'da sakal sünnetinin ehemmiyetinin küfre yakın bir hassâsiyetle ele alındığı, lâkin dârü'lharp şartlarında zulüm korkusu ve geçim kaybı endîşesi gibi sebeplerle kolaylaştırma yoluna gidilebileceği beyân edilmiştir. Fetâvâyı Hindiyye Hanefî fıkhının pratik fetvâ kitabı olarak bu mes'eleleri günlük hayâta indirilmiştir. Mü'mîn dârü'lharpte yaşıyorsa bu klâsik kaynaklardan istifâde ederek kendi durumuna göre fetvâ alabilir; lâkin niyetinin Cenâbı Hakk'ın rızâsı ve İslâm'a hizmet olmasına dikkat etmek mecbûriyetindedir.
Sakalın Manevî Yönü
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda sakalın yalnız fıkhî bir mes'ele olmadığını, aynı zamanda manevî bir sembol olduğunu vurgular. Sakal Resûli Ekrem efendimize, sahâbei kirâm efendilerimize, tâbiîn ve etbâ'ı tâbiîne, mezheb imâmlarına, ve manevî silsilenin meşâyihine bir bağlılığın görünür bir alâmetidir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun pîrleri ve halîfeleri sakal sünnetini bir manevî nişân olarak taşımışlardır. Mü'mîn dârü'lharpte yaşadığı için sakalını kısaltmak mecbûriyetinde kalsa da, kalbinde sakal sünnetine olan muhabbeti ve niyâzı muhâfaza etmek mecbûriyetindedir. Bu kalbi muhabbet kişiyi sünneti seniyyenin manevî hediyesinden mahrûm bırakmaz; bilakis Cenâbı Hak niyâzına göre kişiye o sünnetin sevâbını verir.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/185, 286; Hac 22/78; Mâide 5/6; A'râf 7/26.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Libâs 61, 64, sakal ve benzeşmeme hadîsleri.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü't-Tahâret 54, fıtratın hasletleri hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Libâs 4, kavme benzeme hadîsi.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Edeb.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'z-Zînet.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, Kitâbü'l-Libâs.
- Fetâvâyı Hindiyye, dârü'lharp ahkâmı.
- Muhammed Hâdimî, Berîka, Kitâbü'n-Nikâh.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
- İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât, darûret bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet sakal sünnetinin hükmünü, dârü'lharp hükümlerinin devreye girmesini, eski Türkiye'deki resmî yasakları, niyet ve sebebin belirleyiciliğini, Berîka ve Fetâvâyı Hindiyye nakillerini, ve sakalın manevî yönünü tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri