Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette İbn Âbidîn'in Reddü'l-Muhtâr'da yer verdiği muazzam bir Hanefî fetvâsını tafsîl etmektedir: dârü'lharbde Müslümanın kâfirlerden ve oradaki Müslüman olmuş kimselerden faizle, kumarla, fâsid bey' ile, fâsid akidle mallarını alması helâldir; lâkin bu yollarla Müslümanın zarar etmesi helâl değildir. Bu fetvânın merkezindeki ölçü «Müslümanın zarar etmemesi»dir; ve İmâmı Â'zam bu hükmü Müslümanın zayıflığının önlenmesi maksadıyla vermiştir. Sohbette aynı zamanda Yûsuf Kerîmoğlu'nun Emânet ve Ehliyet eserinden uzun nakiller, Hanefî fukahâsının cumhûr fetvâsı, ve İmâmı Şâfiî ile İmâmı Ebû Yûsuf'un muhâlif kavilleri detaylı olarak nakledilmektedir.
İbn Âbidîn'in Reddü'l-Muhtâr Fetvâsı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete İbn Âbidîn'in muazzam fetvâsı ile başlar: «Dârü'lharbde kâfirlerin mallarını faizle, kumarla, fâsid bey' ile, fâsid bir alışverişle, fâsid bir akidle almak helâldir. Bu yollarla Müslümanın zarar etmesi helâl değildir.» Bu fetvâ Hanefî fıkhının dârü'lharbde uygulanan en mühim ahkâmlarından biridir. Mustafa Özbağ Efendi dikkat çekici bir noktayı vurgular: «Buraya dikkat edin! Normalde İbn Âbidîn'de bu fetvâ — siz bir kâfirden faiz alabiliyorsunuz; üteceğiniz kesinse kumar oynayabiliyorsunuz; fâsid bey' — aslında İslâm hukûkuna göre o alışveriş fâsid; ama gayri Müslimlerin hukûkunda normal — doğal, zarar etmiyorsan o fâsid alışverişi de yapabilirsin diyor.» Bu fetvânın esâsı Müslümanın zarar etmemesidir; bu kayd cumhûr Hanefî ulemâsı tarafından özellikle vurgulanmıştır.
Müslümanın Zarar Etmemesi Esâsı
Mustafa Özbağ Efendi İbn Âbidîn'in bu fetvâda «Müslümanın zarar etmemesi» kaydını niçin önde tuttuğunu açıklar: «Zarar burada — özellikle bunu başa aldım ki — İbn Âbidîn bu konuda Müslümanın zarar etmesini öne koyuyor. Burada bir şekilde İmâmı Â'zam'a tercümân oluyor. İmâmı Â'zam bu fetvâyı verirken Müslümanın zarar etmemesini öngörerek bu fetvâyı verdi diyor. Burada zarar eden kim? Müslüman değil. Buradaki ana fikir, ana düşünce bu.» Bu temel kâideyi anlamak fetvânın doğru tatbîkâtı için zarûrîdir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Birbirinizin mallarını haksız sebeple yemeyin» (Bakara 2/188) buyurmuş, lâkin dârü'lharbde kâfirin malı eman akdi olmadığı için «mâlı masûm» statüsünde değildir; bu sebeple Müslümanın o malı kendi rızâsıyla, faizle, fâsid bey' ile alması Hanefî fıkhında câiz görülmüştür.
Dürer-Gürer'deki Tafsîl
Mustafa Özbağ Efendi ayrıca Dürer-Gürer fıkhından da nakleder: «Dürer-Gürer'e baktım: dârü'lharbde Müslümanların kâfirlerden ve orada Müslüman olanlardan — burası daha enteresan, kâfirlerden ve orada Müslüman olanlardan, önceden adam kâfir, ama sonra Müslüman olmuş, dârü'lharpte. Daha dikkat edin burnın altını çiziyorum: dârü'lharpte adam önceden kâfirmiş, sonra Müslüman olmuş, dârü'lharbe Müslüman olarak gitmemiş, sonradan Müslüman olmuş — bakın Müslümanların kâfirlerden ve orada Müslüman olanlardan faizle ve fâsid bey' ile mallarını almaları câizdir. Çünki onların mallarını rızâlarıyla almak mübâhtır.» Bu nakil Hanefî fıkhının dârü'lharbdeki muâmele rejimini bütün incelikleriyle ortaya koyar; ve mü'mîn için pratik bir hukûkî zemîn sağlar.
Yûsuf Kerîmoğlu'nun Emânet ve Ehliyet'i
Mustafa Özbağ Efendi sohbette Yûsuf Kerîmoğlu'nun Emânet ve Ehliyet eserini de medh ile zikreder: «Bu da Yûsuf Kerîmoğlu'nun iki ciltlik bir Emânet ve Ehliyet'i var. Bu da şimdi emânet ve ehliyetten — burada — tabiî Yûsuf Kerîmoğlu'ndan almış olduğum bu konuda uzun, biraz hakkınızı helâl edin, çünki ben Yûsuf Kerîmoğlu'nu da bu konuda derslerde kaynak olarak kullanırım.» Mustafa Özbağ Efendi Yûsuf Kerîmoğlu'nun klâsik medrese eğitiminden geçmiş bir kimse olduğunu, lâkin ilâhiyat mezunu olmadığı için ilâhiyatçılar tarafından yeterince zikredilmediğini de belirtir. Bu eserden şu uzun nakli verir: «İmâmı Şâfiî hazretleri Mekhûl'den gelen hadîsin mürsel olduğunu ve değişik te'villere, yorumlara müsâit bulunduğunu beyân ederek dârü'lharpte de olsa kâfirden faiz alınamayacağını beyân etmiştir.»
Hanefî Cumhûrunun Cevâbı
Mustafa Özbağ Efendi Hanefî fukahâsının Şâfiî mezhebine verdiği cevâbı da nakleder: «Hanefî fukahâsı Mekhûl'den rivâyet edilen hadîs rivâyetine îtirâzda bulunanlara: bir kimsenin malının ma'sûmdokunulmaz olabilmesi için ya îmân, ya zimmet akdi şarttır. Halbuki harbî — İslâm'a karşı savaşan kâfir — için iki durum da söz konusu değildir. Bu husûsta hadîsi şerîfin var olmadığını kabûl etsek dahî, harbînin malının ma'sûm olmadığı açıktır. Kaldı ki harbîlerin mallarını kendi kânunları ve rızâları gereğince almaktadırlar; aldatma ve hıyânetten söz etmek mümkün değildir, şeklinde cevâb vermişlerdir.» Bu cevâp Hanefî fıkhının asıl hareket noktasını ortaya koyar: harbînin malı «mâlı masûm» statüsünde değildir; rızâî bir muâmele ile alınması helâl olur.
İmâm Ebû Yûsuf'un Muhâlefeti
Mustafa Özbağ Efendi Hanefî mezhebi içerisinden İmâm Ebû Yûsuf'un muhâlif kavlini de zikreder: «İmâmı Ebû Yûsuf bu husûsta muhâliftir. Dârü'lharbde de harbîlere karşı da olsa faizin câiz olmadığı kanaatindedir. Evet ancak Hanefî ulemâsı bu konuda fetvânın Ebû Hanîfe'nin kavline göre verileceğini tasrîh etmiştir.» Bu nakil mezhebin kendi içerisindeki tartışmaların da fıkhın zenginliğine işâret etmektedir. Sonuç olarak Hanefî cumhûru fetvâyı İmâmı Â'zam ile İmâm Muhammed'in görüşüne dayandırmıştır: dârü'lharbde mü'minlerin harbîlerin mallarını onların rızâlarına uygun olarak almaları mübâhtır. Bu, «Yûsuf Kerîmoğlu, Emânet ve Ehliyet, c. 2»de tafsîlen ortaya konmuş bir mes'eledir.
İçtihâdın Hatırlatılması
Mustafa Özbağ Efendi fıkhın bir içtihâd alanı olduğunu hatırlatır: «Buradan hareket edince — bu Dürer-Gürer'deki fetvâ var ya, hani faizle onlardan mâl alabilir — faizle onlardan mâl alabiliyorsa, buradan bir kimsenin dârü'lharpte faizle kredi alınabileceğine dâir içtihâd çıkmış oluyor. Bu Mustafâ Özbağ içtihâdı değil; Dürer-Gürer'den aldım bunu! Hâ birisi şunu diyebilir: 'Arkadaş ben İmâmı Şâfiî, İmâmı Mâlik, İmâmı Hanbelî, İmâmı Yûsuf bu konuda dârü'lharpte de olsa, dârü'l-İslâm'da olsa faiz faizdir, alınmaz da verilmez de — ben ne alırım, ne veririm' diyebilir mi? Diyebilir. Hakkı mıdır? El cevâb: hakkıdır. Eyvallâh!» Bu nakil mezheblerin teaddüdünün rahmet olduğunu, ve mü'minin kendi mezheb tercîhini yaptığında o tercîhinin meşrûiyet kazandığını gösterir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «De ki: Ey kavmim! İmkânınız ölçüsünde elinizden geleni yapın; muhakkak ki ben de yapmaktayım» (En'âm 6/135) buyurmuştur. Mü'mîn ilim talibi olarak fıkhî tercîhini bilinçli yapmak mecbûriyetindedir.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/188, 275-279; En'âm 6/135; Mâide 5/1; Tevbe 9/29.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Buyû', faiz bahsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâkât.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Buyû'.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Buyû'.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, dârü'lharb fetvâsı.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
- Damad Efendi, Mecma'ü'l-Enhur (Dürer ile Gürer şerhi).
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İmâm Şâfiî, el-Üm.
- İbn Kudâme, el-Muğnî.
- İmâm Mâlik, el-Müdevvene.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Yûsuf Kerîmoğlu, Emânet ve Ehliyet, c. II, dârü'lharp ve faiz bahsi.
- İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet İbn Âbidîn'in Reddü'l-Muhtâr'daki dârü'lharb fetvâsını, Müslümanın zarar etmemesi esâsını, Dürer-Gürer'deki tafsîlâtı, Yûsuf Kerîmoğlu'nun Emânet ve Ehliyet eserindeki nakilleri, Hanefî cumhûrunun cevâbı, İmâm Ebû Yûsuf'un muhâlif kavlini, ve mezheblerin teaddüdünün rahmet olduğunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri