Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Darü'l harp - Darü'l İslam ·

Darü’l harbin darü’l İslam’a çevrilmesi farklı farklı mücadele yerleri olan bir alan

Müslümanlar Darül harbin Darül Müslümanlar Darül harbin Darül İslam'a devşirilmesi istiyorlar<0...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dârü'lharbin dârü'l-İslâm'a çevrilmesi mücâdelesinin yalnız harbî bir mesele olmadığını, ekonomik, siyâsî, kültürel, sosyâl bir bütünlük taşıdığını anlatmaktadır. Türkiye Cumhûriyeti'nin ilk 60-70 senelik döneminde ithalâtihracât pastasının yüzde yüzünün gayri Müslim, sebataist, mason zihniyetin elinde olduğunu, halkın Müslümanfakîr olduğunu, ve devletin ana ile kılcal damarlarının deccâlî sistemin elinde tutulduğunu tafsîl etmektedir. Sohbette aynı zamanda Türkiye'de yapılan üç askerî müdâhalenin asıl sebebi, Menderes-Özal-Erbakan örnekleri, ve İngiliz-Amerikan işbirliğinin Türkiye üzerindeki rolü detaylı bir şekilde îzâh edilmektedir.

Mücâdelenin Çok Boyutluluğu

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel bir tespitle başlar: «Müslümanlar dârü'lharbin dârü'l-İslâm'a devşirilmesi istiyorlar mı, istemiyorlar mı? Müslümanlar dârü'lharpte güçlü mü olacaklar, zayıf mı olacaklar? Burada bu çıkıyor ortaya. Şimdi eğer Müslümanlar dârü'lharbi dârü'l-İslâm'a çevireceklerse — bu işin ekonomik boyutu var, bu işin siyâsî boyutu var, bu işin kültürel boyutu var, bu işin sosyâl boyutu var. Komple farklı mücâdele alanları olan bir alan, farklı mücâdele yerleri var.» Bu çok boyutlu mücâdele anlayışı klâsik fıkıh ulemâsının da kabûl ettiği bir hakîkattir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın» (Enfâl 8/60) buyurmuştur. Bu kuvvet harbî, iktisâdî, ilmî, siyâsî, ve manevî bütün cephelerde aranır.

Türkiye'de İthalât-İhracâtın Gayri Müslim Eli

Mustafa Özbağ Efendi Türkiye Cumhûriyeti'nin ekonomik târihine dâir keskin bir tespit yapar: «Türkiye Cumhûriyeti'nin ilk 50 yılında, 60 yılında, 70 yılında — ben bunu Turgut Özal'a kadar getireyim — Türkiye Cumhûriyeti'nde Turgut Özal'a kadar gelen süreçte ihracât eden, ithalât yapan firmaların sâhipleri yüzde yüz gayri Müslim unsurlar. Diğerlerini boğuyorlar. Çünki kânunları, yasaları, yönetmelikleri ona göre çıkartıyorlar. Çünki hepsi de kendi ellerinde — sebataistlerin, masonluk zihniyetin elinde.» Bu tespit Türk iktisâd târihi çalışmalarıyla da teyîd edilen bir hakîkattir. Müslümanlar bir gecede çıkarılan kararlarla ekonominin dışında tutulmuş; bir hafta süreli, sıfır vergili, 100.000 ton şeker ithalât kararları gibi yasalar gayri Müslim sermâyenin lehine çıkarılmıştır.

Halkın Müslüman-Fakîr Hâli

Mustafa Özbağ Efendi Türkiye'deki demografik ve iktisâdî ayrışmayı şöyle ortaya koyar: «Böylece Türkiye'de halk Müslümanfakîr — dikkat edin halk Müslümanfakîr — ama belli bir kesim var, Müslüman değil zengin. Bakın Müslüman değil zengin! Türkiye'de halkın yüzde 90'ı diyebiliriz ki o zaman için Müslümanfakîr; yüzde onluk bir zümre var devlete, siyâsî partilere de çöreklenmiş; ama en önemli devlete çöreklenmiş.» Bu durum Müslüman halkın iktisâdî olarak ezildiği, devlet imkânlarına erişemediği, ve hep dış faktörlerle muhâtab edildiği bir târihî vâkıâdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Mü'minler ancak kardeştir; o halde kardeşlerinizin arasını düzeltin» (Hucurât 49/10) buyurmuştur. Müslüman kardeşinin fakirliğini görüp ona iktisâdî olarak destek olmak îmânın bir gereğidir.

Devletin Ana ve Kılcal Damarları

Mustafa Özbağ Efendi devlet aygıtının kontrolü meselesini şöyle îzâh eder: «Hangi siyâsî partin geldiği önemli değil. Birisi çıkıyor 'Nûrlu Süleymân' diyor, eline alıyor Kur'ânı Kerîm'i, 'Düşün peşime' diyor; herkes peşine düşüyor, iktidâr ediyor onu — devlette değişen bir yok. Bakın devlette değişen bir yok! Devletin ana damarları ve kılcal damarları o masûk zihniyetin elinde. Ondan önce kim — Menderes — düştü peşime, düşmüş peşine herkes; ezânı Türkçe'den ihyâ etmiş; devletin kılcal damarlarına ve ana damarlarına dokunamamış. Dokunmuş olsaydı asamazlardı, şehîd etmezlerdi.» Devletin ana damarları ile kılcal damarlarına dokunamamak Türkiye siyâsî târihinin temel bir karakteristiğidir; ve seçilen liderlerin bürokrasiyi, askeriyeyi, basını, ve adliyeyi köklü olarak değiştirememesinin sebebidir.

Üç Lider Üç Şehâdet

Mustafa Özbağ Efendi Türkiye'de yaşanan üç askerî müdâhalenin arkasındaki sebebi şöyle açıklar: «Devletin ana ve kılcal damarlarına dokunamadığım, değiştiremediğim canınla oldu. Neden? Çünki bunların ayağına bastı onlar. İlk şoku atlatamadılar — 'Nasıl olur bu, böyle gelir, halk bunu seçer, bu da bâzı şeyleri değiştirmeye kalkar?' — agresif bir şekilde cevâb verdiler. Şehîd ettiler üçünü de. Oysa o üçü de kendi yetiştirdikleri elemândır; kendi içlerinden çıktı, fir'avunun kucağındaki Mûsâ gibi. Ne yaptılar? Üçünü de astılar.» Bu «fir'avunun kucağındaki Mûsâ» teşbîhi son derece manîdârdır: deccâlî sistem kendi içerisinden çıkan ve değiştirme arzusu gösteren liderlere asla müsâade etmez. Cenâbı Hak âyeti kerîmede Hz. Mûsâ aleyhisselâmın fir'avun'un sarayında yetişip sonra ümmetinin haklarını savunduğunu beyân eder; lâkin günümüz fir'avunî sistemi kendi yetiştirdiklerini bile şehîd etmekten çekinmez.

İngiliz-Amerikan İşbirliği ve Piyon Ülke

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonuna doğru deccâlî sistemin yapısal organizasyonunu açıklar: «Demokrasî dedikleri aldatmaca. Bakın senin seçtiğin önemli değil; geliyor ihtilâl yapıyor, yıkıyor onu. İhtilâl yapıyor, bunda kimseye de hesâb vermiyor zâten. Amerika'da diyor: 'İhtilâli bizim çocuklar yaptı.' — Kim var? Amerika'nın çocukları var nerede? Askeriyenin içerisinde. Amerika'nın çocukları var nerede? Siyâsetçilerin içerisinde. Amerika'nın çocukları var nerede? Bürokrasinin içerisinde.» Mustafa Özbağ Efendi İngiliz-Amerikan işbirliğinin yapısını da îzâh eder: «Bunlar İngiliz-Amerikan işbirliğiyle gidiyor önceden. İngilizler işin beyin tarafı; Amerikalılar kabadır işin kaba tarafı; Amerikalılarda işin böyle hani kabasert. Ondan sonra hesâbkitâb bitmek bilmeyen noktası Amerikalılarda. İngiliz-Amerikan işbirliğiyle Türkiye piyon bir ülke; istedikleri zaman darbe yapan, istedikleri gibi ekonomisiyle uylaşan, her şeyiyle istediklerini aldıkları bir ülke.» Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onlar bir tuzak kurdular, Allâh da bir tuzak kurdu; Allâh tuzak kuranların en hayırlısıdır» (Âli İmrân 3/54) buyurmuştur. Mü'mîn deccâlî sistemin tuzaklarının farkına vararak Allâh'ın tuzağına sığınmak mecbûriyetindedir.

İktisâdî Mücâdelenin Şartları

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin son kısmında iktisâdî mücâdelenin pratik şartlarını ortaya koyar: ülkenin dört bir yanı örümcek ağı gibi sarılmış — Dünyâ Bankası, IMF, uluslararası para şirketleri, uluslararası banka sistemleri, NATO'nun himâyesinde bir devlet yapısı. Eğitimde değiştirilemeyen müfredât, ekonomide ele geçirilmiş bankalar, basında tahakküm altındaki medyâ. «Birisi 'Kahrolsun komünizm' diyen de CIA'in elemânı; 'Kahrolsun fâşistler' diyen de CIA'in elemânı; 'Ne Amerika ne Rusya, kurtuluş İslâm'da' diyen de CIA elemânı.» Bu dehşet verici manzara mü'minin nasıl bir mücâdele alanına çıktığını göstermektedir; ve tek çıkış yolu manevî terbiye, mürşidi kâmile teslîmiyet, ve içtimâî teşkîlatlanmadır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'a tevekkül et; vekîl olarak Allâh yeter» (Ahzâb 33/3) buyurmuştur. Mü'mîn iktisâdî, siyâsî, içtimâî, kültürel mücâdelesini Allâh'a tevekkül ile, manevî silsileye bağlanarak, ve hevâ-hevesinden uzak durarak yürütmek mecbûriyetindedir.

  • Kur'ânı Kerîm: Enfâl 8/60; Hucurât 49/10; Âli İmrân 3/54; Ahzâb 33/3; Tevbe 9/33.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Cihâd.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâre.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Cihâd.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Cihâd.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü's-Sünne.
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr.
  • İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm.
  • İbn Kudâme, el-Muğnî.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
  • İbn Haldûn, Mukaddime, devlet ve iktisâd bahsi.
  • İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât.
  • Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
  • Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet dârü'lharbin dârü'l-İslâm'a çevrilmesinin çok boyutluluğunu, Türkiye'de ithalâtihracâtın gayri Müslim eli olduğunu, halkın Müslümanfakîr hâlini, devletin ana ve kılcal damarları meselesini, üç liderin şehâdetinin sebebini, İngiliz-Amerikan işbirliği ve piyon ülke statüsünü, ve iktisâdî mücâdelenin manevî şartlarını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri