Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «dârü'lharpte faizli kredi kullanmak câiz midir?» sorusunu tafsîl etmektedir. Soru aslında iki kısma ayrılmaktadır: kredi kullanmak konusu ve faiz konusu. Kredi tek başına bir akiddir; esnafın bir birine açık hesâp mâl vermesi, vâdeli alışveriş yapması meşrû bir kredi muâmelesidir ve sıkıntı yoktur. Lâkin bankanın 50 lira fazlalık karşılığında verdiği kredi faizdir; ve bu meselede İmâmı Â'zam ile İmâm Muhammed'in dârü'lharbde gayri Müslimden faiz alınabileceğine dâir Mekhûl hadîsine dayanan Hanefî fetvâsı vardır. Sohbette aynı zamanda İmâmı Â'zam'ın Diyânet İşleri Başkanlığı'nı reddetmesi, Emevî sultânlarına karşı verdiği mücâdele, ve Hz. Ebû Bekîr'in Rûmlar üzerine iddiâ meselesi de detaylı olarak nakledilmektedir.
Kredi ile Faiz Birbirinden Farklıdır
Mustafa Özbağ Efendi sohbete önemli bir ayrımla başlar: «Eğer bir ülke dârü'lharb ise, kredi kullanmak câiz midir? Faizle alâkalı konu farklı, kredi kullanmak konusu farklı. Kredi dediğinizde — kredi kredidir, birisi birisine kredi veriyordur. Bunda bir sıkıntı yoktur. Meselâ büyük firmalar kendi bayilerine, kendinden mâl alanlara — tâbiri câizse böyle açık hesâb mâl verirler.» Bu açıklama klâsik fıkhın «deyn» ve «ribâ» ayrımına işâret eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh alışverişi helâl, ribâyı haram kılmıştır» (Bakara 2/275) buyurmuştur. Burada haram kılınan ribâdır, yâni borca karşılık alınan fazlalıktır. Halbuki kredi tek başına bir borç akdi olup, fazlalık şart koşulmadığı sürece tamâmen helâl bir muâmeledir.
Esnafın Vâdeli Muâmelesi Methedilmiştir
Mustafa Özbağ Efendi tekstil piyasasındaki tatbîkâttan misâl vererek esnaf arasındaki kredi muâmelesini açıklar: «Biz daha önce tekstille fazlaca iştigâl ettiğimden, tekstil piyasasında vardır bu. Şimdi belki de artık dolar, ülke ekonomisi filân böyle sıkıntılı olunca bu kadar çok değildir eskisi gibi; ama yine de vardır müşteriler öyle kredi kullandırıyorlardır.» Mustafa Özbağ Efendi bu tip kredinin sevap olduğunu vurgular: «Hattâ böyle bir kredilendirme sevap; nasıl sevap? Hani alacağını sıkmadan alan esnaf, tüccâr — bu methedilen tüccâr. Hani karşıdaki borçlusunun boğazını sıkmıyor, onu biraz rahât çalıştırıyor — bu esnaf methedilen bir esnaf.» Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Borçlusuna kolaylık gösteren kimseyi Allâh hesâb gününde affeder» (Müslim, Müsâkât 26) buyurmuştur. Esnafın vâdeli alışverişi, alacağını sıkmaması, ve karşıdakine kolaylık göstermesi bu hadîsi şerîfin tatbîkâtıdır.
Bankanın Kredisi: Asıl Soru
Mustafa Özbağ Efendi bankaların verdiği kredinin mâhiyetini şöyle açıklar: «Bugün dünyâ üzerinde veyâhut da işte banka gittiğinizde, banka size bir para veya mâl veya taşıt veyâhut da işte ev veya dükkân kredi veriyoruz deyince, o karşılığında sizden fazlalık istiyor. Diyor ki: bu ev kaç para? Veya bu evi alacağın, sen ne kadar lâzım sana? Sen diyorsun ki 300 milyâr lâzım. Diyor ki sana: 300 milyâr veririm; işte sen bir yıl içerisinde bunu aydan aya ödeyeceksin, ama senden 350 lira alırım diyor. Burada 50 lira faiz koydu.» İşte bu fazlalık ribâdır. Mustafa Özbağ Efendi sohbette bir noktayı düzeltir: «Aslında bu soru — ben dokunmadan böyle getirdim — 'faizli kredi câiz midir?' diye sorulması lâzımdı. Bunun sorunun doğrusu buydu.» Soru bu hâliyle aslında bankanın faizli kredisinin câiz olup olmadığını sormaktadır.
Mekhûl Hadîsi ve İmâmı Â'zam'ın Fetvâsı
Mustafa Özbağ Efendi Hanefî fetvâsının asıl dayanağı olan Mekhûl hadîsini şöyle nakleder: «Dârü'lharpte faizle alâkalı sıkı bir şekilde duran kâfir ile veya harbî ile mü'minin arasında faiz yoktur diye sıkı bir şekilde duran İmâmı Â'zam ile İmâm Muhammed var ikisi.» Mustafa Özbağ Efendi Hanefî fıkhındaki bir kâideyi de zikreder: «Eğer iki imâm bir konuda hükm ettiyse, diğer tek kalan imâm o kadar kuvvetli değildir diye fıkıhta böyle bir Hanefîlerin içerisinde klişeleşmiş bir ölçü vardır.» İmâmı Â'zam Mekhûl hadîsini kendisine ölçü alarak dârü'lharbde Müslüman ile harbînin arasında faiz yoktur hadîsi şerîfini kendisine delîl yapmıştır; İmâm Muhammed de bu ölçüye uymuştur. İmâm Muhammed'in ayrı bir ağırlığı vardır; o İmâmı Â'zam gibi devlete yalakalık yapmayan, devletin makâmını eliyle elinin tersiyle iten, ve hak uğruna mücâdele eden bir zâttır.
İmâmı Â'zam'ın Devlete Karşı Duruşu
Mustafa Özbağ Efendi sohbette İmâmı Â'zam'ın Emevî sultânlarına karşı verdiği mücâdeleyi de zikreder: «Diyânet İşleri Başkanlığı'nı kabûl etmemiştir İmâmı Â'zam — kabûl etmedi! 'Ben de kabûl etmiyorum' demiştir. Böyle İmâmı Â'zam'ın iyi bir talebesidir aynı şekilde es-Serahsî de öyledir. O yüzden benim onlar biraz daha — nasıl söyleyeyim — idolümdür. İmâmı Â'zam, İmâmı Ahmed, es-Serahsî bunlar böyle devlete, o günkü devlete yalakalık yapmayan, o günkü devletin makâmını eliyle elinin tersiyle iten, o günkü Emevî ve uzantılarına karşı mücâdele eden bir yapıya sâhip. Zâten Emevîlere karşı İmâmı Â'zam'ın fetvâsı vardır — fetvâsı da yetmez Emevîlerin yıkılması için, normalde nakdî de yardım etmiştir İmâmı Â'zam.» Bu îzâhlar İmâmı Â'zam'ın yalnız bir fıkıh ulemâsı olmadığını, aynı zamanda bir mücâhid ve hak savunucusu olduğunu ortaya koyar.
Cumhûrı Hanefî Fetvâsı ve Şâfiî-Mâlikî-Hanbelî Muhâlefeti
Mustafa Özbağ Efendi Hanefî cumhûrunun ve diğer mezheblerin görüşlerini şöyle nakleder: «Hanefî imâmlarında büyük çoğunluk — Hanefî imâmlarında bu İmâmı Â'zam, İmâm Muhammed başta olmak üzere — küfür diyârında yaşayan Müslümanların gayri Müslimden faiz almasında bir bey's yoktur hükmünü vermişler. Bakın faiz almasını! Normalde diyelim ki bir Müslüman bir gayri Müslim bir kimseye faizle para satabilir.» Hanefî cumhûrunun duruş noktasını şöyle îzâh eder: «Madem ki harp halindesin, o zaman harbîni zayıflatmanın — harbînden faiz alabilirsin — diyor İmâmı Â'zam ve İmâm Muhammed ve diğerleri. Ama İmâmı Yûsuf, İmâmı Şâfiî, İmâmı Mâlik, İmâmı Hanbelî — Hanefîlerden İmâm Yûsuf, ama Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî ulemâsı genel olarak — dârü'lharpte de olsa, dârü'l-İslâm'da olsa faiz faizdir, aslâ alınmaz, satılmaz, işte bu konuda sert durmuşlar. Eyvallâh.»
Hz. Ebû Bekîr'in Rûmlar Üzerine İddiâsı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir delîl daha ortaya koyar: «Bu yüzden öyle kumara — Hz. Ebû Bekîr efendimizin bir de iddiâ meselesi var ya. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o 9 yıl içinde Mekke'nin feth olacağını bildiğinden Hz. Ebû Bekîr efendimize diyor ya: 'Git, seneyi de artır, deveyi de artır.' — diyor. 100 deveye iddiâya giriyorlar; 10 deveden 100 deveye çıkarıyorlar.» Bu Rûm sûresinin nüzûlü ve Rûmların İranlılara galip geleceğine dâir vaadinden sonra Hz. Ebû Bekîr ile müşrikler arasında geçen meşhûr iddiâdır. Mustafa Özbağ Efendi Hanefîlerin bu hâdisten çıkardığı içtihâdı şöyle açıklar: «Buradan hareket ederekten diyorlar ki Hanefîler: kazanacağı kesin ise kumarda oynayabilir. Harbîni ütmek için harbî kumar oynuyor; çünki zorla değil, onu ütmek için harbîyle kumarda oynayabilir diyor; çünki normalde harbînden zorla gasp etmiyor bunu; harbîye karşı bir zorla, bir gasp yok; harbîye bir hîle yok; harbîye aldatma yok; kandırma yok. Ne var? Onun hukûkunun içerisinde ondan faiz almak var; onu ütmek var.» Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Rûm'lar mağlûp oldu, Yakın bir yerde; onlar bu mağlûbiyetlerinden sonra gâlip geleceklerdir, birkaç yıl içinde» (Rûm 30/2-4) buyurmuştur. Bu âyetin nüzûlü ve Hz. Ebû Bekîr'in iddiâ meselesi Hanefî fıkhının bu konudaki içtihâdına temel teşkîl etmektedir.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/275-279, 188; Rûm 30/1-5; Mâide 5/1; Tevbe 9/29.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Buyû', faiz bahsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâkât 26, borçlu kolaylığı hadîsi.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Buyû'.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Buyû'.
- Süneni Beyhakî, dârü'lharb ve faiz bahsi.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
- Damad Efendi, Mecma'ü'l-Enhur.
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İmâm Şâfiî, el-Üm.
- İbn Kudâme, el-Muğnî.
- İmâm Mâlik, el-Müdevvene.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Yûsuf Kerîmoğlu, Emânet ve Ehliyet, c. II.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet kredi ile faiz arasındaki ayrımı, esnafın vâdeli muâmelesinin methedilmesini, bankanın faizli kredisinin asıl mâhiyetini, Mekhûl hadîsi ve İmâmı Â'zam'ın fetvâsını, İmâmı Â'zam'ın Emevî devletine karşı duruşunu, Hanefî cumhûru ile Şâfiî-Mâlikî-Hanbelî muhâlefetini, ve Hz. Ebû Bekîr'in Rûmlar üzerine iddiâsından çıkarılan içtihâdı tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri