Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Darü'l harp - Darü'l İslam ·

Darü’l harpte cuma namazı nasıl olur ?

Selamünaleyküm İş yerimizde cumaya Selamünaleyküm İş yerimizde cumaya gitmek bazen sorun gitmek...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dârü'lharpte cumâ namâzının hükmünü Hanefî fıkhının edâ ile sıhhat şartları ayrımı çerçevesinde tafsîl etmektedir. Türkiye'de cumânın sıhhat şartları çoğunlukla yerine geliyor olsa da, edâ şartları (kısâsın uygulanması, halîfenin tâyin ettiği imâmın kıldırması, tek merkezde kılınması) tâm olarak yerine gelmemektedir. Atatürk'ün halîfeliği ilgâ ettikten sonra çıkardığı «bütün câmilerde cumâ kılınabilir» genelgesi bir nev'i fetvâ olarak değerlendirilse de, bu hâlin fıkhî mâhiyeti üzerinde ilâhiyatçıların ve Diyânet'in derinlemesine düşünmesi gereklidir. Sohbette aynı zamanda iş yerinde cumâya gitme izni alınamadığında çıkış yolları ve cumâ akdinin işverenle yapılan iş akdi ile bağlantısı da îzâh edilmektedir.

İş Akdinde Cumâ Şartı

Mustafa Özbağ Efendi sohbete pratik bir mes'ele ile başlar: iş yerinde cumâya gitmek bâzen sorun olabiliyor, ve izin verilmiyor. Bu durumda mü'mîn nasıl davranmalıdır? Mustafa Özbağ Efendi cevâben şöyle der: normalde bir iş akdi yapılıyor; iş akdi yapılırken «Ben cumâya giderim. Benim cumâ için farzdır; ben cumâları namaza gitmekle mükellefim» deyip de böyle bir iş akdi yaptıysa, bir kimse o akdine göre cumâya gider. Ama Türkiye Cumhûriyeti Devleti sistem olarak laikdemokratik, insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir der. Böyle olunca bu devlet sisteminde bir sistem dînî bir argüman olmaz; çünki devletin Anayasası bellidir. O Anayasa'ya göre bir kimsenin cumâ veyâhud da vakit namâzları için iş yerinden ayrılma hakkı yoktur.

Edâ Şartları ile Sıhhat Şartları Ayrımı

Mustafa Özbağ Efendi Hanefî fıkhının cumâ ile alâkalı temel ayrımını şöyle ortaya koyar: cumânın bir «edâ şartları» vardır, bir de «sıhhat şartları» vardır. Ne yazık ki Türkiye'de cumânın edâ şartları tâm olarak yerli yerinde uygulanmaz. Sıhhat şartları var; edâ şartları yok. Meselâ edâ Hanefî'ye göre edâ şartlarından birisi o beldede kısâsın uygulanmasıdır. Bir beldede kısâs uygulanmıyorsa o beldede cumâ kılınmayabilir. Bir yerin şehir hükmünde Hanefî'ye göre olabilmesi için orada kısâs uygulanması gerekir. Kısâs uygulanmıyorsa Hanefî'ye göre orası şehir hükmünde değildir. Bu küçük ilmihâl kitaplarında sıhhat şartları vardır; lâkin edâ şartları yoktur.

Edâ Şartlarının Öğretilmemesi

Mustafa Özbağ Efendi edâ şartlarının niçin öğretilmediğini de îzâh eder: edâ şartları bize öğretilmez. Çünki edâ şartlarına iş girince iş devletin sistemine gider. Devletin sistemine gidince — normalde edâ şartlarını çok konuşmazlar — hiçbir yerde konuşmazlar. Konuşulunca da sıkıntı yaşanıyor. Türkiye'de Hanefî'ye göre edâ şartlarının büyük bir çoğunluğu yoktur. Meselâ cumâyı devlet başkanının kıldırması ya da devlet başkanının tâyin ettiği bir kimsenin cumâyı kıldırması — bu da edâ şartlarındandır. Müslümanlara kimlerin devlet başkanı olabileceği yine Kur'ân ve sünnetle sâbittir. Eğer ki Müslümanların başında Kur'ân ve sünneti kendisine rehber ve ölçü edecek bir kimse var ise, Müslümanlar ona devlet başkanı olarak itâat ederler.

Mevcûd Devletin Mâhiyeti

Mustafa Özbağ Efendi mevcûd devletin mâhiyetini şöyle değerlendirir: bugünkü mevcûd sistem dîne dayalı bir sistem değildir. Dîne dayalı bir sistem olmadığı için biz Türkiye Cumhûriyeti Devleti'ni İslâm Devleti diyemeyiz. Birisi Türkiye Cumhûriyeti Devleti'ni İslâm Devleti derse Anayasal suç işlemiş olur. Mustafa Özbağ Efendi Mehmed Emîn Bey'in «Müslüman-Türk devleti» ifâdesini de Anayasal bir suç olarak değerlendirir. Bu üslûp Hanefî fıkhının dârü'lharp tasnîfine uyumludur; ve Türkiye'nin sistem olarak İslâm Devleti olmadığını net bir şekilde ortaya koyar.

Halîfeliğin İlgâsı ve Atatürk'ün Genelgesi

Mustafa Özbağ Efendi halîfeliğin ilgâsından sonra cumâ mes'elesini şöyle anlatır: cumâ meselesi halîfelik ilgâ edilince çıkıyor. «Halîfeliği ilgâ etti; ama bu insanlar cumâyı kılacaklar — cumâyı nasıl kılacaklar? Cumâ için bir halîfenin içtihâd etmesi gerekir.» Diyorlar. Öyle deyince de Atatürk bir genelge yazıyor: bütün Türkiye Cumhûriyeti Devleti'nin sınırları içerisindeki câmilerde cumâ kılınabilir diye. Şimdi Atatürk Müslümanların devlet başkanı mıdır değil midir? Devlet İslâmî bir devlet midir değil midir? Atatürk'ün bu «cumâ kılınabilir» genelgesi bir fetvâ niteliğinde alınır mı alınmaz mı? Otursunlar ilâhiyatçılar, Diyânet'çiler — buna kafa yorsunlar. Bu mes'ele yıllarca konuşulması ve içtihâd edilmesi gereken bir mes'eledir.

Tek Merkezde Cumâ ve Stadyum Misâli

Mustafa Özbağ Efendi Hanefî fıkhının bir başka edâ şartını şöyle nakleder: bir il veya ilçede tek merkezde namâzın kılınması gereği. Eğer o beldeyi bölen büyük bir vâdî var ise, nehir varsa iki yerde kılınabilir; ama yoksa o zaman tek merkezde kılınması lâzımdır. Mustafa Özbağ Efendi bir teşbîh ile mes'eleyi somutlaştırır: Bursa'nın bütününün düşünün — bir cumâ günü tek bir yerde namâz kılınacak. Bursa'nın 3,5 milyon nüfusunun 1,5 milyonu erkek olarak cumâya gitse, kadınerkekli 2 milyon insanın bir yerde cumâ kıldığını düşünün. «Bunca insanı nerede toplayacaksınız?» sorusuna cevâben Mustafa Özbağ Efendi stadyum misâli verir: maçlar 8 ay sürüyor, 16 maç yapılıyor; 16 günlük spor için milyâr dolarlık stadyumlar yapılıyor. Cumâ namâzı için niçin böyle büyük merkezler düşünülmesin? Bu mes'ele İslâm idâresinin önceliklerinin nasıl olabileceğine dâir muazzam bir teemmül noktasıdır.

Mü'minin Mücâhede Yolu

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin nasıl davranacağını da işâret eder: mü'mîn bütün bu fıkhî tartışmaları bilmesi gerektiği gibi, kendi şahsî hayâtında da iş akdine cumâ şartını koymak, izin için meşrû yollarla mücâdele etmek, ve cumâ ibâdetinin manevî yönüne sıkı sıkı yapışmak mecbûriyetindedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Cumâ günü namâz için çağrıldığında, hemen Allâh'ı zikretmeye koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır» (Cumâ 62/9) buyurmuştur. Mü'mîn dârü'lharp şartlarında bile cumânın manevî hediyesini almak için var gücüyle gayret etmek mecbûriyetindedir; ve bu gayret onun manevî mücâhedesinin bir kolu olur.

  • Kur'ânı Kerîm: Cumâ 62/9-11; Bakara 2/238; Nisâ 4/103; Tâhâ 20/14.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Cumâ.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Cumâ.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Cumâ.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Cumâ.
  • Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Cumâ.
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, cumâ ahkâmı.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, cumâ bahsi.
  • İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
  • İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
  • Fetâvâyı Hindiyye, cumâ edâ şartları.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm.
  • İbn Kudâme, el-Muğnî.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, cumâ bahsi.
  • İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât.
  • Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet iş akdinde cumâ şartının konmasını, edâ ile sıhhat şartları ayrımını, edâ şartlarının öğretilmemesini, mevcûd devletin Hanefî tasnîfindeki mâhiyetini, halîfeliğin ilgâsı ve Atatürk'ün genelgesini, tek merkezde cumâ kâidesi ile stadyum misâlini, ve mü'minin mücâhede yolunu tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri