Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Edep Adap ·

Birinin ayıbını irdelemeyi, ayıbını yüzüne söylemeyi doğruculuk gördük — hâlbuki hatâdır

Başkalarının kusurlarını örtmeyi bilelim nasihat edelim kardeşimizdir çocuklarımızdır nasihat edelim din nasihattir ama ayıp ve kusurlarını örtmesini bilelim bir hata yaptı arkadaşımız kardeşimiz anne...


Birinin Ayıbını İrdelemeyi, Ayıbını Yüzüne Söylemeyi «Doğruculuk» Sanmak

Başkalarının kusurlarını örtmeyi bilelim. Nasîhat edelim; kardeşimizdir, çocuklarımızdır, nasîhat edelim — «dîn nasîhattir.» Ama ayıp ve kusurlarını örtmesini bilelim. Bir hatâ yaptı arkadaşımız, kardeşimiz, annemiz, babamız, çocuğumuz — bir hatâ yaptı yâ! Yaptıysa, iki de bir onun önüne koymayalım; onu bir daha–bir daha utandırmayın; bir daha–bir daha onu tahkîr etmeyelim; bir daha–bir daha ona bir şey söylemeyelim.

Ebû Hüreyre Rivâyeti: Cariye’nin Zinâsı ve Had

Şu hadîsi şerîfi yeni okudum, itirâf edeyim — ve biz neyi kaybettiğimizi bir daha idrâk ettim. Ebû Hüreyre radıyallâhu anh hazretlerinden bir hadîsi şerîf: «Bir cariye zinâ eder ve zinâ yaptığı da kesinleşirse, sâhibi ona had cezâ uygulasın; fakat suçunu başına kakmasın.»

Cariye kim? İşte senin cariyen, neydi — savaşta esîr alınan gayrimüslim kadınlar — senin esîrin veyâhûd onu satın aldığın esîrin sâhibinden, o cariye zinâ etti. Dikkat edin: «Ona had uygulasın, ama onun suçunu başına kakmasın. ‘Ey zaniyye, gel sen! Sen zinâ eden insansın; nasıl zinâ ettin, nasıl yaptın bunu?’ başına kakmasın» — dikkat edin.

Devâm ediyor: «Sonra ikinci defa zinâ yaparsa, aynı şekilde had uygulasın, ama yine de suçunu yüzüne vurmasın; suçunu yüzüne vurup kötü sözlerle kınamasın.» Yâ! Kendi eşimizi, kendi çocuğumuzu, kendi arkadaşımızı — 20 yıl önce bir hatâ yaptıysa, hiç bizde bayatlamıyor — 20 yıl sonra onun önüne koyuyoruz: «Sen böyle demiştin, sen böyle yapmıştın» diyoruz. Biz kaybettiğimizde, bak: «Senin annen şöyle demişti; senin baban böyle yapmıştı.» 10–20 yıl geçmiş, 30 yıl geçmiş — «Sizler bana böyle böyle yaptınız.» Allâh, Allâh — neyi kaybetmişiz, neleri kaybetmişiz, nereden nereye gelmişiz?

Üçüncü Defa Zinâ: «Bir İp Karşılığında Sat»

Hadîsi şerîf devâm: «Sonra bu cariye üçüncü defa zinâ etse — üçüncü sefer zinâ ederse — artık efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın; bedelsiz gibi, kıldan bir ip, bir urgan karşılığında, bir ip karşılığında da satsın.» Hayır gelmiyor artık ona ahlâkî; çünkü iyice aşağı inmiş; onu satsın.

Buradan şunu anladım: Bu hadîsi şerîfi ilk defa okudum; enteresan bir şey bunları araştırırken, bu ayıplamak kâlı oturdum saatlerce düşündüm: Toplumun hâlini düşündüm; âileleri düşündüm; çocukları düşündüm; bu genç nesli düşündüm; anne–babaları düşündüm; kayın vâlideleri düşündüm; kayın pederleri düşündüm; bütün âileleri, sülâleleri düşündüm. Neyi kaybetmişiz biz, dedim.

Ayıbı Yüzüne Söylemek de Harâmdır

Neyi kaybetmişiz? Bütün insanlar 20 yıl önce, 30 yıl önce olan hâdiseyi eşlerinin önüne koyuyorlar. Çocuğu bir hatâ yapmış; çocuğunun hatâsını yüzüne vurmaktan bıkmıyor; utanmıyorsun. Ben kendi nefsimi de koyayım için içine: Hep berâber biz ayıplamak ve insanların ayıbını yüzüne vurmak — tâbîr câiz ise «Ben onun yüzüne söylerim, harâm işledin yüzüne de söyledim, harâm işledin» — harâm! Bir insanın ayıbını yüzüne söylemek de harâm. Günâhı kebîr. Açın Heytemî kitâbından okuyun.

Evet, bir kimsenin ayıbını yüzüne vurmak da günâhı kebîr. Yüzüne söylemek günâhı kebîr. O delikanlılık değil. «Ben onun yüzüne de söyledim, sen onun yüzüne de söyle» — o da sana küfretsin bir güzel, sonra «Sen nasıl küfredersin bana?» de; sen ona bir tokat vur; o da «Sonra sen bana nasıl bir tokat vurursun?» desin; sana bir bıçak çaktırsın; sen de bunu yedirememe — git evinden silâh al, «Onu vuracağım» diye uğraş. Bak, nereden nereye geldi olay! Veyâhud da birisinin ayıbını iki de bir yüzüne söyledin — bunu mu çekeceksin? «Ben dedi gitti karın sana adamsa, gitti mutfaktan bıçağı aldı, çaktırdı sana.»

«Ayıbı Araştıran Göze Aittir Başka Şeye Değil»

Biz ama bunu kaybettik: Birinin ayıbını böyle inceleme, irdeleme; ayıbını onun yüzüne söylemeyi delikanlılık gördük, doğruculuk gördük, onu hak gördük. Harâmı şeytân aldattı bizi. Allâh bizi affetsin.

Hz. Pîr de diyor ki: «İnsanların ayıplarını araştıran, ayıplarını gören — ayıp göze âittir; başka bir şeye değil.» Allâh bizi affetsin. İslâm — aslında gerçek mânâda dîn — başkalarının ayıplarını araştırmayı, bunu ifşâ etmeyi, bunu insanların içerisinde yaymayı harâm kılmış; bunu hoş görmemiş. Bunun yerine: «Kusurları örtün, hatâları örtün, yanlışlıkları, eksiklikleri örtün» demiş ve âyeti kerîmelerde, hadîsi şerîflerde bunu bize öğütlemiş, nasîhat etmiş. Ama İslâm dünyâsı bunu ne yazık ki kaybetmiş.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Edep, Ayıp, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü