Sahte Sûfîler — Görüntüde Âşık, Hakîkatte İki Gören
Bir kısım insânlar görünüşte sûfî, kendilerini Allâh’a âşık gösterir; akıl almaz sözler söyler, değişik kelimeler ve cümleler kurarlar. Hazret-i Pîr bu kimselere cevap verir: «Git, bana bu efsunu okuma. İki gözle gören, gerçek âşık değildir.» Yâ’nî gerçek âşığın gözü tek hedeftedir: Allâh. İki şeyi birlikte sevmek, gerçek aşk değildir.
İki Gören Kim? — İki Şeyi Aynı Anda Sevenler
«İki gören» tasavvufî bir tâbirdir. Hem Allâh’ı, hem dünyâyı sevenler; hem maşûku, hem nefsi sevenler. Bu kişi henüz tek görmeye ulaşmamıştır. Gerçek âşık «tek gören»dir: Sâdece Allâh’ı görür; dünyâyı görmez; nefsini görmez. Bu mertebeye «tevhîd-i şuhûdî» denir — Allâh’tan başka hiçbir şeyi gerçek mânâda görmeme. İki gören sahtekârdır; tek gören gerçek âşıktır.
Sahte Sûfîlerin Alâmetleri — Akıl Almaz Sözler
Sahte sûfîlerin alâmetlerinden biri akıl almaz sözler söylemektir. Gerçek hâl ehli olduklarını göstermek için, gerçek dergâh ehlinin bile zor anladığı kelimeler kullanırlar. «Vahdet-i vücûd», «fenâ fî-Allâh», «ittihâd» gibi derin kavramları, gerçek mânâlarını bilmeden konuşurlar. Asıl âşık ise sâde konuşur; derin mânâları basit dille anlatır. Çünkü hâl ehli gösterişe ihtiyâç duymaz.
Hz. Pîr’in Cevâbı — «Bu Efsunu Bana Okuma»
Hz. Pîr Mevlânâ böyle sahtekârlara sert cevap verir: «Git, bana bu efsunu okuma.» Efsun, sihirli sözler demek. Sahte sûfîler sihirli kelimelerle başkalarını aldatırlar; ama gerçek âşığı aldatamazlar. Çünkü gerçek âşık, sahtekârı hemen tanır. Onun hâline bakar; sözüne değil. Hâli sahte ise, sözleri ne kadar süslü olursa olsun, kabûl etmez. Bu, hâl ehlinin firâsetidir.
Nefsin Aldatması — Sahte Aşk
Sahte aşk, nefsin aldatmasıdır. Nefis, mü’mini sıradan bir sûfî olmaktan kendisini «yüksek» bir sûfî olarak göstermeye sevkeder. Bu, bir nefsî hile. Çünkü asıl yüksek olan, kendisini hep aşağıda görür. Yüksek olduğunu iddiâ eden, aslında aşağıdadır. Sahte sûfîler bu nefsî aldatmaya yakalanmış olanlardır. Onlardan kaçmak gerek.
Gerçek Âşığın Sessizliği — Hâl Konuşur
Gerçek âşık çoğunlukla sessizdir. Konuşmazsa, hâli konuşur. Yüzünden, gözünden, hareketinden aşk akar. Etrâfındakiler farkına vararak ondan etkilenirler. Konuşacaksa, gereği kadar konuşur; gösterişten kaçınır. Bu sessizlik, aşkın derinliğinin bir alâmetidir. Çünkü aşkın derinliği, sözle değil hâlle anlatılır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi sessiz ve gerçek âşıklardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Nefs, Sahte Sûfî. → Tasavvuf Sözlüğü