Mürşid-i Kâmil Peygamberin İzinden Giderken — Câhilin Sözüne Aldırmaz
Bir mürşid-i kâmil peygamberin izinden giderken, karşıdaki câhilin sözüne aldırmaz. Çünkü onun yolu Allâh’ın yoludur; insanların kınamasından korkmaz. Modern çağda tasavvufa karşı saldırılar vardır; câhiller sürekli eleştirir. Mürşid-i kâmil bunlara aldırmaz; kendi yolunda yürür. Çünkü o Allâh için yapıyor; insanlar için değil. Bu, mürşid-i kâmilin gücüdür: Câhilin sözüne kapılmamak.
Hz. Peygamber’in İzi — Sünnet
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in izi sünnettir. Mürşid-i kâmil sünnet üzere yürür; bir adım dışarı çıkmaz. Sözleri, fiilleri, yaşamı — hepsi sünnete uygundur. Bu yol Allâh’ın çizdiği yol. Câhiller bu yolu eleştirebilir; ama mürşid-i kâmil aldırmaz. Çünkü doğru yolu biliyor.
Câhilin Sözü — Önemsiz
Câhilin sözü önemsizdir. Câhil — bilmeyen. Bilmeyen kişi bir konuda hüküm verirse, hükmü değersizdir. Mürşid-i kâmilin yolunu eleştiren câhiller, tasavvufu bilmiyorlar; ama eleştiriyorlar. Bu, akıl dışı. Mü’min câhilin eleştirisini önemli görmemelidir. Sâdece âlim’in eleştirisine dikkat eder.
Hz. Peygamber’in Tutumu — Kınamaya Aldırmama
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke’de kınama altındaydı. Müşrikler O’na «mecnûn, sâhir, şâir» dediler. Ama O aldırmadı; kendi yolunda yürüdü. Eğer aldırsaydı, İslâm yayılmazdı. Mürşid-i kâmiller bu örneği izler. Kınamaya aldırmama, sünnetin önemli bir parçasıdır.
«Kınamadan Korkmazlar» — Mü’minin Sıfatı
«Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar» (Mâide 54). Bu âyet Allâh yolunda yürüyen mü’minlerin sıfatıdır. Mü’min kınamadan korkmaz; çünkü onun gözü Allâh’ın rızâsındadır. Câhilin kınaması ile Allâh’ın rızâsı arasında mü’min hangisini seçer? Allâh’ın rızâsını. Bu, mü’minin temel tercihidir.
Tasavvufa Saldırılar — Câhilliğin Tezâhürü
Modern dönemde tasavvufa saldırılar vardır. «Tasavvuf bid’attir, sapıklıktır» diyenler vardır. Bu görüşler câhilliğin tezâhürüdür. Çünkü tasavvuf Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den beri vardır; sahâbe de tasavvufî hâller yaşamıştır. İmâm Gazzâlî, İmâm-ı Rabbânî, Mevlânâ — hepsi tasavvufu savundu. Bunları câhilce reddedenler hatalıdır. Mürşid-i kâmil bu saldırılara aldırmaz.
Mürşid-i Kâmilin İçten Direnci — Cevap Vermek
Mürşid-i kâmilin içten direnci vardır. Kınamaya aldırmaz; ama bâzen cevap verir. Gerektiğinde sapık görüşleri eleştirir; doğruyu açıklar. Bu, susmak değil; akıllıca cevap vermektir. Hz. Peygamber de bâzen müşriklere cevap verirdi; bâzen sustu. Mürşid-i kâmil de bu dengeyi yapar.
Niyâz — Kınamaya Aldırmamak
Niyâz: «Yâ Rab, beni câhilin kınamasına aldırmayan bir mü’min eyle. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in izinde yürümemi nasîb et. Tasavvufa karşı çıkan saldırılardan etkilenmemi engelle. Sâdece Senin rızânı arayan bir kul eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi kınamadan korkmayan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Mürşid-i Kâmil, Câhil. → Tasavvuf Sözlüğü