Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette Allâh'ın yeryüzüne vahyettiğini, ve yeryüzündeki her şeyin vahye tâbi olduğunu Zilzâl Sûresi 4-5. âyetlerinin ışığında tafsîl eder. Cenâbı Hak buyurur: «O gün yer Rabbinin ona vahyetmesiyle haberini anlatacaktır.» Demek ki Allâh yeryüzüne vahyetmiştir. Yeryüzüne vahyetmek demek yeryüzündeki bütün mevcûdâta vahyedilmesi demektir. Sufî taşa bile tekme vurmaz; çünki yeryüzüne vahyedilmiştir. Sen yeryüzünde dolaşırken edebinle dolaş. Sen taşa bile tekme atma; sen oraya buraya uygunsuz yerlere bevl etme. Hz. Abdullâh bin Ömer radıyallâhu anhümâ Resûli Ekrem efendimizin defi hâcet yaptığı yerde defi hâcet yapardı; abdest aldığı yerde abdest alırdı; namâz kıldığı yerde namâz kılardı. Bu sahâbe Allâh'ın vahyine ne kadar saygı duyduklarını ortaya koyar. Mü'mîn yeryüzündeki her şeyin vahye tâbi olduğunu bilerek edebli, isrâf etmeden, kırıp dökmeden yaşar.
Mustafa Özbağ Efendi'nin Sohbet Disiplini
Mustafa Özbağ Efendi sohbete kendi sohbet disiplinini tafsîl ederek başlar: bütün kardeşlere sözüm var. Cenâbı Hak ölünceye kadar beni o sözle muhîm eylesin: anlattığımız, söylediğimiz, dîn olarak tebliğ ettiğimiz, insânlara aktardığımız her şeyin Kur'ân ve Sünnet'ten delîli olacak. Eğer bu yok ise size bunu tekrar söylüyorum — 35 yıldır sohbet ediyorum — sorun cevâb diyorum: kardeşler, size anlattıklarımda Kur'ân ve Sünnet'e uymayan bir yer var ise lütfen beni îkâz edin; bana söyleyin; ben kendimi düzelteyim. 35 yıldır birisi bana «şurada Kur'ân'a uymadın, şurada hadîse uymadın» demedi.
Zilzâl 4-5: Yeryüzüne Vahy
Mustafa Özbağ Efendi temel âyeti kerîmeyi tafsîl eder: Cenâbı Hak Zilzâl Sûresi 4-5. âyetlerinde buyurur: «O gün yer Rabbinin ona vahyetmesiyle haberini anlatacaktır.» Bunların tefsîrlerine girmeyeceğim. Cenâbı Hak demek ki ne yapmış? Yeryüzüne vahyetmiş. Yeryüzüne vahyetmek demek yeryüzündeki bütün mevcûdâta vahyedilmesi demektir. Bu üslûp İslâm'ın âlemshümûl bir vahy anlayışına sâhib olduğunu, ve bütün mahlûkâtın Cenâbı Hakk'ın emirlerine tâbi olduğunu ortaya koyar.
Sufî Taşa Bile Tekme Vurmaz
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sufî kâidesini tafsîl eder: sufî taşa bile tekme vurmaz. Yeryüzüne vahyetmiş. Sen yeryüzünde dolaşırken edebinle dolaş. Sen taşa bile tekme atma yeryüzünde. Edebinle dolaş. Sen oraya buraya uygunsuz yerlere bevl etme; bak yeryüzüne vahyetmiş. Allâh'ın edebini-âdâbını tut. Bu üslûp tasavvufun yeryüzüne karşı ne kadar büyük bir saygı duyduğunu ortaya koyar; ve mü'mîni doğaçevre koruma husûsunda bilinçli olmaya yöneltir.
Hz. Abdullâh bin Ömer Sünnet Hassâsiyeti
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sahâbî hâdisesini tafsîl eder: Hz. Abdullâh — Hz. Ömer efendimizin oğlu — 23 kez çıkmıştı, her seyahate çıktığında. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin defi hâcet yaptığı yerde defi hâcet yapardı; abdest aldığı yerde abdest alırdı; namâz kıldığı yerde namâz kılardı. Onlar Hz. Muhammed Mustafâ'ya ve Allâh'ın vahyine bu kadar sâhibtiler. Hz. Peygamber'in defi hâcet yaptığı yere defi hâcet yapardı. Peygamber sevgisi olmayan bir kimsede bunun anlamı yoktur; Allâh aşkı olmayan bir kimsede bunun anlamı yoktur. Lâkin Hz. Ömer efendimizin oğlu Abdullâh için bu çok anlamlıydı.
Hz. Ömer ve Saçak Hâdisesi
Mustafa Özbağ Efendi başka bir muazzam sahâbî hâdisesini aktarır: meşhûrdur ya — Hz. Ömer hızla cumâya gidiyor; bir saçak — bildiğimiz kiremit gibi saçak — sarına takılıyor. «Bunu kim böyle yapmış?» diyor; alıyor onu, tâbîri câizse kaldırıyor ortadan. Sonradan diyorlar ki aynı gün bunu hutbede söylüyor: «Yoldan geçenleri rahatsız ediyor bu» diye. Sahâbe kalkıyor: «Ey Emîrü'l-Mü'minîn, o saçağı kim yaptı biliyor musun? Hayır.» «O saçağı bizzât elleriyle yapan Hz. Muhammed Mustafâ'ydı.» Koca Ömer hüngürhüngür ağlayarak gidip o saçağı tekrâr yerli yerine koyuyor — bildiğiniz saçak. Bu üslûp sahâbenin Resûli Ekrem efendimize duyduğu muhabbetin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyar.
Yeryüzündeki Her Şey Vahye Tâbîdir
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kâideyi tafsîl eder: Allâh yeryüzüne vahyeder; yeryüzüne vahyedince hayvanlar, böcekler, çiçekler, ağaçlar, dağlar, taşlar — hepsi de o vahye tâbîdir. O yüzden sonbahar geldiğinde hepsi de silinir gider; ilkbahârda yeniden yeşerir. Hepsi de vahye tâbîdir. Çünki vahye tâbî olmayan yeryüzünde hiçbir şey yoktur. Edebini koru, edebini koru — yeryüzünde dolaşırken yeryüzündeki gördüğüngörmediğin, bildiğinbilmediğin her şeyin vahye tâbî olduğunu bilerekten yaşa.
İsrâf Etmemek: Vahye Saygı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: o yüzden eşyânı kırıp dökme. O yüzden yiyeceğini bozdurma, küflendirme. Sana verilmiş olan nîmetleri heder etme; hepsi de vahye tâbî. Vahiyle yürüdü, geldi senin önüne; geldi vahiyle, geldi senin evine girdi vahiyle, geldi senin üzerine elbise oldu vahiyle, geldi senin elinde bir âlet oldu vahiyle, geldi senin elinde telefon oldu, bilgisayar oldu vahiyle, geldi senin elinin altında araba oldu vahiyle, geldi senin elinde bir avuç toprak oldu vahiyle. Bütün her şey vahye tâbî, ve vahye tâbî olan bütün her şey emre tâbî, ve onun arkasında Allâh'ın kudret ve kuvveti, ve yaratması var. O yaratmaya tâbî. Ey Müslüman, isrâf edemezsin. Ey Müslüman, kırıp dökemezsin. Ey Müslüman, sen bir şeye zarâr veremezsin. Vahyetmiş abi sen zarâr veriyorsan — şeytândan gelen vahye tâbî oldun. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni isrâftan, kırıp dökmekten, ve vahye tâbî olan mahlûkâta zarâr vermekten alıkoyar; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Zilzâl 99/4-5; Â'râf 7/31; Mu'minûn 23/72; İsrâ 17/26-27; Furkân 25/63.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Hac, İbn Ömer hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Hac.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, isrâf bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Zilzâl 4-5 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf.
- İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
- İmâm Beyhakî, Şuabü'l-Îmân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu uzun sohbet Mustafa Özbağ Efendi'nin sohbet disiplinini, Zilzâl 4-5 ile yeryüzüne vahyi, sufînin taşa bile tekme vurmamasını, Hz. Abdullâh bin Ömer'in sünnet hassâsiyetini, Hz. Ömer ve saçak hâdisesini, yeryüzündeki her şeyin vahye tâbî olduğunu, ve isrâf etmemenin vahye saygı oluşunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri