Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
İlmi ledün ·

Akl-ı küllün, ilm-i ledünün sahibi Allah, sen ancak onlara mazhar olabilirsin

Eğer senin gizli ve cüzi bir aklın varsa cihanda bir kamil akıl sahibini arar. Senin cüzi aklın onun külli aklı yüzünden külli olur. Çünkü aklı kül nefse zincir gibidir. Eğer senin bir aklın var ise, ...

Akl-í küll ve ilmi ledünnün asıl sahibi yalnízca Allah’tır; salik ancak bunlara mazhar olabilir, sahip olamaz. Bu, salikin manevî tahsi’lîndeki en hassas husustur; çünkü mazhariyet ile sahiplik arasínda derin bir tevhid sínírí vardír. Mazhar olmak, Allah’ín lütüfünü aksetmek demektir; sahip olmak ise enaniyet kibri demektir. Bu sohbette üstâd, akl-í küll ve ilmi ledünnün manevî mahiyetini, salikin bunlara nasíl mazhar olabileceşini izah etmektedir.


Akl-í Küllün Mahiyeti

Akl-í küll, evrensel akıl, tüm varlíşa hükmedip yön veren ulûhî bir akıldır. Sufiler bu kavramí “Akl-í Evvel” olarak da ifade ederler; varlíşín ilk yaratílan aklí demektir. Akl-í küll, Allah’ín sífatlaríndan biri olarak ifade edilmez, ne var ki Allah’ín yaratící tasarrufunun bir tezahürüdür. Şeyh Muhyiddin Arabî “Fütûhât-í Mekkiyye”sinde akl-í küllün mahiyetini tahkik etmiştir. Salikin akl-í küllün manevî tasarrufuna mazhar oluşu, sülûk yolundaki bir mertebedir. Salik, kendi aklíní nefsinin hírsíndan kurtardíktan sonra, Akl-í küllün manevî tasarrufuna mazhar olabilir; bu hâlde salikin aklí ulûhî bir aydınlíkla aydınlanır. Mevlânâ Celâleddin Rumî hazretleri Mesnevî’sinde “Akl-í küll, ferdî aklín üstündedir; salik, Akl-í küllü idrâk ettişinde, ferdî aklíndan vazgeçer” buyurmuştur.

İlmi Ledünnün Manâsí

İlmi ledün, “ledün” yâni Allah’ín katında olan, doğrudan Allah’ín lütüfü ile salikin kalbine ihsân edilen bir manevî ilim˙dir. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Biz ona katımızdan bir ilim verdik” (Kehf 18/65) buyurarak Hızır aleyhisselâma verilen ilmi ledünü ifade etmiştir. Bu ilim, kitap okumak ile elde edilemeyen, sadece Allah’ín ihsâní ile kalbe ilkâ olunan bir manevî ilim˙dir. Sufiler, bu ilmin manevî tezahürünü “Ílâhî feyz” olarak ifade ederler. Salikin manevî tahsi’lînin ileri mertebelerinde bu ilim˙den nasibini alabilir; ne var ki bu, salikin “ben ilmi ledüne sahibim” demek mertebesinde deşil, ancak Allah’ín ihsâní ile mazhar olduşu bir manevî bir hâl˙dir. Karabaş Velî hazretleri “İlmi ledün, salikin kalbine ihsân olunan bir manevî bir nimettir; salik, bu nimete sahip deşil, mazhar olabilir” buyurmuştur.

Mazhariyet ile Sahiplişin Farkí

Mazhariyet ile sahiplik arasínda derin bir tevhid sínírí vardír. Mazhar olmak, Allah’ín lütüfünü aksetmek demektir; ayín güneşin íşışíní aksetmesi gibi. Sahip olmak ise enaniyet kibri demektir; “ben bu nimete sahibim” demek bir manevî sapma˙dır. Salik, akl-í küll ve ilmi ledünnün asıl sahibi˙nin Allah olduşunu, kendisinin yalnízca mazhar olduşunu bilmelidir. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Allah katından bir ilim ile” (Kehf 18/65) buyurarak ilmin asıl sahibî’nin kendisi olduşunu ifade etmiştir. Salik, “benîm ilmim”, “benîm hikmetim” gibi sözleri kalbinden silmelidir; her şey Allah’índır. Bu şuür, salikin manevî sıhhatini koruyan asıl tevçihtir. Karabaş Velî hazretleri “Salikin tevhidî tahkikinin asıl alâmeti, kendisini hiçbir şeye sahip görmemesi˙dir” buyurmuştur.

Salikin Mazhariyete Erişmesi

Salikin akl-í küll ve ilmi ledünne mazhar olmasí, sülûk yolundaki nice manevî tahsil sonrasínda mümkün bir hâl˙dir. Birincisi, salikin nefsini tezkiye etmesi gerekir; nefsi emmâreden nefsi mutímainneye yükselmek bu şartín tahkikidir. İkincisi, salikin kalbini tasfîye etmesi gerekir; kalbin nice perdeden temizlenmesi bu şartín tahkikidir. Üçüncüsü, salikin sırrını telvîn etmesi gerekir; sırrın Ílâhî tecellilere hazír oluşu bu şartín tahkikidir. Dördüncüsü, mürşidi kâmilin tevçihiyle tahsi’l almak vacîbdir; çünkü mürşid, salikin manevî tahsi’lînín her adímíní tahkim eder. Bu şartlar tahkik edildişinde, salik akl-í küll ve ilmi ledünnün manevî tasarrufuna mazhar olabilir. Ne var ki bu mazhariyet daimî bir hâl deşildir; salikin manevî tahsi’lîní ihmâl ettişinde, bu mazhariyet zail olabilir.

Hızır Aleyhisselâm ve İlmi Ledünün Örneşi

Hızır aleyhisselâm, Kur’ân’da ilmi ledünnün en bâriz örneşi olarak zikredilen bir zâttır. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de Mûsâ aleyhisselâmín Hízír ile buluşmasíní nakletmiştir (Kehf 18/60-82). Hízír’a Allah katından özel bir ilim verilmiştir; bu ilim, şerî’atın zahîri hükümleriyle çelişiyormuş gibi görünebilir. Müsâ aleyhisselâm bu ilmi ledünü öğrenmek için Hızır’í takip etmiş, ne var ki sabredemeyip Hízír’ín yaptíklarína itiraz etmiştir. Bu, salikin mürşide karşí sabırlí olmasínín bir âbídesidir. Mürşidi kâmil, ilmi ledünnün manevî tasarrufuna mazhar olmuş bir zâttır; salik, mürşidin yaptíklarína itiraz etmek yerine sabırla onun tevçihinden istifade eder. Karabaş Velî hazretleri “Mürşide itiraz eden, Müsâ aleyhisselâm gibi sabredemediği için manevî tahsi’lîní tamamlayamayan bir zâtdır” buyurmuştur.

Kibrin Manevî Engellilişi

Kibrin manevî engellilişi, akl-í küll ve ilmi ledünne mazhar olmaya en büyük bir engel˙dir. Çünkü kibir, salikin “benîm ilmim”, “benîm hikmetim” demek hâlî’dir; bu, mazhariyetin karşítídír. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Kibrinden zerre miktarí bulunan kişi cennete giremez” (Müslim, Ímân 147) buyurmuştur. Bu hadis, kibrin ne kadar tehlikeli olduşunu ifade eder. Salik, kibirden kurtulmak için her vakit kendi nefsini hesaba çekmelidir; “ben kimîm, asıl sahibi olan kimîdîr?” diye düşünmelidir. Karabaş Velî hazretleri “Kibrinden kurtulaní mürşid, Allah ihsân ile akl-í küll ve ilmi ledünnün tasarrufuna mazhar kílar; kibirde kalan ise asla bunlara ulaşamaz” buyurmuştur. Salik, kibrin tüm tezahürlerinden uzak durmak için her vakit Allah’a sığínarak yola devam eder.

Bibliyografya

  • Kehf sûresi, 60-82. âyetler (Mûsâ-Hízír kıssasí ve ilmi ledün).
  • Kehf sûresi, 65. âyet (Allah katından ilim verilmesi).
  • Bakara sûresi, 269. âyet (hikmetin Allah tarafíndan ihsan edilmesi).
  • Tevbe sûresi, 122. âyet (ilim tahsilinin gereşi).
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-İmân 147, kibirin haramlíşí.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Edeb, kibrin tehlikesi.
  • Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Birr, kibirin alâmetleri.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’t-Tefsîr (Kehf), Mûsâ-Hízír kıssasí.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Fezâil, Mûsâ-Hízír kıssasí.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’l-İlim.
  • İmâm Gazzâlî, Mişkâtü’l-Envâr, Ílâhî ilim bahsi.
  • İbn Arabî, Fütûhât-í Mekkiyye, akl-í küll ve ilmi ledün.
  • İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem, ilmi ledün bahsi.
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât, mazhariyet ve sahiplik.
  • Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, müridin manevî tahsi’lî.
  • Cüneydi Başdâdî, Resâil, ilmi ledün bahsi.
  • Mevlânâ, Mesnevî, II. Defter, “Akl-í küll” beyitleri.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, mazhariyet bahsi.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Kehf 65 tefsîri.
  • Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “İlmi ledün” beyitleri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, akl-í küllün mahiyeti, ilmi ledünnün manâsí, mazhariyet ile sahiplişin farkí, salikin mazhariyete erişmesi, Hízír aleyhisselâm ve ilmi ledünün örneşi ile kibrin manevî engellilişi gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatínín akl-í küll ve ilmi ledün üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, salikin manevî tahsi’lîne kıymetli bir üfük açmaktadír.

Kaynak: Mustafa Özbaş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Akl-í Küll ve İlmi Ledün