Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sevgi ·

Yine gel ey aziz ve güzel sevgili cemalin olmadıkça bu perişan aşığın gözlerinde

sevgilim cemalinin zekatını ver de yine güneş gibi cemalini göster cemalini örtüp gizleme şenliğe benzeyen cemalini göster Aşıklar sana Vefa göstererek canlarını kurban etsinler Cemalin her göze Güneş...


Yine Gel Ey Aziz Sevgili; Cemâlin Olmadıkça Perişânlığım Sona Ermez

«Yine gel ey aziz ve güzel sevgili; cemâlin olmadıkça bu perişânlığım sona ermez.» Bu, tasavvufî bir niyâz dili. Sevgili — Allâh; cemâl — O’nun tecellîsi. Mü’min Allâh’ın tecellîsini hissetmediğinde perişândır; çünkü mâneviyât açlığı içindedir. Tecellî gelince perişânlığı sona erer; gönlü huzur bulur. Bu, sufînin yaşadığı hâldir.

«Sevgili» — Allâh

Tasavvufî dilde «sevgili» Allâh anlamına gelir. «Mahbûb» (Sevilen) ve «Habîb» (Sevgili) — Allâh’a hâs sıfâtlar. Mü’min «sevgilim» derken Allâh’ı kasteder. Bu, sevgi dilinin tasavvufî kullanımıdır. Şiirler, kasîdeler, ilâhîlerde bu dil geçer. Yûnus, Mevlânâ, Niyâzî-i Mısrî — hepsi bu dili kullandı.

Cemâl — Allâh’ın Tecellîsi

Cemâl — Allâh’ın güzel tecellîsi. Allâh’ın bizzat zâtını göremeyiz; ama O’nun tecellîlerini görebiliriz. Kâinâttaki güzellikler — gün doğumu, çiçekler, sevgi, mâneviyât — hepsi Cemâl’in tecellîleri. Mü’min Cemâl’i gönlünde hisseder; ve perişânlığı sona erer.

Perişânlık — Mâneviyât Açlığı

Perişânlık — mâneviyât açlığıdır. Modern insan çoğu zaman perişân; ama farkında değil. Maddî olarak doygun, mâneviyâtça aç. Bu açlık huzursuzluk, depresyon, anlamsızlık olarak çıkar. Mü’min perişânlığını farkındadır; ve Cemâl’i diler. Bu farkındalık olmadan tedâvi başlamaz.

Niyâz Dili — Sufînin Şiiri

Tasavvufun niyâz dili genelde şiirsel. Çünkü düz cümle ile anlatılamayan duygular var. Şiir, kasîde, ilâhi — bu duyguları taşıyabilir. Sufî sevgilisine «yine gel ey sevgili» diye seslenirken hem aşkı hem hasreti hem niyâzı dile getirir. Bu dil sevgi diliyle ünsiyet kurar.

«Yine Gel» — Daimi Niyâz

«Yine gel» ifâdesi daimi niyâzı gösterir. Sufî bir kere değil, sürekli «gel» der. Çünkü Cemâl bir kere tecellî ettiğinde yetmez; sürekli yenilenmesi gerek. Mü’min günde, haftada, ayda, yılda hep «yine gel ey sevgili» diye duâ eder. Bu niyâz onun günlük hayâtının parçası.

Cemâl Tecellîsi — Lutuf

Cemâl tecellîsi Allâh’ın lutfudur; ısmarlama olmaz. Sufî niyâz eder; ama tecellînin geliş vakti Allâh’a âittir. Bâzen hemen gelir; bâzen yıllar sonra; bâzen âhirette. Önemli olan niyâzı bırakmamak. Niyâzı bırakan sufî mahrûm kalır; sürdüren sonunda kavuşur.

Niyâz — Cemâli Dileyen Sufî

Niyâz: «Yâ Rab, sevgili, aziz, güzel olan Sen! Cemâlin olmadıkça perişânlığım sona ermez. Yine gel, yine tecellî et, gönlüme nûrunu yansıt. Sufî dilinde Sana yalvarıyorum; perişânlığımı duy. Mâneviyât açlığıma cevap ver. Hayâtım Cemâl tecellîsi ile huzur bulsun.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi Cemâl dileyen sufîler eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cemâl, Sevgili, Niyâz. → Tasavvuf Sözlüğü