Gerçek Mürşid-i Kâmiller — Zorluklarla Mücâdele Edenler
Gerçek mürşid-i kâmiller, zorluklarla mücâdele edenlerdir. Bu, önemli bir tasavvufî ölçüdür. Rahatlık içinde yaşayan, hiç sıkıntı çekmeyen kişi mürşid-i kâmil değildir. Çünkü mürşid-i kâmilin yetişme süreci zordur; ve devamında da zorluklarla karşılaşır. Sahâbe, sonra büyük velîler — hepsi mücâdele içinde yetişti. Modern «mürşidler» genelde rahatlık içinde; bu, alâmettir.
Mücâdele — Yetişmenin Bedeli
Mücâdele yetişmenin bedelidir. Bir kişinin mürşid-i kâmil olması için yıllarca mücâdele etmesi gerek. Nefsiyle savaş, riyâzet, zikir, ibâdet — hepsi mücâdeledir. Bu mücâdele sonunda olgunlaşma gelir. Eğer kişi hiç mücâdele etmemişse, olgunlaşmamıştır. Bu yüzden mürşid-i kâmil rahat hayât yaşamamıştır mutlaka.
Hz. Peygamber’in Zorlukları — En Yüksek Örnek
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem en yüksek örnek. Hayâtı boyunca zorluklarla doluydu: Yetim olarak doğdu; gençliğinde fakirdi; peygamberlikten sonra alay edildi; Tâif’te taşlandı; Mekke’den hicret etmek zorunda kaldı; savaşlar yaşadı; sevdiği yakınları öldü. Tüm bu zorluklar O’nu olgunlaştırdı; ve örnek yaptı. Mürşid-i kâmiller de benzer zorluklardan geçer.
İmâm-ı Rabbânî’nin Zorlukları
İmâm-ı Rabbânî kuddise sırruh sıkıntılar içinde yetişti. Ekber Şâh döneminde dînî sapmalar yaygındı; o bunlara karşı durdu. Cihângîr Şâh tarafından hapse atıldı. Hapiste mâneviyât kazandı; ve mektupları (Mektûbât) bu hapiste yazıldı. Bu, mücâdele içinde yetişen bir mürşid-i kâmilin örneğidir. Rahatlık içinde Mektûbât yazılmazdı.
Mevlânâ Hâlid’in Mücâdelesi
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî kuddise sırruh da mücâdele içindeydi. Hindistan’a kadar gitti — uzun, zorlu bir yolculuk. Orada İmâm-ı Rabbânî’nin halîfesinden icâzet aldı. Sonra Şam’a döndü; ve nakşibendîliği yaydı. Hayâtı boyunca seyahat etti; çok kişiyi yetiştirdi. Bu mücâdele O’nun mürşid-i kâmilliğinin bir delîliydi.
Sahte «Lüks Mürşidler» — Alâmet Yok
Modern dönemde «lüks mürşidler» vardır. Lüks villalarda oturur; pahalı arabalara biner; gösterişli kıyâfetler giyer. Hiç mücâdele etmemiş; rahatlık içinde yaşamış. Bu, mürşid-i kâmilin alâmeti değildir. Gerçek mürşid-i kâmiller sâde yaşar; mütevâzı dolaşır; ve mücâdele etmiş bir hayât tarzı taşır. Mü’min bu farkı bilmeli.
Cefâ ve Çile — Mürşid-i Kâmilin Yolu
Cefâ ve çile — mürşid-i kâmilin yoludur. «Cefâ» — sıkıntı; «çile» — sınav. Bütün büyük velîler bu yoldan geçmiştir. Hapis, sürgün, fakirlik, hastalık, sevdiklerinin kaybı — birinden veyâ bir kaçından geçer. Bu cefâlar onları olgunlaştırır; ve mürşid-i kâmile dönüştürür. Cefâdan kaçan kişi olgunlaşmaz.
Niyâz — Mücâdele ile Yetişmek
Niyâz: «Yâ Rab, beni mücâdele ile yetişen bir mü’min eyle. Zorluklarla karşılaştığımda kaçmayıp dayanmamı, olgunlaşmamı nasîb et. Sahte lüks mürşidlerden uzaklaştır; gerçek mücâdele etmiş mürşid-i kâmillere kavuştur. Beni cefâ ve çile yolunda sebât eden bir mürîd eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi mücâdele ile yetişen kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid-i Kâmil, Çile, Mücâdele. → Tasavvuf Sözlüğü