Ümmet-i Muhammed’in En Büyük Sıkıntısı — Nefsini Terbiye Etmemek
Ümmet-i Muhammed’in en büyük sıkıntısı nefsini terbiye etmemektir. Bu, modern müslüman ümmetin temel hastalığıdır. Bireysel olarak müslümanlar nefsini terbiye etmedikleri için, toplum olarak da çöküntü yaşıyoruz. Modern müslümanlar dîni anlatıyor; câmilere gidiyor; namaz kılıyor; oruç tutuyor; ama nefislerini terbiye etmiyor. Sonuçta dış formda dîn, iç hâlde nefs hâkim. Bu, ümmetin asıl yarasıdır.
Dış Form ve İç Hâl — İki Boyut
Dîn iki boyutludur: Dış form (şerîat) ve iç hâl (tasavvuf, tarîkat, hakîkat). Modern müslüman çoğunlukla dış formla yetinir; iç hâl ihmâl edilir. Halbuki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in örneği ikisinin birleşimidir. O hem şerîatı uyguladı hem de iç hâli muhâfaza etti. Ümmet bu iki boyutu birden yaşamalı.
Nefsi Terbiye Etmemenin Sonuçları — Ümmet Çapında
Nefsi terbiye etmemenin sonuçları ümmet çapında görünür. Müslüman ülkelerde fuhuş, içki, kumar, faiz, rüşvet — hepsi yaygın. Müslüman zenginler israf içinde; müslüman fakirler isyân halinde. Aileler parçalanıyor; çocuklar yetişmiyor. Bu, nefislerin terbiye edilmediğinin sonuçlarıdır. Bireysel terbiye olmadan toplumsal düzelme olmaz.
Tasavvuf Geleneği — Nefs Terbiyesi Mektebi
Tasavvuf geleneği bir nefs terbiyesi mektebidir. Yüzyıllar boyunca müslüman ümmet bu mektepten yetişti. Mevlânâ, Yûnus, Hacı Bektâş, İmâm-ı Rabbânî, Halîd-i Bağdâdî — hepsi bu mektebin öğretmenleri. Modern dönemde tasavvuf zayıfladı; ve ümmet nefslerini terbiye etme yöntemini kaybetti. Tasavvufun ihyâsı, ümmetin ihyâsıdır.
Mürşid-i Kâmil — Ehliyetli Eğitici
Nefs terbiyesi mürşid-i kâmil rehberliğinde yapılır. Çünkü nefis kendini bilmeyi gerektirir; ve insan kendini tek başına tanıyamaz. Bir uzman bakışı gerek. Mürşid-i kâmil bu uzmandır. Mürîdin nefsini tanır; ona uygun reçeteyi verir; ve yıllar boyu rehberlik eder. Mürşidsiz nefs terbiyesi zordur; çoğunlukla başarısız olur.
Modern Dervîşlik — Sebât Eksikliği
Modern dervîşlerin temel eksiği sebât eksikliğidir. Bir kişi bir tarikate girer; iki yıl devâm eder; sıkılır; bırakır. Başkasına girer; aynı şey olur. Halbuki nefs terbiyesi ömür boyu süren bir iştir. Sebât olmadan netîce alınmaz. Bu yüzden modern dervîşler sıklıkla mâneviyât kazanmadan vazgeçer; ve ümmet zayıf kalır.
Ümmetin İhyâsı — Bireyden Başlar
Ümmetin ihyâsı bireyden başlar. Bir kişi nefsini terbiye eder; sonra ailesini etkiler; sonra çevresini; sonra mahallesini. Bu zincir uzar; ve sonunda ümmet ihyâ olur. Tek başına oturup «ümmet niye böyle» demek hatadır. Sen başla; sen değiştir; sen örnek ol. Bu, Hz. Peygamber’in metodudur: Önce kendi yakınlarına başlattı; sonra bütün ümmete yayıldı.
Niyâz — Nefsini Terbiye Eden Ümmet İçin
Niyâz: «Yâ Rab, ümmet-i Muhammed’i nefsini terbiye edenlerden eyle. Beni ilk olarak nefsimi terbiye eden bir mü’min eyle. Mürşid rehberliğinde nefs terbiyesi yapmamı, sebâtla devâm etmemi nasîb et. Bireysel ihyâdan ümmet ihyâsına köprü kurmamı nasîb et. Beni dış formla yetinmeyen, iç hâle de önem veren bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; ümmet-i Muhammed’i nefsini terbiye etmiş kullardan oluşturan ümmet eyle.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Terbiye, Ümmet. → Tasavvuf Sözlüğü