Aşk Meydanına Bir Kimse Yola Çıksa, Şeytân Ona Akıl-Hayâline Gelmeyecek Vesveseler Verir
Aşk meydanına yola çıkan kimseye şeytân, aklınahayâline gelmeyecek vesveseler verir. Bu bir kurâldır. Aşk meydanı — yâ’nî sûfîlik yolunda mürşide intisâb etmek, ihlâs ile zikre devâm etmek, sünneti seniyye dâiresinde yaşamak — şeytânın en büyük düşmânlık duyduğu meydandır. Bu meydana çıkanın peşine düşer; her türlü tuzakla onu çevirmeye çalışır.
Üftâde Hazretleri’nin Tâlebesi Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin İmtihânı
Üftâde hazretleri’nin tâlebesi Azîz Mahmûd Hüdâyî, bir seferinde at sırtından düşürülmüş; yaya kalmış, ama yolundan dönmemiştir. Bursa’nın kâdîsı olan, zamânın âlîmi Mahmûd Hüdâyî, hocasının evine giderken atı onu yukarı doğru taşımamış; aksîne dürtüklenmiş, dengesini bozmuş, üstünden atmıştır. Mahmûd Hüdâyî hazretleri «bu yol kutlu bir yol» demiş, atı bırakmış, yaya yürümeye devâm etmiştir. Şeytân atı dürtüklemiş, ama Hüdâyî’yi durduramamıştır.
Çözüm: Kulağını Mürşidine Ver
Şeytân, aşk yolcusunu mürşidinden uzaklaştırmak için her yolu dener. Çözüm tek ve basittir: Kulağını mürşidine ver. Şeytâna değil, hevâ-hevesine değil, nefsine değil, Ahmed’e Mehmed’e değil — mürşide ver. Sûfînin tek korunma noktası budur: Mürşidin sözüne kulak vermek; mürşidin nefesine kalbini açmak; mürşidin sohbetinden ayrılmamak. Bu olduğu sürece, şeytânın bütün vesveseleri etkisizdir.
Meydan Sahibinin Önünde «Kim Gelmiş Kim Gitmiş» Farkı Yoktur
Kim gelmiş, kim gitmiş — meydan sâhibi için bunun farkı yoktur. Meydan ve aşk delîl ister. Şeytân der ki: «Bak, falanca da geldigitti; bunlar yok ki, bunlar bir şey değil ki.» Ama meydan sâhibi, kalabalıkla ölçülmez; meydan sâhibinin değeri Allâh katındadır. Gözünü ve gönül kulağını mürşidine veren, vesvese girdâbından kurtulur. Bu cümle, sûfîlik yolunda bir altın kurâldır: «Gözünü mürşide ver, kalbini mürşide aç — şeytân sana yaklaşamaz.»
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Mürşid, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü