Ribâ ve Fâiz Ayrımı Aldatmacası
İslâm dünyâsında son yıllarda yaygınlaştırılan en tehlikeli yanılgılardan biri, ribâ ile fâizin ayrı şeyler olduğu iddiâsıdır. Bu görüşe göre Kur’ânı Kerîm’de yasaklanan ribâ, yalnızca altı mal grubundaki (altın, gümüş, buğday, arpa, hurma, tuz) fazlalığa özgüdür; modern bankacılıktaki faiz ise bunun dışında kalır. Hâlbuki bu ayrım, İslâm fıkhının temel prensipleriyle bağdaşmaz.
Bu görüşü savunanlar «Parayı sana kiraya veriyorum» argümanını kullanmaktadır. Aynı argüman Türkiye’de Hayreddin Karaman ve çevresi tarafından da işlenmekte; kendisini İslâmî siyâsetle özdeşleştiren kesimler tarafından da benimsenmiş durumdadır.
Paranın Kirâya Verilmesi İddiâsı
Modern «İslâmî finans» savunucularının son argümanı, paranın kiraya verilebileceği tezidir. Bu teze göre banka, parayı tıpkı bir ev ya da araba gibi kiraya verir ve bu işlem câiz olur. Ancak İmâmı A’zam Ebû Hanîfe ve cumhûrı fukahâ, paranın (nukûd) kiraya verilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Para, tüketim malıdır (istihlâkî); kullanıldığında tükenir; dolayısıyla kira akdinin konusu olamaz.
Bu argümanın tarihi kökleri incelendiğinde, Batı’daki seküler ekonomi anlayışının İslâm dünyâsına «İslâmî finans» etiketiyle sokulma çabası olduğu görülmektedir. Müslümanları aldatmak için ribâ kavramı daraltılmış; modern bankacılık işlemleri bu dar tanımın dışına çıkarılmıştır.
İslâm Ulemâsının Görüşü
Dört mezheb imâmları ve sonraki asırlardaki büyük fukahâ; her türlü fazlalık karşılığı borç vermenin ribâ olduğunu ittifâkla kabûl etmiştir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Menfaat sağlayan her borç ribâdır.» Bu hadîsi şerîf, mes’eleyi kesin bir şekilde çözmektedir: Borç verme karşılığında alınan her türlü fazlalık — adı ister faiz, ister kâr payı, ister kira olsun — ribâdır ve harâmdır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü‘nün tamamı