Mustafa Özbağ Efendi bu mühim sohbette «Fitne yeryüzünden kaldırılıncaya kadar o fitneyi çıkaran kâfirlerle, ve müşriklerle savaşmak emr olunmuştur» nükresini tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Fitne kalmayıp dîn yalnız Allâh'ın oluncaya kadar onlarla savaşın» (Bakara 2/193; Enfâl 8/39). Demek ki Müslümânların, mü'minlerin cihâdı, savaşması kıyâmete kadar devâm edecek; Müslümânın savaşı o Müslümân ölünceye kadar devâm edecektir. Resûli Ekrem efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem buyurmuştur: «İnsânlarla 'Lâ ilâhe illallâh' deyinceye, namâzı kılıncaya, zekâtı verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Eğer bunları yaparlarsa Allâhu Te'âlâ'nın hakkı hariç kanlarını, ve mallarını korumuş olurlar; sonra onların hesâbı Allâh'a âittir» (Buhârî, Îmân 17; Müslim, Îmân 32). Lâkin biz şimdi enteresan bir korkaklık, pısırıklık içerisindeyiz: bizimle savaşıyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz; onlar bizim kanımızı döküyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz; onlar bizim nâmûsumuzu, şerefimizi yerle bir ediyorlar; onlar ahlâken, ekonomik, ve siyâsî olarak bizi çökertiyorlar, bizi sinemadadizidemodadafuhûşta ifsâd uğratıyorlar, bizi fâsit bir dâireye götürüyorlar; ama biz onlarla savaşmıyoruz. Bizim dînimizi gür sedâ ile dillendiremiyoruz; inandığımız dîni anlatamıyoruz; biz yaşayamıyoruz; biz bu konuda yaşamamayı satın alıyoruz; mücâdele etmemeyi satın alıyoruz.
Bakara 2/193 ve Enfâl 8/39: Cihâdın Sürekliliği
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Fitne kalmayıp dîn yalnız Allâh'ın oluncaya kadar onlarla savaşın» (Bakara 2/193; Enfâl 8/39). Demek ki Müslümânların, mü'minlerin cihâdı, savaşması kıyâmete kadar devâm edecek; Müslümânın savaşı o Müslümân ölünceye kadar devâm edecektir. Çünki âyeti kerîmede fitne yeryüzünden kaldırılıncaya kadar o fitneyi çıkaran kâfirlerle, müşriklerle savaşmak emr olunmuştur; cihâdda kesinti yoktur.
Resûli Ekrem'in Hadîsi: Lâ İlâhe İllallâh Deyinceye Kadar
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîs ilmi mes'elesini tafsîl eder: Resûli Ekrem sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri buyurmuştur: «İnsânlarla 'Lâ ilâhe illallâh' deyinceye, namâzı kılıncaya, zekâtı verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Eğer bunları yaparlarsa Allâhu Te'âlâ'nın hakkı hariç kanlarını, ve mallarını korumuş olurlar; sonra onların hesâbı Allâh'a âittir» (Buhârî, Îmân 17; Müslim, Îmân 32; Tirmizî, Îmân 1; Ebû Dâvûd; İbn Mâce). Demek ki yeryüzünde fitne yok oluncaya kadar Müslümânlar savaşmakla emr olunmuştur.
Müslümânın Tebliğ Vazîfesi: Tebliğ veya Cihâd
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî kâideyi tafsîl eder: Müslümânın bütün yeryüzünde bütün insânlara Kur'ân, ve Sünnet'i götürme; bütün insânlara tevhîdi götürme vazîfesi vardır. Eğer normalde bu tebliğ ile güzel bir şekilde olacak; eğer güzel bir şekilde tebliğ ile olmuyorsa savaşarak olacak. Çünki normal tebliğ etmekle bu olmuyorsa o zaman savaşarak olacak. Eğer onlar bizimle savaşıyorlarsa, bizim de kesin savaşmamız emr olunmuştur. Lâkin bizimle savaşıyorlar, biz onlarla savaşmıyoruz; sıkıntımız budur.
Müslümânın Çoklu Cihetlerden Çökertilişi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir içtimâî kâideyi tafsîl eder: onlar bizim kanımızı döküyorlar; biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar bizim nâmûsumuzu, şerefimizi, haysiyetimizi yerle bir ediyorlar; biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar ahlâken bizi çökertiyor; biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar ekonomik olarak bizi çökertiyor; biz onlarla savaşmıyoruz. Onlar siyâsî olarak bizi çökertiyor; biz onlarla savaşmıyoruz. Bizi askerî olarak, sinemadadizidefilmdemodada her şeyde bizi çökertiyor; bizi ifsâd uğratıyor, bizi fâsit bir dâireye götürüyor; bizi fahşâ-fuhûşa sevk ediyor; ama biz onlarla savaşmıyoruz.
Mü'minin Korkaklığı ve Pısırıklığı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hassâsiyeti tafsîl eder: bizde böyle enteresan bir korkaklık, enteresan bir pısırıklık var. Biz inandığımız dîni gür sedâ ile dillendiremiyoruz; biz inandığımız dîni anlatamıyoruz; biz inandığımız dîni yaşayamıyoruz; biz yaşamak da istemiyoruz; ama biz bu konuda yaşamamayı da satın alıyoruz; biz bu konuda mücâdele etmemeyi satın alıyoruz. Râhatımızı terk edemiyoruz; ekmeğimizitoklığımızı terk edemiyoruz; malımızımülkümüzü terk edemiyoruz; biz Allâh yolunda koşturamıyoruz. Konuştuğunda o hoca, o şeyh, o mürşit bize radikal geliyor; «Bu böyle olmaz; şimdi bu devirde olur mu?» deriz.
Çanakkale Çocuk Şehîdleri ve İngiliz Vahşeti
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir târihî hakîkati tafsîl eder: Resûli Ekrem efendimiz haddi aşmayın derken kadınlara, çocuklara, ihtiyârlara, eli silâh tutmayanlara, câmilere, mescidlere, ibâdet yerlere saldırmayın diye hadîsi şerîfi var iken bu pis İsrâil, ve pis Batıcılar ne câmi dinliyorlar ne kilise dinliyorlar; yakıp yıkıyorlar; adam kiliseleri, hastâneleri vuruyor. Onların akıl babaları kim? İngilizler. Çanakkale'de hastâneyi bombalamadan bombaladılar; o Gelibolu'da hastâneyi bombaladıklarında küçücük çocuklar ölmüş orada. Savaşa giden 14 yaşında, 15 yaşında, 16 yaşındaki çocuklar; eski kaymakam beni oraya götürdü; ben ne olduğunu bilmiyordum; orada üç İhlâs okudum; bir baktım, orada yatanların hepsi de gencecik çocuklar; sakalı çıkmamış daha çocuklar; hepsi çocuk; dondum kaldım. Sonra döndüm kaymakama dedim ki: «Burada çocuklar şehîd olmuş; bu çocuklar ne burada?» Kaymakam o zaman dedi ki: «Hocam, burası Kızılay; hastâne çadırıydı; medeniyetin beşiği gelişmişliğin beşiği İngiltere bombalamış burayı.»
Ümmetin Hâli: İçimize Sokulan İhânetler
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: hattâ daha ileri, daha ileri içimize koymuşlar; içimize koymuşlar. İngiliz ajanı ne diyor? «Kraliyet ailesi ehlibeyt» diyor. Kim ölen bu sözü söyleyen? Bunlar ifsâd projeleridir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Bakara 2/193 ve Enfâl 8/39 cihâd âyetlerini idrâk etmeye, Buhârî-Müslim «Lâ ilâhe illallâh» hadîsini anlamaya, ümmetin çoklu cihetlerden çökertilişini görmeye, mü'minin korkaklığınıpısırıklığını terk etmeye, ve Çanakkale şehîdlerine vefâ duygusu ile yaşamaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/193 (fitne kalkıncaya kadar); Enfâl 8/39 (dîn Allâh'ın oluncaya kadar); Tevbe 9/29 (cizye); Hac 22/39-40 (savaş izni); Bakara 2/216 (savaş farziyeti).
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 17, Lâ ilâhe illallâh hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 32.
- Süneni Ebû Dâvûd, Cihâd.
- Süneni Tirmizî, Îmân 1.
- Süneni Nesâî, Cihâd.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta, Cihâd.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm, Siyer; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Serahsî, el-Mebsût, Siyer.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn; el-İktisâd fi'l-İ'tikād.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdü'l-Me'âd, Cihâd.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât, Cihâd bahsi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Bakara 2/193 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Akāid Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Bakara 2/193 ve Enfâl 8/39'da fitne kalkıncaya kadar cihâdı, Buhârî-Müslim «Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar» hadîsini, Müslümânın tebliğcihâd vazîfesini, ümmetin ahlâkî-ekonomiksiyâsî-askerî çökertilişini, mü'minin korkaklığıpısırıklığını, Çanakkale çocuk şehîdlerini, ve içimize sokulan ihânetleri tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Akāid Sohbetleri