Mustafa Özbağ Efendi bu mühim sohbette «Allâh'ı unutmak hastalıkların başı, Allâh'ı unutmak küfrün başı, Allâh'ı unutmak münâfıklığın başı» nükresini tafsîl eder. Allâh'ı unutmak küçücük bir mes'ele gibi görünür, lâkin tafsîl edildiğinde anlaşılır ki bu, hastalıkların, küfrün, ve münâfıklığın başıdır. Çünki Allâh'ı unutan kimse Allâh'ın emirlerini, ve nehiylerini kenara atar; zikrullâhtan uzak duran kimse her şeyi kenara atar. İlk unutan Hz. Âdem aleyhisselâm idi; o suçu kendi üzerine aldı, «Bana sen unutturdun» demedi; bilakis «Ben nefsime uyanlardan oldum, beni affeyle» (A'râf 7/23) dedi; Cenâbı Hak da onu affetti, methetti, ve yolunu açtı. Şeytân ise kibirlilik yaptı; o sebeble lânetlendi, ve cennetten ebedî olarak kovuldu. Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Ey îmân edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh'ı zikretmekten alıkoymasın; kim böyle yaparsa işte onlar hüsrâna uğrayanların kendileridir» (Münâfikūn 63/9). Sûfîler malevlâdkadınarkadaş düşmanı değildir; lâkin Allâh sevgisinin yerine başka bir şeyin konulmasına karşıdır. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Namâzlarınızı kıldıktan hemen sonra ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allâh'ı çokça zikrediniz» (Nisâ 4/103). Hazreti Ebû Bekir radıyallâhu anh oğlu Abdullâh'a, namâzı geciktirten yeni eşi sebebiyle «Onu boşa» emrini vermiştir; sahâbenin dindeki titizliği bu derecedir.
Allâh'ı Unutmak: Küçücük Görünen Tehlikeli Hastalık
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: küçücük bir unutma gibi görünür Allâh'ı unutmak; baktığımız zaman ufak bir mes'ele gibi gördük. Lâkin Allâh'ı unutmak en tehlikeli noktadır; en tehlikeli noktadır. Çünki unutan kimse Allâh'ın emirlerini, ve nehiylerini de kenara atar; zikrullâhtan uzak duran kimse her şeyi kenara atar. Bu manâda Allâh'ı unutmak hastalıkların başı, küfrün başı, ve münâfıklığın başıdır. Bütün manevî hastalıklar bu unutmaktan neş'et eder.
Hz. Âdem'in Unutması: Suçu Üzerine Almak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: her şeyin başlangıcı unutmaktır; ilk unutan kimdir? Hz. Âdem aleyhisselâmdır. İnsân ne demektir? Unutan demektir; lügatte insân «ünsiyet»ten gelir, fakat «nisyân» ile de irtibâtı vardır. Hz. Âdem aleyhisselâm unuttu; suçu kendi üzerine aldı; «Bana sen unutturdun» demedi; bilakis «Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ lenekûnenne mine'lhâsirîn — Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik; eğer bizi affetmez, ve bize merhamet etmezsen, hüsrâna uğrayanlardan oluruz» (A'râf 7/23) dedi. O suçu üzerine aldığından dolayı Cenâbı Hak onu methetti, övdü, affetti, ve onun yolunu açtı.
Şeytân'ın Kibirliliği: Lânet ve Ebedî Kovuluş
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: şeytân kibirlilik yaptı; suçu üzerine almadı; «Sen beni saptırdın» (A'râf 7/16) dedi; suçu Cenâbı Hakk'a yükledi. Şeytân kibirlilik yapınca Cenâbı Hak onu lânetledi; cennetten ebedî olarak kovdu. İşte unutmaktan dönüşün ilâcı «suçu üzerine almak, tövbe, ve zikrullâhtır»; lâkin tövbe etmeyen, Allâh'ı zikretmeyen, geri dönmeyen kimse nefsini temizlenenlerden olmaz, kendisini kusursuz görenlerden olur, hatâ kirine bulanmaya, ve fâsıklık içerisinde yüzmeye devâm eder.
Münâfikūn 63/9: Mal ve Çocukların Alıkoyması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kâideyi tafsîl eder: unutmaya sebep nedir? Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Ey îmân edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh'ı zikretmekten alıkoymasın; kim böyle yaparsa işte onlar hüsrâna uğrayanların kendileridir» (Münâfikūn 63/9). Demek ki bizi Allâh'ı zikirden alıkoyan dünyâ malıdır, dünyâ sevgisidir. Biz sûfîler zenginlik düşmanı değiliz; mal düşmanı değiliz; evlâd düşmanı değiliz; kadın düşmanı değiliz; arkadaşdost düşmanı değiliz. Biz Allâh sevgisinin yerine başka bir şeyin konulmasına karşıyız. Biz Allâh sevgisinin yerine mal sevgisi, dünyâ sevgisi, kadın sevgisi, çocuk sevgisi, araba sevgisi, yatkat sevgisi koymayız.
Şedîd Bir Sevgiyle Allâh'ı Sevmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Îmân edenler ise Allâh'ı şedîd bir sevgiyle severler» (Bakara 2/165). Biz Allâh'ı en yüksek derecede, en yüksek gücümüzün yettiğince severiz. Allâh'ı zikirden alıkoyan her ne var ise o senin için engel olur; o seni Allâh'tan uzaklaştırır; o senin Allâh'la önünde engel olur. Senin önünde Allâh'ı zikirden ne uzaklaştırıyorsa o sana engel olmuş demektir.
Hz. Ebû Bekir'in Hassâsiyeti: Oğlunu Eşini Boşamaya Sevki
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sahâbei kirâm hassâsiyetini tafsîl eder: Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh, oğlu Abdullâh'ın yeni hanım aldığını haber alır; bakar ki Abdullâh cemâatle namâza zor yetişmeye başladı; oğluna der ki: «Sen bu kadınla nikâhlandığından beri cemâatle olan namâza zor yetişmeye başladın; bu kadını boşa.» Oğluna eşini boşatır; namâza geç kalıyor diye namâza Abdullâh'ın eşini boşatır. Sahâbei kirâmın dindeki titizliği bu derecedir; biz bunun karşısında verecek bir örnek bulamayız.
Sûfîler ve Derviş Eşi Mes'elesi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sülûk kâidesini tafsîl eder: bizim dervişler derviş olmayan bir kızla evleniyorlar; dergâhı bırakıyorlar; bırak namâzı, dergâhı bırakıyor adam; zikrullâhı bırakıyor; semâ'ı, ve dersi bırakıyor. Biz buradan bağırıyoruz: bin tâne oğlumuz olsa yine derviş bir kimseyle evlendiririz; bin tâne kızımız olsa yine dervişle evlendiririz. Hoş, dervişler de evlenince değişiyorlar; o ayrı bir mes'eledir.
Nisâ 4/103: Namâzdan Sonra Çokça Zikretmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kâideyi tafsîl eder: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Namâzı bitirdiğinizde de ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allâh'ı çokça zikrediniz» (Nisâ 4/103). Bakın, Allâh'ı zikrediniz değil; Allâh'ı çokça zikrediniz buyrulur. Cenâbı Hak diyor ki: kıldığınız namâz büyük bir ibâdet, lâkin namâzı kıldıktan hemen sonra «ya namâzı kıldım bitti» değil; namâzı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allâh'ı çokça zikrediniz; az değil, çokça zikrediniz. O zaman namâzı kıldıktan sonra ayakta zikredeyim; devâmlı faaliyetin içerisinde Allâh'ı zikredeyim; namâzı kıldıktan sonra zikrullâh yapacaksın çokça.
İki Beyaz Elbiseli Derviş Kıssası
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sûfî kıssasını tafsîl eder: iki derviş yola çıkmış; ikisinin de elbiseleri beyazmış. Birisi her akşam olduğunda lekeleri temizliyormuş; öbürü ise «Ya yarın yine kirlenecek; niye temizliyorsun?» dermiş. Yolun sonuna gelmişler; birisinin beyaz elbisesi kapkara olmuş; öbürünün beyaz elbisesi bembeyaz olmasa da beyaz; çünki o her gün temizlemiş. Sen her gün tövbe edip Allâh'ı zikredersen günün sonunda az kirlenenlerden olursun; öbürkü ise münâfıklığa doğru yol alır; Allâh muhâfaza eylesin.
Ramazân Hassâsiyeti: Çokça Zikir, Tövbe, ve İnfâk
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: pazartesi günü Ramazân'ın ilk orucunu Allâh'ın izniyle tutacağız; sağlık-âfiyet olursa. Bu Ramazân'da biz Allâh'ı daha da çok zikretmemiz, daha fazla tövbe etmemiz, daha fazla kendimize çeki düzen vermemiz, yıllık hesâbı bitirip düzgün bir şekilde yılı kapatmamız lâzım. O yüzden çokça zikredip, çokça tövbe edip, çokça tasaddukinfâk ederek bu Ramazân'ı geçireceğiz inşâallâh. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Allâh'ı unutmamaya, malevlâddünyâ sevgisini Allâh sevgisinin önüne geçirmemeye, namâzdan sonra çokça zikretmeye, sahâbenin dindeki hassâsiyetini örnek almaya, ve Ramazân'ı çokça ibâdetle ihyâ etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Münâfikūn 63/9 (malçocuk alıkoyma); A'râf 7/23 (Âdem'in tövbesi); Bakara 2/165 (şedîd sevgi); Nisâ 4/103 (namâz sonrası zikir); Hadîd 57/16 (kalb katılığı); Tâhâ 20/115; A'lâ 87/14-15.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât, Allâh'ı zikir hadîsleri.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr ve'd-Du'â, Çokça zikir bahsi.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Da'avât.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Zikrullâh ve Du'â kitâbı.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Zikir bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn; el-Vâbilü's-Sayyib (zikrin faideleri).
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât, Zikir bahsi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Akāid Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Allâh'ı unutmanın hastalıkların başı olmasını, Hz. Âdem'in suçu üzerine alarak affedilmesini, şeytânın kibirlilik sebebiyle lânetlenmesini, Münâfikūn 63/9'da malçocuğun alıkoyma sebebi olmasını, Bakara 2/165'te şedîd sevgiyi, Hz. Ebû Bekir'in oğluna eşini boşatmasını, sûfîlerin derviş eşi mes'elesini, Nisâ 4/103'te namâz sonrası çokça zikri, iki beyaz elbiseli derviş kıssasını, ve Ramazân'da çokça ibâdetin gereğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Akāid Sohbetleri