Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Zekat ·

Fakir bir kimsede alacağı olan alacağını zekatına sayabilir mi 30.03.23

Fakirde alacağı olan fakirin borcunu vereceğini güvenemiyorsa güvendiği birini fakire göstererek zekatını almak ve. Borcunu ödemek için bunu vekil yap der zekatı bu vekile verir vekilde zengine geri v...


Mustafa Özbağ Efendi bu kısa sohbette fakîr bir kimsede alacağı olan kimsenin alacağını zekâtına sayıp sayamayacağını tafsîl eder. Bir kimsenin fakîr bir kimsede alacağı varsa, bu alacağını doğrudan zekâtına sayıp sayamayacağı mes'elesi fıkıhta tartışılmıştır. Hanefî mezhebine göre en sahîh yol şudur: Alacaklı kimse, fakîre borcunu elden verebilmesi için zekâtını bizzât fakîre verir; fakîr de aldığı bu parayı borcuna karşılık alacaklıya geri öder. Böylece hem zekât verilmiş, hem de borç ödenmiş olur. Bunun temel sebebi zekâtta «temlîki mahsûsa» şartının bulunmasıdır; yâ'nî zekâtın fakîrin eline geçmesi, fakîrin onu serbestçe tasarruf edebilmesi şarttır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onların mallarından sadaka al» buyurmuştur. Zekât, fakîrin eline geçmedikçe edâ edilmiş sayılmaz.

Mes'elenin Tartışması

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: bir kimsenin fakîr bir kimsede alacağı varsa, bu alacağını doğrudan zekâtına sayıp sayamayacağı mes'elesi fıkıhta tartışılmıştır. Hanefîler bu konuda «temlîk şartı» sebebiyle alacağın doğrudan zekâta sayılmasını ihtilâflı görmüşlerdir. Şâfi'î-Mâlikî-Hanbelî uleması da temlîk şartına önem vermişlerdir.

Hanefî Mezhebinde En Sahîh Yol

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî kâideyi tafsîl eder: Hanefî mezhebine göre en sahîh yol şudur: alacaklı kimse, fakîre borcunu elden verebilmesi için zekâtını bizzât fakîre verir; fakîr de aldığı bu parayı borcuna karşılık alacaklıya geri öder. Böylece hem zekât verilmiş, hem de borç ödenmiş olur. Bu üslûp zekâtta temlîk şartının tam olarak gerçekleşmesini sağlar.

Temlîki Mahsûsa Şartı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: bunun temel sebebi zekâtta «temlîki mahsûsa» şartının bulunmasıdır; yâ'nî zekâtın fakîrin eline geçmesi, fakîrin onu serbestçe tasarruf edebilmesi şarttır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onların mallarından sadaka al» (Tevbe 9/103) buyurmuştur. Zekât, fakîrin eline geçmedikçe edâ edilmiş sayılmaz. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni zekâtı sahîh yolla, ve fakîrin eline tam olarak ulaştırarak edâ etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Tevbe 9/103, 60; Bakara 2/280, 267.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'z-Zekât.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zekât.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Kâsânî, Bedâi'u's-Sanâi'.
  • İmâm Serahsî, el-Mebsût.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr.
  • Fetâvâ-yı Hindiyye.
  • Dürrü'l-Yektâ.
  • Mîzânü'l-Kübrâ.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Zekât Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu kısa sohbet fakîrde alacağı zekâta saymanın mes'elesinin tartışmasını, Hanefî mezhebinde en sahîh yolu, ve temlîki mahsûsa şartını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Zekât Sohbetleri