Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Ramazân ayının cömertlik ve infâk ayı olduğunu, ve infâkın âdâbını tafsîl eder. Cömertlik ayı, infâk etme ayı; çünki Ramazan'da infâk edilirse bire sayısız veriyor. İnfâk ederken ve cömertlik ederken kırmadan, incitmeden, üzmeden, sağ elinin verdiğini sol elinin haberi olmadan, büyüklenmeden, kibirlenmeden, böbürlenmeden, karşıda infâk ettiğin kimseyi ezmeden ve utandırmadan vermek gerekir. Mü'mîn gösterişten, şatahattan, şatafattan uzak durur. Hz. Hasan efendimiz infâkını gece yapardı; sırtında küfe izleri ve nasırlar varmış; gecegündüz Medîne'nin arka sokaklarında, varoşlarda fakirfukarâya infâk ederdi. Hz. Ali efendimiz de aynı şekilde gece infâk ederdi; gider kapısının önüne bırakır, kapıyı tıklatır, yürür giderdi. Bu Ehli Beyt'in infâk sünnetidir.
Ramazân: Cömertlik ve İnfâk Ayı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel kâideyi ortaya koyarak başlar: cömertlik ayı, infâk etme ayı; çünki Ramazân'da infâk edilirse bire sayısız veriyor. Bire bin, bire on bin, bire sayısız mükâfât. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Ramazân ayı bereket ayıdır; orada Allâh size rahmet eder» (Ahmed b. Hanbel, Müsned) buyurmuştur. Ramazân'da yapılan amellerin sevâbı diğer aylara nazaran kat kat fazladır; ve infâkzekâtsadaka da bu kat kat sevâbtan istifâde eder. Bu üslûp Ramazân ayının manevî kıymetini ve mü'mîni cömertliğe yönelttiğini ortaya koyar.
İnfâkın Âdâbı: Kırmadan, Üzmeden
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: infâk ederken ve cömertlik ederken — kırmadan, incitmeden, üzmeden, sağ elinin verdiğini sol elinin haberi olmadan, büyüklenmeden, kibirlenmeden, böbürlenmeden, karşıda infâk ettiğin kimseyi ezmeden, utandırmadan infâk edilmesi gerekir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Allâh'ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı kıyâmet gününde Allâh'ın gölgesinde gölgelenen yedi kimseden biri sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde sadaka veren kimsedir» (Buhârî, Ezân 36) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf gizli sadakanın manevî değerinin ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyar.
Müslüman Gösterişten Uzaktır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hassâsiyeti vurgular: Müslüman gösterişten, şatahattan, şatafattan uzaktır. Müslüman kime infâk edildiğini bilmese dahâ iyidir. Sebep o böyle onun karşısında ezilmesin, onun karşısında bükülmesin diye. Müslüman infâkını etrafa aktarmaz, söylemez. «Şu kadar zekât dağıttık, bu kadar infâk ettik, bu kadar sadaka dağıttık» — birey bunu konuşmaz. Veyâ gidip de birisine normâlde infâk edecekse böyle işte gözüne sokarcasına infâk etmez; bunu beyân etmez, bunu söylemez. Sufî bu konuda ince davranır; sufî bu konuda yumuşak davranır.
Hz. Hasan ve Sırtındaki Küfe İzleri
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tarîhî hâdiseyi nakleder: Hz. Hasan efendimiz infâkını gece yapardı; gündüz hiçbir yapmazdı. Hattâ Medîne halkı hakkında dedikodu ederlerdi: «Dedesi kadar cömert değil» diye. Ne zaman ki vefât etti, öldü; cenâzesini yıkarken sırtında küfe izleri, nasırlar gördüler. Yıkayanlar dediler ki hizmetkârına: «Bunlar ne?» Hizmetkârı dedi ki: «Her gece sırtına küfeyi alır; Medîne'nin arka sokaklarında, varoşlarda fakirfukarâya infâk ederdi; bundan kimsenin haberi yoktu.» Ertesi gün cenâzesi kaldırıldığı zamân Medîne'nin o varoş mahallelerindeki kadınlar, erkekler «Velî nimetimiz gitti» diye feryâdfigan etmeye başladılar; ki Medîneliler bundan utandılar.
Hz. Ali Efendimizin Gece İnfâkı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir başka rivâyeti aktarır: Hz. Ali efendimiz de infâk ederken gece infâk ederdi; gider kapısının önüne bırakır, kapıyı tıklatır, yürür giderdi. Bu Ehli Beyt'in infâk sünnetidir. Ehli Beyt infâkını gece yapar; hiç kimseye göstermez, hiç kimseye söylemez. Bu Ehli Beyt'in infâk sistemidir. Öyle kamyonun kenarına yazıp «Bu tasavvuf vakfının zekâtıdır» veyâ «Bu tasavvuf vakfının dağıttığı şudur» diye yoktur. İslâm bu değil. Veyâ kamyonu bir yere dayayıp oradan bir atmak — İslâm bu değil. İnfâk da bu değil.
İnfâkın Doğru Şekli: Veren ve Alanın Tanışmaması
Mustafa Özbağ Efendi infâkın doğru şeklini tafsîl eder: İnfâkta mümkünse ne veren kime gittiğini bilir, ne de alan kimden aldığını bilir. İnfâkın doğru şekli budur. Tâbîi burada güven söz konusu giriyor. O kimse eğer bir eline bir adres geçtiyse — gidecek kapıya bırakacak, kapıyı tıklayacak, yürüyecek gidecek. Bu kadar. Yapabiliyorsanız ama bunu incitmeden, kırmadan, üzmeden, ezmeden, o kimseyi bu konuda rencîde etmeden yapılması gerekir. Burada bireylerin öne çıkması, şahısların öne çıkması onların nefisleri için tehlikelidir. Dikkat etmek lâzımdır.
Yarım Hurma ile de Olsa Cehennem Ateşinizi Söndürün
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi de aktarır: «Yarım hurma ile de olsa cehennem ateşinizi söndürünüz» (Buhârî, Zekât 9; Müslim, Zekât 67) hadîsi şerîftir. İllâki zekât vermek zorunda değilsin; zekât verebilecek hâlin yok ise illâki devâsâ bir şeyler yapmak zorunda değilsin. Eğer yok ise — ama kendince hani bir ekmek de mi alamazsın? Örneğin kendince iki, üç, beş hurma da mı alamazsın? Örneğin infâk etme ayı; bu ay az da olsa infâk edin. 1 lira olsun, 5 lira olsun, 10 lira olsun infâk edin. Bu sizi Allâh'a dahâ da yakınlaştıracaktır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni cömertliğe, gizli infâka, ve Ehli Beyt sünnetine yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
Cömertlik: Allâh'a En Fazla Yaklaştıran İbâdet
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir tasavvufî netîceyi tafsîl eder: cömertlik, cömertlik — Allâh'a en fazla yaklaşılan, Allâh'a yaklaşmaya sebebiyet veren en önemli ibâdetlerden birisidir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Cömert kişi Allâh'a yakındır, cennete yakındır, insânlara yakındır, cehennem ateşinden uzaktır» (Tirmizî, Birr 40) buyurmuştur. Cömertlik İslâm ahlâkının zirvesinde olan vasıflardan biridir; ve mü'mîni hem dünyâda hem âhirette üstün mertebelere yükseltir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh sevdiklerinizden infâk etmedikçe iyiliğe (cennete) ulaşamazsınız» (Âli İmrân 3/92) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme cömertliğin manevî terakkînin olmazsa olmaz şartı olduğunu ortaya koyar.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/261-274; Âli İmrân 3/92; Hadîd 57/7; Münâfikûn 63/10; Tevbe 9/103.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Ezân 36, yedi sınıf hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'z-Zekât 9, yarım hurma hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zekât 67.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'z-Zekât.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Birr 40, cömert hadîsi.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'z-Zekât.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, infâk ve cömertlik bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Beyhakî, Şuabü'l-Îmân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Ramazân Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Ramazân ayının cömertlik ve infâk ayı oluşunu, infâkın âdâbını (kırmadanüzmeden), Müslümanın gösterişten uzaklığını, Hz. Hasan'ın gece infâkı ve sırtındaki küfe izlerini, Hz. Ali efendimizin gece infâkını, infâkın doğru şekli olarak verenalanın tanışmamasını, yarım hurma ile de cehennem ateşini söndürmeyi, ve cömertliğin Allâh'a en fazla yaklaştıran ibâdet oluşunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Ramazân Sohbetleri