Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette zekâtını vermeyenlerin mahşerde yaşadıkları yetmiyormuş gibi cehennem azâbıyla da azâblandırılacaklarını Âli İmrân Sûresi 180. âyeti ve Fussilet Sûresi 7. âyeti ışığında tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ın kendilerine lütfundan verdiği nîmetlere karşı cimrilik yapanlar, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sakın zannetmesinler. Bilsinler ki bu onlar için bir şerdir. Cimrilik yaptıkları şey kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır» buyurmuştur. En şiddetli kısım Fussilet Sûresi 7. âyetinde gelir: «Onlar ki zekâtlarını vermezler, âhireti de inkâr ederler.» Bir kimse zekâtı vermezse Allâh'a itâât etmiyor demektir. Bu âyeti kerîmenin açık mânâsına göre, Allâh'ın farz kıldığı zekâtı vermeyenler ve bu farzı inkâr edenler âhireti de inkâr etmiş olurlar; çünki âhireti inkâr etmemiş olsa zekâtı inkâr etmeyecekti.
Cimrilik Yapanlara Şer: Âli İmrân 180
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel âyeti kerîmeyi mihver alarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ın kendilerine lütfundan verdiği nîmetlere karşı cimrilik yapanlar, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sakın zannetmesinler. Bilsinler ki bu onlar için bir şerdir. Cimrilik yaptıkları şey kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mîrâsı Allâh'a âiddir. Allâh yaptıklarınızdan haberdârdır» (Âli İmrân 3/180) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme zekâtını vermeyenlerin Allâh'ın verdiği nîmetlere karşı cimrilik yaptıklarını, ve bu cimriliğin kıyâmet gününde boyunlarına dolanacağını ortaya koyar. Demek ki zekâtını vermeyenler, muhakkak ve muhakkak mahşerde yaşadıkları yetmiyormuş gibi cehennem azâbıyla da azâblandırılacaklardır.
Boyunlarına Dolanacak Olan Cimrilik
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasvîri tafsîl eder: cimrilik yaptıkları şey kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır. Bu manzara hadîsi şerîflerde dahâ tafsîlen tasvîr edilir: zekâtını vermeyenin malı kıyâmet gününde gözleri kara iki nokta olan zehirli bir yılan olarak temessül edecek; sâhibinin boynuna dolanacak; çenesinden tutup «Ben senin malınım, ben senin biriktirdiğin servetinim» diyecek (Buhârî, Tefsîr 14). Resûli Ekrem efendimiz bu hadîsi şerîfin sonunda Âli İmrân 180. âyetini okumuştur. Bu üslûp zekât vermemenin sâdece dünyevî bir kusur değil, kıyâmet gününde fiilî olarak azâbı elîme dönüşecek bir manevî suç olduğunu ortaya koyar.
Zekâtı İnkâr Edenin Hükmü: Fussilet 7
Mustafa Özbağ Efendi en şiddetli âyeti kerîmeyi tafsîl eder: «Onlar ki zekâtlarını vermezler, âhireti de inkâr ederler» (Fussilet 41/7). Bir kimse zekâtı vermezse Allâh'a itâât etmiyor demektir. Bu âyeti kerîmenin açık mânâsına göre, Allâh'ın farz kıldığı zekâtı vermeyenler ve bu farzı inkâr edenler âhireti de inkâr etmiş olurlar. Çünki âhireti inkâr etmemiş olsa zekâtı inkâr etmeyecekti. İki inkâr birarada gelmiştir. Bu üslûp zekât vermemekle âhireti inkâr etmenin manevî olarak aynı mertebede sayıldığını ortaya koyar; ve mü'mîni zekâtının vermesinde son derece titiz olmaya çağırır.
Zekât: Mü'mîn ile Münâfık Arasındaki Kıstas
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kıstası tafsîl eder: zekât mü'mîn ile münâfık arasındaki temel kıstâslardandır. Çünki zekât yalnız bir mâlî vazîfe değil, kalbin Allâh'a teslîmiyetinin bir alâmetidir. Mü'mîn malını Allâh'ın kendisine emânet ettiğini, ve onun bir kısmını ihtiyâç sâhiplerine vermek üzere geri verdiğini bilir. Münâfık ise malı kendisinin zannedip cimrilik yapar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «İnsân ihtiyârladıkça onunla berâber iki şey de gençleşir: mâl hırsı ve uzun emel» (Buhârî, Rikâk 5; Müslim, Zekât 115) buyurmuştur. Mâl hırsı yaşlanmaz, gençleşir; mü'mîn bu hırsı zekât ile, sadaka ile yenmekle mükelleftir.
Hz. Ebû Bekir ve Zekât Ehemmiyeti
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tarîhî hâdiseyi de imâ eder: Resûli Ekrem efendimizin vefâtından sonra bâzı kabîleler zekât vermekten imtinâ etmişti. Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh halîfe seçildiğinde «Vallâhi namâz ile zekâtın arasını ayıranlarla muhakkak savaşırım. Çünki zekât mâlın hakkıdır; vallâhi Resûlullâh'a verdikleri bir oğlak yularını bana vermekten imtinâ ederlerse onunla bile savaşırım» (Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân 32) buyurmuştur. Bu üslûp zekâtın İslâm'ın temel rükünlerinden biri olduğunu, ve onu vermemenin İslâm'dan ayrılma sayıldığını ortaya koyar. Mü'min zekâtının ehemmiyetini iyi bilmeli, malının zekâtını vermekte titiz olmalıdır.
Mü'mîn Zenginin Vazîfesi
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mîn zenginin vazîfelerini de tafsîl eder: zekâtını vermek farz, sadaka vermek nâfile lâkin son derece sevâbtır. Mü'mîn zengin malının kırkda birini (% 2.5) zekât olarak verir; bunun üstünde de fakirlere, yetimlere, dullara, kimsesizlere sadaka verir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onların mallarında muhtâc ve yoksullar için bir hak vardır» (Zâriyât 51/19) buyurmuştur. Mâlda yoksulun hakkı vardır; bu hakkı ödemek mü'mîn zenginin manevî vazîfesidir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni cömertliğe, zekâta titizliğe, ve mâlının manevî hakkını ödemekde hassâsiyete yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Âli İmrân 3/180; Fussilet 41/6-7; Tevbe 9/34-35; Zâriyât 51/19; Hâkka 69/30-37.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü't-Tefsîr 14, Âli İmrân 180 hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'z-Zekât 1, zekât savaşı hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk 5.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 32.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zekât 115.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'z-Zekât.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'z-Zekât.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'z-Zekât.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'z-Zekât.
- İmâm Mâlik, Muvatta, Kitâbü'z-Zekât.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Âli İmrân 180 ve Fussilet 7 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, zekât bahsi.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, zekât ahkâmı.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, zekât bahsi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cehennem Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet zekâtını vermeyenlerin Âli İmrân 180'e göre cimrilik yapanların boyunlarına dolanacak olan azâbı, Fussilet 7'ye göre zekâtı inkâr edenin âhireti de inkâr etmiş olmasını, zekâtın mü'mîn ile münâfık arasındaki kıstas oluşunu, Hz. Ebû Bekir'in zekât savaşı kararlılığını, ve mü'mîn zenginin malındaki yoksul hakkını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cehennem Sohbetleri