Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette cehennem yolunun hevâ-heves, nefis, ve şeytân ile yürünen bir yol olduğunu; cennet yolunun ise peygamberler, ilim, Kur'ân, sünnet, sûfîler, ve üstâd ile yürünen bir yol olduğunu tafsîl eder. Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretlerinin «Düşman ne kadar dostça söylerse de sen onu tuzak bil» sözü mihver alınır. Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh'ın muazzam sözü «Bana arkadaşını söyle, sana dînini söyleyeyim» arkadaş seçiminin manevî hayâttaki ehemmiyetini ortaya koyar. Sohbette aynı zamanda içkili ortamlara giren mü'minin nasıl tedrîcen kayma riski taşıdığı, kız arkadaşların sevgili sâhibi olmasının fitnesi, üstâdderviş muhabbetindeki samîmiyetin kıymeti, ve şeytânın kalbe işemiş olması gibi muazzam tâbîrlerle işâretler de tafsîl edilmektedir.
Düşman Tane Yemden Bahsederse Tuzak Bil
Mustafa Özbağ Efendi sohbete Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretlerinin muazzam sözünü mihver alarak başlar: «Düşman her ne kadar dostça söylerse de, her ne kadar taneden yemden bahsederse de sen onu tuzak bil. Sana şeker verirse sen bunu zehir bil; bir lütufta bulunursa onu kahır bil.» Bu söz dünyâ hayâtının fitnelerine karşı mü'minin temel düstûrudur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şeytân onlara va'dde bulunur ve onları kuruntulara düşürür. Şeytân onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez» (Nisâ 4/120) buyurmuştur. Hevâ-heves, nefis, ve şeytân insana tatlı, hoş, ve câzib görünür; lâkin onların sonu cehennemdir. Mü'mîn bu üç düşmanın aldatmacasından kaçınmakla mükelleftir.
Cehennem Yolunun Yol Arkadaşları
Mustafa Özbağ Efendi cehennem yolunun yol arkadaşlarını tek tek sayar: cehennem yolu hevâ-heves ile, nefis ile, ve şeytân ile yürünür. Hevâ-heves nefsin arzularıdır; insan bunların peşinde koştukça mâne mâhiyetinden uzaklaşır. Nefis insana hep günahı süslü gösterir; eğlenceyi haz olarak takdîm eder. Şeytân ise hem nefse, hem hevâ-hevese kapı aralayan bir baş düşmandır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şeytân kendi taraftarlarını ancak çılgın ateşin ehlinden olmaları için çağırır» (Fâtır 35/6) buyurmuştur. Bu üç düşmandan birine bile teslîm olan kimse cehennem yoluna girmiş demektir; ve bunların üçüne birden teslîm olanın hâli daha vahimdir. Mü'mîn bu üçüne karşı her ân uyanık olmakla mükelleftir.
Cennet Yolunun Yol Arkadaşları
Mustafa Özbağ Efendi cennet yolunun yol arkadaşlarını da sıralar: cennet yolu peygamberlerle, ilim ile, Kur'ân ile, sünnet ile, sûfîler ile, ve üstâd ile yürünür. Cennet yolu öyledir. Mü'mîn bu altı yol arkadaşı ile birlikte yürürse, hidâyet üzere kalır; ve âhiret saâdetine nâil olur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh ve Resûl'e itâat eden, Allâh'ın kendilerine ihsân ettiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler, ve sâlihlerle berâber olur. Bunlar ne güzel arkadaştır» (Nisâ 4/69) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme cennet yolunun yol arkadaşlarını ortaya koyar: peygamberler, sıddîklar, şehîdler, ve sâlihler. Sûfîlerin silsilesi de bu sâlihler topluluğunun bir koludur; ve mü'mîn bu silsileye katılmakla cennet yolunun samîmî bir yolcusu olur.
İçki Sofralarına Oturmak: Tedrîcî Kayma
Mustafa Özbağ Efendi içki ortamına giren mü'mînin nasıl kaydığını muazzam bir tahlîl ile ortaya koyar: «Sen içki haram dersin, ben içmeyeceğim dersin; oturursun masaya. Bir müddet sonra nefis ve şeytân sende galip gelir. Arkadaşlarının havasını bozmayayım, bir duble içiver dersin.» Bu hâl tedrîcî kaymanın temel mekânizmasıdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şeytânın adımlarını izlemeyin» (Bakara 2/168) buyurmuştur. Şeytân bir kerede günahı kabûl ettirmez; tedrîcen kabûl ettirir. Önce ortama oturtur, sonra konuşmaya alıştırır, sonra bir küçük adım attırır, sonra büyük adımlar attırır. Senin arkadaşın içki içiyorsa, bir gün sen de içebilirsin. Bu sebeple Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «İçki sofrasına oturmayın» (Ahmed b. Hanbel, Müsned) buyurmuştur.
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk: Bana Arkadaşını Söyle
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir söz nakleder: Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh hazretlerinin sözüdür: «Bana arkadaşını söyle, senin dînini söyleyeyim.» Bu söz tasavvuf ehlinin yüzyıllar boyu temel kâidesi olmuştur. Senin arkadaşın şeytâna zebûn olduysa, sen onunla dostluk yapmaya başlarsan, sen de bir gün şeytâna zebûn olursun. Senin arkadaşın Allâh'a âşıksa, sen de Allâh'a âşık olursun. Senin arkadaşın dünyâya âşıksa, sen de dünyâya âşık olursun. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kişi sevdiği ile berâberdir» (Buhârî, Edeb 96; Müslim, Birr 165) buyurmuştur. Mü'mîn arkadaşını seçerken çok dikkatli olmalı; ve manevî hayâtına müsbet tesîr edecek arkadaşları tercîh etmelidir. Kız arkadaşları için de aynı kâide geçerlidir: kız arkadaşının sevgilisi varsa, bir gün senin de olma ihtimâli vardır.
Üstâda Âşık Olmak ile Bağlı Olmak Farklıdır
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir incelik ortaya koyar: bir kimse üstâdına âşıktır, döner onu anlatır; bir başkası ise yalnızca bağlıdır, âşık değildir. Âşık olan üstâdını anlatma ihtiyâcı duyar; bağlı olan ise dergâhın âdâb ve erkânını yerine getirme manâsında bağlıdır, lâkin üstâdın muhabbeti ile dolup taşmamıştır. İkisi arasındaki fark muazzamdır. Âşık olan kimse anlatır, dillendirir; çünki içinde ne varsa onu yaşar. Bağlılığı tam olmayan kimse ise kusur görür, dinlemez, ve etrâfında menfî bir hava oluşturur. Bu kimse üstâdın bir tavrını «Niçin böyle dedi?» diye eleştirir. Halbuki âşık olan kimse üstâdın her tavrını manevî bir hikmet olarak kabûl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bana muhabbetiniz olsun ki Allâh da sizi sevsin» (Âli İmrân 3/31) buyurmuştur.
Kalbine Kurt Girmiş Olanın Hâli
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir tâbîr nakleder: efendinin zamanında bir hâdisede, «Şeytân senin kalbine işemiş» tâbîriyle karşılaşılmıştır. Birisinin başka bir kişiyi şikâyet etme tavrına karşı: «Hadi oğlum, senin kalbine kurt girmiş, yürü git yanımdan.» Bu üslûp manevî teşhîsin ne kadar derin olduğunu ortaya koyar. Bir kimsenin başka bir kimseyi şikâyet etmesi onun kendi manevî dengesizliğinin bir alâmetidir. Mü'mîn üstâdından tâviz vermez; geri kalan tuzaktır, geri kalanın hepsi de tuzaktır. Hz. Pîr'in nasîhati nettir: «Sen onu tuzak bil; eğer öyle tuzak bilmezsen senin manâ gözün kapanır. Sen bu sefer eğriyi doğruyu ayırt edemezsin; haramı helâli ayırt edemezsin. Sûfîlik ince çizgidir; sen o ince perdeyi ayırt edemez kendince. Sen Hak ile bâtılı ayırt edemez hâle gelirsin. Allâh muhâfaza eylesin.»
- Kur'ânı Kerîm: Nisâ 4/69; Nisâ 4/120; Bakara 2/168; Fâtır 35/6; Âli İmrân 3/31.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb 96, sevdiği ile berâber hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr 165.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Eşribe.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Eşribe.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Eşribe.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Eşribe.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned, içki sofrası hadîsi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, ühuvvet ve sohbet bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cennet Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet düşmanın tane yemden bahsetse bile tuzak olduğunu, cehennem yolunun hevâ-heves nefis ve şeytân ile yürünen bir yol olduğunu, cennet yolunun peygamberlerilim-Kur'ânsünnetsûfîlerüstâd ile yürünen bir yol olduğunu, içki sofralarına oturmanın tedrîcî kayma mekânizmasını, Hz. Ebû Bekir'in 'bana arkadaşını söyle' sözünü, üstâda âşık olmak ile bağlı olmanın farkını, ve kalbine kurt girmiş olanın hâlini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cennet Sohbetleri