Cenâbı Hak celle celâlühû Bakara sûresinin 120. âyeti kerîmesinde «Sen onların milletlerine tâbî olmadıkça ne yahûdîler, ne de hıristiyanlar senden aslâ râzı olmazlar» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme, dînin hakîkatini öğrenmenizi istemeyen şeytânî sistemin tezgâhladığı tuzakları ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette modern devirde dînin asıl muhtevâsından nasıl uzaklaştırıldığını, dîni şekilcilikle, folklorla, ve kültürel adâb ile sınırlandırma çabalarının nasıl bir tuzak olduğunu îzâh etmektedir. Şeytânî sistem mü'mini ya açıkça inkâra sevk eder, ya da dînin sadece bir şeklini bırakıp özünden mahrûm bırakır. Hâlbuki dînin asıl maksadı Cenâbı Hakk'a vâsıl olmak, fenâ fillâh mertebesine ermek, ve esmâ-yı ilâhînin tecellîsine kavuşmaktır. Bu maksadı kaybeden mü'min, dîninden de mahrûm kalır.
Şeytânî Sistemin Tarîfi
Şeytânî sistem, kâfir veya münâfık güçlerin Müslümânları dîninden uzaklaştırmak için kurduğu yapıların bütünüdür. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Şeytânî sistem bir kişi değildir, bir yapıdır. Bu yapıda eğitim sistemi, medya, kanûn sistemi, ve kültürel kurumlar yer alır. Hepsinin ortak hedefi mü'mini Cenâbı Hak'tan uzaklaştırmaktır» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede şeytânın yeminini bildirir: «Senin izzetine yemin olsun ki, onların hepsini kandıracağım» (Sâd 38/82). Şeytân bu yeminini insânlar üzerinden gerçekleştirir; ona uyanlar şeytânî sistemin parçası olur. Bu sistem mü'mini önce dînden tamâmen koparmaya çalışır; başaramazsa, dîni şekilciliğe indirgemeye uğraşır. Yâni mü'min sadece bir Cuma namâzı, bir Bayram namâzı, bir Ramazan iftârı kalsın; lâkin tasavvuf, mârifet, esmâ tecellîsi, ve fenâ fillâh gibi gerçek manevî makâmlardan haberdâr olmasın.
Dînin Hakîkati ve Şekli
Dînin iki yönü vardır: zâhirî ve bâtınî. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Dînin zâhiri namâz, oruç, hac, zekât, ve şehâdettir. Bunlar şerîatın esâsıdır. Dînin bâtını ise tezkiyei nefs, tasfiyei kalb, mârifetullâh, esmâ tecellîsi, ve fenâ fillâhtır. Bunlar tarîkatın ve hakîkatin esâsıdır. Bir mü'min sadece zâhiri yapıp bâtını ihmâl ederse, dînin hakîkatinden mahrûm kalır» demektedir. Şeytânî sistem mü'mini sadece zâhirî ibâdetlere yönlendirir; bâtınî hakîkatlardan haberdâr olmasın diye uğraşır. Tasavvufa 'hurâfe', mürşid sevgisine 'şirk', esmâ tertîbine 'bid'at' etiketi yapıştırılır. Bu da mü'mini gerçek manevî hayâttan koparmak için kurulmuş bir tuzaktır. Hâlbuki tasavvuf Resûli Ekrem efendimizden bu yana gelen sahîh bir mîrâstır; ve mü'minin manevî terakkîsi için zarûrîdir.
Bilgi Engelleme
Şeytânî sistemin en büyük çabası, mü'minin dînin hakîkatini öğrenmesini engellemektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bu sistem sana ders verir, fakat hangi dersi? İşte burada hîle var. Sana dünyâ ilmi öğretir, fakat dîn ilmini eksik öğretir. Dîn ilmi de öğretirse şekilcilikle sınırlandırır; namâz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır gibi. Lâkin dînin hakîkati, mârifetullâh, ihsân, ve müşâhede mevzûlarını dışlar» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh kuluna kâfî değil mi?» (Zümer 39/36) diye buyurur. Bu âyeti kerîme mü'mini sadece Cenâbı Hakk'a yönlendirir; lâkin şeytânî sistem mü'minin dikkatini Hakk'tan başka şeylere çevirir. Bilim, teknoloji, kariyer, eğlence; bunların hepsi mübâh olabilir, lâkin Cenâbı Hak ile manevî bağlantıyı kesmek için kullanıldıklarında, bunlar şeytânın âleti olur.
Şekilcilik Tuzağı
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette en tehlikeli tuzaklardan biri olarak şekilcilik mes'elesini öne çıkarır. «Şekilcilik, dînin sûretini yapıp özünü ihmâl etmektir. Beş vakit namâz kılar lâkin huşû'u yoktur, oruç tutar lâkin nefsini terbiye etmez, hacc'a gider lâkin gönlü Hakk'a yönelmez, zekât verir lâkin ihlâsı eksiktir. Bu kişi dînin şeklini yapmıştır, fakat hakîkatini yaşamamıştır.» Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmaz; ve nice gece namâz kılanlar vardır ki, namâzlarından kendilerine yorgunluktan başka bir şey kalmaz» (Nesâî, Sıyâm) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf ibâdetin sadece şekille yapıldığında değer taşımayacağını açıkça gösterir. Mü'min ihlâs ile, huşû ile, ve ihsân makâmında ibâdet etmedikçe, dînin hakîkatinden mahrûm kalır.
Tasavvuf ve Hakîkat Yolu
Tasavvuf, dînin bâtınî yönünü ortaya koyan ilim ve uygulamadır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Tasavvuf bir bid'at değildir; aksine Resûli Ekrem efendimizin Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk efendimize öğrettiği gizli zikrin ve manevî terbiyenin ismidir. Bu yol Hz. Ali kerremallâhü vechehû üzerinden, sonra silsile yolu ile bütün tarîkatlara intikâl etmiştir» demektedir. Halvetiyye yolu Hz. Ali kerremallâhü vechehû'dan başlayarak Hasanı Basrî, Şeyh İbrâhim Zâhid Geylânî, Pîr Ömer Halvetî, Pîr Şâbânı Velî, ve Mustafa Özbağ Efendine kadar uzanan sahîh bir silsileye sâhiptir. Bu yol mü'mini şerîattan tarîkata, tarîkattan hakîkate, hakîkattan mârifet'e götürür. Şeytânî sistem bu yolun varlığını inkâr etmek ister; çünki bu yolun var olduğu bilinirse, mü'min sadece şekilcilikten kurtulur, ve dînin hakîkatine kavuşur.
Halvetiyye Yolunun Bilgi ve Hâl Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu dervîşine hem bilgi hem hâl mîrâsı verir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda sadece bilgi öğrenilmez, hâl öğrenilir. Bilgi sözle aktarılabilir, lâkin hâl ancak sohbet ile, beraberlikle, ve manevî tesir ile aktarılır. Mürşid bu hâli dervîşine bir lambadan diğerine ışık geçer gibi geçirir» demektedir. Şeytânî sistem bu hâl aktarımını engellemek için sohbet meclislerini, zikir halkalarını, ve mürşid huzûrunu kötülemek ister. Hâlbuki bunlar olmadan dînin hakîkati öğrenilemez. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen kitap okuyarak, video izleyerek dîni öğrenirsin lâkin yaşayamazsın. Yaşamak için bir mürşid lâzım, bir sohbet meclisi lâzım, ve bir manevî hâl tesiri lâzım. Bu sebeple Halvetiyye yolu sohbeti namâzdan sonraki en mühim ibâdet olarak görür» diye nasîhat eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/120; Sâd 38/82; Zümer 39/36; Nâs 114/4-6; Furkân 25/30; Sebe' 34/20-21.
- Süneni Nesâî, Kitâbü's-Sıyâm, ihlâssız oruç hadîsleri.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân, ihsân hadîsi.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, Kitâbü'l-İlim.
- İmâm Gazzâlî, el-Münkızü mine'd-Dalâl.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, ilgili âyetler tefsîri.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, dîn ve hakîkat bahsi.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle, tasavvufun başlangıcı.
- Sehli Tüsterî, Tefsîru'l-Kur'ân.
- İbn Acîbe el-Hasenî, el-Bahru'l-Medîd.
- İmâm Şa'rânî, et-Tabakâtü'l-Kübrâ.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Tarîkatnâme.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, dîn hakîkati.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İbn Receb el-Hanbelî, Câmi'u'l-Ulûm ve'l-Hikem.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Şeytânî Sistem ve Hakîkat Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet şeytânî sistemin tarîfini, dînin hakîkati ve şeklinin farkını, bilgi engelleme tuzaklarını, şekilcilik tuzağını, tasavvuf ve hakîkat yolunu, ve Halvetiyye yolunun bilgi ve hâl mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Sahte Mürşid Uyarıları Sohbetleri