Cenâbı Hak celle celâlühü Bakara sûresi 31. âyeti kerîmede «Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti» buyurmuştur. Hz. Âdem aleyhisselâm efendimiz Cenâbı Hakk'ın isimlerine, eşyânın hakîkatlerine, ve kâinâtın sırlarına vâkıf olarak yaratılmıştır; yüce melekler dahi onun bu ilminden hayrete düşmüş ve secde ile mukâbele etmişlerdir. Lâkin Hz. Âdem aleyhisselâm üzerine kazâ-i ilâhî tecellî edince, yasak ağaca yaklaşma hatâsına düşmüş, ve bu hatâ ile cennetten dünyâya indirilmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere bu kıssanın altındaki derin hikmeti îzâh etmektedir: bir kişi ne kadar büyük ilim sâhibi olursa olsun, Cenâbı Hakk'ın takdîri tecellî ettiğinde nefsinin elinde değildir. İlim yetmez; takvâ ve teslîmiyet de gerekir. Hz. Âdem'in cennetten çıkarılması bir helâk değil, ümmete bir ders, bir ibrettir. Bütün insânlar Hz. Âdem'in soyu olarak bu zaaftan ders alıp, Cenâbı Hakk'ın hükmüne teslîm olmayı, takvâya tâbi olmayı, ve nefsî hatâlardan kaçınmayı öğrenmek mecbûriyetindedirler. Bu sohbet hem Hz. Âdem'in ilminin ne demek olduğunu, hem de tövbenin ve teslîmiyetin ehemmiyetini tafsîl etmektedir.
Allemel Esmâ Sırrının İzâhı
Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ve allemel Âdeme'lesmâ'e küllehâ» (Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti) (Bakara 2/31) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme ilim ile ilgili en temel âyetlerden biridir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bu âyeti kerîme bir kişiye Cenâbı Hakk'ın bütün isimlerinin öğretildiğinin haberini verir; ve bu kişi Hz. Âdem aleyhisselâm efendimizdir» demektedir. Buradaki «esmâ» iki şekilde anlaşılır: birincisi Cenâbı Hakk'ın güzel isimleri (Esmâ-ül Hüsnâ); ikincisi eşyânın isimleri ve hakîkatleri. Hz. Âdem hem Cenâbı Hakk'ın isimlerini bildi, hem de kâinâttaki bütün eşyânın hakîkatlerini bildi. Bu ilim ona meleklerden üstün bir mertebe verdi; ve melekler onun ilmini gördükçe, ona secde ile mukâbele ettiler. Bu kıssa ilmin Cenâbı Hakk'ın katındaki kıymetini gösterir.
Meleklerin Hayreti ve Secdesi
Cenâbı Hak Hz. Âdem'i yaratacağını meleklere haber verdiğinde, melekler «Orada fesâd çıkaracak ve kan dökecek bir varlık mı yaratacaksın? Biz seni hamd ile tesbîh ediyoruz, sana takdîs ediyoruz» (Bakara 2/30) demişlerdi. Cenâbı Hak ise «Ben sizin bilmediğinizi bilirim» diye cevâb verdi. Sonra Hz. Âdem'i yarattı, ona bütün isimleri öğretti, ve isimleri meleklere arz etti. Melekler «Sen yücesin, bizim bildiğimiz sadece senin bize öğrettiğindir; gerçekten bilen ve hakîm olan sensin» (Bakara 2/32) dediler. Mustafa Özbağ Efendi, «Melekler bu hâli görünce hayretle Hz. Âdem'e secde ettiler; çünkü onun ilmi onları geçti» demektedir. Bu kıssa ilmin makâmının ne kadar yüksek olduğunu, ve Cenâbı Hakk'ın ilim sâhiplerine nasıl bir mertebe verdiğini gösterir.
Kazâ-i İlâhînin Tecellîsi
Hz. Âdem aleyhisselâm cennette eşi Hz. Havvâ ile beraber yaşıyordu. Cenâbı Hak onlara «Sadece şu ağaca yaklaşmayın; eğer yaklaşırsanız zâlimlerden olursunuz» (Bakara 2/35) buyurmuştu. Lâkin şeytân onları kandırdı, ve yasak ağaca yaklaştırdı. İşte burada Mustafa Özbağ Efendi çok önemli bir noktaya dikkât çeker: «Hz. Âdem bütün isimleri biliyordu; bütün hakîkatlere vâkıftı. Lâkin kazâ-i ilâhî tecellî edince, ilmi nefsine fayda vermedi.» Cenâbı Hakk'ın takdîri her şeyin üstündedir; bir kişi ne kadar âlim olursa olsun, takdîr tecellî edince ilminden istifâde edemez. Bu kıssa mü'minlere büyük bir ders verir: yalnız ilme güvenme, takvâ ve duâ ile Cenâbı Hakk'a sığın.
Hatâya Düşmenin Hikmeti
Hz. Âdem'in hatâya düşmesi sıradan bir hatâ değildir; bu hatâ Cenâbı Hakk'ın takdîri ile vukûâ gelmiştir; ve insânoğlu için büyük bir hikmeti vardır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Eğer Hz. Âdem cennette kalsaydı, biz dünyâya gelmemiş, ve Cenâbı Hakk'ın isimlerini tanıma fırsatı bulamamış olurduk. Hz. Âdem'in cennetten dünyâya inişi aslında bütün insânlık için bir başlangıç noktasıdır» demektedir. Bu inişten sonra Cenâbı Hak Hz. Âdem'e tövbe kelimelerini öğretti, ve onun tövbesini kabûl etti. Bu olay tövbenin Cenâbı Hakk'ın katındaki kıymetini gösterir. Bir kul ne kadar büyük günâh işlerse işlesin, samîmî tövbe ile Cenâbı Hakk'a dönerse, O onun tövbesini kabûl eder. Hz. Âdem'in tövbesi bütün insânlık için bir misâldir.
İnsânın Zaafları ve Tevbe Kapısı
Hz. Âdem aleyhisselâm efendimizin hatâsı, insânın zaaflarını ve tövbe kapısının her dâim açık olduğunu ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bütün insânlar Hz. Âdem'in çocukları olduklarına göre, hepsi de hatâya düşmeye eğilimlidirler. Lâkin Cenâbı Hak insâna büyük bir lutuf vermiştir: tövbe kapısı» demektedir. Tövbe kapısı her dâim açıktır; ölüm anına kadar her kul Cenâbı Hakk'a tövbe edebilir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Cenâbı Hak gece günâh işleyenin gündüz tövbe etmesi için elini uzatır; gündüz günâh işleyenin gece tövbe etmesi için elini uzatır; tâ ki güneş batıdan doğsun» (Müslim) buyurmuştur. Bu tövbe kapısı Hz. Âdem'in tövbesi ile açılmış, ve Resûlullâh efendimizin gelmesine kadar devâm etmiştir; ve hâlâ açıktır.
Halvetiyye Yolunda Tevbe Eğitimi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu, tövbe ile başlar. Bir dervîş bu yola ilk girdiğinde, mürşidinden tövbe alır; bütün geçmiş günâhlarına samîmî bir biçimde tövbe eder. Bu tövbe sıradan bir tövbe değildir; bu tövbe bütün hayâtın istikâmetini değiştiren, kalbi temizleyen, ve dervîşi Hak yoluna sokan bir tövbedir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında bu tövbe eğitimini tafsîlatlı olarak îzâh etmiştir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen tasavvuf yoluna girerken Hz. Âdem'in tövbesi gibi bir tövbe etmelisin. Bütün hayâtını bu tövbenin üzerine kuracaksın» demektedir. Halvetiyye yolundaki tövbe sadece dilde değil, kalpte ve amelde tezâhür eder. Dervîş tövbeden sonra hayâtının her sâhasında bu tövbenin gereklerini yerine getirir; bu da Halvetiyye yolunun temel direğidir.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/30-37; Tâhâ 20/115-122; A'râf 7/19-25.
- İmâm Taberî, Câmi'u'l-Beyân, Hz. Âdem kıssası tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân, Bakara sûresi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Hz. Âdem kıssası.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Bakara sûresi.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, Kitâbü't-Tevbe.
- İbnü'l-Arabî, Fusûsu'l-Hikem, Hikmetü'l-İlâhiyye fî Kelimeti Âdemiyye.
- İbnü'l-Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, esmâ-i ilâhiyye bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, esmâ ve tövbe bahsi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, Hz. Âdem remzleri.
- Sülemî, Hakâ'iku't-Tefsîr, Bakara sûresi tefsîri.
- Kuşeyrî, Letâ'ifü'l-İşârât, Hz. Âdem kıssası.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, tövbe makâmı.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât, Hz. Âdem şi'irleri.
- Yûnus Emre Dîvânı, Âdemtövbe şi'irleri.
- Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi, esmâ remzleri.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Esmâ ve Tövbe Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Hz. Âdem aleyhisselâm efendimizin esmâ ilmini, kazâ-i ilâhînin tecellîsini, hatâya düşmenin hikmetini, tövbe kapısını, ve Halvetiyye yolundaki tövbe eğitimini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Esmâ Tecellîsi Sohbetleri