«Sizi biraz korku, biraz açlık ve mal, can ve mahsul eksikliği ile imtihan ederiz; sabredenlere müjdele» (Bakara 2/155-157) âyeti kerîmesi, mü’min’in dünyâ imtihanının çerçevesini çizen ana âyetlerden biridir. Bu sohbette imtihanın mahiyeti, sabrın manevi tezahürleri, sabredenlere vad olunan müjde ve mü’min’in idrâk yönü ele alınmaktadır.
Âyetin Bağlamı ve Genel Mânâsı
Bakara sûresi 155-157. âyetlerinde Cenâbı Hak şu hakikati beyan eder: «Sizi biraz korku, açlık, maldan, candan, mahsulden eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. Onlar bir musibete çarpıldıkları zaman, ‘Biz Allah’a aitiz ve Ona dönüleceğiz’ derler. İşte Rablerinden olan Salâvât (rahmet) ve rahmet onların üzerinedir; ve hidayete erenler de işte bunlardır». Bu âyet, mü’min’in dünyâ hayatında karşılaşacağı imtihanların çerçevesini, bunlara karşı vermesi gereken cevabı ve sabırla davranmanın manevi semeresini bir bütün olarak ortaya koyar.
İmtihanın Beş Yönü
Âyet’te imtihanın beş ana yönü sayılmıştır: Korku, açlık, maldan eksiltme, candan eksiltme ve mahsulden eksiltme. Korku, gelecek tehlike endişesidir; bu ister fizikî tehlike olsun, ister manevi belirsizlik. Açlık, iktisâdî güçlük ve maddi sıkıntıdır; bölümün veya bölgenin müztaribi olabilir. Mal’dan eksiltme, bireyin servetinin azalmasıdır; candan eksiltme, sevdiklerinin vefâtıdır; mahsulden eksiltme ise çalışma sonucu elde edilmesi umulanın elde edilememesidir. Bu beş yön, mü’min’in dünya hayatında karşılaşacağı temel imtihan dilimleridir; bunlardan birisi veya bir kaçı her mü’min’in hayatında tezahür etmektedir.
İmtihanın Manevi Hikmeti
Cenâbı Hak, Mulk sûresi 2’de, «Hanginizin amelde daha güzel olacağini denemek üzere ölümü ve hayati yaratan Odur» buyurur. Düny’a hayatı bir imtihan meydanidir; mü’min ne kadar Allah’a sadik olduğunu, ne kadar Ona tevekkül ettiğini, ne kadar manevi olarak güçlü olduğunu burada göstermelidir. İmtihan Cenâbı Hakk’ın gazabının değil, manevi terbiye yönünün bir tezahürüdür. Bir baba evladînî eğitmek üzere bazı zorluklara maruz bırakabilir; aynı manada Cenâbı Hak da kullarını eğitmek üzere imtihana tabi tutar. Mü’min imtihanın bir manevi terbiye olduğunu idrâk ettiğinde, sabırla davranir ve manevi olarak yükselir.
İstircâ’nın Mânâsı
Âyet’te «Biz Allah’a aitiz ve Ona dönüleceğiz» (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn) ifadesi vardır; bu ifadeye «istircâ» denir. Mü’min bir musibete çarpıldığında bu cümleyi söyler. Bu cümle iki temel hakikati ifade eder: Birinci, biz Allah’a aitiz; yani biz Onun mahlûkuyuz, hayatımız ve servetimiz Onundur. İkinci, Ona dönüleceğiz; yani dünya fânîdir, öbür dünyada Allah’ın huzuruna çıkacağız. Bu iki hakikati kalpten söyleyen mü’min, musibet karşısında manevi olarak sükûn bulur; musibetin ilâhî takdirin bir tezahürü olduğunu idrâk eder ve sabreder. İstircâ sadece bir lafz değil, bir manevi tezahürün ifadesidir.
Salâvât ve Rahmet Müjdesi
Sabreden mü’min’e üç büyük müjde verilir: Birinci, Cenâbı Hak’ın salâvatı (rahmeti ve manevi inayeti). İkinci, rahmeti (manevi kuşatı). Üçüncü, hidayete ulaşma müjdesi. Bu üç müjde bir araya geldiğinde, mü’min’in üzerine en yüksek manevi saadetin aktığı anlamına gelir. Geçici bir dünya sıkıntısının karşılığı olarak Cenâbı Hakk’ın sonsuz manevi nimetleri vadedilmektedir. Bu sebeple sufi büyükleri, «İmtihan Cenâbı Hak’ın bir manevi hediyesidir; sabır ile karşılamak ise hediyeyi kabul etmektir» demişlerdir. Musibette asıl yıkım sıkıntı değil, sıkıntı karşısında Allah’a karşı gerilemektir.
Mü’min’in İmtihan Yönü
Mü’min hayatının her gününde bir imtihanla karşılaşabilir. Bunlar bazen büyük musibetler, bazen küçük günlük zorluklar olarak tezahür eder. Mü’min’in yönü, bu imtihanları manevi terbiye yönü olarak idrâk etmek ve sabırla karşılamaktır. Sıkıntı anında «neden ben» diye sormak yerine, «Cenâbı Hak benden ne ister» diye düşünmek manevi olarak doğru olandır. Bu manevi tutum, mü’min’i musibetten manevi olarak güçlü çıkarır. Aksi halde, sabırsızlık ve gerilemek manevi olarak mü’min’i musibetin çift yüküne sokar; hem maddi sıkıntı, hem manevi sıkıntı bir araya gelir. Sabırla yürümek ise musibeti sadece maddi yüke indirgeer ve manevi olarak kazançtır.
Bibliyografya
- Kur’ânı Kerîm, Bakara 2/155-157, 214; Mulk 67/2; Ankebût 29/2-3.
- Âli İmrân 3/186; Eyyûb 21/83-84; Zümer 39/10.
- Buhârî, Mardı, 1; Marad, 7.
- Müslim, Birr, 52-55; Zühd, 64.
- Tirmizî, Zühd, 57; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 16.
- İbn Mâce, Cenâiz, 55; Nesâî, Cenâiz, 22.
- İbn Kesîr, Tefsirul-Kur’âni’l-Azım, Bakara 155-157 tefsiri.
- Râzî, Mefâtihul-Gayb, sabır bahisleri.
- Kurtubî, el-Câmi’, sabır ve imtihan âyetleri.
- İmâm Gâzâlî, İhyâu Ulûmid-Din, sabır ve şükür bölümü.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricüs-Sâlikîn, sabır babları.
- Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtul-Kulûb, sabır ve istircâ bahisleri.
- Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, sabır babı.
- Sülâmî, Tabakâtus-Sufiyye, sâbirîn nimetleri.
- İbn Atâullah, Hikemi Ataiyye, sabır hikmetleri.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (sabır ve imtihan türevi konuları).
- Yûnus Emre Divanı, sabır şühudu.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Sabır-Şükür Sohbetleri.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, sabır faslı.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Sabır-İmtihan serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, Bakara sûresi 155-157 âyetleri üzerinden mü’min’in dünya hayatında karşılaşacağı imtihanların beş yönünü, sabrın manevi tezahürlerini, istirâcnın manasını ve sabredenlere vad olunan üç büyük müjdeyi bütünlük içinde sunmaktadır. Sabır-İmtihan serisinde temel sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Sabır-İmtihan
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Bakara 2/261; Allah yolunda infakın kat kat karşılığı.
- Kur’an-ı Kerim, Tevbe 9/34-35; malı biriktirip Allah yolunda harcamama uyarısı.
- Kur’an-ı Kerim, Haşr 59/9; kardeşini kendine tercih etme erdemi.
- Müslim, Zühd, kulun gerçek malı ve infak rivayetleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, cömertlik ve infak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, cömertlik, cimrilik ve mal sevgisi bölümleri.