Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2025 Sohbeti #124: Misafir Sohbeti — Hazret-i Pîr Abdülkâdir Geylânî ve Bâzü’l-Eşheb

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #124: Misafir Sohbeti — Hazret-i Pîr Abdülkâdir…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Misafirin Tanıtımı: Şanlıurfa Medrese Ehli ve Hz. Pîr’in Yolu

Hem bir de size bugün sohbet etsin. İnşallah. Allâh razı olsun. Hakkınızı helal edin. Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. Benim ismim Ahmet’tir. Şan Urfa’dan geliyoruz. Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin yoluna hizmet etmeye çalışıyoruz. medrese ehliyiz. 30 senelik bir doğu usulü medrese tahsilimiz var. medresemiz var. medreselerimiz ve talebelerimiz var. Şeriatla tarîkatı harmanlayarak. Pirimiz Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin deyimiyle tarîkatunâ haza muqayyadatun ala l-kitab-i ve-sünneti men khala fahuma feleysa minna Bizim yolumuz Kur’ân ve Sünnet üzere kuruludur. Bunlara muhalefet eden bizden değildir. Sözünü dosturunca Kur’ân ve Sünnet saniyet çizgisinde Rabbü’l-Âlemîn’e, Ümmet-i Muhammed’e hizmet etmeye çalışıyoruz.

Bu ay, Rabîu’l-Âhir ayı, Rabîu’l-Âhir ayının 9’u Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin sene-i devriyesi. Bağdâd’ta kutlanıldı ve Arap alemlerinde kutlanıldı. Biz de Şanlıurfa’dan çıktık böyle. Farklı yerlerde medrese ve dergâhlarımız var. Her gittiğimiz yerde, Hz. Şeyh’in hayatını, kısada olsa anlatmaya çalışıyoruz. Şeyh’imin müsaadesiyle inşâallâh, Hz. Şeyh’den biraz bahsetmek istiyorum.


Velâyet Yolu — Yûnus 62 ve Hindistanlı Şeyhin Destursuzluğu

Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretleri, Cenab-ı Hakk’ın اَلَٰى اِنَّ اَوْلِيَٓا اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَهُمْ يَحْسَنُونَ Dikkat edin! Allâh velileri için korku da yoktur, hüzün de yoktur. âyetinde bize tanıttığı velilerin serdarı, feyiz kaynağıdır. Yunus Emre Haniderya, Hak Taala yeri göğü düzeli, hoş nazar eylemiş ona ezeli, evliyâlar ser çeşmesi güzeli, Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. İmâm-ı Rabbânî’nin deyimiyle, Allâhu Teâlâ’ya giden yollar iki’dir. Velayet yolu, nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu, Resûlullâh ile bitmiştir. Velayet yolu ise, 12 imamın vasıtası ile, Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerine devredilmiştir. Ve kıyamete kadar da, Hz. Mehdî gelinceye kadar, taliplere, Hz. Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin, musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi, velâyet makamlarında yükselir, Erenlerin halkasına dahil olur.

Bir tane şeyh ismini söylemeyeceğim, Hindistan taraflarından gelmiş, Bağdâd’ın oralarda irşad etmeye. Ama, Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinden, Destûr almadığı için, Hz. Şeyh musluğunu kapatmış. Bediüzzamân bunu, Risâle-i Nûr’da anlatır. Der ki, Bağdâd ve çevresi, Kable-l-Memad olduğu gibi, Ba’da’l-Memad da, Şeyh Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin, tasarrufu altındaydı. O zat, Gavsi Geylânî’den Destûr istemediği için, Hz. Şeyh Geylânî musluğunu kapattı, ve o kişi irşad edemedi. Şâh-ı Nakşibend ve İmâm-ı Rabbânî geldi, Destûr istedi, müsaade istedi. Hz. Şeyh onların, kırmadı, ona müsaade etti. O Gavsi Geylânî, Allâhu Teâlâ’nın çok büyük lütuflarına, mazhar olmuş. Kıyamete kadar, Cenab-ı Allâh’a talip olanlara, önder olmuştur.

Hz. Pîr Abdülkâdir Geylânî, tarikatlar üstü bir şahsiyet olarak, tasavvuf tarihinde, mümtâz bir konuma sahiptir. Öyle, Kuddûsî Hazretleri der ya, Yedde iklimde sürülür, eşi der, kânı Geylânî, kamubuldan da kurulur, hemen meydanı Geylânî, müridime cefa eden, kefen hazırlasın erken, inan bu sözlerime, sen açıktır, burhânı Geylânî. Kasîde-i Hamrâviyye’sinde, Hz. Gavsi Geylânî bunu anlatırken, diyor ki, müridim, lâvde âni bişerkin, benim müridim, beni şarkta da çağırsa, ev bi gâribin, garbta da çağırsa, ev fâvqa semâi, gökyüzünde de çağırsa, ev tahtanâzilil erdi, yeryüzünde de çağırsa, eğith hu, ben müridime yetişirim. Hepinizin malumu olduğu üzere, yer yüze, ilk defa, Şeyh Abdülkâdir Geylânî, Hz.

Bâzul Eşhep, Bozdoğan kuşu, ismini söyleyen, dört hayy evliyâdan birisi olan, Şeyh Akil el Mümbecî’dir. Dört hey evliya, Şeyh Mârfil Kerkhi, Şeyh Hayat el-Harrânî, Şeyh Akil el Mümbecî, Şeyh Abdülkâdir Geylânî.


Bâzü’l-Eşheb İsmi — Akil el-Mümbecî Hazretlerinin Melekût Müşâhedesi

Şeyh Abdülkâdir Geylânî, Şeyh Şehri Şehri, Şeyh Abdülkâdir Geylânî. Tasarrufu limitsiz devam eden, Şeyh Akil el Mümbecî, bizim Urfa Suruç’ta metfun bulunan, Şeyh Müslim Sürûcî Hazretlerinin halifesi. O ilk defa diyor ki, ben diyor, o Hz. Şeyh’den yaş olarak yüksektir. Diyor, ben melekût âlemini seyrediyorum. Melekler kendi aralarında Bağdâdlı bir gençten bahsediyorlar. İran Geylânî bir genç, Bağdâd’a gelmiş, ilim tahsil ediyor, ismi Seyyid Abdülkadir’dir. Ama melekler onu anlatırken hep diyorlar, Bâzü’l-Eşheb medreseye gitti, Bâzü’l-Eşheb kitabını aldı, filan alimin dersine gitti. İlk defa Bâzü’l-Eşheb ismini kullanan Şeyh Akil el Mümbecî’dir. Neden öyle diyorlar Şeyh’im? Diyor, çünkü onun müritlerine Şahin kuşundan daha süratli yetişeceğinden dolayı, ona Melekler Bâzü’l-Eşheb ismini koydu.

Bir yerde Hz. Şeyh diyor, benim elim müridimin üzerinde, gökün yerin üzerinde olduğu gibidir. Bu Kasîde-i Hamrâviyye’sinin sonunda diyor ki, ev tâhde nazil il erdi, eğith hu ana seyful gada ili kulli hısami. Ben, benim müridime eziyet edene çekilmiş kılıcım diyor. Hz. Şeyh. Ve bir yerde diyor, yâ mürîdî, kun li uhudina hafidhen.


Kasîde-i Hamrâviyye: «Müridime Yetişirim» — Bekâbillâh Hedefi

Ben bu yola girdim, Hz. Bâzü’l-Eşheb’e evlat oldum dedinse eğer, Kur’ân ve Sünnet saniyet çizgisinde öğretilerimize devam et, li ahmika fi d-dunya ve yawmal waqi’ati. Ben, Allâhu Teâlâ’nın lahumul buşra fil hayati d-dunya ve fil ahireh ayetinin sırrınca dünyada da sizi kururum, ahirette de ben sizi kururum diyor. Müridi, him, vati, vajtah, vaghanni, matashau diyor, sen benim himayeme sığındın mı, koruqma artık. Gönlünü rahat tut, yolunu da bırakma ama li ahmika vajtah, vaghanni, matashau, fil ismu ali. Ben Ebû Sâlih Gavsü’l-A’zam Abdülkâdir Geylânî’nin benim ismim yücedir. Vekun kadiriya vakti lillahi mukhli madem öyleyse 20. asırda geldin, Hz. Gawsu Geylânî’nin evladı oldun, o zaman bu yolu ikhlasla götür.

Benlikle götürme, riayla götürme, gururla götürme, kibirle götürme, tevazu ile götür. Bir yerde Hz. Gawsu Geylânî diyor, ben Allâhu Teâlâ iki şeyle ulaştım. Biri tevazu, biri de cömertlikle ulaştım. Vallahi diyor, benim bütün dünya alemde olsa, hepsini fakirlere yemek yedirmekle harcardım. Dergahının kapısında dervîşi muzaffer ve sincer elinde ekmek, kapının önünde duruyorlar. Ekmek isteyen yok mu, aş isteyen yok mu, yatak isteyen yok mu, gelsin gelsin diye.


Şûrâ 23: Ehl-i Beyt Sevgisi Farziyetı ve Salât-ı İbrâhîmiyye

Vekun kadiriye vakti lillahi mukhlisen. Sadece Allâh’ı talep et. Allâh’ı iste, Allâh’ı çağır, Allâh’ı gör. Biraz önce bir ilahi okuyorlardı. Sonunda dedi, lâ-mekân elinde bekâbillâh olduk elhamdülillah. Sen de bu yola girdiğin zaman himmetin öyle yüce olsun ki bekâbillâh makamı hedefin olsun. aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm buyurdu, men cedde cidde ve cedde. Kim talep eder, talepinde samimi olursa, maksuduna ulaşır. Vekun kadiriye vakti lillahi mukhlisen. Ta’işu sa’iden sadiqen bi muhabbeti. O zaman diyor, benim muhabbetimin altında 20. asrın fitne ve fesadı sana zarar veremez. Hem sen sâidlerden olursun, hem de sâdıklardan olursun. Ma’lûm Ehli Beyt’i Rabbü’l-Âlemîn sevmeyi bize farz kılmış âyet-i kerîmede. kullâ es’elukum aleyhi ejrem illel vedda tefil kurba Ehli Beyt’i seveceksiniz.

Ben bu Peygamberli tebrik hususunda sizden bir ücret talep etmiyorum. Ama Ehli Beyt’i seveceksiniz. İmâm-ı Şâfiî bir şiir söylüyor bununla ilgili. Ya Ehli Beyt’e Resulillah hubbe küm farzun minallâhi l-kur’ani enzelahü. Allâh’ın enzâlında indirdiği ayetiyle sizleri sevmek bize farz kılmış. veyekfikum biqadrikumul azim menlem yusalli aleykum la salâta lahu Sizin değerinizi anlatmak için şu yeter ki kul ile Rab’ı arasında olan namazın içerisine Rabbü’l-Âlemîn sizleri koymuş ve sizlere duayı koymuş. Eğer namazda Ehli Beyt’e dua etmezseniz namazınız eksiktir. Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammed ve alâ alî Seyyidinâ Muhammed demediğin zaman senin namazın eksiktir. Yaekfikum İmâm-ı Şâfiî’nin Qawli-i Qadim’inde bir Bağdâd meselesi var.

Kur’ân makhluhtur demedi diye sonra firar etti Mısır’a gitti. Bağdâd’da Qawli-i Qadim’i vardır. Mısır’da Qawli-i Qadim’i vardır. Fetvalarını tazelediği Bağdâd’dan Mısır’a gittiğinde İmâm-ı Şâfiî Bağdâd’dayken diyor ki Salli-Bârik vaciptir. Sonra Mısır’a gidince diyor sünnettir.


Şeyh Muhammed-i Şenbekî Menkıbesi — «Bu Gencin Horuzu Kıyâmete Kadar Susmaz»

Ama namazda Ehli Beyt zikredilecek. Benim çok hoşuma giden bir iki mesele var. Bir şey bitireyim inşâallâh. Şeyh Muhammed-i Şenbekî vardır. Ona Tâcül Arifin Ebul Vefa Şeyh Muhammed-i Şenbekî derler. Gavsi Geylânî’den yaşça bir elli altmış yaş büyüktür. Hazreti Şeyh on sekiz yaşında Bağdâd’a geldiğinde Şeyh Muhammed-i Şenbekî yaşlı. Hazreti Gavsi Geylânî diyor ki, vallahi onun meleklerinin arasında dört yüz tanesi vardı velâyet makamındaydı. Dört yüz müridi velâyet makamındaydı. Ben Acem Evliyalarının arasında Şeyh Muhammed-i Şenbekî’den daha yüce makamda birini görmedim diyor. Hazreti Şeyh Şeyh Muhammed-i Şenbekî bir gün sohbet ediyor. Hazreti Şeyh onun ziyaretine geliyor. Şekil-i Şenbekî yaşlarında Bağdâd’a yeni geldiği zamanlar.

Şeyh Muhammed-i Şenbekî sohbetine devam ederken Hazreti Gavsi Geylânî kapıdan giriyor. Şeyh Muhammed-i Şenbekî sohbetini kesiyor. Cemaat diyor şu kapının önünde bir genç var diyor. Gelmiş ben sohbetime devam edeceğim ama bu genci dışarı çıkarın. Sonra ben sohbetime devam edeyim. Hazreti Şeyh’i dışarı çıkarıyorlar. Devam ediyor sohbetine. Biraz sonra yine Hazreti Şeyh kapıdan giriyor. Şeyh Muhammed-i Şenbekî sohbetini kesiyor. Cemaat bu genç buradayken ben sohbet etmem. Bunu dışarı çıkarın. Ben sohbetime devam edeyim. Dışarı çıkarıyorlar. Sohbetine devam ediyor. Üçüncü defa Hazreti Şeyh içeri giriyor. İçeri giriyor. Şeyh Muhammed-i Şenbekî diyor cemaat bu genç yine geldi. Ama durun bekleyin. İniyor kürsüden gidiyor kapıya kadar Hazreti Şeyh’i alıyor getiriyor.

Cemaat diyor bu gence iyi bakın. Bu gencin ismi Seyyid Abdülkadir. Hem Heseni hem Hüseyinidir. Cedd-i Resûlullâh’tır. öyle der ya Cedd-i Muhammed’dir eğer sorarsan. Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. Ey cemaat diyor. melekût âleminde bu gence melekler Bâzü’l-Eşheb diyorlar. Bu gencin başında nurdan bir tac var. Bu ergının bir ucu doğuda bir ucu batıda. Ey cemaat herkesin horuzu öttü ve sustu. Bu gencin horuzu ötecek. Kıyamete kadar susmayacak. Bakın Kuddûsî Hazretleri ne dedi işte. Yedi iklimde sürülür. Eşi derkânı geylâni Kamu buldan da kurulur. Hemen meydanı geylâni Herkesin horuzu öttü ve sustu. Bu gencin horuzu ötecek ve kıyamete kadar susmayacak. Biz Türkiye’de Hazreti Şeyh’e ne diyoruz? Hay Sultan diyoruz.

Bir de batmayan güneş diyoruz. O söz Hazreti Şeyh’in kendi sözüne gerçekten uygundur. Çünkü Hazreti Şeyh diyor ki Şemsü kül ahedin talat ve gâbet Herkesin güneşi doğdu ve battı. Ve şemsüne ebeden ala felekil ula la tagrubu Bizim güneşimiz yüce ufuklardadır kıyamete kadar batmayacak. Ben bir şeyi çok merak ederdim. Bu menkıbeyi gördüğüm zaman benim sorunum çözüldü. Bu menkıbeye Hazreti Şeyh’in Tafrîhu’l-Hâtır fi menaqibi Şeyh Abdülkadir isimli kitabında yazar. Bir de Kalâidü’l-Cevâhir isimli kitabında yazar. Ben derdim Hazreti Şeyh 48-45 yaşına kadar Şeyh Hamad-i Debbâs’ın yanında müritlik yaptı ve dervîşlik yaptı. Hep hayatına bakın 2-3 yerden fazla Abu Sa’id el-Mahzûmî’yi bulamazsınız. Hep olayları Şeyh Hamad-i Debbâs ile geçmiştir.


Şeyh Hammâd-ı Debbâs Hizmeti ve Sakaleyn Hadîsi — Kutbu’l-Aktâb Silsilesi

Onun yanında okumuştur, onun yanında yatmıştır, onun dayağını yemiştir, onun hakaretine uğramıştır. Ama 45 yaşında Abu Sa’id el-Mahzûmî’den hırka giyiyor. Ben derdim neden acaba bu? Sonra bu menkıbeyi okuyunca ben anladım. Çünkü Şeyh Muhammed Şenbekî’ye diyorlar ki Şeyh madem öyle bu genç Bağdâd’a yeni gelmiş, bu gence tarikat ver. Tarikat dersi ver. Hayır diyor ben diyor onun yanağında Abu Sa’id el-Mahzûmî’nin mührünü görüyorum. O ondan hırka giyecek. Ve ona tarikat dersi vermiyor. Hz. Şeyh sallallâhu aleyhi ve sellem 91 yaşına kadar mağlum Bağdâd’ta insanları irşad etti. Kendi hayattayken tarikatı çok geniş kitlelere de ulaşmıştı. Resûlullâh aleyhisselatü vesselam bir hadisinde bunu anlatırken bize Ehlebeyt anlatırken inni tarikufikum feqaleyni ben size iki agır emanet bırakıyorum. ma intemesektum len deleltum min badi eğer o iki emanete sarılırsanız benden sonra delalete gitmezsiniz.

İki hadîs var. Biri kitabullahi ve sunneti Allâh’ut’ala’nın kitabına sarılırsanız ve Sünnet-i Seniyye’ye sarılırsanız bir rivayette de kitabullahi ve itreti ehlibeyti diyor. Ehlibeytime sarılırsanız bir hadîs-i şerifte de benim ehlibeytim Nuh aleyhisselamın gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur. Kim de geri kalırsa helak olur. Gider. O geminin kaptanları Seyyid Abdülkâdir Geylânî’ler Seyyid Ahmed er-Rifâî’ler Seyyid Ahmed el-Bedevî’ler İbrâhîm-i Düsûkî gibi kendilerine Kutbu’l-Aktâb. Kutupların de Kutbu dediğimiz zatlar ve o yoldan giden Resûlullâh aleyhisselatü vesselamın yolunu yürüten zatlardır. Rabbü’l-âlemîn bizleri Kur’ân’dan ayırmasın. Sünnetten ayırmasın. Kendi cemalinden ayırmasın.

Habibinden ayırmasın. Dostlarından ayırmasın. Rabbim bizleri ihlaslı kullarından eylesin inşâallâh. Yuridun veçhehu sadece kendi rızasını isteyen kullarından eylesin. Habibin. Kalbimizden makam sevgisini benlik sevgisini çıkarıp atmada Rabbimizlere yardımcı olsun, yardım eylesin inşâallâh. Rabbim amelini ihlasla yapıp da kıyamet gününde o amellere en muhtaç olduğumuz gün berbat olmayan kullarından bizleri eylesin inşâallâh. Rabbim Şeyh’imizin makamını âli eylesin. Kılıcını keskin eylesin. Himmetini yüce eylesin. Evlatlarını kendisine hayrü’l-halef eylesin inşâallâh. Rabbü’l-âlemîn buraya da ihlaslı ve sadık içi dışı bir sırf Allâh rızası için hizmet eden dervîşlere gelmesini nasip eylesin inşâallâh.

Âmîn. Ve Elhamdulillahi Rabbü’l-âlemîn. Âmîn.


Kaynakça

  • Hazret-i Pîr Abdülkâdir Geylânî (471-561/1078-1166) — Hayâtı, Eserleri ve Kâdiriyye Tarîkatı: Bağdâd’da medfun, Sünnî tasavvufun büyük imâmlarından; klasik kaynaklar — İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve 2/410; Şattanevfî, Bahcetü’l-Esrâr; İbn Receb, Zeylü Tabakâti’l-Hanâbile 1/290-300; Şa’rânî, Tabakâtü’l-Kübrâ 1/108; Hz. Pîr’in eserleri — el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hak, Fütûhu’l-Gayb, el-Fethü’r-Rabbânî, Sırru’l-Esrâr; modern okuma — Dilaver Selvi (çev.), Hz. Şeyh Abdülkâdir Geylânî Eserleri; Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü.
  • Yûnus 10/62 — Allâh Velîlerinin Korkusu ve Hüznü Yoktur: «Elâ inne evliyâ’allâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn» (İyi bilin ki Allâh’ın velîleri için korku yoktur, onlar mahzûn da olmazlar) — Yûnus 10/62; tefsîr — Taberî 11/132; Râzî 17/102; İbn Kesîr 4/281; Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl; «velîlerin serdârı Hz. Pîr» bahsi — Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ 1/74; Şa’rânî, Tabakât; Yûnus Emre Dîvânı; modern okuma — Mustafa Tatçı, Yûnus Emre Şerhleri; Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
  • İmâm-ı Rabbânî ve Şâh-ı Nakşibend — Hz. Pîr Abdülkâdir Geylânî’den Destur: Bağdâd ve havâlisinin Hz. Pîr’in tasarrufu altında olduğu — Bediüzzamân Saîd Nursî, Mektûbât, 8. Mektub (Hızır ve İlyâs); İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât 1/186; Şâh-ı Nakşibend Bahâüddîn Buhârî tarîhçesi — Câmî, Nefâhâtü’l-Üns; Salâhuddîn Muhammed b. Mübârek el-Buhârî, Enîsü’t-Tâlibîn; klasik tedrîs — Ebü’l-Hasen Harkânî, Nûru’l-Ulûm; modern okuma — Necdet Tosun, Bahâüddîn Nakşibend: Hayâtı, Görüşleri ve Tarîkatı; Hamid Algar, Nakşibendîlik.
  • «Bâzü’l-Eşheb» — Bozdoğan Kuşu İsmi ve Şeyh Akîl el-Mümbecî: Bağdâd’da Hz. Pîr’in melekût âleminde aldığı «Bâzü’l-Eşheb» (Bozdoğan/Şâhin) lakabı — Şattanevfî, Bahcetü’l-Esrâr 17-25; İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam; «Dört Hayy Evliyâ»: Şeyh Ma’rûf-u Kerhî (ö. 200/815-16, Bağdâd) + Şeyh Hayât el-Harrânî (ö. 581/1185, Harrân) + Şeyh Akîl el-Mümbecî (ö. 550/1155, Mümbiç) + Şeyh Abdülkâdir Geylânî — Câmî, Nefâhât; Şeyh Akîl el-Mümbecî’nin Şeyh Müslim-i Sürûcî’ye halef oluşu — Hayreddîn ez-Ziriklî, el-A’lâm 4/277; modern tedrîs — Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarîkatlar Tarihi.
  • Kasîde-i Hamrâviyye — «Yâ Mürîdî… Eğithü Hû»: Hz. Pîr’in meşhûr Hamrâviyye Kasîdesi: «Mürîdî, lev de’â’nî bi-şerkin, ev bi-garbin, ev fevka semâ’i, ev tahte nâzili’l-erdi, eğithühû» (Mürîdim beni şarkta, garbta, gökyüzünde yahut yeryüzünün altında çağırırsa, ona yetişirim) — Şattanevfî, Bahcetü’l-Esrâr; «Şemsü külli ahedin tala’at ve gâbet, ve şemsünâ ebeden alâ feleki’l-ulâ lâ tagrubu» (Herkesin güneşi doğdu battı, bizim güneşimiz kıyâmete kadar yüce ufuklarda batmaz); klasik şerhler — İbrâhîm el-Geylânî, Şerh-i Kasîde-i Hamrâviyye; Mustafâ Necmüddîn el-Geylânî; modern okuma — Mehmet Ali Demirci, Hz. Abdülkâdir Geylânî’nin Hayâtı ve Eserleri; H. Kâmil Yılmaz, Tasavvuf Klasikleri.
  • Şûrâ 42/23 — Ehl-i Beyt Sevgisi Farziyeti ve Salât-ı İbrâhîmiyye: «Kul lâ es’elüküm aleyhi ecran ille’l-meveddete fi’l-kurbâ» (De ki: Ben bu tebliğ için sizden bir ücret istemiyorum, ancak yakınlarıma muhabbet hâriç) — Şûrâ 42/23; tefsîr — Taberî 25/16; Râzî 27/166; İbn Kesîr 7/192; «Ehl-i Beyt sevgisi farzdır» — İmâm-ı Şâfiî dîvânı, «Yâ ehle Beyti Resûlillâh hubbüküm farzun mine’llâhi fi’l-Kur’âni enzelehû / Yekfîküm min azîmi’l-kadri inneküm men lem yusalli aleyküm lâ salâte lehû» beytleri; salât-ı İbrâhîmiyyenin namazda hükmü — Buhârî, “Ezân” 159; Müslim, “Salât” 65 («Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed»); İmâm Şâfiî el-Ümm‘de Bağdâd kavl-i kadîmi (vâcib) ve Mısır kavl-i cedîdi (sünnet); modern tedrîs — Hayreddin Karaman, İslâm’da Aile.
  • Şeyh Muhammed-i Şenbekî Menkıbesi ve «Bâzü’l-Eşheb» Müjdesi: Tâcü’l-Ârifîn Ebü’l-Vefâ Şeyh Muhammed-i Şenbekî (ö. 590/1194 civârı), Hz. Pîr’den 50-60 yaş büyük; «Acem evliyâsı içinde ondan yüce makâmda kimse görmedim» övgüsü — Hz. Pîr’in beyânı, Şattanevfî Bahcetü’l-Esrâr; menkıbe «kapıdan üçüncü girişte tanıma»: «Bu gencin horuzu kıyâmete kadar susmayacak» müjdesi — Câmî, Nefâhâtü’l-Üns; klasik kaynaklar — Tafrîhu’l-Hâtır fî Menâkıbi’ş-Şeyh Abdilkâdir; Kalâidü’l-Cevâhir (Tâdifî); modern tedrîs — Süleyman Uludağ, Hz. Abdülkâdir Geylânî; Necdet Yılmaz, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf.
  • Şeyh Hammâd-ı Debbâs ve Ebû Sa’îd el-Mahzûmî — Hırka İcâzeti: Hz. Pîr’in 40 küsur yıl yanında dervîşlik ettiği üstâdı Şeyh Hammâd-ı Debbâs — Şa’rânî, Tabakât 1/108; «hırka»sını ise 45 yaşında Ebû Sa’îd el-Mahzûmî’den almıştır (Şenbekî’nin müşâhedesindeki yanağındaki mühür) — Şattanevfî, Bahcetü’l-Esrâr; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ 1/74-118; modern okuma — Süleyman Uludağ, Hz. Abdülkâdir Geylânî: Hayâtı, Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri; Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarîkatlar.
  • Sakaleyn Hadîs-i Şerîfi ve Ehl-i Beyt’in Nûh’un Gemisi Olması: «İnnî târikun fî küm sekaleyn (rivâyetlerden ikincide es-sekaleyn): Kitâbe’llâhi ve sünnetî / ve itretî ehle beytî, mâ in temessektüm bihimâ len tedillû ba’dî ebedâ» (Size iki ağır emânet bırakıyorum: Allâh’ın Kitâbı ve Sünnetim / Ehl-i Beytim; bu ikisine sımsıkı tutunduğunuz sürece benden sonra asla dalâlete sapmazsınız) — Müslim, Sahîh, “Fedâilü’s-Sahâbe” 36; Tirmizî, “Menâkıb” 31-32; Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/14, 4/367; Mâlik, Muvattâ, “Kader” 3; «Mesel-i Ehl-i Beytî kemeseli sefîneti Nûh, men rakibehâ necâ ve men tahallefe anhâ ğariqa» — Hâkim, Müstedrek 3/151; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; klasik tedrîs — Süyûtî, İhyâü’l-Meyt fî Fedâ’ili Ehli’l-Beyt; modern okuma — Etem Levent, Sakaleyn ve Ehl-i Beyt.
  • Karabaş Silsilesi ve 2024 Misafir Sohbeti: Halvetî-Şa’bânî kolu — Şeyh Şabân-ı Velî (Kastamonu, ö. 976/1568); Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri (1611-1685, Üsküdar — Karabaş Tekkesi); Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hâcı Haydar Baba ve Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi; bu sohbet — Şanlıurfa’dan Kâdiriyye yolu medrese ehli misâfir Ahmed Efendi’nin Hz. Pîr Abdülkâdir Geylânî’yi anlatış misâfir-i muhterem sohbeti; Karabaş tasavvuf usûlü — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern Karabaş tedrîsi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Velâyet, Sünnet, Şeyh, Halife, Silsile, Muhabbet, Üns, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı