Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2025 Sohbeti #122: Zikretmeyi Unutmak ve Manevî Helâk — Furkan 17-18

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #122: Zikretmeyi Unutmak ve Manevî Helâk — Furkan…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Furkan 17-18: Nimette Allah’ı Unutmak ve Helâk Olan Kavimler

nasihat Furkan Sûresi âyet 17-18’si. Âmîn. Furkan âyet 17-18’si. Rabbin onları ve Allâh’tan başka taptıklarını topladığı gün, bu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar der. Onlar haşa seni layık olmadığın sıfatlardan tenzîh ederiz. Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yakışmaz. Fakat sen onları ve atalarını nimetler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular der. Burada söz konusu olan bu akşamki sohbetimiz sen onları ve atalarını nimetler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular. Bu akşamki dersin konusu bu. zikretmeyi unutan kavimlerin sonuçta yok olması veya ta mağlû nimet içerisinde Yüzerken insanlar veya kavimler veya topluluklar o mağlû nimetin içerisinde, dünya nimetlerinin içerisinde Allâh’ı zikretmeyi unutmaları ve bu zikretmeyi unuttuklarından dolayı da yok olup gitmeleri.

Çünkü zikir bu noktada zikretmeyi unutmak gafletle alakalı. O kimse gaflet Allâh’tan kopuşun, Allâh’tan ayrılışın, Allâh’la irtibatın kesilişinin başlangıcı. Bir şey de Allâh’ın gafletine düşerseniz o gaflete düşüşte Allâh’la olan bağınız gevşemeye başladı. Çünkü normalde o kimse zikrullâh’tan uzak olunca gaflet basınca o kimsenin kalbinde zikrullâh’tan eser kalmadı. Zikrullâh’tan eser kalmayınca onun yerine batıl şeyler, hevâ-hevs geldi, oturdu. Çünkü kalpte zikrullâh var ise heva hevesi oradan çıkar, şeytaniyeti oradan çıkar. Eğer kalpte zikrullâh olmaz ise o kimsenin kalbine hevâ-hevs şeytan yerleşir. Şeytan yerleşince de o kimse normalde şeytani yollara, şeytani düşüncelere, şeytani istekleri doğru meyletmeye başlar.

Ve o kimse normalde zikrullâh’ı bıraktığında artık onun asıl manevi ölüm başlamıştır. Onda kalbi ölüm başlamıştır. Asıl yok oluş o kimsenin kalbinin kararması, o kimsenin kalbinin perdelenmesi, asıl o kimsenin manevi olarak ölüme doğru yol almasıdır. O kimse hala da bundan tövbe edip, Allâh’ı zikredip geri dönmüyorsa o helak olma yoluna girmiştir. Çünkü gaflet gafleti getirecektir, gaflet gafleti getirecektir. O kimse manevi ölüme doğru yürüyecektir. Oysa Cenâb-ı Hak normalde zikrullâh’ı o kimsenin manevi bağı olarak görür. Bir kimse iman edip Allâh’ı zikrediyorsa o zikir Allâh’la olan irtibatını kuvvetlendirir. Allâh’la olan bağını kuvvetini yükseltir. Ve o kimse bu manada zikrullâh ile devamlı Allâh’la alışveriş yapar.

Ve Cenâb-ı Hak’ta ey iman edenler Allâh’ı çokça zikredin der.


Allah’ı Unutmak Manevî Ölümdür — Nefs-i Mutma’inne Makâmı

Ahzâb âyet 41 Müslümanlara Cenâb-ı Hak der ki Allâh’ı çokça zikredin. Başka âyet-i kerimede de Ra’d sûresinde âyet 28’de kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle mutma’in olur der. Kalbin başka bir şekilde mutma’in olması mümkün değildir. O yüzden o kimse devamlı Allâh’ı zikredecek ki o kimsenin kalbi mutma’in olsun. Başka bir âyet-i kerimede ey nefis Rabbine mutma’in olarak dönün der. O yüzden normalde o kimsenin Rabbine dönüşü mutma’inne makamında olması lazım. Zikrullâh yaparsa mutma’inne makamına gelir ve o noktada manevi dönüş onun için başlamış olur. O yüzden zikrullahı terk ederse o kimse bu sefer kalbi komple nefsin ve şeytanın emrine girer. Kim zikrullahı terk ediyorsa o kimse nefsin ve şeytanın emrine girer ki onun manevi helakıdır.

Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden Haşr âyet 19’da da Allâh’ı unutan bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturdu. Kimseler gibi olmayın der. O kimse Allâh’ın zikri bıraktı unuttu. Allâh’ı unuttu. Allâh’ı unutunca Cenâb-ı Hak diyor ki ona kendisini unutturur. o kimse artık kendisi de hatırına gelmez. kendini manevi hale hatırına gelmez kendinin duruşu hatırına gelmez kendisi nerede ne halde o hatırına gelmez ve o unutmadan dolayı gafletten nefsaniyetten nefsaniyetten şeytaniyetten şeytaniyete yuvarlanır gider. O yüzden normalde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de Allâh’ı zikreden diridir. Allâh’ı zikretmeyen de ölü gibidir der. O zaman o kimseyi diri tutan şey manevi olarak diri tutan olgu Allâh’ı zikirdir.

Kim Allâh’ı zikretmiyorsa ve zikrullahı terk ettiyse o manevi ölüdür. Kim Allâh’ın zikrini unuttuysa o kimse yok olmaya manevi olarak yok olmaya mahkumdur. Ayet-i keriminin başında da normalde neden insanların Allâh’ı unuttuklarını zikrullahı unuttuklarını söyler. Orada der ki onlara sen nimetler verdin onlara sen normalde rahat bir hayat verdin ve nimete gark ettin. Onlar bu nimetlerin çokluğundan onlar bu rahattan dolayı azdılar saptılar ve seni unuttular. O yüzden zenginliğin şaşırtmasıdır bu rahatın şaşırtmasıdır. O kimse rahatı görünce şaşırır kibirlenir. Zenginliği görünce şaşırır kibirlenir. İnsanoğlu enteresan bir varlıktır. Biraz rahat yüzü görse biraz böyle dünya olarak rahatlasa hemen o kimse Allâh muhâfaza eylesin.

Şımarır şaşırır kibirlenir Allâh’ı unutur.


İllet, Güllet ve Zillet Zikrettirir — Nefsin Zikre Karşı Kaçamakları

Ama bir kimsenin başında biraz illet biraz güllet biraz zillet olsa Allâh’ı unutmaz. O kimse bol bol Allâh’ı zikreder dua eder. adamın başında bir dert vardır o dertten dolayı Allâh’ı unutmaz. Her daim Allâh’ı zikreder Allâh’a dua eder. Allâh’tan ister hiçbir zaman Allâh’la olan arasını normalde bozmaz sıkı sıkı tutmaya çalışır. Sebep onun çünkü başında bir illet var ve hatta biraz güllet geçim sıkıntısı var. O yüzden o kimse geçim sıkıntısı olunca da Allâh’la olan bağını sağlam tutmaya çalışır. borcu var ben kendi nefsimden pay vereyim. Her sabah okursun her sabah zikrullâh yaparsın. Borç gevşeyince biraz böyle işler düzelince sabahları okumaya bırakırsın zikrullahı da bırakırsın. Öbür türlü sabah namazda sonra ders yapacağım zikrullâh yapacağım diye uğraşırsın.

Derdin gamın tasan kalmayınca salarsın biraz yakasını. Neden saldın gamın tasan kalmadı. En sende boza pişmiş olsa sabah akşam Allâh’ım dersin. En sende boza pişerse. Ama en sende boza pişmez de normalde rahatladığın zaman ya hele hele dersi canım. Öğleye kadar da çekerim ben. Öğlen namazından önce de çekerim. Olmadı öğlen namazından sonra çekerim. Olmadı ikindi de çekersin. Olmadı ben akşama çekerim. Ya olmadı şuradan iki üç tane dervîş gelse de üç tevhid okusak da ders çekilmiş olsa dersin. o dersi çekmek artık senin nefsine zor gelir. Hatta dersin işte topluca zikrullâh yaptığımız ders çekilmiş oluyor mu? Oluyor. Cemaat halinde zikrullâh yapınca ders çekilmiş oluyor mu? Oluyor. Hemen ya nasıl olsa ondan sonra üstad dedi ki herkes evinde zikrullâh yaptırabilir.

Herkes ders yaptırabilir. Hemen şurada üç kişiyi çevirelim Allâh’ı zikredelim. Derste çekilmiş olsun. Tamam. Cemaatle zikrullâh yaptın mı? Dün hanefiye göre üç kişi de cemaat oldu mu? Oldu ama bu nefsin kaçtığı yerler. Ben kendi yaptıklarımı söylüyorum size ha başka bir şey değil. Ve hatta Bayındır’da ilk yeni başladığımızda ben böyle söylemek istemezdim. Önce kendi nefsimi attım Bayındır’ları da atayım. biz Nuri’nin pastanesinin üstünde hemen ikindiye kılıyoruz. Onlar beni bekliyorlar orada. üç tevhid vuracağız ders çekilmiş olacak. Biz çıkıyoruz pastanenin ikinci katına. Normalde orada ikindiye kılıyoruz. İkindiye kıldıktan sonra üç tevhid. Bana diyorlar ki abi ders çekildi mi? Çekildi diyorum ben. dersiniz çekildi tamam bitti.

Şimdi onu gözlüyor o kimse. veyahut da biz kendi kaçamak yollarımız. Şimdi o kimse normalde kendince kaçamak yollar arar. ikindiden sonra çekerim. Akşamdan sonra çekerim. Yazlıdan sonra çekerim. Ben sonra şunu der. Ya sabah namazından önce kalkarım iki günlük ders çekerim. Hem bugünlükün çekerim hem de bir önceki gün geçti. Bu gafletle alakalı. Bu artık böyle kaçacak yollar arıyor. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden o kimse normalde zikrullâh yaparsa diridir. Zikrullâh yapmazsa ölü gibidir.


Mâmûr Ev / Harâbe Ev Hadîsi — Zikrullâh Olan Ev Mâmûrdur

Ey ashabım size mamur bir ev ile yıkıntı bir ev arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allâh’ın içinde Allâh’ın zikredildiği ev mamurdur yıkıntı dahi olsa. İçinde zikrullâh yapılmayan ev yıkıntıdır. Mamur dahi olsa. senin bir villan var harika. İçinde zikrullâh olmuyorsa harâbe. Senin harâbe bir evin var. Eğer içinde zikrullâh oluyorsa o mamur bir ev. siz şimdi evlerinizi zikrullâh açınca mamur bir ev. Evi zikrullâh açmadın. Aman koltuklar kirlenmesin. Dervişler çocuklarına bakmıyorlar. Ondan sonra ortalığı kirletiyorlar. Saksak yapıyorlar. Dervişlerin çocukları durmuyor durduğu yerde. Ben evime dersi açacağım ama hanım dervîşlerin çocuklarından şikayetçi. Gerçekten de bizim dervîşlerin bazı çocukları var duvara tırmanıyor.

Düz duvara tırmanıyor. Salsan bir de bakacaksın örümcek adam gibi çocuk duvarda. Ama normalde şimdi bunun için ders almıyor. E harabı oluyor. Evin o evde zikrullâh olmazsa o araba dergâha çalışmazsa Allâh yolunda çalışmazsa Cenâb-ı Hak onun hesabını soracak senden. Zannetme ki evin hesabı sorulmayacak. Zannetme ki arabanın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o zenginin o paranın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o nefesin hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o vücudun senin vücudun hesaba sorulmayacak. Zannetme ki o sağlığının hesabı senden sorulmayacak. Zannetme ki o zamanın zaman olarak os zamanın hesabı senden sorulmayacak. Bunların hepsi de hesabı sorulacak. Bunların normalde bundan kurtuluşun yolu Allâh’ı zikir.

Kurtuluşun yolu zikrullâh cemaatleri, toplulukları. Bundan kurtuluşun başka bir yolu yok. Evinizde zikrullâh olacak, sizin kalbinizde zikrullâh olacak, dilinizde zikrullâh olacak. Yolda yürürken zikrullâh yapacaksınız, otururken zikrullâh yapacaksınız. Namazlardan hemen sonra zikrullâh yapacaksınız, muhakkak Allâh’la bağını normalde kuvvetlendireceksiniz. Ama o kimse eğer zikri terk ederse ne olacak?


Zuhruf 36: Zikri Bırakana Şeytan Musallat — Kibir ve Gizli Şirk

O zaman şeytanı musallat ediyor. Cenâb-ı Hak. Zuhruf âyet 36. Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona bir şeytanı musallat ederiz, artık o onun yakın arkadaşı olur. O kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirdi, zikrullahı terk etti, zikrullahı bıraktı. Cenâb-ı Hak hemen anında, sen zikrullahı bıraktığın anda hemen senin kalbinde şeytan zaten orada kalbinin kapısında tünekleyip duruyor. Kalbin kapısında duruyor. Zikrullahı bıraktın, şeytan içeri girdi. Ve şeytan zikrullahı bıraktığın için senin dostun oldu. O sana vesveseyi vermeye başladı. Dervişlerin hatalarını gösterdi, eşinin hatalarını gösterdi, çocuklarının hatalarını gösterdi, arkadaşlarının hatalarını gösterdi, üstadın hatalarını gösterdi.

Hatta daha da ileri gitti, peygamberler de hata yapmış dedi. Daha da ileri gitti, bütün peygamberler hata yaptıysa senin peygamberin nasıl hatasız olur? O da hata yapmıştır dedi, daha ileri gitti. Kur’ân’ı hatalı görmeye başladı. Neden? Zikrullâh çünkü terk edildi. Allâh’ı unuttu, Allâh’ı unutunca Cenâb-ı Hak ona bir şeytana musallat kıldı. Şeytan tâbiri câize onu parmağında oynatıyor. Şeytan onu parmağında oynatıyor. Artık bir bakıyorsun, o kimse aniden öfkeleniyor, kibirleniyor, kimseye beğenmiyor. Aniden kavga ediyor, ortalığı talan ediyor. Kibir, onda Uludağ gibi oluyor. Çünkü zikrullâh yapmazsa bir kimse kibrini yenemez. Zikrullâh yaparsa o kimse kibrini yener. Şeytanın en büyük silahı seni kibirlendirmektir.

Zikrullâh bir kimsenin kalbinde oturmadıysa hemen şeytan oraya oturur. Ve hemen seni kibir perdesine çeker. başındaki dervîşi tepeden bakarak gözünle süzüyorsan sen kibir perdesindesin. Gizli şirke düştün. başındaki eşine tepeden bakıyorsan kibir perdesine düştün. Şeytan seni al aşağı etti. Kendi evladına tepeden bakıyorsan veya kendi annene babana tepeden bakıyorsan beğenmemen zikr yapıyorsan sen kibir perdesine düştün. Şeytan seni aldattı, kandırdı, seni gizli şirke düşürdü. Allâh muhâfaza eylesin. En büyük korkundur benim dervîşlerin üzerinde. Zikrullahı çünkü bir kimse sırtını dönerse Allâh’ı zikri bırakırsa çünkü normalde örnekliyorum bunu. Şeytan böyle farklı şeyler yaptırmaz dervîşlere.

Kolay kolay içki içirmez sana. Kolay kolay kumar oynatmaz sana. Sen çünkü gel kumar oynayalım dese birisi sen gidip oynamazsın. Ha telefonuna indirir oynarsın, kimse görmüyor dersin. O zaman da ütülürsün gider milyarlar, 500 bin liralar, 200 bin liralar oradan uçar. Hiç kimsenin haberi yok ya oradan gider o. Ondan sonra bir bakmışsın adam iflas etmiş.


Mafya Zannedilen Üstad ve Senet Tahsîli — Virdi Bırakma Uyarısı

Ve hatta kulüplere gider. O artık tamam bitmiş onun işi. Ha diyeceksiniz ki dervîş kulüplere gider mi gider. Adam jet telefonuna indirir kumar oynar mı oynar. Bir bakmışsın iflas etmiş. Evdeki hanımı da der ki ulan ticaret yaptı da batırdı. Yok alır verişte batırdı. Ne alakası var o para ticarette batmaz. Ticarette batan getir alacaklarını ben tahsil edeyim diyor mu bakıyor benim yüzüme. Getir ben diyorum ticarette batırdıysan getir ben alıverin diyorum senin alacaklarını. Kimdeyse çekse çek, senetse senet açık hesapsa açık hesap. Telefonu açacağım diyorum rica edeceğim söyleyeceğim. O da benim mafya babası zannediyor. Öyle dedi dervîşlerden birisi en büyük mafya sensin dedi. Gitmiş aldanmış senede imzalamış.

Geldi dedi senden daha büyük mafya yok abi dedi. Eee şöyle oldu böyle oldu, şu oldu bu oldu. Eee bu paramı tahsil ediver. İyi edivereyim dedim. Ha tahsil ettik sanki fayda ne o bir şey mi oldu. Adam ilk önce o gitti gene. Tahsil ettik ama parasını. Adamlar galeri gibi bir yer açmışlar loş eşikler zannedersin ki pavyon. Oğlum dedim pavyona giriyoruz sanki. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Kardeş böyle bir şey olmuş dedim bak şöyle yapmışsınız şöyle etmişsiniz böyle etmişiz. Sana ne kardeş dedi bana. Eee dedim ya böyle beni ilgilendiriyor demek ki dedim ya. Buraya kadar gelmişiz dedim beni ilgilendiriyor demek ki dedim. Şimdi o muşlu olanlar üzerinde alınmasın. Biz muşluyuz kardeş dedi. İyi ben de bayındırlıyım dedim.

Bayındır neresi dedi. Efe’nin bol olduğu yer dedi. Nasıl dedi. Vallahi dedim dedim Yunan’ı önüne katmış dayanamamış dedim. Ondan sonra dedim ben Yunan’a destek olanları da önüne katmış dedim. Onu da dayanamamış dedim onların evlerine de dedim. Başlamış ucundan yakmaya dedim. Ben de bayındırılıyım dedim. Öyle asıl uzatmayalım. Hallettik tabi onun senedini filan aldık oradan. İşini bitirdik hamdolsun. Şimdi o zikrullahı terk ettiğinde ne oluyor? Bütün her şeyi ben zikri terke bırakırım. Sen dersini çek kardeş. Hiç olmazsa sabahları çek. Zikri terk etme. Günlük virdini çek. Hiç olmazsa. Hiç olmazsa diyorum. Allâh’ı zikret az da olsa. Devam et onu. Yoksa sen zikrullâh’tan yüz çevirdin mi? Onun için Cenâb-ı Hak sana bir şeytan musallat edecek.

O kalbinde zaten hazır asker duruyor namussuz. Duruyor o. O bir yere gitmiyor. O kalbinin kapısında duruyor orada o. O başka bir yere gitmiyor. Çünkü Cenâb-ı Hak ayetle sabitlemiş kim Rahman’ın zikrullahından yüz çevirse onun şeytanı musallat ederiz. Bitti. Allâh söylüyor bunu Mustafâ Özbağ değil. O zaman o kimse zikrullahı bıraktı. Şeytan onun kalbine oturdu. Sonra ondan her şeyi bekle.


Hz. Pîr Mesnevî’de: Zikirsiz İnsan Cansız Cesettir

Bakın ondan her şeyi bekle. Ahmed bin Hanbel’in hadisi. Kim Allâh’ı zikretmekten yüz çevirirse Allâh da onu kendine unutturur. sen Allâh’ı zikretmeye bıraktın. Yüz çevirdin. Allâh sana kendisini unutturuyor. Çünkü zikrullâh en büyük iş, zikrullâh en büyük nimet bir taraftan. Manevi maddi manevi nimet. Sen zikrullahı bırakıraktan maddi manevi nimete yüzünü çevirdin, döndürdün. Sen Allâh’a sırtını döndün. Cenâb-ı Hak senin maddi manevi bir sofraya oturtturdu. O maddi manevi seni nimete gark etti. Ve seni maddi manevi nimetin içerisinde yaşatırken sen hainlik yaptın, sen vefasızlık ettin, sen körlük yaptın. Sen nimete sırtını döndün. Sen nimete vefasızlık ettin. Cenâb-ı Hak da kendisini unutturdu sana.

Sebep, sen en büyük işe sırtını döndün çünkü. Sen Allâh’ın en büyük, en faziletli ibadetine sırtını döndün. Cenâb-ı Hak seni zikrullâh halakasına oturtturdu, sen o halakaya hainlik ettin. O yüzden Allâh sana kendisini unutturdu. Veyahut da sen zikrullaha düşman olup, kendisini unutturdu. Veyahut da sen zikrullaha düşman oldun. Sen zikr halakasına düşman oldun. Zikrullaha düşman oldun. Toplanın böylemesine doğru biraz gel böyle. Yer açılsın. İbrahim’de biraz şey olsun. Kumuldan haydi bakayım Destûr bismillah. İki dizinin üzerine, arka tarafta yer var da geçin bu tarafa. Ayaktaki kardeş, ayaktaki kardeşler. Bu tarafta yer var geçin böyle. Evet geç. Yollar açın. Böylemesine gelin. Buraya ben iki bin kişi aldırırım ya merak etmeyin.

Yok satmayı severim ben. O yüzden normalde zikrullaha o kimse öyle bir büyük bir nimet ki Allâh’ı zikir. Sen o sırtını oraya dönersen, sen Allâh’ı unutursan Allâh da sana kendisini unutturuyor. Bu büyük bir aslında dünyadayken daha ceza. Allâh muhâfaza eylesin. Rabbim muhafaza eylesin inşâallâh. O yüzden Mesnevî’de Hazret-i Pîr, zikirsiz insan, cansız cesettir. Zikirle dirilen gönül ise hakkın nefesiyle konuşur der. Demek ki zikirsiz beden, cansız. o az önce hadîs-i şerîfi zikredenle zikretmeyenlerin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Evet zikredenler diridir, zikretmeyenler ölü gibidir. Hazret-i Pîr de diyor ki zikirsiz insan, cansız cesettir. Zikirle dirilen gönül ise hakkın nefesiyle konuşur.

O yüzden normalde o kimse zikrullâh yok ise o yok olmaya mahkumdur. O kimse de zikrullâh durmuyorsa ve o zikrullahı terk ettiyse o kimse de manevi olarak yok olmaya mahkumdur. Rabbim bizleri zikrullâh ile bağı kesilenlerden eylemesin. Nefsine uyup da zikrullâh halakasını, sırtını dönenlerden eylemesin. Şeytanın vesvesesine uyup da bizleri kibirlenenlerden eylemesin. Her türlü şeytanın vesvesesinden, desisesinden bizleri muhafaza eylesin.


Akran Zorbalığı ve Çocukta Kekemelik — Karakola Şikâyet Şart

Âmîn. Yeğenim 6 yaşında okulda akran zorbalığı görmüş ve olaydan sonra kekemelik başladı dua eder misiniz? Rabbim muhafaza eylesin. Bu tip şeyleri önemseyin. Normalde gidin okul müdürüne şikayet edin. Hatta daha ileri gidin gidin karakola şikayet edin. Gerçekten. Böyle bir şey oldu okul müdürünle hasta okul müdürlerine bile gitmeyin gidin karakola şikayet edin. Çocuğum okulda böyle böyle zorbalıya uğradı. Zorbalı filanca filanca çocuklar üzerinden zorbalıya uğradı. Gereklin yapılmasını diye gidin karakola şikayet edin. Çünkü bu akran zorbalıkları arttı. Her yere sirayet ediyor bu. Her yere sirayet ediyor. Okullarda, sokakta, dergâhta bile var burada. O yüzden asla buna müsamaha yok. Hemen bu konuda dergâhta böyle bir şey olduysa görevlilere bildirin hemen.

Evet hiç kimse çocuğunu buraya zorbalıya uğrasın diye getirmeyecek. Okulda böyle bir şey oldu hemen karakola. Al o çocuk şimdi kekeme oldu ne olacak şimdi? Şimdi o çocuk ömür boyu onun üzerinden atamayacak. Biraz korktun da başlayacak dili kaymaya.


Borç-Altın ve Vekâletle Alışveriş — Hz. Abdullâh b. Ömer Hadîsi

Allâh muhâfaza eylesin. Geçen ay birine borç verdim. Bunu altın olarak verebileceğimi söyledim. Kabul etti. Ancak uzak mesafede olduğu için bozdurup bankadan göndermemi istedi. Ben de bozdurup gönderdim. Şimdi borcunu ödeyecek aynı miktarda altın alıp verecek bana. Bunu böyle yapmam uygun olur mu yoksa faiz mi olur? Böyle yapman uygun olur. Çünkü sen onun adına bozdurdun parayı. O sana gönderirken onun adına parayı alacaksın. Onun adına altını alacaksın ve borcunu tahsil edeceksin. Normalde örnekliyorum böyle bir şey yapacağım zaman şimdi Abdül Latif buna şahittir. Seni vekil tayin ettim. Bana şu kadar şunu al derim. Abdül Latif seni vekil tayin ettim. Şunu satıver derim. Vekil tayin ederim onu.

Öbür türlü aradaki şey faiz olur. Fark olmasa da faiz olur. Nakitte çünkü şey var. Hadîs-i Şerîf var. Hatta Hazret-i Ömer Efendimizin oğlu Abdullah diyor ki o kimse duvardan atlasa sen de duvardan atacaksın der. nasıl? Diyelim ki ben gittim Abdül Latif’e bir para götürdüm. Abdül Latif’e dedim ki, Abdül Latif bana bin dolar al. Parayı Abdül Latif aldı mı aldı. Abdül Latif parayı aldı gidiyor. Ben onu vekil tayin etmediysem ben de onun peşinden gideceğim. Orada geçen zaman bile faiz oluyor. Burada faiz sadece artma eksilme ile alakalı değil. Siz faizi sadece artma eksilme olarak görüyorsunuz. Veyahut bir kısım bu sonradan gelme İslam uleması arttırma eksilme olarak görüyor. Değil bu. Böyle değil.

Ben vekaletle hallediyorum. Abdül Latif’e ararım. Abdül Latif seni vekil tayin ettim. Şunu şöyle al bunu böyle sat. Veya şunu şöyle yap. Vekilim olur benim. Vekilim olunca faiz olmaz. normalde Yusuf Hoca’da da kuyumcu dükkanı var. Çanakkale’de. Ondan sonra. Emirhan’a diyeceğim ki Emirhan şunu şöyle yap. Seni vekil tayin ettim. Örnek. Parayı gönderiyorum sana. Seni vekil tayin ettim. Parayı al bana şu kadar şunu al. Seni vekil tayin ettim. Vekaletle yapmış oluyor. O zaman orada onun gitmesi gelmesi onu bunu yapmaları zaman açısından sıkıntı olmuyor. Bu biraz kafanıza tuhaf gelebilir. Hadîs-i Şerîf böyle çünkü. O zaman faizdir. Duymazsın hocam normal. Neleri duydun ki ben buraya gelmezden önce sen.

Dolar al dedi. O normaldi. Seni vekil tayin etti. Bu ayrı. Dedi ki sana bunu al vekil tayin et. Bana dolar alıver bundan dedi. Onu vekaletle iş yapıyorsun orada. Ama öbür türlü ben sana geldim. Hoca bana bin dolar ver. Sen benden parayı aldın. Bin doları vermedin ama daha. Sen gidiyorsun ben de peşinden geleceğim senin. Mesela anlaşıldı mı? Öbür türlü vekil tayin ettim ben seni. Hocam bana bin dolar alıver dedim. Sen bin dolar benim adımı alıyorsun. Vekil tayin ettim. Birine kurbanımı alıver. Kurbanı almaya vekil tayin ettim. Aldı. Birine nikah kıymaya vekil tayin ettim. Nikah kıydı. Vekaletle olmuş oldu iş. normalde o öyle. Veyahtta birine dedim ki benim adıma sen. Benim üzerimde istediğin gibi nikah kıyabilirsin dedim.

Veyahtta boşayabilirsin dedim. Vekil tayin ettim. Alışveriş de onun gibi. ben sana para verdim. Bin dolar alıver bana dedim. Vekil tayin ettim seni. o normalde vekaletle olmuş oldu. Öbür türlü ben sana dedim ki bana bin dolar ver. Senin bin doların yok cebinde. Sen almak için başka yere gidiyorsun. Ben de seninle beraber gelcem. Hıhı. İnce teknik. Abdül Latif orada. Ben Abdül Latif ararım. Kaç para şu kadar. Seni vekil tayin ettim. Al benim adıma derim. Şimdi bunu bilmeyen bir kimseye yapamam ben bunu. Şimdi adam bilmiyorsa benim bu vekil tayin ettim. Ben bunu yapamam. Şimdi adam bilmiyorsa benim bu vekil tayin ettim. Şimdi adam bilmiyorsa benim bu ince duruşu ve o hadîs şerifi de bilmiyorsa adam der ki lan ne yapıyor bu?

Nereden çıkardı böyle şeyler yeni çıkmıyor? Hadis var. Ta Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Abdullah diyor ki o duvardan atlarsa sen de duvardan atla. Ayağını mayan kırılacak kırılacak. Allâh bizi affetsin. Evet. Böyle uzaktaki iş derdi de vekil tayin edilecek. o kimse diyor ya benim adıma sen bozdur bana bankadan gönder. Tamam.


Hâl Görme Hâdisesi, Sabah Namazı ve Duâların İcrâsı

Şimdi o geri dönecek diyecek ki sana şu kadar para gönderiyorum vekil tayin ettim şu kadar altını al. Hâl gören bir kişi hâlini yönetebilir mi? Örneğin Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem gösteriliyorken kişi yanında Hazreti Hazret-i Ali Efendimiz’i görmek istediğinde Hazret-i Ali Efendimiz onda o anda orada oluyorsa bu durum hâl midir? Yoksa kişi hayaliyor mudur? Her ikisi de olabilir. Bir kişiye gösterilen hâller kişinin kendisiyle ilgili yaptığı iyilikler ve yaptığı ibadetlerle mi alakalı? Yoksa birini yüzü suyur metene mi? Veyahut da Allâh’ın keyfiyetiyle mi alakalı? Hepsi de bunların normalde şeyi vardır, etkisi vardır. Sabah namazına kalkamıyorum kalkmam için ne yapmalıyım?

Kalkacaksın. Ne yapacaksın? Kalkacaksın. Saat mi kuracaksın? Alarm mı kuracaksın? Yoksa 10 tane arkadaşa hepiniz sırayla 3’er dakika arayla beni arayın mı diyeceksin? Kalkacaksın. Ya da Allâh’a yalvaracaksın diyeceksin ki Ya Rabbi vahdâniyetinin hürmetine beni sabah namazına uyandır deme. Beni sabah namazın kılmama yardım eyle. Uyandırır seni, yattığın yerde uyanıp yatarsın. Yanlış dua etme. Uyandır diyor, uyanıyorsun. İyi, ne oldu? Kalktın mı? Kalkmadın mı? Kalkmadın mı? Ama uyanıksın. Yok, öyle değil. Ya Rabbi beni sabah namazını kılmayı nasip eyle. Bu. Habide sabah namazını kılmayı nasip eyle. Vaktinde kılmayı nasip eyle. Çünkü bizim dervîşler biraz uyanıklar. Ya istat dedi zaten kalktığın zaman da kılarsın.

Bir bakıyorum 11’de kılıyor adam namazı. Bir de bana soruyor, ben diyor kalkıyorum otobüsle biniyorum, otobüste kılıyorum namazı diyor. Normalde belediye otobüsünde kılıyor. Evde kıl da namazı geciktiriyorsun. Ama geciktiriyor bir de otobüste îmâ ile kılacağım diye uğraşıyor. Allâh bizi affetsin inşâallâh. Allâh duamı kabul etsin diye beklenti içindeyim. Bu yaptığım doğru mu? Kabul eder. Ne kabul etmesin ki? O bütün duaları kabul eder. İcra edilmesini iste. Ya Rabbi bu duamı tecelli ettir de. İnşallah Rabbim dualarımızı tecelli ettirsin inşâallâh.


Kaynakça

  • Furkan 25/17-18 — Atalarını Nimete Gark Eden ve Zikri Unutan Kavmin Helâki: «Bel metta’te hâulâi ve âbâehum hattâ nesû’z-zikra ve kânû kavmen bûrâ» (Sen onları ve atalarını ni’metler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular) — Furkan 25/17-18; Taberî, Câmiu’l-Beyân 19/14-15; İbn Kesîr, Tefsîr 6/100; «zikri unutan kavmin sünnetullâh ile yok olması» — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 24/61; modern tedrîs — Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili 5/3576.
  • Ahzâb 33/41-42 — «Allah’ı Çokça Zikredin» Emri: «Yâ eyyuhe’llezîne âmenû’zkurullâhe zikran kesîrâ ve sebbihûhu bukraten ve asîlâ» (Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikredin; sabah ve akşam O’nu tesbîh edin) — Ahzâb 33/41-42; «zikr-i kesîr» — Buhârî, Edebü’l-Müfred 632; modern okuma — Bediüzzamân, Sözler 24. Söz (zikrin meratibi).
  • Ra’d 13/28 ve Fecr 89/27-28 — Mutma’inne Nefis ve Kalbin İtmî’nânı: «Elâ bizikri’llâhi tatma’innu’l-kulûb» (Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutma’in olur) — Ra’d 13/28; «Yâ eyyetühe’n-nefsü’l-mutma’inneh, irci’î ilâ rabbiki râdiyeten merdiyye» (Ey mutma’inne nefis, Rabbine râzı olmuş ve râzı olunmuş olarak dön) — Fecr 89/27-28; nefs-i mutma’inne tedrîsi — Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 3. Cilt (Acâibu’l-Kalb); İbn Acîbe, Bahru’l-Medîd; modern okuma — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
  • Haşr 59/19 — «Allah’ı Unutan, Kendisini Unutturulan» Uyarısı: «Ve lâ tekûnû ke’llezîne nesû’llâhe fe-ensâhum enfüsehum, ülâike hümü’l-fâsikûn» (Allah’ı unutan ve böylece Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın; işte onlar fâsıkların ta kendileridir) — Haşr 59/19; «nisyân-ı zât» tahlili — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 29/249; İbn Kayyim, el-Fevâid; modern tedrîs — Bediüzzamân, Mektubat 6. Mektub (gaflet ve nisyân).
  • Zuhruf 43/36-37 — Zikirden Yüz Çevirene Şeytan Musallatı: «Ve men ya’şu an zikri’r-Rahmâni nukayyıd lehû şeytânen fe-hüve lehû karîn, ve innehum le-yasuddûnehüm ani’s-sebîli ve yahsebûne ennehüm mühtedûn» (Kim Rahman’ın zikrinden gözlerini çevirirse ona bir şeytanı musallat ederiz; o şeytan onun yakın arkadaşı olur ve onları yoldan saptırırlar; oysa kendilerini hidâyette zannederler) — Zuhruf 43/36-37; «karîn-i sû’» — Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl; İbn Kesîr, Tefsîr 7/216; modern okuma — Said Havvâ, el-Esâs fi’t-Tefsîr.
  • «Diri ve Ölü Meseli» Hadîs-i Şerîfi — Zikreden ile Zikretmeyenin Farkı: «Meselü’llezî yezkurü Rabbehû ve’llezî lâ yezkürü Rabbehû meselü’l-hayyi ve’l-meyyit» (Rabbini zikreden ile zikretmeyenin meseli, diri ile ölünün meseli gibidir) — Buhârî, Sahîh, “Deavât” 66; Müslim, Sahîh, “Müsâfirîn” 211; Ahmed b. Hanbel, Müsned 4/255; «kalbin manevî hayatı zikrullâhdır» — İbn Kayyim, el-Vâbilü’s-Sayyib; modern tedrîs — Mahmûd Es’ad Coşan, Râmûzu’l-Ehâdîs Şerhi.
  • Mâmûr Ev / Harâbe Ev Hadîsi — Zikrullâh Olan Evin Bereketi: «Meselü’l-beyti’llezî yezkürü’llâhe fîhi ve’l-beyti’llezî lâ yezkürü’llâhe fîhi meselü’l-hayyi ve’l-meyyit» (İçinde Allah’ın zikredildiği ev ile zikredilmediği evin meseli, diri ile ölünün meseli gibidir) — Müslim, Sahîh, “Salâtü’l-Müsâfirîn” 211; Tirmizî, Sünen, “Deavât” 5; «evin manevî i’mârı» — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/220; modern okuma — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Bakara Sûresi Tefsîri.
  • «Allah’ı Unutana Kendisini Unutturma» Rivâyeti: «Men a’rada an zikri’llâhi ensâhullâhu nefsehû» (Kim Allah’ı zikretmekten yüz çevirirse, Allah da ona kendisini unutturur) — Ahmed b. Hanbel, Müsned; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân; «kişinin kendi nefsine yabancılaşması» — İbn Kayyim, İğâsetü’l-Lehfân; modern tedrîs — Bediüzzamân, Lem’alar 2. Lem’a.
  • Mesnevî — «Zikirsiz İnsan Cansız Cesettir» Beyti: «Zikirsiz insan cansız cesettir; zikirle dirilen gönül ise Hakk’ın nefesiyle konuşur» — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî, manâ tedâî yoluyla ilgili beyitler — 1. Defter beyt 1773-1810 (kalbin Hakk ile dirilişi); 6. Defter beyt 4860-4900 (zikrin enfes ve âfâkî tesiri); Tahirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şefik Can, Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercemesi; modern okuma — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
  • Hz. Abdullâh b. Ömer (r.a.) — Vekâlet, Faiz ve «Duvardan Atla» Rivâyeti: Abdullâh b. Ömer (ö. 73/692) — sahâbî müfetti, hadîs ve fıkıhda imâm; «Eğer o duvardan atlarsa sen de duvardan atla» rivâyeti — ittibâ ve sünnete sıkı bağlılık prensibi; nakit alışverişte vekâlet ve sarf akdi — Buhârî, Sahîh, “Buyû'” 80-82; Müslim, Sahîh, “Müsâkât” 75-85 («zeheb bi-zeheb misl bi-misl yedem bi-yed» — altın altına misli misline elden ele); İbn Kudâme, el-Muğnî 4/3-15 (kabz ve sarf); modern tedrîs — Hayreddin Karaman, İslâm Hukukunda Akit; vekâletle alışveriş ve faiz hassâsiyeti — Mecelle md. 1449-1530.
  • Akran Zorbalığı, Kekemelik ve Çocuk Hakları — Hukukî ve Manevî Boyut: Çocuk üzerinde fizikî/psikolojik şiddete karşı şikâyet hakkı — Türk Ceza Kanunu md. 86 (kasten yaralama), md. 96 (eziyet), md. 105 (cinsel taciz); Çocuk Koruma Kanunu (5395) md. 5; Hadîs-i şerîf — «Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize hürmet etmeyen bizden değildir» — Tirmizî, Sünen, “Birr” 15; Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/207; modern psikoloji — bullying ve çocukta travmanın konuşma bozukluklarına etkisi.
  • Karabaş Silsilesi ve 2024 Tedrîsi: Halvetî-Şa’bânî kolu — Şeyh Şabân-ı Velî (Kastamonu, ö. 976/1568); Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri (1611-1685, Üsküdar — Karabaş Tekkesi); Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hâcı Haydar Baba ve Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi; Mustafâ Özbağ Efendi, 2024 Karabaş Sohbetleri — zikrullâhın terk edilmesi, manevî helâk ve şeytanın musallat edilmesi tedrîsi; Karabaş tasavvuf usûlü — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern Karabaş tedrîsi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Vird, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı