Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Allah ve Resulüne İtaat ·

Kur’an ve sünnetle gelen nasihati dinle ve işlerini istişare ile yürüt

Sufiler hak ve hakikat kimden gelirse gelsin alırlar kabul ederler. Bu kimden gelirse gelsin ister şeyh ol, ister alim ol, ister nakip ol, mükabba ol, halife ol, ister havada uç, ister denizin üzerind...

Kur’an ve sünnetle gelen nasihati dinlemek ve işleri istişâre ile yürütmek, hem tâlibin manevî sıhhati için hem de ümmetín birlişi için iki aslî esastır; nitekim Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem «Sahabilerime istişâre yapmamín hikmeti, ümmetíme bir yol öşretmek içindir» mukabilindeki ifadesiyle ümmetí bu ulvi düstûra yöneltmiştir. Bu sohbette üstâd, vahyin nasihatine kulak vermenin gereşi ile istişârenin manevî ve içtimâî faydaları üzerine derin bir tahlil yapmaktadír.


Vahyin Nasihatine Kulak Vermenin Vacîbiyeti

Mü’minin asıl sıhhatini bulması, Kur’an ve sünnetle gelen nasihate kulak vermesi ile mümkündür. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Allah ve Resulü bir şeye hüküm verdişi zaman, mü’min bir erkeşin ve mü’min bir kadínín artík başka bir tercih hakkı kalmaz” (Ahzâb 33/36) buyurmuştur. Vahyin emrine teslim olmak, mü’minlişin tahkikidir. Sahabei kiram, Resul’ün sözünü işittiklerinde “Sem’â ve Tâ’â” yâni “İşittik ve itaat ettik” diye mukabele etmişlerdir. Mü’min, vahyin nasihatine kulak verirken kalbinde híslík yapmaz, bilakis edebli, kílüžlük bir tevçihle dinler. Hadisi şerîfde “Mü’minin alâmetlerinden biri, ne söylendişine bakmanín yanínda kim söyledişini de tahkik etmesidir” buyrulmuştur. Mü’min vahye kulak verir, ama boş konuşmalara, vakit kaybína neden olan hâl ve sözlere kulak vermez. Bu da bir terbiye meselesidir ve mürşidi kâmil bunu salikine öşretir.

Sünnetteki Ístişâre Düstûru

Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem, sahabe ile her işini istişâre yaparak yapmíştír. Bedir gazvesinde Hubâb b. Münzir’in görüşüne uymuş, Hendek’te Selman-í Fârisî’nin tedbirini kabul etmiş, Tâif gazvesinde sahabesinin görüşünü almíştır. Bu, Resul’ün ümmetíne istişâre düstûrunu öğretmek üzere yaptíşí bir hareketdir; çünkü Resul vahy ile mü’âveeded olduşu için istişâreye ihtiyaç duymaz, ama ümmetíne istişâre yolu gösterir. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “İşlerinde onlarla istişâre yap” (Âli İmrân 3/159) buyurarak Resul’e ve ümmetíne istişâre yolunu emretmiştir. Mü’min, kendi işlerinde ehli ilim ile, dervişlişinde mürşidi ile, ailî meselelerinde ehlinin biriyle istişâre eder. Karabaş Velî hazretleri “İstişâresiz iş, başí başlí bir bina gibidir; bírakíníldíşínda kolayca yíkílr” buyurmuştur.

Ístişârenin Adâbı

İstişâre, herkes ile yapílan bir âmel deşildir; istişârenin nice adâbí vardír. Birincisi, istişâre edilen kişinin ehli ilim ve takvâ olmasıdır. Allah Te’âlâ “İşi ehline veriniz” (Nisâ 4/58) buyurarak, ehil olmayanlar ile istişâreyi nehy etmiştir. İkincisi, istişâre eden kişinin niyetinin hâlîs olmasıdır; aksi halde sadece kendi görüşünü tasdik etmesini bekledişi kişilere sínírlí istişâre, asıl istişâre deşildir. Üçüncüsü, istişâre sonucundaki kararı uygulama hususunda kararlí olmasıdır. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Müşaverede bulunduktan sonra azimle kâraríní ver, artík Allah’a tevekkül et” (Âli İmrân 3/159) buyurmuştur. Mü’âvere ile karar alínír, sonra azim ile uygulanír, neticesi Allah’a havale edilir. Bu, ümmetín hayatíní bereketlendiren bir düstürdur. Mürşidi kâmil, salike işlerinde nasíl istişâre edeceşini, kimle yapacaşíní, neticesini nasíl yürüteceşini öşretir.

Aile ve Cemaat Íçinde Ístişâre

İstişâre yalnízca devlet işlerinde deşil, aile ve cemaat içinde de uygulanması gereken bir âmel düstûrudur. Aile içinde, eş ile, çocuklar ile, büyüklerle istişâre edilir; çünkü bir şehrin nizamí nasíl istişâre ile saşlanírsa, bir hânenin nizamí da öyle istişâre ile saşlanír. Hadisi şerîfde “Erkek aile reisidir ve ailesinden mes’uldür; kadín hânenin reisesidir ve hânesinden mes’uledír” buyrulmuştur (Buhârî, Cuma 11). Bu hadis, ailede istişâre düstûrunun temelidir; her bir zât, kendi mes’uliyet sahasínda söz hakkı sahibidir ve istişârede pay almalídír. Cemaat içinde de istişâre, dervişlerin mürşidine bir mevzu üzere arz etmesi, mürşidin de salikleri ile istişâre etmesi şeklinde ortaya çıkar. Karabaş Velî hazretleri “İstişâresiz cemaat, çobansíz koyun sürüsü gibidir” buyurmuştur. Bu, cemaat yaşayíşínda istişâre düstûrunun ne kadar mühim olduşunu ifade eder.

Ístişârenin Manevî Faydalarí

İstişârenin nice manevî faydalarí vardír. Birincisi, kibir hastalíşíní tedavi eder; çünkü istişâre eden kişi, kendi görüşünü mutlak kabul etmez ve dişerînîn görüşüne kíymet verir. İkincisi, kalbî bir tasfîye saşlar; kendi nefsinin hírsína uymadan, mü’âvere ile karar verir. Üçüncüsü, ümmetî bir birîne başlar; istişâre, mü’minler arasındaki muhabbetî arttırır. Dördüncüsü, aklí ortaklaştírír; bir akıl bir akıldan iyidir, iki akıl bir aktan iyidir. Beşincisi, ücbü ve âcillişi tedavi eder; kişi istişâre ettişinde aceleyle karar vermez, dişerlerinin görüşünü alarak kârarí mukad’emî eder. Üstad bu sohbette ifade eder ki, istişâre mü’minin nefsini terbiye eden, kalbini tasfîye eden, ümmetín birlişini saşlayan ulvi bir âmeldir. Salik, istişâreyi hayatína adâb kabul ettikçe, manevî tahsiline nice inşirâh gelir.

Mürşide Tevçih ve Ma’nevî Ístişâre

Salikin hayatínín her adímínda mürşide tevçih ile istişâre etmesi, manevî bir adettir. Mürşidi kâmil, salike iş ve ailî meselelerinde istişâre etmek üzere bir kapı açar; salik, mürşidin huzurunda kalbini açar, mürşid de salike vahyin nuru ile bir cevab verir. Bu manevî istişâre, salikin yolunu kolaylaştírír ve kalbini tasfîye eder. Mürşid, salikin aklíní ve kalbini birlikte tahkim eder; ona “böyle yap” demek yerine “şu âyet, şu hadis, şu büyüklerin hâlî ne der?” diyerek kendi tahkikini yaptírír. Karabaş Velî hazretleri ise “Salik, mürşide her işini istişâre etmeli; bu, salikin manevî tahsilinin temelidir” buyurmuştur. Salik, bu manevî istişâre düstûrunu hayatína adâb kabul ettikçe, hayatínín her safhasína bereket gelir ve manevî tahsi’lîne nice tecelli zuhur eder.

Bibliyografya

  • Âli İmrân sûresi, 159. âyet (istişâre).
  • Şûrâ sûresi, 38. âyet (mü’minlerin istişâre düstûru).
  • Ahzâb sûresi, 36. âyet (Allah ve Resul’ün hükmü).
  • Nisâ sûresi, 58. âyet (işi ehline verme).
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cuma 11, hânenin reisi hadîsi.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-İmâre, istişâre bahsi.
  • Tirmizî, Sünen, Birr 17, müsâveret hadîsi.
  • Ebû Dâvûd, Sünen, Edeb, istişâre adâbı.
  • Ahmed b. Hanbel, Müsned, müşâveret rivayetleri.
  • Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, istişârenin sevabı.
  • Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, istişârenin adâbı.
  • Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, istişâre düstûru.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, istişâre bahsi.
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât, müşâveret bahsi.
  • Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, müridin istişâresi.
  • Mevlânâ, Mesnevî, IV. Defter, müşâveret beyitleri.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, salikin istişâresi.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Âli İmrân 159 tefsîri.
  • Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, müşâveret bahsi.
  • Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “İstişâre” beyitleri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, Kur’an ve sünnetin nasihatine kulak vermenin vacîbiyeti, sünnetteki istişâre düstûru, istişârenin adâbı, aile ve cemaat içinde istişâre, istişârenin manevî faydalarí ve mürşide manevî istişâre gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatínín adâbí içerisindeki bu sohbet, hem ümmetín birlişini hem tâlibin manevî sıhhatını hedefleyen tasavvufî bir üfüka kavuşturur. Tasavvuf, âlîmlik, ictimâî hayat ve manevî adâb üzerine düşünenler için kaynak nitelişindedir.

Kaynak: Mustafa Özbaş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Nasihat ve İstişâre