Açılış Duâsı — PKK, YPG, LGBT ve Dinsizlik Teröründen Muhâfaza İstiğrazı
Rabbim ülkemizi, memleketimizi, İslam âlemini, her türlü afatla muhafaza eylesin. Her türlü dinsizlikten muhafaza eylesin. Her türlü terörden muhafaza eylesin. Rabbim ülkemizi, memleketimizi, teröristlerin musallatından muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak ülkemizi, memleketimizi, askerlerimizi, PKK teröründen, YPG teröründen, LGBT teröründen muhafaza eylesin. Dinsizlik teröründen muhafaza eylesin. İçki teröründen muhafaza eylesin. Uyuşturucu teröründen muhafaza eylesin. Huş teröründen muhafaza eylesin. Rabbim her türlü terörden ülkemizin insanlarını, gençlerimizi, kadınlarımızı, ümmeti Muhammed’i muhafaza eylesin.
1628. Beyit Girişi: Üç Deyim — «Söze Kulak Verme Yolundan Gir, Evlere Kapılarından Gir, Rızkı Sebebiyle Ara»
Âmîn. Geçen hafta en son, çünkü söz söylemek için önce dinlemek gerektir. Burayı okuyup, burayı şerh etmeye çalışmışız. İnşallah bu hafta da aynı kaldığımız yerden devam ediyoruz. Söze kulak verme yolundan gir. Evlere kapılarından girin. Rızıkları sebeplerine teşebbüs ederekten arayın. Dinleme ihtiyacı olmaksızın anlaşılan söz, ancak tamahsız ve ihtiyacısız olan Allâh’ın sözüdır. Söze kulak verme yolundan gir. normalde her şeyin bir adabı, erkanı, fıtratı vardır. Her şeyin bir yolu, yordamı vardır. O zaman söze de kulak verme yolundan gir. o sözü, söze kulak ver, söze kulak vererekten o yoldan gir. Oradan ancak anlarsın, oradan ancak bilgi sahibi olursun, oradan ancak sen kemale erersin.
«Evlere Kapılarından Girin» — Müşrik Âdeti, Bakara 2/189 ve Mevlânâ’nın «Kıyafetle Karşılanır Fikirle Uğurlanır» Sözü
Evlere de kapılarından girin. Eski müşrikler evlerine kapılarından girip çıkmazlardı. Hatta bir kısmı evlerine arkadan bir böyle delik açar, arkadan bir yer açar, oradan girer çıkarlardı. Evlerine kapıdan girip çıkmayı müşrikler kendilerince böyle bir sapkın âdetleri vardı. Allâh Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o sapkın âdete bir şey demiyordu ilk önce. Sonra âyet-i kerîme inzal oldu, evlerinize kapıdan giriniz diye. Herkes evlerine kapıdan girmeye başladı. Tabii burada evlerinize kapıdan girin, zahiri olarak buna bakacak olursak, evet herkes bir şeye kendi evine kapısından girecek. Ama ev, mesela diyelim ki bir kimsenin vücudu var. Vücudunun kapısı nedir? Kulaktır, gözdür.
Veya hatta bir kimsenin normalde ona, sen ona gireceksin ya, önce onun gözüne hitap edersin, sonra onun kulağına hitap edersin. Hazret-i Mevlânâ Celalettin Rumuh Hazretleri şahıs, kişi bir topluma girdiğinde kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır. O zaman önce göze hitap edeceksin. Müslüman temiz olacak, derli toplu olacak, düzenli olacak, göze hitap edeceksin çünkü. Kapıdan gireceksin. O bakarken sana seni böyle palas pandras görmeyecek. Seni düzgün böyle temiz, ondan sonra disiplinli, kılık kıyafeti düzgün olarak görecek seni. Bakın göz burada ne oldu? Kapı oldu. Sonraki kapı ne? Kulak. Sen ona ona göre görüşeceksin, ona göre konuşacaksın, ona göre onu ağırlayacaksın.
İnsânın Beş Kapısı — Göz, Kulak, Burun, Dokunma ve «Tensel Temâs Yok, Musafaha Var» Edebi
Böylece o kimsenin gönlüne gireceksen gözü kulaktan gireceksin. Kapıdan gireceksin çünkü. Bir karşımızdaki insanın kapısı ne olmuş oldu? Birinci derecede gözü oldu. Ondan sonra da kulağı oldu. Sen ona boş kelime konuşursan, palas pandras konuşursan o seninle irtibata girmez. Boş insanmış der, edepsiz insanmış, boş kelimeler kullanılıyor der. Seninle irtibata girmez veya ilk önce sana fizik olarak bakar. Bakın bütün insanlar sizi ilk bakışta, ilk tanıdıktan da fizik olarak bakarlar. Saçı, sakalı düzgün mü? Kıyafeti düzgün mü, temiz mi? Birinci onun kapısı odur. Sonra seni kelimelerinle, cümlelerinle, konuşmalarınla yargılar. Daha da yaklaşırsa seni kokunla yargılar. Ağzın kokuyor mu, vücudun kokuyor mu?
Kendi kendine sen kokmuyor dersin. Kokuyor mu? O alır senin kokunu. İnsanlar sonra ne oldu? Burun kapı olmuş oldu. Sonra dokunma. Dokunma insanın bu beş duyu organı, insanın normalde kapısıdır. Sonra dokunma. Sen onunla musaffa ettin. Sen onunla tokalaştın. Sen onunla tokalaştığında senin tokalaşma sıcaklığın ne? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri musaffa ederdi. Elinle böyle sıkardı ve ilk önce o bırakmazdı. O sonradan bırakırdı. Bakın o sonradan bırakırdı. Mesela biz bazen sarmaşıyorlar ya, sarmaşmak yoktur İslam’da. Sarmaşmazsın hiç. Bunlar sonradan çıktı. Kafaları tokuşturmak. Sonradan çıktı. Veya hatta Araplarda şey vardır. Mesela gider büyüğünün başından öper. O gider mesela babasının başından öper.
Omuzundan öper kimisi. Kimisi omuzundan öper. O da onun normalde başından öpünce o da onun başından öper. Tensel, tensel şey yoktur. Temas yoktur. Onu da biz nereden öğreniyoruz? Medîne’de Allâh rahmet eylesin bir organer hal vardı. Onun sofrasına oturuyorduk. Mesela onun gelip başından öpüyorlardı herkes. Elinden tutuyorlar, musaffa ediyorlardı. Onun başından öpüyorlardı. Eğiliyor sonra o da onun başından öpüyordu. Tensel temas yoktur hiç. Şimdi bu yeni yeni çıktı. Kafaları tokuşturmak. omuzundan öpmek, göğsünden öpmek. Bunlar bidat sonradan çıktı. Bizim dergahta da bazen bana da yapıyorlar. Ben seslenmiyorum hadi diyorum gönülleri kırılmasın. Ama yok İslam’da. İslam’da musaffa etmek var. Büyüğünün elini öpmek var.
Bu da ne? Bu da bir kapı. Tensel temas da bir kapıdır. O zaman evlerinize kapıdan girin. Ayet-i kerimesini ve hadîs-i şerifini o zaman biz meseleye manevi açıdan bakalım, münteşabih açıdan bakalım. Bir de herkesin bir kapısı vardır.
Zaaf Kapısı, İnsânı Kullanmak ve «Her Şeyin Âdâb-Erkânı»
Yani bunda nedir? Bu da böyle kullanmak isteyenlere. zaafı olan bir yeri vardır. O da bir kapıdır. İnsanların zaaflarını tespit ederseniz, onları yönetmek isterseniz zaaflarını kullanırsınız. Birisi neden hoşlanıyor? Şundan hoşlanıyor. O hoşlandığı şeyi ona verirsiniz. Sizin kapınız odur. Neden hoşlanıyorsanız. O yüzden Hz. Piri diyor ki evlere kapılarından girin. sen bir evin kapısını öğren, o evin kapısından gir. Bu da senin o konudaki neyini gösteriyor? Maharetini gösteriyor. Bakara âyet 189. İyilik evlere arka taraflarından girmek değildir. İyilik Allâh’tan korkan kimsenin yaptığıdır. Evlere kapılarından girin ve Allâh’tan korkun ki kurtuluşa erersiniz. işte değişik göreler de değişik. bizde atı sözleri de vardır ya. evin kapısı dururken pencereden girilmez.
Evin kapısı dururken bacadan girilmez. Bunlar değişik yerlerde böyle atı sözü olarak kullanılır. mesela bizim bölgede İzmir, bizim Bayındır’da kapısı dururken eve bacasından mı girdin derler. evin kapısı dururken bacasından mı girdin? normal konuşmak varken sen ne yapma normal konuşmadın. Veya normal bir yol izlemek varken sen neden normal bir yol izlemedin? Makul bir yol vardı da o makul yolun için izlemedin de sen böyle olmayacak bir şey yaptın, olmayacak bir şey dedin. Kapısı dururken eve bacasından girmek veya kapısı dururken evin penceresinden girmek veya evin kapısı dururken bahçeden atlamak gibi. O normal olması gereken yolu izlemiyor. her şeyin bir adabı, erkanı var. Her şeyin bir usulü kaidesi var.
Rızıkları Sebeplerine Teşebbüs — Câsiye 45/12 ve «Allâh Sebepler Üzerine Yaratır» Akîdesi
İnsanların içerisinde oturmuş, yerleşmiş Kur’ân ve Sünnet dairesinde olmak şartıyla usulü kaidesi var. Bir kimseyle konuşmanın, görüşmenin usulü kaidesi var. Bir şeyi anlatmanın usulü kaidesi var. Bir şeyi tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Dini dahi tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Sufili tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Sen o usulü, o kaidesini bilmiyorsan konuşma, sus. Konuşma, konuşmak zorunda değilsin. Bir işi yaptırmanın usulü kaidesi var. O zaman evlerinize kapıdan giriniz. Biz Ayet-i Kerimesini bu manada biz onu müteşâbih olarak bakıp duruma göre hareket etmemiz gerekir. Hazret-i Pir’de diyor ki, hani söze başlayacaksın ama, söz kullanacaksın, kelimeleri dökceksin ağzından ama, Sen usulü kaideyi bil, hikmet ehli ol, kapıdan gir.
Hikmet ehli değilsen kapıdan girmeyeceksen sus. Sen boş kelamla insanlara bir şey anlatmaya çalışma. Allâh bizi affetsin. Burada Hazret-i Pir bir söz daha söylüyor. Diyor ki, rızıkları sebeplerine teşebbüs ederekten arayın. Bakın bu muhteşem bir nasihat. Biz her şeyimizi sebeplerin üzerinden ararız. Allâh yaratırken sebepler üzerinden yaratır. Allâh’ın yaratması sebepler üzerinedir. Ve biz sebeplere tevessül ederiz. Sebebe tevessül etmek sünnet seniye’dir. Sen dükkanını açacaksın, temizliğini yapacaksın, esnaflığı düzgün yapacaksın, sabah erken açacaksın ve disiplinli olacaksın. Sebebe tevessül edeceksin. Bir iş yapıyorsun, işini düzgün yapacaksın. Sebebe tevessül edeceksin. Casia 12. Gemilerin Allâh’ın emriyle seyretmesi.
Sizin de onun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize veren Allâh’tır. Burada önemli olan bakın ne diyor? Rızık aramanız. Rızık aramanız. Biz dini Kur’ân sünnet dairesinden algılarız, anlarız, yaşamaya çalışırız. Demek ki Cenâb-ı Hak emrinde diyor ki sizin rızık aramanız kardeş. Allâh seni oturduğu yerden besler mi? Besler. Buna inancımız sonsuz. Ama çalışacaksın. Çalışın diye emretmiş. Çalışacaksın. İslam’da emeklilik yoktur. Ben emekli oldum, ben çalışmıyorum. Böyle bir şey yok ki İslam’da. Hiçbir alanda emeklilik yok.
«İslâm’da Emeklilik Yok» — Cuma 62/10 ve Gücünün Yettiğinden Sorumluluk
Ne sufilikte emeklilik var, ne dervişlikte emeklilik var, ne şehlikte emeklilik var. Ne de başka bir esnaflıkta emeklilik var. Ne de ben memurdum, tamam ben çalıştım, bu kadar emekli oldum. Bundan sonra yatacağım. Yok İslam’da. İslam’da böyle bir emeklilik anlayışı yok. Sen gücünün yettiğinden sorumlusun, çalışmaya devam edeceksin. Bakın yine Cuma âyet 10. Bunlar benim çok hoşuma giden ayetler. Namaz kıldıktan sonra dağılıp Allâh’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allâh’ı çok canın ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki namaz kıldıktan sonra, Cuma ile alakalı âyet-i kerîme. Cuma namazıyla alakalı. Cuma’yı kıldıktan sonra rızkını ara, nasibini ara, çalış. Sebebe tevessül et. Sebebe tevessül et. Sen sebepsiz durma.
Sen Peygamber Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellem değilsin. Sen Peygamber olmuş olsaydın, o dedi beni Rabbim besler. O yedirir içirir doyurur dedi. Sen Peygamber ile kendini eşdeğerde tutma. Senin beni Rabbim besler, o doyurur, sebebe tevessül etmem demeli yüksün yok. Bu büyük küstahlık olur. Bu büyük küstahlık olur. O yüzden bizim gibi Kur’ân ve Sünnet dairesinde duran sufi topluluklar çalışmayı önemserler. Ben bazen çok üzülüyorum.
Sabah Bereket Duâsı, Dükkân Açma Vakti ve Lütfü Usta Örneği — Esnaf Edebi
Sekizde, sekiz buçukta, dokuzda böyle bir derviş kardeşinin dükkanının önünden geçerken veyahut da ona telefon açtığımda onu ayakta görmezsem, dükkanını açık görmezsem üzülüyorum. Ben saat dokuzdan sonra, bir o benimkisi. herkes biliyor benim aktif böyle bire bir, parayken de işim yok benim. Ben saat dokuzdan sonra büroya, oraya gelmeye utanıyorum. Yaşım 62. Ben utanıyorum. Ben diyorum ki orada halbuki birkaç esnaf var. Ben diyorum kendi kendime, ulan diyecekler ki ya Hacı’ya bak saat 10’da bireye geldi. 11’de büroya geldi. Bizde bu oturmuş yerleşmiş sanki 11’de büroya gidince sanki çok aktif, böyle harıl harıl olan bir işim varmış da iflas et çekmişim gibi bir duyguya kapılıyorum. Alışmışız çalışmaya.
Ana evden kovuyorlar sanki bizi. Benim kafada bir lütfü usta var. Namazı kılıyor, geliyor. Bir gün geçtim oradan yolları süpürmüş, suluyor. Demedi mi şu işe? Görmedi beni. Bir de normalde suluyordu. Komple yolu suluyor. Lütfü usta kızardım biraz. Bakın helal et. ne işi var esnaf adamın sabah namazından sonra yatmaya? Hadi şerif var çünkü. Sabah namazından sonra seher vaktinde rızıklar taksim edilir. O esnada ayakta duracaksın sen. Rızıklar taksim ediliyor. Sen ayakta duracaksın. Esnafsın sabah namazından sonra. Ne işin var yatmakta uyumakta senin? Sufilik az uyumak. Yürü bak işine, aç dükkanını. Temizliğini yap. Millet gelip temizlik yapacak da dükkanı, o bilmem ne yapacak da bir de öyledir var Bursa’da.
Adam saat 9’da sallana sallana dükkana geliyor. Elinde bir tane poşet. Oradan iki tane de poğaça almış. 10’da geliyor. İki tane de oradan fırından poğaça almış veya bir tane simit almış. Ondan sonra geliyor, dükkanını açıyor. Hadi oğlum bana bir çay gönder oradan. Bir çay gönderiyor. Oradan simitle, poğaça ile kahvaltı yapıyor. Ulan saat 10’da geliyorsun zaten. Evdeki hatun neden sana kahvaltı hazırlamaz? Madem 10’da geliyorsun kahvaltını eşinle, çoluğunla, çocuğunla yap. De ki saat 8’de ben kahvaltı yapacağım bu evde. 8’de kahvaltıya oturacağım. Ben 8.30-9’da da dükkan açacağım. Koca kapalı çarşı 9.30’da açılıyor. Kaçta açılıyor kapalı çarşı? 9.30’da mı? Kepenkler 9.30’da açılıyor. Düşünebiliyor musunuz ya?
Kapalı Çarşı’nın 9.30’da Açılması Eleştirisi — Kredi Kartı Mağduru ve Lüks Tuzakları
Sabah namazından sonra orada bereket duası, çarşı duası vardır bizim geleneğimizde. Sabah namazından sonra çarşı açılır, bereket duası edilir. Bu böyle bizim Osmanlı’dan kalma gelenektir. Ama şimdi koca kapalı çarşı 9.30’da açılıyor sonra işsizlikten, bereketsizlikten şikayet ediyorlar. Adam 9.30’da 10’da dükkanını açıyor sonra işler yok diyor. Olan iş olur mu? Sabah açsaydın ya, bereket dağıtılırken aç. Sabah ile bereket dağıtılacak aç kapını pencereni. Sabah bereket dağıtılacak evini de aç. Evin hanımı da ayakta dursun sabah namazından sonra. Kaksın bir Yasin okusun, bir İhlas okusun, Fatiha okusun. Desin ki Ya Rabbi eşimin işine yardım eyle, bereket eyle desin. Nerede? Kadınlarda oda kalmadı ki.
Herkes fosur fosur uyuyor. Herkesin cebine ver parayı yesin. Kadını erkeği, genci yaşlısı. Ver ellerine bir atanı kredi kartı, oh cız cız çizdirsinler boyuna. Ondan sonra ne? Kredi kartı mağduru. Ondan sonra hükümete kredi kartı mağdurları var. Geçinemiyoruz. O yüzden kredi kartı mağduru olduk. Sen biliyor musun hoca? Sen rahatsın. Bak böyle konuşuyorsun. Biz geçinemiyoruz. Ha biz sabancının oğluyduk, torunuyduk sanki. Öyle ya. Bizim de rahmetli bir fabrika bırakmış, bir fabrika bırakmış. Biz çalışmadık, biz yokluk görmedik hiç. Biz sıkıntı görmedik hiç. Nereden bileceğiz yokluğu sıkıntıyı biz? O biliyor. Ama elindeki telefon 40 milyonluk. Telefonu mu gözün gördün lan? Neyi gözüm görecek? Her gün Twitter’dasın belli.
Akıllı telefon var. Her gün ona da internet parası da ödüyorsun. Sigara da içiyorsun. Dünyanın parası sigara. Ona da veriyorsun.
Dâvûd Aleyhisselâm Kıssası — «Sebepsiz Rızık» İsteyen Genç ve Babâsını Öldüren Çoban
Bir bakıyorsun konuşanın üzerinde marka elbise. Ne o? Timsahlı. Tabi. Herkes markacı. Ama rızıkla alakalı hazır istiyor. var ya meslemi de geçiyor Davut Aleyhisselâm’ın zamanında gencin birisi dua ediyormuş. Ya Rabbi bana sebepsiz rızık ver. Öyle dua ediyormuş. Günlerce evden dışarı çıkmıyormuş. Bir gün Langourt eve bahçeye bir tane dana girmiş. Deli dana. Demiş ya Rabbi sen benim duamı kabul ettin demiş bekledim rızık geldi. Rızık geldi. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm yatırmış dana yanında. Birisi yana yıkılageliyor arkadan. Danam da Allâh danam. Diyor ki yok bu dana bana ait. Nasıl sana ait ya? Diyor her gün Allâh’a dua ettim. Bütün bu diyor şehir halkı bilir. Allâh’a dua ettim bana sebepsiz rızık ver diye diyor.
Bu da kendiliğinden geldi. Ben de bunu kestim. Bu benim hakkım. Bu senin hakkındı. Benim hakkımdı haydi Davut’a. Davut aynı zamanda kral peygamber. Adalet imsali. Davut’un kılıcı meşhur. Gidiyorlar Davut’un huzuruna. Tabi o adam ver ya Atfigan benim hayvanımı kesti danamı kesti. Danam da Allâh danam. Danam da Allâh danam. Öbürkü de diyor ki ben dua ettim ey Davut. Gece gününüz Allâh’a yalvardım. Bana sebepsiz böyle yorulmadan incinmeden bana bir rızık dedim. Aha bu dana geldi ben de yatırdım kestim. Bu benim hakkım. Davut aleyhisselâm deniyor. Diyor ki besledin mi baktın mı senin mi ki diyor. Kesiyorsun bunu. O da diyor ki ey Davut sen diyor hakikati şaşırdın karıştırdın herhalde. Sen diyor bu gece Rabbine danış yarın diyor bize haber ver.
Böyle değil bunun hakikati diyor. Davut bakıyor mevzu bir kimse. Diyor tamam yarın gelin ama adam feryat, vigan bütün şehri ayağa kaldırıyor. Davut’un adaleti dediğini bu mu? Bu mu adalet imsali Davut diye. Feryat vigan ediyor ortalığa. Ardından neyse Ertesi’nin adam kendi avanesi dene alıyor. Haksız insanlar böyledir şirrettir. Azgın azınlıktır onlar. Böyle azgınlıkla haklıları olmadığı şeyi böyle iddia ederler. Haktılar pusar. Haktılar da bu haksızlar kadar cesaretli olsa Müslümanlar bu azgın azınlık kadar cesaretli olsa adalet yerini bulacak. Tabi başımızda bir Davut yok ki. Gece neyse Hazreti Davut iltica ediyor. Rabbine. Diyor ki bana hakikati göster. Hazreti Pir anlatıyor. Diyor ki kıble yönünden ona diyor sehzenildi işin hakikati.
Sabah oldu diyor o şer insan yanındaki şerlerle, avanesiyle beraber geldiler diyor. Davut’un huzuruna. Davut onu çağırdı dedi ki diyor istersen bu davayı kapat. Bu davayı sürdürme. Yürü git bak işine. O adam diyor iyice şerliğini şirrettiğini ortaya koydu. Dedi ki ya görüyor musunuz Davut’un adaletini. bu sizin peygamber dediniz adaletin timsali dediniz adam bu. Siz buna mı boyun eğiyorsunuz buna mı inanıyorsunuz diye iyice şirretlik yapınca Davut oradan iki tane askere dedi ki bu adamın ellerini arkadan bağlayın. Ellerini arkadan bağladılar tabi. O gene feryat vigan ediyor. Şirrettiğini gösteriyor. Davut çıktı insanlara dedi ki ey halkım Allâh bana vahyetti gösterdi. Hakikati bana beyan etti.
Bu adam dedi bu gencin babasının yanında çoban idi. Hayvanlarına bakardı ama dedi bu şer adam bu çoban Davut’un babasını dedi babasını katletti filanca ağacının dibine gömdü yanında dedi şu renk üzerinde ismi yazılı bir çağda yanında dedi. Yürüyün şimdi oraya gideceğiz dedi bütün hava ne halt toplandı o ağacı geldiler o ağacın dibini kazdılar ağacın dibinden o gencin babasının mezarını çıkardılar.
«Az Helâl Çok Haramdan Evlâdır» — Eşleri Lüks’e Zorlamama ve Mobilya-Nostalji Temlî-hi
Mezardan babasını çıkardılar ve altında da içinde de ismi yazılan biçak onun biçağı şimdi dedi buraya dar ağacını kurun şimdi dedi bunu burada asın bunu orada babasını öldürmekten kısas yaptılar onu öldürdüler onu gömdüler. O adamın ne kadar malı varsa o gence de ne yaptılar mallarını tevdi ettiler şimdi bakın o dahi sebepsiz değil o genç bunu isterken Allâh o gencin hakkı olan o gencin miras hakkı olan malı ona gönderdi. O zaman rızık için ne yapacağız biz arayanlardan olacağız çalışanlardan olacağız ve helal rızık peşinde koşacağız helal duanın kabul edilmesini istiyorsan helalini ara az helal çok haramdan evladır. Az helal çok haramdan evladır çoluğuna çocuğuna eşine helal yidir az olsun önemli değil ama helal olsun kadınlar evli kadınlar önemli olan eşlerinizin eve helal rızık getirmesidir.
Eşlerinizi sıkıştırmayın lükse şatafata şataata gösterişe düşüp de adamları zorlamayın yok mobilyanın burası çizildi eller değiştiriyor biz daha değiştiremedik e değiştirme ne olmuş mobilyayla mı evlisin değiştirmeye ver. Yok koltuğunun burası şey oldu ne o lekelendi değişmesi lazım zorlama değiştirme değiştirme senle beraber yaşasın de ki bu koltuğun bende nostaljisi var ah ne üzüntüler çektim üzerinde ağladım ne zikirler yaptım üzerinde ne yakaza haller gördüm üzerinde. Şu koltuğun dili olsa da anlatsa ben derdimi bu koltukta yaşadım sevincimi bu koltukta yaşadım zikrimi bu koltukta yaptım hüznümü bu koltuğa akıttım an geldi gece yarısı herkes uyuyordu ben o koltuğun köşesinde Allâh’a yalvarıyordum bu koltukta üstadım oturdu bu koltukta benim eşim oturdu bu koltukta çocuğum hasta oldu ben orada durdum onu bu koltuk çocuğumun iyileştiği koltuk.
Böyle bir şey kalmadı kimseden bende daha şeyhimin fanilaları var şeyhimin fanilaları. Evet şeyhimin pantolonu şeyhimin cübbesi şeyhimin takkesi şeyhimin tesbihi evet bu böyle ben herhalde ben biraz böyle tuhafım galiba ya da bugün bu ara şeyhim ya ne o?
Âdem Aleyhisselâm’a Bin Sanat Öğretildi Hadîsi — Dîni Geçim Vâsıtası Yapma Yasağı
Duygusal bozukluk yaşıyorum ya sıkıntılıyım Allâh bizi affetsin helal rızık Allâh’tan kork rızkını güzel yoldan ara helalı al haramı terk et. Allâh muhâfaza eylesin. Hakta ala Hazreti Adem’e bin çeşit sanat öğretmeni verin. Allâh’ın birisiyle rızkını arasın sakın dini geçim vasıtası yapmasın bunu da hakim nakletmiş. Demek ki ne yapacak bin çeşit sanat öğretmiş Cenâb-ı Hak Adem aleyhisselama. O zaman Adem’de bin çeşit sanat ona öğretildiyse senin denialarında da bin çeşit sanat öğrenme öğrenme fıtratı var. Adem’e vermiş bunu sende de var bir şey sende baskın çıkabilir. Bir şey sende baskındır onu çok iyi yapıyorsundur onu bul kendinde onu parlat onu yürüt bin çeşit bir kimsede sanat var. Bu sadece Adem’e has değil bütün insanlığa has bu bütün insanlığa has herhangi bir dalda senin muhakkak ki o fıtratın bir dalı bir rengi daha kuvvetlidir sende.
Onu bul kendinde bul onu onu tespit et o işi yap ve mükemmel derecede yap parmakla gösterin seni parmakla göstersinler onu bul o sakın kendi kendine de işsizlik yapma tembellik yapma Allâh muhâfaza eylesin. Sakın dini geçim vasıtası da yapma bakın bu çok önemli bu Adem’den itibaren bütün inananları ilgilendiren bir konu dini geçim vasıtası yapma dervişliğini geçim vasıtası yapma zakirliğini geçim vasıtası yapma nakiblerinin nükabbalığını geçim vasıtası yapma. Şehriğini geçim vasıtası yapma ben şeyhim ben mürşidim ben veliyim geçim vasıtası yapma ben hocayım ben alimim ben fetvacı başıyım geçim vasıtası yapma dinden geçinme. Dininden geçinme dini geçim vasıtası yapma ben hafızım ben kuranı kerim çok iyi bilirim ben iyi ilim erbabıyım geçim vasıtası yapma ben düz mantık konuşurum.
Oradan fetva veriyorlardı buradan ictihâd ediyorlardı oradan bunu söylüyorlardı kardeş ben hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e bakıyorum. Dinden mi geçindi hayır dedi ki ben tebliğimden dolayı sizden bir şey istemiyorum. Dini geçim kaynağı yapanlar eninde sonunda helak olurlar bu dünyadan imanlarını tam olarak koruyamadan göçüp gidebilirler. Çünkü dini istismar etmek var Allâh’ın dinini istismar etmek var çalışın kardeşler çalışın mücadele edin gayret edin koşturun dini geçim vasıtası yapmayın. O yüzden ben büyük bir güvenle büyük bir inançla büyük bir böyle coşkuyla derim bizim kardeşlerimiz semadan ücret almazlar kaç para diye sema etmezler. Bizim dini olarak bütün hizmetlerimiz ücretsizdir.
Biz herhangi bir dini hizmetimiz var diye insanlardan para istemeyiz para toplamayız biz isteyen dilencilerden değiliz. Birileri de isterse o bizden değildir o bizden değildir biz istemeyiz. Bizim bir şeye gücümüz yetiyorsa kendi şahsi dairemize ilgilendiriyorsa biz ona kalkışır yaparız gücümüz yetmiyorsa yapmayız gücümüzün yettiğinden sorumluyuz gücümüzün yetmediğinden sorumlu değiliz.
Talâk 65/2-3 — Takvâya Çıkış Yolu ve Ahzâb 33/31 — İki Kat Mükâfat
Abi ya biz yemek dağıtıyoruz da o yüzden biraz bize yardımcı olur musun git lan senden öyle bir şey isteyen mi oldu? Bitti bizden değil kendi dilinden oluşturur eyvallâh söyleyecek bir lafım yok. Biz ücret talep etmeyiz din bizim için geçim kapısı değil bu kadar net. Dini geçim kapısı yapan kimse tespit edersem alır mı zâkerlerini çavuşturur zaten. Allâh bizi affetsin o yüzden Hz. Peygamberin kesin emri dini geçim vasıtası yapmasın bitti. Din geçim vasıtası olacak bir şey değildir. Ulvidir. Sen Allâh için yola düş Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden biz bu konuda tetiz davranırız kardeşler de arkadaşlar da tetiz davransın inşallah. Kim emir ve yasaklarına uyarak Allâh’a karşı takvalı olursa biz ona bir çıkış yolu yaratır ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırırız.
Allâh’a güvenene o yeter. Demek ki sen Allâh’tan korkar Allâh’ı zikreder. Sen haramlardan uzak durur. Haramlardan uzak durur. Kendini disiplin edersen Cenâb-ı Hak senin ummadığın yerden seni rızıklandırır. Ummadığın yerden. Herkes 1 liraya alır 1 lira 50 kuruşa satar sen 1 liraya alır 10 kuruşa satarsın. 10 liraya satarsın. Herkes bir işten 5 lira kazanır sen 10 lira kazanırsın veya sen 2 lira kazanırsın. Cenâb-ı Hak ona öyle bir bereket verir sen 2 lirayla 12 liralık iş yaparsın. Allâh’ın bereketine güven. Allâh’ın afiyetine güven. Allâh’tan afiyet dile. Allâh’tan bereket dile. Cenâb-ı Hak sana öyle bir şey yapar ki tozundan bereket verir sen yürür gidersin. Sakın kibirlilik yapma küstahlık yapma.
Sakın tembellik yapma. Allâh’a güvende şeyh şüphe yapma sarsılma. Allâh’a güven Allâh’ı zikret. Haramlardan uzak dur. Allâh seninle. Sen öyle davrandın müddetçe. Ashab 31 sizden kim de Allâh’a ve Resulüne itaat eder ve salih hamal işlerse ona da mükafatını 2 kat veririz. Ayrıca biz onun için üstün bir rızık hazırladık. Demek ki ne yapacak? Allâh ve Resulüne itaat edecek. Salih amel işleyecek. Ve Cenâb-ı Hak ona 2 kat mükafat verecek. 2 kat mükafat verecek. Bunlar Allâh’ın vadi hak. Bunlar Allâh’ın müjdesi. Allâh’ın müjdesi bunlar. Bu Ahmet’in Mehmet’in Mustafa’yı d-dua müjdesi değil. Bu alalade bir vatandaş müjdesi değil. Allâh’ın müjdesi. Kim Allâh ve Resulüne itaat eder? O zaman Allâh ve Resulüne itaat et.
Ticaretini ona göre yap. Çalışmanı ona göre yap. Gayretini ona göre yap. Itaat et. Ve salih amel işte. Vel asrideki gibi. Salih amel işte. Namazını kıl orucunu tut. Allâh’ı zikret. İyilerden ol.
Cennet Rızkı — Cemâlullâh Sofrası ve «Faydalı İlim, Makbûl Amel, Tayyib Rızık» Duâsı
Diyor ki mükafatını 2 kat veririz onun. 1 kat değil 2 kat. Allâh’ın katı nasıl bilinmez. Ayrıca biz ona üstün bir rızık veririz. Bunun bir dünyaya bakan cenahı var. Bir de ahirete bakan cenahı var. Dünyaya bakan cenahı ne? Sana dünyada üstün bir rızık verecek. Buna inan buna iman et. Buna inan buna iman et. Dünyadayken maddi manevi sana üstün rızık verecek. Yeter ki sen Allâh ve Resulüne itaat et. Salih amel işte. Bakın 3 tane size ibare var. Allâh ve Resulüne iman et. Ve salih amel işte. Senin kul olarak vazifen bu. Ve ne iş yapıyorsan çalış gayret et. Allâh seni mükafatını 2 kat verecek. Maddi manevi. Maddi manevi. Hem dünyadayken hem ahiretteyken verecek. Ahiretteki rızık nedir? Cennettir.
Cemalullah’dır. Ahiret rızkıdır. Sen ahirette cemali seyrede seyrede yaşa. Ümidimiz o, umudumuz o. Orangutanlar gibi muz yemeye gitmiyoruz. Orangutanlar gibi ananas yemeye gitmiyoruz. Bırak dünyada yememişiz orada mı yiyeceğiz diye uğraşacağız. Onun cemali lazım bize. Onun muhabbeti lazım. Biz orada Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin sofrasına oturmak istiyoruz. Biz orada Hazreti Sahabe’nin Peygamberlerin sofrasına oturmak istiyoruz. Biz Hazreti Pir Efendilerimizin sofrasında oturmak istiyoruz. Biz Şey Efendilerimizin sofrasında oturmak istiyoruz. Zaten bu dünyada yalnızız, garibiz, kimsesiziz. Bir de oralarda öyle kalmak istemiyoruz. Bizim için manevi rızık onların sofrasında oturmak.
Biz onu istiyoruz. Rabbim en hayırlı yönden versin inşallah. Cenâb-ı Hak Habibine dost eylesin. Peygamberlerine dost eylesin. Ashabına dost eylesin. Pir Efendilerimize dost eylesin. Şey Efendilerimize dost eylesin. Salih kimselerle dost eylesin. Hem dünyada bizleri onlarla beraber eylesin. Hem de mahşerde beraber eylesin. Hem de cennetinde beraber eylesin. Hem cemalullahın da beraber eylesin. Biz onun cemalini seyrede seyrede, cemaline doya doya, kanı kirık ola ola bir cennet hayatı nasip eylesin. Asıl rızkımız bu olsun bizim inşallah. Ejmayın. Bu dünyada da helal rızık istiyoruz. Rabbim bizi namerde kafire münafire muhtaç eylemesin. Bizleri dünya rızkı için boynunu bükenlerden eylemesin. Bizleri böyle el avuç açanlardan eylemesin.
Bizleri Rabbim kendisine el avuç açanlardan eylesin. Kendisinden isteyenlerden eylesin. Rabbim katından bizleri rızıklandırsın. Bizleri katından nimetlendirsin. Bizleri katından lütfetsin. Bizleri katından ikram eylesin. Bizleri katından meccanen rızıklandırdıklarından eylesin. Bizleri katından maddi manevi rızıklandırdığı kullarından eylesin. Ejmayın. Gelecek zürriyetlerimiz de böyle rızıklandırsın. Torunlarımızı, çoluğumuzu, çocuğumuzu, gelecek zürriyetlerimizi helal rızıklarla nasip eylesin. Rızıklandırsın inşallah. Ejmayın. Allâh razı olsun inşallah. Ne güzel demiş Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem. Allâh’ım bana faydalı bilgi, makbul amel ve tayyip güzel rızık ver. Âmîn. Bunu da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin duası.
Allâh’ım bana faydalı ilim, makbul amel ve güzel rızık ver. Ejmayın. Ejmayın. Rabbim Peygamberimizin duasında bizleri birleştirsin inşallah. Âmîn. Allâh razı olsun hepinizden de hakkınızı helal edin. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun. 1630. beytten inşallah devam edeceğiz. el-Fâtiha ma selavatah. Âmîn.
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî 1628. Beyit ve Geçen Haftanın Devamı: Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî 1. Defter 1622-1630 beyitler; Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi 1/302-308; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî 2/461-468; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerif Şerhi 1/410-418; Âbidîn Pâşâ, Mesnevî Şerhi; İsmâil Ankaravî, Mecmû’atu’l-Letâif; Rûsûhi İsmâil Efendi, Mesnevî Şerhi; Yunus Emre, Dîvân («geç kapıdan iyidir» mazmûnu); Mü-essir Çubukçu-zâde Ahmed Fâ’ik, Şerh-i Beyâbîr; Üstâd Ömer Nasuhi Bilmen’in Mesnevî tefsir dersleri.
- Bakara 2/189 — Evlere Kapılardan Girin: «ve leysi’l-birru bi-en te’tu’l-buyûte min zuhûrihâ velâkinne’l-birre meni’tt-ekâ ve’tû’l-buyûte min ebvâbihâ vet-tekû’llâhe le’allekum tuflihûn» — Bakara 2/189; Buhârî, Tefsîr 2/28, Hac 9; Müslim, Tefsîr 22; Ebû Dâvûd, Menâsik 56; Taberî, Câmiu’l-Beyân 2/190-198; Kurtubî, el-Câmi’ 2/342; İbn Kesîr, Tefsîr 1/257 (ihrâmlı müşriklerin arka kapı âdeti); Mukâtil b. Süleyman, Tefsîr 1/105; Sahabe İbnu’l-‘Âs ve Ensârîlerin sebeb-i nüzûl anlatısı — İbn Ha-cer, Fethü’l-Bâri 8/35.
- İnsanın Beş Duyu Kapısı ve Musafaha Edebi: Nahl 16/78 («ve ce’ale lekumu’s-sem’a ve’l-eb-sâre ve’l-ef’ideh»); İsra 17/36 («in-nes-sem’a ve’l-bas-ara ve’l-fu’âde küllü ulâike kâne ‘anhu mes’ûlâ»); Mücminûn 23/78; Secde 32/9; Mülk 67/23; musafaha sünneti — Ebû Dâvûd, Edeb 143; Tirmizî, İstî-zân 31; İbn Mâce, Edeb 15 («mâ mi-n müsli-meyni yeltekıtyâni fe-yetesâfahâni illâ gufira lehu-mâ»); bidat saymalar — Ibn Ha-cer el-Hey-temî, el-Fetâvâ’l-Hadîsiyye (kafa tokuşturma, sarılma bid’atı); Mevlânâ, Mesnevî 1/3200-3220 («elübbecem ana kapıyı açün»).
- Kıyafet Karşılar, Fikir Uğurlar — Mevlânâ Tasvîri: Mevlânâ rivayeti meşhûrdur: «Kıyafetinle karşılanırsın, fikrinle uğurlanırsın»; benzeri — Ferîduddîn Attâr, Mantıku’t-Tayr; Sa’dî, Gülistân 8. bâb («insanın kıyâfeti zahirî, kelâmı bâtınîdır»); peygamber sünneti temizlik — Buhârî, İmân 22 («şettri’l-İslâm»); Müslim, Tahâret 56; Kokulanma — Buhârî, D’avât 71; derviş görgüsü — Yunus Emre, Dîvân; İsmâ’îl Hâkkı Bursavî, Ruhu’l-Beyân 1/278; Mehmed Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk 2/19-28 (derviş kılık kıyafet edebi).
- Rızkın Sebeplere Te-vessül Üzere Yaratılışı — Câsiye 45/12: «Allâhu’llezî sahhara lekumu’l-bahra li-tecriye’l-fulku fîhi bi-emrihi ve li-teb-teğû min fadlihî» — Câsiye 45/12; benzeri — İbrâhim 14/32, Nahl 16/14, Lok-mân 31/31, Fâtır 35/12, Şûrâ 42/32-33; Cumu’a 62/10 («fe’ntesirû fi’l-arzı veb-tegu min fadlillâh»); Müzzemmil 73/20; Nebe 78/11; «sebep-müsebbib» meselesi — Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; Eş’arî ke-sb ve ihtiyar; Gazzâlî, el-İktisâd fi’l-İ’tikâd s. 95; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi (tev-ekkül-kesb dengesi).
- İslâm’da Emeklilik Yok — Gücünün Yettiğinden Sorumluluk: İnşirah 94/7 («fe-izâ feragte fe’nsab»); İbn Mâce, Ticârât 1 («enfe’ı’l-kesbi amelu’r-recul bi-yedihî» — «en hayırlı kazanç el emeği»); Buhârî, Büyû’ 15; Ebû Dâvûd, Büyû’ 5; «yorgunluk Peygamberin ahlâkı» — Peygamber’in çoban olarak çalışması rivayeti — Buhârî, İcâre 2 («mâ be-ase’llâhu nebiyyen illâ rae’l-ğanem»); İbn Âbi-dîn, Reddü’l-Muhtâr 1/58 (kes-bin vucûb-u ve mendubiyeti); Mahmud Es’ad Coşan, Şahîfelik ve Ticarette İslâm Ahlâkı.
- Sabah Bereketi ve Seher Vakti Rızkı: «Be’rık li-ummetî fî bukûrihâ» — Özellikle Ebû Dâvûd, Cihâd 73; Tirmizî, Büyû’ 6; İbn Mâce, Ticârât 41; «Rabbinize kervanların erken çıkışını hatırla» — Şems 91/1-2, Leyl 92/1-3, Duhâ 93/1, Fecr 89/1; «sabah namazındın sonra kâkûs ile gel-en kervanlar» — Gümüşhânevî, Mecmûatu’l-Ahzâb, Evrâdu’s-Seher; Osmanlı Kapalı Çarşı sabah duâsı — Ahmed Refik, İstanbul Târihi; Ahîlik Teşkilâtı — Ömer Lütfi Bar-kan, İstilâ Devrinin Kolon-izatör Türk Derviş-leri; fü-tü-vv-et nâmeler.
- Lüks, Kredi Kartı Mağduru ve Maddî Tuzaklar: Tekâsür 102/1-5 («el-hâkümu’t-tekâsüru hattâ zürtumu’l-mekâbir»); Hadid 57/20 («i‘lemû ennemâ’l-hayâtu’d-dunyâ le’İbun»); Tegâbün 64/15; Enfâl 8/28; Tirmizî, Zühd 14 («malını sürülmez atın arpası gibi yeme»); faiz yasağı — Bakara 2/275-280; Rûm 30/39; Buhârî, Büyû’ 2; kredi kârtı ve riba — Mahmud Es’ad Coşan ve Hayreddîn Karamân Sempozyum bildirileri; Hayreddîn Karamân, İslâm Hukuku Faiz; Fazıl Sözer, Modern Tük-etim ve Zühd.
- Dâvûd Aleyhisselâm Kıssası — Gizli Cinayet, Gözyaşı ve Had Kısası: Mesnevî tasvîri — Mevlânâ, Mesnevî 3/1500-1600 beyitler (Dâvûd mezalimi); İsra 17/55 («ve âteynâ Dâvûde Zëurâ»); Sâd 38/17-29 (Dâvûd’un hikmeti ve adâleti); Enbiyâ 21/78-79 (Dâvûd-Süleymân hükmü); «rızkı sebebiyle istemek» vecibesi — Kurtubî 10/72; İbn Kayyim, Rav-datu’l-Muhibbîn (sabr ve rızk); Ömer Faruk Har-mancı, Mesnevî’de Peygamber Kıssaları; paralel kıssa — İbn Kesîr, Bidâye ve’n-Nihâye 2/11-20 (Dâvûd’un hükmü).
- «Az Helâl Çok Haramdan Evlâdır» — Eş-Çocuk Hakları: Beyhakî, Şu’abu’l-İmân 5/435 (no. 5750); Ahmed, Müsned 2/253; «Men ekele halâlen ve cen-ibe’l-harâme… hutta’l-cenneti» — Tirmizî, Kiyâme 60; Ebû N’uaym, Hilye 10/215 («el-halâl lokma»); Nisâ 4/19; Bakara 2/233; «hayrukum li-ehlihî» — Tirmizî, Menâkıb 63; Gazzâlî, İhyâ 2 (Adâbu’n-Nikâh); Mehmed Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk 3/45-52 (helâl kazanç ve aile saadeti); İsmâ’îl Hakkı Bursavî, Rûhu’l-Beyân, Bakara 233 tefsiri.
- Âdem’e Bin Sanat Öğretildi ve Dîni Geçim Vâsıtası Yapma Yasağı: «Allâhu allem Âdeme elfe san’atin fe-kâle li’yatleb bihâ rızkahu» — Hâkim, Müstedrek 2/263; Deylemî, Firdevs; paralel âyet — Bâkara 2/31 («ve allemâ Âdeme’l-esmâ’e küllehâ»); Şuarâ 26/109, 127, 145, 164, 180 («Mâ es’elukum ‘aleyhi min ecrin in ecriye illâ ‘alâ Rabbi’l-‘âlemîn» — peygamberlerin dîni ücretsiz tebliği); Sebe’ 34/47; Şûrâ 42/23; Yunus 10/72; Ibn Kayyim, İ’lâmu’l-Muvakkî-în 4/272 (dini istismarın zemmi); Mahmud Es’ad Coşan, İhlâs Sohbetleri.
- Talâk 65/2-3 — Takvâya Çıkış Yolu: «ve men yettekı’llâhe yec-‘al lehu mahrecâ, ve yerzuk-hu min hay-su lâ yahtesib» — Talâk 65/2-3; Taberî 28/133; Kurtubî 18/159; Râzî 30/35; İbn Kesîr 4/413 (Ebû Zerr’den nakil: «300 dinar verdim, Peygamber bu ayeti okudu»); Taberânî, Kebîr 20/287; Elmalılı, Hak Dini 7/5080; Ibn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn 2/474 (takvânın bereketi); «lâ yahtesib» tefsiri — Zemahşerî, Keşşâf 4/118; Se’âlibî, el-C-evâhiru’l-Hisân 5/450.
- Ahzâb 33/31 — İki Kat Mükâfat: «Ve men yaknut minkünne li’llâhi ve Rasûlihî ve ta’mel sâliha’n nu’tihâ ec-rahâ merrateyn ve a’te-dnâ lehâ rızkan kerîmâ» — Ahzâb 33/31; Taberî 22/6; Kurtubî 14/181; Râzî 25/174; İbn Kesîr 3/488; paralel — Kasas 28/54, Hadid 57/28 («kifley-ni min rahmetihî»); Sebe 34/37 («vel-lezîne âmenû ve ‘amilû sâlihan»); «sâlih amel’in tanımı» — Asr 103/3 («âmenû ve ‘amilû’s-sâlihât»); Ka-vle Hazret-i Peygamber: «hab-bebeni’llâhü teâlâ ileyye min dünyâkum» — Nesâ’î, İşretu’n-Nisâ 1.
- Cennet Rızkı, Cemâlullâh Sofrası ve Peygamber Duâsı — «Faydalı İlim, Makbûl Amel, Tayyib Rızık»: «Allâhum-me innî es’eluke ‘ilmen nâfi‘an ve amelen müte-kabbelen ve rızkan tay-yibân» — İbn Mâce, İkâmat 32; Nesâî, Sehv 49; Ahmed, Müsned 6/305; Et-Terğîb ve’t-Terhîb el-Mün-zirî 1/62; cemâlullâh arzusu — Yûnus 10/26 («liyüleze-yyene saniyen ve ziyâdeh» tefsiri: cemâl’ullâhın rü’yeti); Kıyâme 75/22-23 («ve’cûhun yevmeizin nâz-ira ilâ Rabbihâ nâzira»); Şûrâ 42/20; Buhârî, Tevhîd 24 (rüyet-i Bârî delili); Mevlânâ, Dîvân-ı Kebîr (cenn-et sofra-sı mazmûnü); Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Râmuzu’l-Ehâdîs.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd, Ruh, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı