Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

106. Dergah Sohbeti — Tasavvuf, Allah’ın Hukukuna Riâyet ve Kur’ân’ı Yaşamak

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 106. Dergah Sohbeti — Tasavvuf, Allah'ın Hukukuna Riâyet…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Allah’ın: Giriş

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi, tasavvufun mahiyetini, Allah’ın hukukuna riâyet etmenin önemini, tevhidin sır noktasını ve Kur’ân’ı yaşamanın gerekçesini geniş bir perspektifle ele almaktadır. Hz. Abdullah bin Abbas radıyallahu anhin naklettiği hadis-i şerif sohbetin merkezini oluşturmaktadır.


Tasavvuf Nedir — Allah’ı Sevme Sanatı

Tasavvuf, dinin dışında, üstünde veya altında ayrı bir oluşum değildir. Tasavvuf, Kur’ân ve sünnet dairesinin içerisindedir. Allah’ı sevmek, Allah’a âşık olmak, Allah’ı tanımak ve bilmek ancak sevmekle mümkündür. Bu yüzden tasavvuf, Allah’ı sevme sanatıdır, Allah’ı sevme okuludur.

Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın tanınması ve bilinmesi için bir yol gösterir, bir rehberdir. Cenâb-ı Hak insanları Allah’ı tanısınlar, bilsinler diye yaratmıştır. Bu rehberin açılımı ise Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleridir. Tasavvuf bu manada insanı hedef alır ve insanın Allah’ı sevmesini, Allah’a muhabbet beslemesini amaçlar.


Îsâ Aleyhisselâm’ın Üç Grubu Ziyareti

Hadis-i şerifte nakledildiği üzere Îsâ aleyhisselâm yolda yürürken ibadet eden bir topluluk görür. Onlara sorar: “Niçin ibadet ediyorsunuz?” Allah’tan korktukları için ibadet ettiklerini söylerler. “Benim aradıklarım sizler değilsiniz” der, yürür.

İkinci bir topluluk görür, onlar da Allah’ın cenneti için ibadet ettiklerini söylerler. “Benim aradıklarım sizler de değilsiniz” der. Üçüncü bir cemaate ulaşır; onlar Allah’ı zikreder, Allah’ı hallerler. “Siz niçin ibadet ediyorsunuz?” diye sorar. “Biz Allah’ı sevdiğimiz için ibadet ediyoruz” derler. “İşte benim aradıklarım bunlardır” der ve onların yanına oturur.

Ehl-i tasavvuf Allah’ı sevdiği için ibadet eder. Allah’ı sevmek, Allah’ı tanımanın ve bilmenin kapısıdır. Başka türlü tanımak ve bilmek mümkün değildir.


Hz. Abdullah bin Abbas Hadisi — Allah’ın Hukukunu Koru

Hz. Abbas radıyallahu anhın oğlu Abdullah, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin atının terkisindeyken şu nasihati almıştır: “Ey oğlum, sen Allah’ın hukukunu gözet ki Allah da seni gözetsin. Sen Allah’ın hukukunu koru, Allah da senin hukukunu korusun.”

Seven kimseye düşen şey, sevdiğinin hukukunu korumaktır. Sevmek, hududu çiğnemek değil; aksine sevdiğinin hukukuna hiyânet etmek, sevdiğinin hukukuna bağlanmaktır. Bir kısım ehl-i tasavvuf, Allah’ı seviyorum diye veya Allah’ın sevdiğini iddia ederek Allah’ın hukukunu çiğnemiş, Allah’ın hududunu hiçe sayma gâfletine düşmüşlerdir ki bu sapıklıktır.

Bizim yolumuz nübüvvet yoludur. Nübüvvet yolu hukuku çiğnemez, sınırı kaldırmaz, hududa riâyet eder. Hududa riâyet etmeyen bir kimse nübüvvet yolundan sapmıştır.


Allah’ın Hududu ve Hukuku — Hayatın Her Safhasında

Allah’ın hukukunun olmadığı, Allah’ın hukukunun tecellî etmediği hayatımızın hiçbir safhası yoktur. Namaz Allah’ın hududu ve hukukudur; namazı kılmazsan Allah seni korumaz. Oruç Allah’ın hududu ve hukukudur; orucu kasten yersen Allah senin hududunu korumaz. Zekât Allah’ın hududu ve hukukudur; o hududa riâyet etmezsen Allah seni korumaz.

Kelime-i şehadet getirmek, meleklere iman etmek, peygamberlere iman etmek, kitaplara iman etmek, âhiret gününe iman etmek, kadere iman etmek — bunların hepsi Allah’ın hududu ve hukukudur. Bu hududa ve hukuka uymazsan, Cenâb-ı Hak senin hududunu ve hukukunu korumaz.

Sen Allah’ı zikredersen seni zikreden bir Allah bulursun karşında. Sen tövbe edersen Allah tövbe edenleri sever. Sen namaz kılarsan Allah senin sıkıntını kaldırır. Sen oruç tutarsan Allah seni muhafaza eder. “Sıkıntıya düştüğünüzde sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyiniz” âyet-i kerimesi de bu hukukun tezâhürü olarak karşımıza çıkmaktadır.


Tevhidin Sır Noktası — Bütün İnsanlar Toplansa

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hz. Abdullah bin Abbas’a atının terkisinde iken şöyle buyurmuştur: “Bütün insanlar toplansalar sana iyilik yapmak isteseler, Allah yaratmadıkça sana hiçbir iyilik yapamazlar. Bütün insanlar toplansalar sana kötülük yapmak isteseler, Allah müsaade etmedikçe sana hiç kimse kötülük yapamaz.”

Bu hadis-i şerif tevhidin sır noktasıdır. İnsanı görmemek, varlığı görmemek, yaratılışı görmemek ve bütün hepsini hayal görüp bir kenara asmak. Sana zerrece bir iyilik geldiyse, o iyiliği gönderenin Allah olduğunu görüp oturmak. Tevhidin dit dediği yer, beynin ve kalbin dağılıp teslim olduğu yer budur.


Hududu Çiğnemek ve Sonuçları

Dünya insanlık tarihinde insanların helâki Allah’ın hukukunu çiğnemelerinden dolayıdır. Kim verdiği sözü yerine getirmez, kim Allah’a vermiş olduğu sözleri yerine getirmezse o helâk olur. Kim dostlarının arasında fitne çıkarırsa o helâk olur. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa o helâke uğrar.

Geçmiş kavimlerde topluluklar toplu bir şekilde helâke uğramıştır: Sâlih aleyhisselâmın kavmi, Lût aleyhisselâmın kavmi gibi. Bunlar bize birer hikâye değil, birer ibretlik olaydır. Bunlardan gerekli olan dersimizi almak zorundayız.

Kul azmetmedikçe Allah yazmaz. Hududu delen kulun kendisidir. Kul gider kendisi deler, o muhafazayı kendisi zedeler, o sınırı kendisi çiğner. Allah bir kimseyi sapık yaratmamıştır. Ama kul Allah’ın hukukunu çiğnemiş, sana yapma dediği şeyi yapmış, geçme dediği yerden geçmiştir. Âdem’in kıssası da bunun en açık örneğidir.


Zikrullah Halkası ve Bâtınî Temizlik

Allah bir kimseyi zikir halkasından uzaklaştırmaz. Ama o kimse yapmış olduğu ameller neticesinde Allah’a lâyık olmaktan uzaklaşır. Zikrullah halkası, sâlihlerin ve temizlerin halkasıdır. O halkada duranlar zâhirde kirli gibi görünseler de bâtında temizdirler. Bâtında temiz olanlar zikrullah halkasında ölünceye kadar devam ederler.

Bâtını temiz olmayanlar ise zikrullah halkasında duramazlar. Çünkü zikrullah en büyük iştir. Ne kadar günah işlerse işlesin zikrullah halkasına gelen kimse günahsız gibidir. Ama iç âleminde sıkıntısı varsa o kimse zikrullah halkasından yürür gider.


Tasavvuf = Kur’ân’ı Yaşamak

Tasavvuf, Allah’ın hukukuna riâyet etmek, hukuku çiğnememek, ince davranmaktır. Yalan söylememek, yemin etmemek, vefasız olmamak, nankör olmamak, fitneci olmamak, diline gözüne eline ayağına sahip çıkmak — bütün bunlar Allah’ın hukukuna riâyet etmektir.

Din yaşamak içindir. Kur’ân-ı Kerim bir insana, insanların en kâmiline, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine indirilmiştir ve O, Kur’ân’ı yaşamıştır. Bütün hayatı boyunca her zerresiyle, her nefesiyle, her hâliyle yaşamıştır. Onun her zerresi, her hâli, her tadı Kur’ân’dır.

Sabahtan akşama kadar Kur’ân okumak sevaptır, evet. Ama yaşamazsan okumanın bir anlamı kalmaz. Yunus Emre ne güzel söylemiştir: “Bu nece okumaktır?” Okuyor ama yaşamıyor. Biliyor ama yaşamıyor. Oysa Kur’ân yaşamak içindir. Sen Kur’ân-ı Kerim okuyabilirsin, ama faizin göbeğinde yaşarsan okumanın bir şey ifade etmez.


Peygamber Efendimiz’in Hayatı = Kur’ân

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hayatının başlangıcından ebediyete kadar hayatı Kur’ân’dır. Maddî tarafı Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerle bellidir. Manevî tarafı hâlen Muhammed Mustafa Peygamberdir; hâlâ vazife başındadır, hâlâ bütün ümmet-i Muhammed’e Rahmân ve Rahîm sıfatlarıyla tecellî etmektedir.

O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini küçümsemek, “O da bir insandır” diye hafife almak Allah’ı küçümsemektir. Çünkü Resûlullah, Allah’ın sıfatlarıyla bütünüyle tecellî ettiği yegâne varlıktır. O bütün insanlığa rahmet peygamberi olarak gönderilmiştir.


Kaynakça

Hadis-i Şerifler

  • Hz. Abdullah bin Abbas hadisi: “Allah’ın hukukunu koru, Allah da seni korusun…” — Tirmizî, Kıyâme, 59; Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/293
  • Tevhid hadisi: “Bütün insanlar toplansalar sana iyilik yapmak isteseler, Allah yaratmadıkça…” — Tirmizî, Kıyâme, 59; aynı hadisin devamı
  • Îsâ aleyhisselâmın üç grubu ziyareti: Tasavvuf kaynaklarında yaygın olarak nakledilir — Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-Kulûb, I/104
  • Seher vakti tecellîsi hadisi: “Rabbimiz her gece dünya semasına iner ve seslenir…” — Buhârî, Teheccüd, 14; Müslim, Müsâfirîn, 168
  • Sünnetimden yüz çeviren hadisi: “…Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” — Buhârî, Nikâh, 1; Müslim, Nikâh, 5

Âyet-i Kerimeler

  • Sabırla ve namazla yardım dilemek: Bakara Sûresi, 2/45 — “Sabırla ve namazla yardım dileyiniz…”
  • Sıkıntının ardından kolaylık: İnşirâh Sûresi, 94/5-6 — “Muhakkak ki zorlukla beraber kolaylık vardır.”
  • Kötülük işleyenler için cehennem: Âl-i İmrân Sûresi, 3/131 — “Kâfirler için hazırlanan ateşten sakının.”
  • Sâlihlerin yanından ayrılmama: Kehf Sûresi, 18/28 — “Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber ol…”
  • Allah’ı zikretmek: Bakara Sûresi, 2/152 — “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim.”
  • Tövbe edenleri sevmek: Bakara Sûresi, 2/222 — “Allah tövbe edenleri sever, temizlenenleri sever.”
  • Faiz yasağı: Bakara Sûresi, 2/275 — “Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.”

Tasavvufî Kaynaklar

  • Tasavvuf = Allah’ı sevme sanatı: İmâm Kuşeyrî, er-Risâle, Mukaddime
  • Kur’ân’ı yaşamak: Hz. Âişe radıyallahu anhâ: “Onun ahlâkı Kur’ân idi.” — Müslim, Müsâfirîn, 139; Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI/91
  • Yunus Emre: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir” — Yunus Emre Dîvânı
  • Nübüvvet yolu: İmâm Rabbânî, Mektûbât-ı Şerîf, I. Cilt, 36. Mektup

Fıkhî ve Kelâmî Kaynaklar

  • İmanın şartları: İmâm Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; İmâm Nesefî, el-Akâid
  • Kader meselesi ve kul irâdesi: Ehl-i Sünnet itikadı — İmâm Mâtürîdî: “Kul azmetmedikçe Allah yazmaz” prensibi
  • Geçmiş kavimlerin helâki: Kur’ân-ı Kerim’de Sâlih a.s. kıssası (Hûd Sûresi 61-68), Lût a.s. kıssası (Hûd Sûresi 77-83)

Sonuç

Bu sohbette tasavvufun Allah’ı sevme sanatı ve okulu olduğu, Allah’ın hukukuna riâyet etmenin tasavvufun temeli olduğu, hududu çiğnendiğinde bunun sonuçlarının kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır. Hz. Abdullah bin Abbas hadisi üzerinden tevhidin sır noktasına işaret edilmiş, Kur’ân’ı okumanın ötesinde yaşamanın gerektiği ve Peygamber Efendimiz’in hayatının bütünüyle Kur’ân olduğu ifade edilmiştir.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Muhabbet, Tecellî, Sabır, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı