Tasavvuf: Giriş: Hayır Duası
Cenab-ı Hak gündüzümüzü hayır eylesin. Hayırlı bir yılımız var, hayırlı eylesin. Umduklarınıza nail eylesin, korktuklarınızdan muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak kendisinin keremini bildirdiklerinden eylesin.
Nefsi Emmare Terbiyesi: Haramı Terk Etmek
Nefsi terbiye etmekle alakalı çok yazı, çok kitap okuyabilirsiniz. Herkesin bir sözü, diyeceği bir şeyi vardır. Bu mesele ehl-i tasavvufun hem içinde hem dışında hep söz konusu olmuştur. Burada birinci derecede Müslümana, mümine düşen şey haramı terk edip farzları yerine getirmektir.
Hayatınızda ne kadar haram varsa terk edin. Bu size istikamet verecek, yol gösterecek, kalbinizi aydınlatacak, içinizi nurlu edecek, Allah’la olan dostluğunuza yol açacaktır. Bir kimse haramı terk etmezse kalbi kararmış vaziyette durmaya devam edecektir. Geçmiş ümmetlerin de bizim ümmetin de en büyük problemi haramı terk etmemektir.
Nefisle mücadelenin en büyük zırhı haramı terk etmektir. Ardından namaz kılmak, oruç tutmak, Allah’ı zikretmek, salihlerle beraber olmak gelir. Bunların hepsi yardımcı faktörlerdir — o mücadelede seni destekleyecek, Allah’ın yardımını senin üzerine indirecek unsurlardır.
Haramdan Uzaklaşmanın Meyvesi
Haramlarla irtibatı kestiğiniz anda kalbinizde bir lezzet göreceksiniz, kalbinizde bir tat bulacaksınız, bir aşk kıvılcımı göreceksiniz. Nefis, kötülüğü emreden bir şeydir. Nefis sana iyi bir şey emretse dahi kanma, güzel göstermiş olsa dahi kanma. Örtülü bir şekilde seni kandırır. Burada uyanık durmak ancak Zikrullah ile, Allah sevgisiyle mümkündür.
Tarikat ve Tasavvuf Ayrımı
Tarikat ehli aynı zamanda tasavvuf ehli midir? Tasavvuf ehli aynı zamanda tarikat ehlidir. Ama her tarikat ehli tasavvuf ehli değildir. Tarikat biraz daha resmi kimliği olan bir yapıdır: Toplanıldığı yer bellidir, Zikrullah yapıldığı yer bellidir, kıyafeti bellidir, sarığının rengi dahi verilir.
Ehl-i tasavvuf böyle bakmaz. Ehl-i tasavvuf sarığı sünnet kabul eder ve sünnet olan renklerden herhangi birisini sarar geçer — nefis kibirlilik vermediği müddetçe. Ehl-i tasavvuf dışıyla fazla ilgilenmemiş, ‘Allah sizin suretinize değil, siretinize bakar’ ayet-i kerimesini düstur edinmiştir. Ehl-i tarikat dışıyla da ilgilenmiş, hatta bir ara içe bakmayı bırakmıştır.
Tasavvufun Temelleri: Kur’an ve Sünnet Dairesi
Cüneyd-i Bağdâdî, Hasan-ı Basrî, Hallac-ı Mansûr, İbrahim Edhem, Zünnûn-ı Mısrî, Süfyân-ı Sevrî hazretleri — bunların kendi isimlerine ait tarikatları yoktu, tekkeleri yoktu. Onlar tasavvufun ana temellerini teşkil eden, kendilerini Allah sevgisine, Kur’an ve Sünnet’e adamış insanlardı. Muhammed Mustafa’nın sünnetinden bir zerre, bir milim ayrılmamışlardı.
Bizim tasavvuf anlayışımız: İnsanlara hizmetten geçer, güzel ahlaktan geçer, Kur’an ve Sünnet’e tabi olmaktan geçer, ashabın içtihatlarına uymaktan geçer. Kutsal metin olarak sadece Kur’an’ı biliriz. İkinci kaynağımız hadislerdir. Üçüncü kaynağımız sahabenin yaşamı, dördüncüsü mezhep imamlarının içtihatlarıdır.
Mürşidsiz Yol Yürünmez
Eğer söz konusu olan tasavvuf ise, kalbin diriltilmesi ise, tarih boyunca mürşidsiz olmamış. Son asrın müceddidi Bedîüzzaman Said Nursî hazretleri de Yirmi Dokuzuncu Mektup’un Dokuzuncu Kısmı’nda bunu söylemiştir: ‘Bir kimse mütefekkir bir âlim de olsa, bugünkü fitnelerin karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir.’
Hz. Ali efendimizden nakille: ‘Devamlı kırk tane Allah’ın veli kulu, abdallar vardır. Bunlardan birisi vefat ettiğinde yerine birisi geçirilir, hiç eksilmezler.’ Kırktan sonra seksenler, yüz altmışlar, üç yüzler vardır. Bunların son kırkının vefat ettiği gün kıyamet kopacaktır.
Eğer bir kimse ‘Bu zamanda Allah’ın velisi yok, mürşid yok’ derse, ‘Allah’ın velilerine korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar’ (Yûnus 10/62) ayetini inkâr etmiş olur. Allah’ın bu vaadi kıyamete kadardır.
Cömertlik: Olmazsa Olmaz Düstur
Ehl-i tasavvufun olmazsa olmazlarından birisi cömert olmaktır. Etrafına karşı cömert olmak: Bilgide, yakınlaşmada, hayır hasenatta, duada, birbirine destek olmada cömert olmak. Allah cömert kullarını sever, cömert kulları kendisine yaklaştırır. Cömert kulları Muhammed Mustafa sever, melekler sever, müminler sever.
Cimrileri ise şeytan sever. Cimrileri Allah sevmez, Resûlullah sevmez, melekler sevmez, müminler de sevmez. Eğer sen cimri birini seviyorsan kendine dikkat et — ahlakın cimridir, o yüzden cimriyi seviyorsundur.
Kalpten Tecelli Eden Küçük Alametler
Üzerinizde ne alamet varsa kalbinizde o alametin mayası vardır. Kalbinizde cimrilik varsa senden tecelli eden cimriliktir. Kalbinizde zerre miktarı gaflet varsa senden tecelli eden büyük gaflettir. Küçücük bir şey zuhur ederse onu küçük görme — sende büyüme ihtimali var. Ama aynı şekilde kalbinde küçücük zerrece Allah sevgisi, iman nuru varsa bu artar. O maya var çünkü. Hamur nasıl kabarırsa, nur nura eklenir, hayır hayra eklenir, güzellik güzelliğe eklenir.
İlahi Aşkın Kapısı: Nasıl Açılır?
Derviş ilahi aşkın kapısını nasıl açar? Nasıl açmayı düşünmeye başladığında kapı ona açılır. Bir kimse ‘Ben nasıl ilahi aşka ulaşırım?’ diye düşünmeye başladıysa, onun ulaşacağını işaret eder. Sen zikrullah halkasına girdiğinde affolduğuna işarettir.
Hadis-i kudsîde Cenab-ı Hak buyurur: ‘Kulun beni severse ben de onu severim.’ Başka bir rivayette: ‘Onu sevmek Allah’ın üzerine vacip oldu.’ O halde ilahi aşkın anahtarı sendedir. Sen bunu murad et, bunun için çalış, gayret et. Ayet-i kerimede: ‘Yolumuzda mücahede edenlerin yollarını açarız’ (Ankebût 29/69) buyurulmuştur.
Eğer aşk ateşi gönlünde küçücük bir zerre oynadıysa bu senin için büyük bir müjdedir. Sen o yolda yürümeye başla, Allah yardımcındır. ‘Kim Allah’a iman eder, Allah’tan korkarsa, Allah onun bilmediklerini öğretir’ — buradaki korku cehennem korkusu değil, Allah’ın azametiyle karşılaşmanın verdiği hayrettir.
Kader Meselesi: Esrarlı Oda
Kader Allah’ındır. Biz kaderin varlığına iman ederiz. Ama kader odasından girip bir şeyler almaya çalışmayız — orası şeytanlaşmış beyinlerin işidir. Sakın kaderle konuşma! Hz. Ebû Bekir konuşmamış, Hz. Ömer konuşmamış, Hz. Ali konuşmamış. Aşere-i mübeşşere konuşmamış. İbn Mesud, Selmân-ı Fârisî konuşmamış. İmam Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâlik, İmam Ahmed konuşmamış.
‘Ya benim kaderimde cehennemlik olmak varsa?’ Kaderinde olduğunu biliyor musun? Hayır. Gösterildiğini söylüyorsan, gördüğünün hakikatinden nasıl emin olacaksın? Bize gayret etmek, çalışmak düşer. Tembelliğini Allah’ın üzerine koyma, haymazlığını kadere yükleme. Sen üzerine düşen vazifeyi yap, Allah’ı sev, Allah yolunda mücadele et.
Kaynakça
- Kur’an: Nefis kötülüğü emreder — Yûsuf Sûresi, 12/53: ‘Nefis daima kötülüğü emreder’
- Kur’an: Allah’ın velilerine korku yoktur — Yûnus Sûresi, 10/62
- Kur’an: İman edenler Allah’ı şiddetli severler — Bakara Sûresi, 2/165
- Kur’an: Yolumuzda mücahede edenlerin yollarını açarız — Ankebût Sûresi, 29/69
- Kur’an: Allah suretinize değil siretinize bakar — İşareten: Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birr, Hadis No: 2564
- Hadis: ‘Sizin en hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır’ — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân
- Hadis-i Kudsî: ‘Kulun farzlarla emrimi yerine getirir, nafilelerle bana yaklaşır, onu severim’ — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, Hadis No: 6502
- Hadis: Kırk abdalın varlığı — Müsned-i Ahmed, V/322; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X/62
- Bedîüzzaman Said Nursî, Mektûbât, 29. Mektup, 9. Kısım — Tarikat ve tasavvuf hakikati bahsi
- Hadis: ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’ — Müsned-i Ahmed, II/381; Muvatta, Kitâbu Hüsnü’l-Hulk
- Kur’an: Bugün dininizi kemale erdirdim — Mâide Sûresi, 5/3
- Hadis: Ruhlar tanışık ordulardır — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Enbiyâ, Hadis No: 3336
- İmam Buhârî, el-Edebü’l-Müfred — Güzel ahlak ve âdâb-ı muaşeret hakkında müstakil hadis koleksiyonu
- Kütüb-i Sitte: Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce — Altı büyük hadis külliyatı
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Aşk, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı