1. Bölüm
Bir kimse haberi olmadan üzerinde bulunan bir necâsiyetle namaz kıldı. Ve o vakit geçti, vakit geçtikten sonra necâsiyetin üzerinde olduğunu fark edince namazını tekrar edâ etmeli mi? Fark ettikten sonra kılınan namaz ile tam vaktinde kılınan namazın sevapları aynı mıdır? Normalde burada necâsiyetin, necâsiyet nasıl bir necâsiyet? Eğer necâsiyet üç dirhemi geçiyorsa namazın dışındaki farzlardan birisi necâsetten taharet, pislikten temizlenmek. Eğer bu kimsenin üzerinde o pislik var ise, o zaman normalde namazın dışındaki farzı yerine getirmemiş oldu. Böyle bu noktada, bunu tekrar söylüyorum, hânefiler üç dirhem miktarında necâsiyet olarak bunu dirheme bağlamışlar. Üç dirhem kaç grama tekavül ediyor bilmiyorum şu anda.
O yüzden normalde eğer bir kimsenin üzerinde bu kadar necâsiyet var da öyle namaz kıldıysa namazını iade edecek, farzı terk ettiği için. Farzı fark ettikten sonra kılınan namaz ile tam vaktinde kılınan namazın sevapları aynı mıdır? Değilir. Vaktinde kılınan namaz ile vaktinin dışında kılınan namazın sevabı aynı olmaz. Erkek ve kız çocuğunun necâsiyetinin hükmü nedir? Zannediyorum necâsiyetin hükmü çok değişmiyor çocuklar. bir yerde bir şey okuduydum, kız çocuğunun necâsetiyle alakalı, yeni doğan çocukla alakalı. Ama şimdi karıştırabilirim, o yüzden bu soruyu cevapsız bırakıyorum. Hakkını vermesek de her sözünüzü itaat etmeye çalışıyorum. Fakat sigara içmeme konusunda zorlanıyorum ne yapmalıyım?
Bırakacağım. Arkadaşlar ben dergaha girdiğimden beri sigara haram derim. O arkadaşlar sigarayı bırakmaları lazım. O yüzden sigara… Bir kimse bir şey Allâh için terk etmesi çok zor bir şey değildir ya. Allâh için yapacak bunu çünkü. Allâh için bir şey yapmayacak veya Allâh için bir şey yapacak. Allâh için bir şey yapıyorsa o kolaylaşır. Allâh onu kolaylaştırır. Allâh için yapılan her şeyi Cenâb-ı Hak kolaylaştırır. Hele bir de haramı terk etme. bir kötülüğü terk etme, bir yanlışlığı terk etme. Cenâb-ı Hak kolaylaştırır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin değişik ibadetlerle alakalı duaları var ya, mesela haç ve ömre yaparken haç ve ömre mi kolaylaştır? Veyahut da oruç tutarken orucumu kolaylaştır.
Bunun gibi normalde bir ibadete niyet ederken ibadetlerinizin kolaylaşması için dua edin. Mesela namaz kılacaksınız. Namazda zorlanıyorsunuz. Abdestinizi aldıktan sonra Allâh’a dua edin. Deyin ki Ya Rabbi, kılacak olduğum namazı bana kolaylaştır. Yapacak olduğum ibadetleri bana kolaylaştır. Hayatımı bana kolaylaştır. Dünyayı bize kolaylaştır. Kolay rızık toplayanlardan, kolay rızıklananlardan eyle. Dünya ve ahiret amellerimizi bizlere kolaylaştır. O yüzden biz Allâh’tan kolaylığı isteyelim. Cenâb-ı Hak’ın kolaylaştırmasını isteyelim. Âmîn. Bu normalde bütün ibadetlerde, bütün her şeyde olabilir. Sabah ile kalktığınızda gününüzün kolay geçmesi için dua edin. Deyin ki Ya Rabbi günümüz kolay geçsin.
2. Bölüm
Veya bir sıkıntınız var. O sıkıntıya giderken dua edin. Ya Rabbi bu sıkıntıyı kolaylıkla benim üzerimden def eyleyin diye. Normalde insanlar hayatlarını kolaylaştırırlar. Dua büyük bir silah. Normalde böyle bir şey yapacağınızda zikrullah bunun en böyle yakın kestirme yoludur. Mesela bir kimse namaz kılacak. Yine baştan alalım. Namazda zorlanıyor diyelim. Abdestte zorlanıyor. Başlar tevhid çekmeye. Lâ ilâhe illallah. Allâh için. Lâ ilâhe illallah. Lâ ilâhe illallah. Gider abdestini öyle alır. Kolay abdest alır. Ardından namaz kılacak. Lâ ilâhe illallahla namaza normalde doğru yürür. Kolay namaz kılar. Veya tevhid ile yapacak olduğu ibadette, yapacak olduğu ibadetin başlangıcında tevhid ile devam ederse, zikir ile devam ederse bütün hayatı kolaylaştırır.
Sabah ile kalkın. Dersiniz var muhakkak. Ama sabah kalktığınızda tevhid çekin. Güne tevhid ile başlayın. Zikrullah ile başlayın. Arabada gidiyorsunuz, yolda gidiyorsunuz, yürüyorsunuz. Bir iş yerinize doğru gidiyorsunuz. Bir Allâh’ı zikrederekten yürüyün. Yolda giderken bağışlayın ders kağıdındaki makamlara. Ya Rabbi hepsinin yüzü sürmetine. Günümüzü hayırlı eyle. Günümüzü kolay eyle. İşlerimizi asan eyle. Dua ederekten yürüyün. Zikrederekten yürüyün. Bu insanın hayatını kolaylaştırır. O yüzden bir haram ile karşı karşılayasınız. Haramdan kurtulmak için Allâh’tan yardım dileyin. Allâh yardım etmezse insan kılını kımırdatamaz. Gözünü açıp kapatamaz. O yüzden Allâh’tan yardım dileyin. Zikirle, namazla, dua ile.
Allâh’tan yardım dileyin. Bu konuda Cenâb-ı Hak öyle bir kimse, böyle bu nefislerle biz hiçbir ibadet edemeyiz. Hiçbir şey yapamayız. Allâh’ın yardımı olmazsa biz şuraya dahi gelemeyiz. Kendi kendimize, kendi nefsimizi böyle dağlara taşlara çıkarmayalım. Yükseltmeyelim, büyütmeyelim. Ben kendi nefsim için söyleyeyim. Allâh bana yardım etmezse biz nereye zikrullah’a geleceğiz derse geleceğiz. Sohbetlere, zikirlere gideceğiz. Allâh yardım edecek insana. Allâh onun kalbine aşk verecek, muhabbet verecek, gayret verecek, kuvvet verecek, idrak verecek, cesaret verecek, istikamet verecek. Kolay değil bu işler. Adam on yıl sonra dervişliği bozuluyor. Yirmi yıl sonra dervişliği bozuluyor. Otuz yıl sonra adamın dervişliği bozuluyor.
Adamın kırk yıl sonra dervişliği bozuluyor. Allâh muhafaza eylesin. Biz bu fakir nelerini gördük. Adamın dervişliği bozuluyor. Allâh muhafaza eylesin. Körleşiyor adam. Rüya görenin rüyası kapanıyor. Göremiyor bir şeyi. Adam hali görüyor, hali kapanıyor. Herkes muhabbet beslerken adamı, adam unutuluyor, gidiyor. Neredesin diyen olmuyor. Bakın neredesin diyen olmuyor. O tabi herkese kızıyordur vefasız herkes diye. Unutturanı görmüyor. Hiç kimse kendi nefsinde hata görmez. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Allâh’tan hep yardım dileyelim. Allâh bütün işlerimizi kolaylaştırsın bizim. Cenâb-ı Hak’a böyle münacaat edelim. Öyle bir insanın kendi böyle gayretiyle olacak bir şeyler değil bu işler. Hazret-i Peygamber dahi sallallâhu aleyhi ve sellem Allâh’ın lütfu ikramı olmazsa, ben dahi cennete giremem diyorsa herkes ayağını denk alacak.
3. Bölüm
Allâh muhafaza eylesin inşaallah. E şimdi arada tartışıyoruz. Her tartışmada babasına şikayet etmekle tehdit ediyor. Ben de babanı çağırırsan babanla birlikte eve geri dönersin diyorum. En son tartışmada annesi geldi. Ben de annesine defalarca kızını al git dedim. Nikah düşer mi Allâh sizden razı olsun. Al git derken eğer ki boşamak kastıyla al git dediysem bir talak. Yok al git derken boşamayı kastetmediysen bir talak yok. On sefer söyledin boşama kastıyla al kızını git diye kadına. Talak niyet ettiysen evet kadın boşandı. Bunlar bir de İslam ahlakı değil. Bunlar bir de İslam ahlakı değil. Bir erkeğin eşini evden kovması İslam ahlakı değil. Cahiliye ahlakı bunlar. Bir erkek eşini evden kovuyorsa cahil insandır o.
Cahil. Hele dervişse sûfî ise burada hiç sohbetlerimizi dinlememiş bizim. O cahilin karakökü. Allâh muhafaza eylesin. Şimdi bir bir kimse bir dergaha girdiyse bu hangi dergaha giderse gitsin bir cemaate gittiyse bir dergaha gittiyse Türkiye gibi ülkelerde. Bütün herkesin gözü onun üzerinde olur. O bir hata yaparsa dergâh lekelenir. Sen filanca dergaha gidiyorsun. O yüzden bak sen nereye gidiyorsun filanca gidiyorsun. Dergaha laf getirir adam. Veya kadın önemli değil. Bir yere intisaplı mı? Evet. Onun hatası bakın bu yanlış bir taraftan da iyi. Bu yanlış iyi neden? Herkes kendini disiplin ediyor. Disiplin etsin. Sen sokaktaki bir insan değilsin. Sen sokaktaki bir insan değilsin. Sokaktaki bir insan olmadığın için kadın erkek herkes için geçerli bu.
Yapmış olduğun şey dergaha mal olacak. Evde bir erkek kadına bir laf söylese dergaha mal olacak. Kadın adama bir laf söylese dergaha mal olacak. Siz sokakta bir laf söyleseniz dergaha mal olacak. Çarşıda bacada orada burada nerede olursanız olun. Dergaha müntesipliniz belli mi? Evet. Yapmış olduğunuz her yanlışlık, her hata, her kusur, her günah dergaha mal olur. Bunun bilincinde yaşamak var ya insanı Allâh’a yaklaştırır. Şimdi o kimse ilk önce şeyhime laf gelmesin dergaha laf gelmesin diye sabrede öğretidir bu. Bir çift sonra Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamayı öğrenir. Bakın bir çift sonrası o derviş önce terbiye ederken kendine ya şeyhime laf gelmesin. Ya yoluma laf gelmesin. Haklıyım ama yola laf gelecek şimdi.
Veya haksızım hiç önemli değil. Yapmış olduğun şeyden yola laf gelecek. Laf gelecek. Ben hiçbir kardeşin, hiçbir arkadaşın yola laf getirmek istediğine ihtimal vermem. Eyvallâh. Ama yapmış olduklarımızda yola laf geliyor mu? Evet. Söylediklerimizde yola laf geliyor mu? Evet. Bir yerde bir boşboğazlık yapıyoruz. Yola laf geliyor mu? Evet. Bir yerde sanki biz şaka yapıyoruz. Böyle hıydır kaydır gevşek gevşek muhabbet yapıyoruz. Ki bazı şeyleri isimlendirerekten yasaklamama rağmen. Bunu erkekler de yapıyor kadınlar da yapıyor. Bunlardan biz yola laf getiriyor muyuz? Evet. Dergaha laf getiriyoruz mu? Evet. Diyorum ya dervişlik disiplin isteyen bir şeydir. Dervişlik insanın kendisini disiplin edecek.
4. Bölüm
Yolunu kendince yola kendini adapte edecek. Yapmazsa sadece kendine zarar gelmiyor. Yola zarar geliyor. benim şimdi bir çoğu sakalımla buradaki oturduğum noktada kalkıp da millete faizle para sattığımı düşünün. yola zarar gelmiyor mu? Gelmez mi? Adama demezler mi lan bir çoğu sakalından bir de faizcilik mi yapıyorsun diye? bu hafta gündemde mesela herkes soruyor. Diyanet tokinin faizliğinin faiz olmaktan çıkardı. Bak ne kadar gücümüze gidiyor değil mi? Ne kadar böyle kendi kendimize ne oluyoruz diyoruz değil mi? durduğumuz yerde diyanet kalktı. Şimdi böyle bir fetva verdi. Okumadın mı fetvanın altını üstünü gerekçesini neye binaen onu verdiler? Darül Harp hukukundan mı verdiler? Darül İslam hukukundan mı verdiler?
Nereden verdiler? Okumadım gerçekten incelemedim. Bakın incelemedim. Ama normalde bütün herkesin gündemine girdi mi? Girdi din hassas. Sebep çünkü bütün emperyalistler yıkılmayan ayakta kalan İslam’a saldırıyorlar. Dolayısıyla her ne kadar biz bangır bangır bağırsak da İslam’la Müslümanlar özdeşleşmez diye özdeşleşiyor. Aynı şey dergahlar için, cemaatler için, topluluklar için de geçerli. bir kimse ben bir yere intisap ettim ben oradan ders aldım deyince orayla özdeşleşiyor. Özdeşleşince o kimsenin hatası o yola vuruyor. Oradaki topluluğa vuruyor. Hele küçük yerlerde bu daha fazla fark edilir. Bursa’da dahi bu kadar dedikodu gıybet çıkıyorsa düşünün her yerde nasıl çıkacağını küçük yerlerde. şunu diyemeyiz ne alakası var filancanın hatasından dergâh mı sorumlu olacak?
E sorumlu değil ama dergahın adı lekeleniyor. Sorumlu değil eyvallâh. Müslümanların ümmetin yapmış olduğu yanlışlıklardan peygamberi sorumlu kılmamış değil ki bizi sorumlu kılacak. Ama halk nezdinde insanlar dergahı bu noktada kötülüyorlar mı? Evet. Kötülemek için yer bahane arıyorlar mı? Evet. Ve bundan dergahlar, tekkeler, cemaatler, cemiyetler negatif olarak etkileniyor mu? Evet. Evimiz, akrabalarımız bundan etkileniyor mu? Evet. Bir şey oluyor aaa biz o düğüne gitmeyiz. E tamam. Muhabbet bu haram dedi o düğüne gitmedi ama gittik böyle bir halt işledi. Muhabbet hazır. Bakın muhabbet hazır. Birisi ağzından bir laf söylüyor hiç aslı astarı yok. Muhabbet hazır. Bizim arkadaşlardan biri söyle demiş, evleneceğim ben bir daha ya hanımı geldi böyle böyle diyor dedi.
İyi dur sakin ol dedim ben. Açtım telefon gel dedim buraya geldi. Hadi evleneceksen evlendireyim seni dedi. Tık yok bunda. Oğlum evleneceksen evlendireyim seni. Ses yok oğlum ağzına ne amma sakız ettin sen bunu? Ne amma sakız ettin ağzına? Yapamayacağım bir şeyi neden söyledin? Götüremeyeceğim bir şeyi neden söyledin? Senin hakkın var mı bu dergahı dedin böyle laf getirmeye? Efendim din caiz dememiş mi? İyi oğlum caizse yap hadi. Caiz tamam yap hadi. Ses yok. Hane huzurunu kaçırıyorsun. Evinin tadını kaçırıyorsun. Milletin tadını kaçırıyorsun. Siz köy kahvesinde oturan cahil insanlar mısınız? Onlar dahi konuşurken korkuyorlar. Ulan eve daha gidinceye kadar bu haber eve giderse diye. Gidiyor.
5. Bölüm
Derviş tek başına değil. Tek başına değilsin. Sen tek başına kafana göre mi yaşamak istiyorsun? Gel kardeşim dersini ver. De ki ben bu yoldan değilim işiniz gücünüz rast gelsin. Benim daha sıkıntıya fazla gelemem burnum kanıyor. Ben gideceğim evde hanımı mı istediğim gibi döveceğim. Veya kadın mı bunu yapan. diyelim ki ben evde adama istediğim lafı söyleyeceğim. Veya bir arkadaş diyecek ki ben hayatımı istediğim gibi ne canım istiyorsa onu yapacağım. O zaman dervişlikle bağın olmasın kardeşim. Olmasın bak işine Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde bir normal tırnak içerisinde söylüyorum bunu. Bir erkek eşini evden kovmakla tehdit eder mi? Eşinin annesini babasını çağırırım geldiğinde alın götürün hanımı veya kızınızı der mi?
Cahil insan bunlar. Sen evlenmişsin. Dost doğru oturttur. Bakın tekrar söylüyorum ben bütün bayanlara diyorum ki evlerinizi terk etmeyin. Adam seni evden kovdu mu diyorum ben kovdu. Bir saat daha durma diyorum. Sana defol git dedi mi dedi bir saat daha durma diyorum. Kovulduğun yerde durma bir saat bile durma. Adam seni kovdu mu bir saat durma. Neden insanların psikolojileri bozuk şimdi. Milletin nerede ne zaman patlayacağı ne yapacağı belli değil. Okuyoruz gazetede karısını 65 sefer bıçaklamış. Okuyoruz adam eşine normalde bir jajur boşaltmış. Ondan sonra olmadı bir jajur daha doldurmuş. Bir de ayağınla böyle bir iteklemiş onu öldü mü ölmedi mi diye ölüsüne bir jajur daha boşaltmış. Ya bu insanlar ne oluyor?
Hangi terbiyeyi alıyor bu insanlar? Şeyh Efendi’nin zamanında gördüğünü bir yere gittik ya kadının yüzünde gözünde morarmamış. Kadının yüzünde gözünde patlamamış bir yer yok ya. İçim parçalandı. İçim parçalandı dedim ki ya normalde erkek adamsın ne kadar haklı olursan ol. Çok kalk sen kadını döv veya kalk sen küçücük çocuğu döv kim olursa olsun. Yine döven bir adama çok delikanlısın dedim. Böyle baktı gel dedim döv lan beni hadi. Hadi dedim benimle dövüş hadi. Senin dedim bir kafalık işin var ya. Sana dedim bir kafa vuracağım yarısı yabana gidecek. Sen şimdi adam mısın dedim erkek misin sen şimdi kadını dövdün? Ses yok. Kadını dövmekle adamlık mı olur ya? Kadını evden kovmakla adamlık mı olur?
Dervişlikten önce öğrendiğim delikanlılık kralı bu. Bu dervişlikten önceki racon. Dervişlikten önce delikanlı adam hanımına vurmaz. Delikanlı adam hanımını kovmaz evden. Delikanlı yiğit adam eşini çoluğunu çocuğuna bakar. Taşı sıkar taştan suyunu çıkarır taştan suyunu çıkararak evine bakar. Hamballık yapar, tuvalet temizler, sokak temizler. Çalışmak ayıp değil. Gider iş bulur, üç kırış getirmez bir kuruş getirir evine bakar. Üç kuruş getirmez bir kuruş getirir ya evine bakar. Gider amelilik yapar gider inşaatta çalışır evine bakar. Ayıp değil çalışmak. Biz oturduğumuz sokağın en zengin ailesinin çocuğuyduk. Oturduğumuz sokağın bizim caddenin, bizim caddede benim baba dedemden daha zengin kimse yoktu.
6. Bölüm
Bakın baba dedemden daha zengin hiç kimse yoktu. Babamın sağlığında da babamın zenginliği kadar bizim sokakta hiç kimse de yoktu. Babam vefat etti. Bitti bizim bir şeyimiz kalmadı. Ben tarlada bedellik yaptım bugünkü tabirle. Gittim pamuk suladım ben orada yattım kalktım. Biz karpuz kırmak derler sabahları karpuz toplamaya gidiyorduk karpuz kırıyorduk tarladan. Ben Furunlu köyüne gidiyordum, Furunlu köyünde ben kahvede yatıyordum. Masalları birleştiriyordum masalların üstünde yatıyordum. Sabahleyin çünkü saat 4.30-5.00’da karpuz kırmaya gideceğiz. Çünkü gündüz Sican’da karpuz tarlasına girilmiyor. Saat 4.00’de 5.00’de gidiyorsun 7.30-8.00’a kadar karpuzu topluyorsun bir kamyon karpuz 10 ton.
Kaç kişi az gidersen o kadar fazla yevmi alıyorsun. Çünkü adam diyor ki kamyonum şu kadar. Çalışmak ayıp değil. Bakın çalışmak ayıp değil. Ben babamı ölmezden öncesinden daha öldükten sonra hariç ölmezden önce Allâh razı olsun ondan. Maydanoz sattırdı bize çarşıda. Ben şimdi diyorum maydanoz satmadıysan, garsonluk yapmadıysan insanları tanıyamazsın diyorum. Sebeb? Adamı tanıyamazsın. Adam gideceksin garsonluk yapacaksın, çay getireceksin, çorba getireceksin adama. Adamın o kibrine, adamın o normalde kendince ahlaksızlığına sabrediyorsun. Sabrediyorsun ona, para kazanacaksın çünkü. Para kazanmak kolay bir şey değil. Çalışacak insan evine bakacak, çocuğuna bakacak. Etrafına faydalı olacak. Etrafına faydalı olacak.
Adam normalde evine bakmaktan aciz. Çoluğuna çocuğuna bakmaktan aciz. Bunlar dervişlikten önce bizim kendimizce öğrendiklerimizdi. Ben aynı o öğretinin üzerinde gidiyorum, dervişlik bunu değiştirmedi bende. Ben hâlâ diyorum ben, derviş olmazdan önce de dahil buna. Daha ben bir kadına tokat vurmadım. Daha ben bir kadının canını incitmedim. Öyle etini sıkayım, kolunu sıkayım, yok bileni burkayım. Daha benim bir çocuğa bir tokadım yok daha. Yok. duyuyorum, çok üzülüyorum. Gerçekten çok üzülüyorum. Boşa kardeşim ya, dövmenin ne anlamı var? Dövmenin ne anlamı var? Sokağa atmanın ne anlamı var? Allâh muhafaza eylesin. O yüzden arkadaşlar, kadınlar, erkekler, herkese söylüyorum. Yapmış olduğunuz hata, yapmış olduğunuz yanlışlıklar dergaha laf getiriyor.
Şeyhi çok seviyorsunuz. Yaptığınla şeyhe laf getiriyorsun. Yaptığınla şeyhe laf getiriyorsun. Söylediğinle şeyhe laf getiriyorsun. Yaptığınla dergaha laf getiriyorsun. Yola laf getiriyorsun. Yapma. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde eşiyle tartış, her tartıştığında kadının annesini, babasını rahatsız edip, gelin kızınızı alın götürün. Olacak iş mi? Baya oluyor Bursa’da bir, normalde böyle birisi işte, istemiyorum evde, kadın mutfaktan aradı beni, böyle böyle diyor bana dedi. Topla eşyanı, çık dedim. adam da efelik yapıyor, çocuklara gelin dersçi, beraber çalışacağız dedim, topla, çık. Dedim annen kabul etmeyecekse git dedim teleferikteki yerde dedim misafirhaneye, git orada dedim otur.
7. Bölüm
Bu kadar. Aldı valesini, gitti annesini. Eee sonra? Adamın dediği bak ne vicdansızmış ya, çocuklarını bıraktı gitti, ahlaksız adam. Sen kadına defol git deyince ne yapacak kadın? Kadıncağız diyor ki böyle böyle annesine söylemiş, git dedim annesine de ki Allâh’a, peygambere, imana neye yemin edilecekse ederim, ben bırakıp gitmedim o bana evden defol git dedi. Sonra annesi çağırmış oğlunu, demiş böyle mi dedin, ses yok, böyle mi dedin demiş. E sinirle dedim onun da gitmesi mi lazımdı? Ha sinirle bir çakladı, ne yapacaksın? Bizim toplumumuzda böyle bir şey var, sinirle söyledim, sen benden daha mı sinirlisin? Ben daha sinirliyim. Ben hepinizden de fazla sinirliyim. Hepinizin sinirini üst üste koysalar benimkinin yanında zerre olmaz.
Ben hırsımdan, sinirimden bir şey yapamazsam karşımdaki annemse ne bileyim büyüğümse benim ben duvara kafa atıyordum. Bildiğiniz duvara. Vuruyordum kafayı duvara, ev sallanıyormuş. Tutturmuş herkes şimdi. Çok sinirliydim, gel ben bir sinirlendim, sen benim yanımda durabilecek misin? Ahlaksızlığın adı sinir olmuş, ahlaksızlığın adı öfke nöbet olmuş, ahlaksızlığın adı her şey olmuş. Allâh’ımı hafaza eylesin. Ama dervişler dikkatli olacaklar. Yaptıkları hatalardan, yanlışlıklardan dergaha zarar veriyorlar. Önceden daha da keskinmiş dergahlar. Şimdi insanları eğitime adına mecbur kalmadıkça bir kimsenin dersini almak istemiyoruz. Diyoruz ki eğitilsin, burada eğitim görsün dışarı çıkarsa daha da kötüleşir diyoruz, burada kalsın diyoruz.
Yoksa insanların iyiliğinden değil Allâh bizi affetsin. Öyle kendi kendimizi, ben de dahilim buna fasulye gibi nimetten saymayalım. Rabbim cümlemizi affetsin inşâAllah. Siz tarikatçısınız, bu yüzden hakikati bulamıyorsunuz diyenler oluyor. Bunlara nasıl cevap vermeliyiz, yol gösterir misiniz? Bediüzzaman Sayyidi Nursa Hazretleri demiş ya. Diyor ya, bir kimsenin tarikatta hiç ses yoksa bugün zındıkanın karşısında imanını koruması müşkülleşmiştir. Ama âdî samimi bir ehl-i tarikat, silsili-i meşâhî duyduğu şedîd muhabbetinden dolayı ümidini kesmezse de asla zındıkaya düşmez diye. O yüzden Allâh bizi onlardan eylesin. Herkes bir laf söyler, herkesin lafına bir cevap vermeye kalksak, biz doğruyu öğretmekten kafamızı kaldıramayız.
Allâh muhafaza eylesin. Varsınlar onlar hakikate erişsinler inşâAllah. Müslüman bir erkek, Müslümanların Allâh’ına, Hristiyanların Tanrısına ve kendi Tanrılarına inanan bir Budist kadınla evlenebilir mi bu konuda ölçü nedir? Evlenemez. Müslüman bir erkek ancak normalde bir Hristiyan ehl-i kitabı alabilir veyahut bir Yahudi ehl-i kitabı alabilir. Ehl-i kitabı nikahlanmak bu noktada caizdir. Ama Budistlerle alakalı böyle bir şey yok, hüküm yok. Hz. Âdem’in yedi milyon yıl önce yaşadığı söyleniyor. Son bulunan insan fosilleri için on milyon yıllık dediler. Bilim adamları mı bir yanlışlık yapıyor yoksa Hz. Âdem’den önce cinliler hariç dünyada yaşayanlar var mıydı? Bu noktada bu yıl verenler Âdem aleyhisselâm ile alakalı hata yapıyorlar.
8. Bölüm
Âdem kaç bin yıl önce dünyaya gönderildi. Bunu net olarak pozitif bilgi açısından bunu hesaplamak çok zor. Bunu bulmak çok zor. Burada Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretlerinin hangi Âdem sözü bu meseleyi açıklıyor. normalde dünya kaç sefer bu noktada helak oldu, ne kadar böyle bir afat geçirdi. Biz sadece Kur’ân’ın bize bahsettiklerini biliyoruz. Bu kaçıncı Âdem? Biz onu tam net olarak bilgimiz yok. normalde değişik değişik bu konuyla alakalı sûfîler kendi rüyalarında hallerinde farklı şeyler görebilirler. biz burada 7 bin yıl deriz sufinin birisi örneğin bir böyle manevi bir perdede. Bir kimse zikrullah yaparken gördüğünde onun 15 bin yıldan beri aynı noktada zikrullah yapıyor burada dense adamın bu sefer o tarih şeyi karışır.
Veya başka bir sûfî örneğin yine ayrı bir perdede hatta gözünün önünde bir şey olmuş olsa böyle bir mağara gibi bir yer veya hatta ne bileyim bir dehliz gibi bir yer onu gece alsalar oraya götürseler burada da şu zikrullahı yapan bu esmaet çeken bir kimse var. 30 bin yıldan beri bu esmaet çekiyor burada. Henüz daha Allâh bunun canını almadı. Bu normalde ayrı bir noktada yaşıyor dense o kimsenin bu sefer tarihle alakalı şeyi değişir, durumu değişir. O yüzden kardeşler bu konuda bir tarih vermesinler. Hatta bu hali görse o kimse 15 bin yıldan beri bu perdede bu subhanallah ve bi hamdihi çekiyor. Bu zikirle bu hemhal olmuş bununla rızıklanıyor bununla nefesleniyor. Allâh bu zikirle ona bir ayrı bir hayat bahşetti.
Hala da hayatı devam ediyor. Bunun henüz daha eceli gelmedi. Kıyamete yakın bunun eceli gelecek. Yok daha da tefaratlı bir şey görse kıyamete yakın bu yeryüzüne inecek. kıyamete yakın yeryüzüne bu zuhur edecek. Mehtalâ Resûlâ bu yardımcı olacak. Böyle bir hal görse böyle bir durum görse bu sefer onun tarih durumu değişecek. Şimdi bu meselede tarih verenler bir rüyaların halleri doğrudur ama kısa bir yeri görmüşlerdir. Kısa bir yeri gördüğünden bir evliyanın bir velinin eksikliği değildir bu. Ona 5 bin yıl demişlerdir o 5 bin yılı bilir. Veya öbür veliye 10 bin yıl gösterilmiştir o 10 bin yıl görür. Öbürküyü 30 bin yıl görmüştür o 30 bin yıl görür örneğin. O kimse kendi gördüğüyle bunu ayağın olur ve bu konuda bilgilenmiş olur.
O yüzden buradaki tarihler bu pozitif bilimle alakalı değil bunlar manevi hâlla alakalı. Manevi hâlla alakalı olduğu için o kimse bunda bir tarih koyamaz. Ama o kimse dese ki ha kardeş bana gösterilen 30 bin yıllıktı. yaklaşık 30 bin yıldan beri o oradaymış çok eski bir insan. O 30 bin yılı bilir. Daha fazlasını bilebilecek mi? Yok. O yüzden Muhyiddin İbn Arabi’nin hangi âdem metaforu geçerli olmuş oluyor. Sema’nın amacı nedir dervişler neden sema ederler? Her dervişini her sema edenin kendince bir sebebi vardır. örneğin bir kimse bir ritüel olarak sema da öğrenebilir. aslında o sema öğrenirken annesi babası sema ediyorlar ne kadar güzel Allâh’ı da zikrediyorlar. Benim oğlum da benim kızım da sema etsin diyebilir.
9. Bölüm
Bu da normalde caizdir. Sonuçta sema ederken zikrullah yapıldığından dolayı o bir zikir ibadeti işlemiş oluyor. O zaman normalde sema’nın amacı nedir? En alt seviyede böyle amaç noktasında bakacak olursak Allâh’ı zikirdir. Ama bu noktada sema gerçek manada Allâh’la aradaki perdeleri yakmaktır. Eğer semaya biz Allâh’la aradaki perdeleri yakmak, aradaki perdeleri kaldırmak olarak bakıyorsak o zaman muhteşem bir şey. Aileden birinin güzel ahlaklı olması için nasıl dua etmeli? Dua duadır. Devamlı onun üzerinde dua edebiliriz güzel ahlaklı olması için. Onun üzerine teyhit okuyup onun üzerine boyuşlayabiliriz. İhlas okuyup onun üzerine boyuşlayabiliriz. Fâtiha-i Şerîf okuyup onun üzerine boyuşlayabiliriz.
Fâtiha Sûresinde yalnızca senden yardım dileriz diyor ya, pir efendilerimizden yardım isterken, himmet isterken nasıl istemeli, nelere dikkat etmeliyiz. اِيَّا كَنَ عَبُدُ وَاِيَّا كَنَ اَسْتَعِينَ Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Bu tevhidin özü hükmündedir. Tevhidin özü. Biz ibadet ederken yalnız Allâh’a ibadet ederiz. Bir şey isterken de yalnız Allâh’tan isteriz. Ama Cenâb-ı Hak hem âyet-i kerimelerde hem hadisi kutsilerde hem Hazret-i Peygamber hadîs-i şeriflerde salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri vesilelerle yaklaşın buyurmuş. O yüzden biz pir efendilerimizi vesile ederiz, onlardan bir şey istemeyiz. Veya başka bir hadîs-i şerif var ya, normalde bir sıkıntınız olursa bir duanızın kabul olmasını istiyorsanız, ehli kabirden bu noktada ehli kabiri vesile ediniz diye bu manada hadîs-i şerif var. hemen hemen her şehrin her kazanın bir evliyası vardır İslam dünyasında.
Bir oranın kutbu vardır. Mesela Emir Sultan Hazretleri git onun başına, onu vesile et. De ki böyle bir derdin var, böyle bir sıkıntın var. Ya Rabbi Emir Sultan Hazretlerinin yüzü sürmetine şu işim asan olsun. Veya üftat Hazretlerine git. Veya bu noktada isterken üstadını vesile et iste. Şeyh Efendi öyle derdi Allâh rahmet eylesin. Oğlum dirisi varken gidip ölüleri vesile eder. İnsanoğlu enteresan derdi. Gerçekten mesela böyle bir yerin zâkiri vardı, milleti topluyordu Nehşehir’e gitmek için. Toplanıyorlardı. Bana da söylüyorlardı ben gelemem abi ben kendim gideceğim diyordum. Ben tabii çıkıp gidiyordum Ben Nehşehir’de. Bir program var, bir şey var. Daha o zaman ben İzmir’deyim, Bayinir’deyim.
E tabi ben cuma gün akşam otobüsüne biniyordum. Cumaat için sabah Nehşehir’de oluyordum. Şimdi onlar böyle toplanıyorlar ya bir Nasretin Hoca’ya Akşehir’i uğruyorlar. bu kısası eğer uzun giderlerse oradan Konya’ya gidiyorlar. Hz. Mevlânâ’yı ziyaret ediyorlar. Dönüyorlar tam böyle akşam karanlığına, akşam yümeğine doğru Nehşehir’e geliyorlar. Tabi Şeyh Efendi böyle bütün gün onları bekliyor gelecekler diye. Bir gün böyle bana döndü. Sen ne gitmedin onlarla dedi. O gün de Konya’ya gitmemişler Akşehir oradan bir Ürgüp göreme peri bacalarını görmeye gidiyorlar. Tam haber geldi Ürgüp’e geçmişler peri bacalarını görmek için. Ben de o güne kadar hiç gitmedim ne Ürgüp’e ne peri bacalarına filan. Ben Şeyh Efendi’ye gidiyorum, ziyaret ediyorum.
10. Bölüm
Oradan pazar günü akşam otobüse biniyordum. Sabahleyin yine İzmir Garajı’na iniyorum. Benim şeyim o usulüm kaidem öyle olmuştu. Böyle gayri ihtiyar bana döndü. Sen ne gitmedin dedi onlarla beraber dedi. Ben böyle o böyle gayri ihtiyar söyleyince benden de gayri ihtiyarı dökülmüş. Taş toprak seyretmeye gelmedim efendim dedim. Taş toprak Ürgüp’te göreceğinde taş toprak. Onun hoşuna gitti. Başladı tebessüm etme. Allâh iyilini versin Mustafa Efendi. Taş toprak seyretmeye gelmedin. Estağfirullâh efendim. Taş toprak seyretmeye gelmedin. Şimdi normalde onu tekerleye tekerleye başladı onu tekerliyor. Şimdi gelene diyor sen Ürgüp’e gittin mi? Gittim efendim bana deniyor şimdi. Taş toprak seyretmeye gelmiş. taş toprağa gelmiş.
Ben hiç bu sefer ne Ürgüp ne ondan sonra görelim o ne Ürgüp göreme var ya o yerler böyle Peri Bacaları filan yeraltı şehirleri filan nasibim yok benim. ben 18 yıl gittim geldim Nevşehir’e. Ben hiç bir daha hala da bilmem ben. Yoldan geçerken Kayseri yolu var. Kayseri yolundan girdiğinde Peri Bacaları’nı görüyorsun. yol üstünde. Haa Peri Bacaları bunlar tamam o kadar gördük yeter tamam bu kadar. Şimdi Şeyh Efendi öyle derdi Allâh rahmet eylesin. Oğlum dirisi varken ölüsünden gider insan ölüsünü ziyaret eder. Diri olanı ziyaret etmek lazım derdi. Şimdi de bazı arkadaşlar ne yazık ki öyle oldu. normalde bu sözün meclisten dışarı. Şimdi eski derviş kardeşler var onlar böyle ölüsünde kaldılar dirisinde yoklar.
Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde hadîs-i şerîf de var. O büyük zatlar vesile edilir. Ehl-i kabir vesile edilir. Bu noktada dua ederken vesile edilir. Onlardan bir şey istenmez. bazı sûfî kitaplarında bu tip sözlerle karşılaşabilirsiniz. Bunları ölçe almayın. Bunlar o yaşayanın kendi manevi hâli. Mesnevide de geçer bu hani. İbrahim Ethem haç için yolculuğa çıkmış ya. Haç için yolculuğa çıkınca yolda zâtın adaklılığı gelmedi. O zâtla karşılaşmış. Zât da fakr-ı zaruret içinde. Demiş nereye gidiyorsun? demiş hacca gidiyorum. Şu demiş haç için ayırdığın akçeleri demiş ver de bana. Benim etrafımda yedi tavaf et, yedi şafet. Haccın haç demiş. İbrahim Ethem’e diyor bunu. Sen diyor Allâh’ın nazar ettiği gidip diyor taşı toprağa tavaf edeceksin.
Oysa diyor Allâh haşa oraya zâtıyla tecelli etmedi. Hadîs-i kudsi söylüyor. Hiçbir yere sığınmadım. Mümin kulumun kalbine sığdım. Aradığın burada diyor. Aradığın burada. E bu tabii onlara ait bir hâl. Bu onlarla alakalı. bunu kalkıp da şimdi böyle normal bir kimseyi anlatsan siz küfür ehlisiniz. Çıkar işin içinden. O yüzden bu o hâli yaşayanlarla alakalı. Onlar için geçerli. Yoksa mesela kimisi demiş sen ne? Senin yok mu demiş üstadın. E demiş var ne ondan istemiyorsun demiş. Üstadın varken dışarıdan başka bir şey istemenin bir anlamı var mı demiş. Sen şirk ehlisin. Bunlar tabii o hâllile hallenen kimselerle alakalı. bunlar insanlara ölçü olur mu? Olmaz. Hallacı Mansur’un enel hak demesi o hâlle hallenmen kimseye ölçü olur mu?
11. Bölüm
Olmaz. Bu işin edebiyatını yapıyor tabii herkes. Hallacı Mansur enel hak dedi. E dedi ama gecede 100 reket namaz kılıyordu. E nasıl basbaya? Sen de gecede 100 reket namaz kıl. Sen de o hâlle hallen hadi bakalım. E Hallacı Mansur’un cebinde ertesi güne bir dirhem kalmıyordu. Bir dirhem. Evinde bir lokma ekmek kalmıyordu ertesi güne. Kimisi onun sözü olduğu söyleniyor. Kimisi başkalarının sözü olduğu söyleniyor. Kimin sözü olursa olsun söz hak olsun da. Demiş ya ne yapıyorsun demiş. Derisine. O da demiş ki buluyorsam yeri yiyorum demiş. Bulmazsam sabrediyorum. Yürü git demiş. Onu Bağdat’ın köpekleri de yapıyor demiş. Adam durmuş. O da veliden bir zat. Efendim siz ne yapıyorsunuz demiş. Bulursak dağıtıyoruz demiş.
Bulmazsak sabrediyoruz. Bulursak dağıtıyoruz. Bulamazsak dağıtacak bir şey bulamazsak o zaman sabrediyoruz. Bulursa yemiyor. Bulursa dağıtıyor. Bakın onlara ait bunlar. Ben o kitap hoşuma gider. Ahmet Ali Rıfâ Hazretleri’nin onların âlemin kitabı. Onlara ait, onların âlemin âyeti. Burada normalde hadîs okuyoruz. Biz bu hadisi burada kardeşlerin anlayacağı şekilde şerh ediyoruz. Onların âleminden o hadisi okuyorsun. Hop oturup hop kalkıyorsun. hadisin normalde yüzünden okuyorsun. Hadisin yüzü ayrı, anlattığı ayrı. E sebep o onların âleminden konuşuyorlar onlar. Allâh cümlemize onların âlemine ulaşmayı nasip eylesin. Âmîn. 59. hadisteyiz. Öksürümden dolayı özür dilerim. Hakkınızı helal edin. Ne yapalım, böyle birkaç yıldır kışları gribel enfeksiyon geçmiyor artık.
Tazeleniyor. Hep yeniliyor kendini, hep tazeleniyor. Her şey kendini yeniliyor ya, tazeliyor ya. Hastalık da kendini yeniliyor, tazeliyor. Elhamdülillah. Ebu Hureyre Radıyallâhu anh Hazretleri naklediyor. Müslüm Ebu Davud İbn-i Macide geçmiş hadîs. Sizden birisi geceleyin kalktığında Kur’ân diline dolaşır ve ne dediğini bilemezse hemen yatsın. Demek ki birisi geceleyin kalktığında Kur’ân diline dolaştı. Artık ne okuduğunun farkında değil. Ne okuduğunun bilincinde değil. Veya okulduğu net değil. İbadet edecek ama okuduğu net değil. uyku basmış ona, yorgunluk basmış. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki o yatsın. Şimdi bazen böyle bunu kardeşler günlük hayatlarında çok yaşamazlar çünkü o kadar ağır ibadet eden yok aranızda ama itikafta belki de bu olur. itikafta mesela bir müddet sonra artık böyle tehdit dile dolanmaya başlar.
İlk birinci gün ilk defa girenler, ikinci gün ilk defa girenler 70 bin tehdit çekiyorsun günlük yaklaşık çok diri çok böyle canlı olursan en az 15 saat sürüyor. Bunu gözünüzü korkutmak için söylemiyorum. bu işin şeyi bu. Çok diri çok canlı olursanız ancak o da birinci gün olur. 15 saat 16 saat de bitirirsiniz normal şartlarda. İkinci gün o 18-19 saate çıkar. Zorlanırsınız. Üçüncü gün 20 saate çıkar o. Zorlanırsınız zaten dördüncü güne o ders şey olur ne o? Sarkar. Sarkmayan çok azdır çok nadirdir. Ama bende sarkma dedi. Ya otur kardeşim yapma. dıp düzgün çekersen sarkar. Yetiştiremeyiz. Yoruyor insanın çünkü itikafı. Yorar. Oturduğun yerde yorulursun. Hiçbir iş yapmadığın halde yorulursun. Yorar insanı.
12. Bölüm
Öyle olunca zaman zaman insanın dili pertekleşir. Söyleyemez hale gelir. Bazen dili şişer içeride yeni girenlerin. Ya da şişmiş gibi geliyor insana. Ağırlaşıyor dili insanın. O zaman normalde kalbi devam etmeye başlıyor. lâ ilâhe illâllah’ı çekmeye. Karışınca bırak. Bırak. Kalk abdest al. Abdestin var deme. Kalk abdest al. İki reket namaz kıl. Başla sonra tekrar. Bir abdest al. Buradan bir o perdeden çık yani. Bir kendini oradan kurtar. Sebep hadîs-i şerif bakın. Diline dolaşırsa uyusun. Evet. O zaman Kur’ân-ı Kerim’i mesela bir kimse bildiği kadarıyla okusa bir harfi eksik kalsa bir şeysi eksik kalsa başka hadîs-i şerif var. Hadîs-i şerifi diyor ki Allâh melekleriyle o tam telaffuz edilmeyen tam okunmayan harfi tamamlar katına öyle çıkarır.
Eyvallâh. Öyle Kur’ân-ı Kerim’i tam okuyamıyorum deyip de kenara atma. Az da okusan başla okumaya. Eksik okuyabilirsin. Kelimeleri tam anlamıyla çıkaramayabilirsin. Öğreninceye kadar öyle devam et. Ama komple Kur’ân-ı Kerim’i atma kenara. Dervişlerde böyle bir şey var. Sufilerde böyle bir tembellik var. Kur’ân’la bağ tam kurmuyor sûfîler. zikrullahla bağını güçlendirirken Kur’ân’la olan bağını tam güçlendiremiyorlar. Bu yaz döneminde kafamdaki proje. Bütün gençler yaşlılar hepimiz böyle yaz döneminde tekkeyi Kur’ân evine çevireceğiz inşâAllah. Böyle kafamda hem erkeklere hem bayanlara yazla alakalı böyle bir kafamda proje var. Yazın böyle herkes Kur’ân-ı Kerim’i öğrensin. Böyle bir kurslar yapalım.
Büyükler, yaş grupları herkes harıl harıl. Bütün dergâh böyle bir Kur’ân ayı. Kur’ân iki aylık mesela. Kur’ân öğrenme, Kur’ân’ı pişirme olarak hem bayanlarda hem erkeklerde. Bu konuda biraz herhalde bende eksiklik var. O yüzden ben herkesde eksiklik var diye düşünüyorum. Ben de eksik. İnşâAllah. Ama o Kur’ân’ı eksik okusa bir kimse, Cenâb-ı Hak onu tamamlar öğreninceye kadar. Ama bu ayrı bakım. Bu ne? O kimseye ibadet etmek için riyazat yapıyor, ibadet edecek dili damağına dayanmış. Yok o bırakacak o zaman. Veyahut da kaç rekat kıldığının farkında değil. O bırakacak o zaman. Bu da Ramazan ömresinde olurdu. Şeyh Efendi ile beraber giderdik. Allâh rahmet eylesin. Tabi koşuşturma var normalde koşuşturmayla beraber uykusuz kalıyorsun.
Koşuşturma var. Bir de teravi var ya. Eyvah. Ben kim var benim sağımda solumda? En sağlam iki tane iki arkadaş. Ben onların ortasına giriyordum. Uyuyordum çünkü. Bildiğiniz uyuyordum. Böyle iyice yaslanıyorsunuz ya birbirinize. Ayakta uyudum ben biliyorum. Uyuyordum. Rekatı bilmiyorsun. Hadi orada imama tabi oluyorsun. Esselamu aleyküm ve rahmetullah. Selam veriyorsun çıkıyorsun namazdan. Kaçıncı rekat olduğu gidiyordu bende bazen. Yorgunlukla alakalı, uykusuzlukla alakalı. Bu olur mu? Evet kılmayacaksın o zaman namazı. Bakın kılmayacaksın. Deseceksin ki şu uykumu bir geçsin. Hemen kalk abdest al. Abdest alacak halde değilseniz burnunuza üç sefer su çekin. Şeytan insanın burnundan girerekten uykusunu getirir.
Ne zaman uykunuz gelirse bu size bir şey olsun ti olsun. Uykunuz geldi mi? Geldi. Hemen kalkın burnunuza üç sefer su verin. Bu sizin uykunuzu açar. Mümkünse abdest alın. Yok burnunuza üç sefer su verin. Gece zikri yapanlar. Allâh biz onlardan eylesin. Âmîn. O yüzden normalde bir kimse bizde aşırılık yok, orta yol var. Aşırılık yok, orta yol var. Ola ki bir ibadeti yetiştiremedi bir kimse. O zaman ne yapacak? İnşâAllah kalkacak, bırakacak. Şimdi buna ilave diyeyim aslında önümüzdeki haftanın dersi 60. hadîs var. öyle ya gece adam virdini bıraktı. her gece örneğin diyelim ki on rekat namaz kılıyordu uykusu geldi bıraktı. Veyahut da gece dersi vardı o kimsenin. Kiminizde var sabahlı akşamlı bir ders çekenler var aranızda.
Sabahlı akşamlı ders çeken sabah dersi onun sabah namazında başlıyor, akşam namazında günü bitiyor. Sabahlı akşamlı çekenler. Sonra akşam namazında, akşam dersinin saati başlıyor, sabah namazında bitiyor onun dersi. Bu sabahlı akşamlı. Çekebilenler bunu çekebilirler. Bir de ama bunu bir üstad verirse vacip olur o zaman. Böyle aranızda öyle dersli olanlar var sabahlı akşamlı çekiyorlar. O sabahlı akşamlı çekenler mesela sabah dersini akşam namazına kadar çekecekler. Akşam dersini de akşam namazından sabah namazına kadar çekecekler. Çekemedi, uykusu geldi hadîs-i şerif. Bir kimse hizmini veya cüzünü okumadan uyur da onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa kendisine geceliğini okumuş gibi sevap yazılır. bir kimse gece zikrini yapamadı.
Uykusu geldi, ne bileyim misafir geldi, bir şey oldu, yorgun düştü, kadınlar evde temizlik yaptı, misafir ağırladı. vakti olmadı. Erkek, bu yorgun geldi, yoldan geldi, vakti olmadı. Gece dersini yapamadı. Veya ota, her gece iki rekat namaz kılıyor, kılamadı. Veya her gece on rekat namaz kılıyor, kılamadı. Veya her gün gece virdi var, çekemedi. Veya kendine vir dediğindeydi, geceleri beş bin tehlit çekiyordu, çekemedi. O zaman ne yapacak? Onu sabah namazı ile öğlen namazı arasında, onu yerine getirirse, o kimse bu sefer gece çekmiş gibi, vaktinde yapmış gibi, ne olacak? Sevabını alacak. Allâh bizi onlardan eylesin. Önümüzdeki hafta 61. hadisten inşâAllah devam edeceğiz. Lâ ilâhe illâllah. Lâ ilâhe illâllah.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Vird, Zikir, Tevhîd, Kalb, Şeyh, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı