1. Bölüm
Sayyid’i duymadık ya. Selâmün aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Hem inşâAllah çaylarınızı için hem sohbete başlayalım. Zatürre’den yoğun bakımda bir yakanımız. Allâh şifa versin inşâAllah. İnsanlar bilinçsiz bir şekilde ilaç içe içe, şimdi ilaçlar da etkisiz kaldı. Bu bir. İkincisi, ilaçlar üretildikleri ülkelerde farklı modlarda, bizim gibi ülkelerde farklı modlarda etkisi az. O yüzden normalde mesela Avrupa’ya üretilen ilaçlar daha etkili. Örneğin, Amerika’ya üretilen ilaçlar daha etkili. Bizim gibi ülkelere üretilen ilaçlar daha etkisiz. Orta Doğu ve hatta ileri doğru, Türkelilerine doğru üretilen ilaçlar daha etkisiz.
Bu sağlıkla alakalı, bu sigortalıkla alakalı, bu 18 yaşa kadar çocukların devlet güvencesinin bakımıyla alakalı insanlar bilinçsiz bir şekilde ilaç kullandılar. Hâlâ da bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanıyorlar. Öyle olunca rahatsızlıkların rahatsız olduklarında asla şey olmuyor. Ne o? İlaç tesir etmiyor. Allâh şifa versin inşâAllah. Dört yaşında oğlum geceleri uyuduktan sonra iki, üç saat geçince ağlayarak, çığlık atarak, korkarak uyanıyor. Yanına gitmemize rağmen sakinleşmekte zorlu, sakinleşmekte zorlanıyoruz. Bu nedenle her gece üç, dört kez yaşıyoruz. Sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamıyor. Bu torum için önerdiğiniz nedir? Genelde çocuklardaki bu tip rahatsızlıklar anne-babanın hamilelik döneminde olan rahatsızlıklarıyla etkili oluyor.
Bir kısım çocuklarda anne ve babadan kalma, ırsi. Her ne kadar bu ırsiliği kabul etmiyorlar ama normalde bir kısım çocuklarda böyle bir şey var. Anne-baba abdestli mi, abdestsiz mi, emzirdi veya bunda şimdi çok geniş şeyler var. Herkes kendi kendine farklı şeyler çıkarır. İnsanlar normalde eşlerin böyle cinsel hayatlarından tutun da günlük yaşantılarına varıncaya kadar çocuklar etkilenirler bunlardan. O yüzden bu böyle evlilenince insan evliliğinin tam temelinden itibaren Kur’ân-ı Sünnet dairesinde durmalı, yaşamalı, Kur’ân-ı Sünnet dairesinde hareket etmeli. İnşâAllah. Ama o çocuk, anne-baba inşâAllah okusun, biraz ona felak nas okusun inşâAllah. Almanya’dan gerçekte Hızır Aleyhisselâm ile görüşüp konuşmanın ne anlamı var?
Hızır Aleyhisselâm ile görüşülür, konuşulur, görüşülür, konuşulur denilince de insanlar hop oturup hop kalkıyorlar. Nasıl böyle bir şey olur diye. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri görüşmüş, konuşmuş, sahâbeler görüşmüşler, konuşmuşlar. Büyük velîler Hızır Aleyhisselâm ile görüşmüşler, konuşmuşlar. Yine seyr-i sülük noktasında bir kimse Hızır Aleyhisselâm ile görüşür, konuşur. Onların farklı farklı mânâları var. Allâh o mânâya erenlerden eylesin. Âmîn. Rüyada sürekli aynı kişiye şiddet uyguladığının gösterilmesi ne anlama gelir? Buradan rüya tevil etmeye başlarsak işin içinden çıkarmayız. Rüyalarımızı hatırlamama sebebi unutkanlık mıdır? Hatırlanmıyorsa hatırlanmıyor, bunu büyütecek bir şey yok bunda.
2. Bölüm
Bazı kişilere karşı kin nefret duygusu oluyor, aşamıyorum, iyi hareketleri bile batıyor ve kendimi çok suçlu hissediyorum. Bazen belli ettiğimi düşünüyorum, sonrasında daha da üzülüyorum. Kalbim bozuk sürekli, ne yapmamı tavsiye ederseniz kin, kibir, nefret, öfke bir arada gibi oluyor. Sûfîlik, bu kötü huy ve âdetleri terk etme yeridir, terbiye etme yeridir. O yüzden kalbimizde bu tip kötü ahlak, kötü alışkanlıkları sûfîlik yolunda nefsi teski ederekten terbiye edeceğiz inşâAllah. Uygun bir fiyata kendime ait bir ev almak istiyorum. Kredi çekip ev almaya uygun bulmuyorsunuz, ev almak için ne tavsiye edersiniz? normalde gönül arzu eder ki kardeşlerine hiç birisi de krediye bulaşmasın, bankaya bulaşmasın, gönlümüz onu arzu eder.
Ama bir kimsenin eğer gerçekten farklı zaruret içerisinde bunu yapacak hâli durumu yoksa, bunu diyanet, ve diyanetten önce aslında onu hamdi döndüren hoca, ondan sonra şey, neydi? Hayrettin Karaman, onlar bir ekip zaten, Hayrettin Karaman hamdi döndüren, daha bunları destekleyen birkaç tane daha üniversiteli var, profesör, hukukçu, İslam hukukçusu. Bunlar enflasyon miktarı kadar faizi caiz görenlerdendi. Bunların bu konuda talih olarak fetvaları var. Hamdi döndürenin de var, Hayrettin Karaman’ın da var. Ben Hayrettin Karaman hocayı böyle çok şey yapardım hani, desteklerdim kendimce, severdim. Desteklerdim demeyeyim de severdim, okurdum, fetvalarına bakardım. O fetvasından sonra içime bir soğukluk girdi ona karşı.
Saklayacak, gizleyecek değilim. enflasyon miktarı kadar faizi cevaz verdiler. Bunu tabi böyle değişik zorlamalar yaptıklarına inanıyorum. Ben normalde o yüzden çok ince bir fıkıhçı değilim, öyle bir iddiam da yok. Buna oralardan dolaşacaklarına, oralardan dolaşmalarına gerek yoktu. Direkt İbn-i Abidin’de fetvası var, Fetavay-ı Hindiye’de fetvası var, Dürer-Gürer’de fetvası var, El-Hidayah’da fetvası var, İmam-ı Azam’ın bu noktada fetvası var. İslam hukukunun olmadığı yerde müslümanla harbinin arasında faiz yoktur diye Hz. Mekkul hadisinden bir fetva var. Hanefiler bu konuda buna fetva vermişler, iyi ki vermişler. Bir de işin bu tarafı var. Yoksa bu meselelerin fıkıh açısından, işin içinden çıkılması mümkün değil çünkü. o Hz.
Mekkul hadisini kabul etmeyenler hadisi kabul etmeyenler değil de haberi vahit olduğundan bir tek Hz. Mekkul onu rivayet ettiğinden dolayı böyle üzerinde şüphe tartışmaya açanlar var. Yok, gerek yok bunu. İmam-ı Azam hazretleri bu konuda onun sahiliğine cevaz vermiş. Zaten hadîs kitaplarında da var o. Aynı zamanda hanefilerin hemen hemen meşhur fıkıh kitaplarının hepsinde de bundan hareket ederekten fetva vermişler. Tabi bizim İslam dünyasında darül harp hukuku çok konuşulmaz. Darül harp hukuku da konuşturulmaz. Bir konuşulmaz, iki konuşturulmaz. Konuşulmaz, bunu konuşacak olanlar cesaret edemezler. Konuşturulmaz, bunu konuşacak olanların başına bir gaili açarlar. Açarlar. sebep çünkü sistemi ilgilendiriyor bu.
3. Bölüm
Bu yaşadığınız devlet sistemini değil bütün dünya global sistemini ilgilendiriyor. Dünya global sistemi neyin üzerine kurulu, faizin üzerine kurulu. Bankacılık sistemin üzerine kurulu. siz isteseniz de istemeseniz de siz o bankacılık sistemin içine giriyorsunuz. Girmek zorundasınız zaten. Bunu eğer İslam hukuku içerisinde mümkün mü değil çünkü neden? fazlanın hepsi de faiz ve kim faizle iştigal ederse bu hadîs-i şerifi de kabullenmek istemiyorlar. Kabe duvarın dibinde annesiyle nikahlanmış gibidir diyor en azı. böyle ağır bir hadîs-i şerif var. Âyet-i kerime ne diyor? Faizle kim iştigal ederse şeytan çarpmış gibi mezarlarından kaldırılır. faizle alakalı çok ağır ibareler var. Çok ağır. Şimdi bu ağır ibareler olunca işin içerisinde faiz var.
Bu sefer her şey duruyor. Esnafsın herkesin işi bankayla. Memursun herkesin işi bankayla. Emeklisin herkesin işi bankayla. Ne iş yapıyorsan yap herkesin işi bankayla. Hadîs-i şerif de var. Ayrı zamanda öyle bir zaman gelecek ki faiz girmeyen kursak kalmayacak. Dağdaki çoban dahil. Hazreti Peygamber’e soruyor sahâbe diyor. Ya Resulallah, dağdaki çobanla ne alakası var? ona nasıl faiz girecek? O da diyor faizle iştigal eden bir kimsenin davetine katılacak diyor. bir davete katılacak. Yine faiz ona girecek. faiz onun kursağına girecek. Hepimizin kursağında faiz vardır. Az çok. Ben de dahilim buna. Benim de emekli maaşım. Bankaya yatıyor sonuçta. Başka bir yere değil. Veya ticaret yapıyor olmuş olsan banka ile işin.
Benim olsa ne olacak, olmasa ne olacak. Sonuçta vergi karnem var mı? Var. Vergi karnem varsa ben vergi dairesine muhtesardır. Şuydu buydu yatırıyor muyum? Evet. Bunları da banka üzerinden yatırıyor muyum? Evet. Elektrik parası, su parası, doğalgaz, ıvır zıvır hepsi de banka üzerinden yatırılıyor mu? Yatırılıyor. E yatıramadın ona vade farkı koyuyor mu? Koyuyor. Faiz koyuyor mu? Koyuyor. Bakın koyuyor. Faizsiz bir işlem var mı ülkede? Yok. Yok. Bankasız bir işlem var mı? Yok. Nerede çalışırsan çalış. Bir iş yerinde çalışıyorsun. Beş kişiden sonrası mı bankaya yatmak zorunda? Nerede? Bir muhasebeci elini kaldırsın herhangi. Beş kişi değil mi? Beş kişi olunca bankaya yatmak zorunda değil mi maaşlar?
Evet. bir iş yerinde beş kişi çalışıyorsa maaşı bankaya yatacak. Bunun alternatifi yok. Şimdi böyle olunca dünya global sistemi dedikleri o vahşi kapitalist sistem, İslam dünyasını da ağının içine almış. O ağın içindesiniz siz. İhracat yapacaksınız bankadan, ithalat yapacaksınız bankadan, her şeyiniz bankayla. O faizin içindesi, içindeyiz hepimizde. Hepimizde. Bunun sistemle alakalı kısmı şu. Hanefiler demişler ki bu Hz. Mekkül hadisiyle, harbiyle Müslümanın arasında faiz yoktur. Örnekliyorum şimdi. İslam hukuku olmayan bir ülkede yaşıyor olsanız, İslam hukuku olmayan bir ülkede yaşıyorsanız, oradaki sistemle veya oradaki gayri-İslâmî unsurlarla aranızda faiz olmaz. siz oradaki sistem İslâmî değil ise bir ev alabilirsiniz.
4. Bölüm
Ev alınca da faizde de alsa aranızda faiz olmaz. Fransa’da yaşıyorsunuz, Fransa layık bir ülke. Fransa’nın hukuku İslam hukuku değil. Kendilerince onlar Hristiyan hukuku da değil diyorlar ama Hristiyan hukukuna benzer hukukları var. Fransa’da yaşıyorsunuz. Fransa’da devlet Toki misali bir bina yapıyor. Oradan krediyle ev alabilir misiniz? Evet. Diyelim ki Almanya’da yaşıyorsunuz. Almanya’da da Türkler çok ya veya Amerika’da yaşıyorsunuz. Veya İslam’ın hukuksal olarak tecelli etmediği bir ülkede yaşıyorsunuz. Bu neresi olursa olsun şu anda dünya üzerinde İslam hukukunun tam olarak tecelli ettiği bir ülke yok benim kendimce. Öyle olunca dünyanın hangi ülkesinde yaşarsanız yaşayın. Oradaki sistem sizin harbiniz.
İslam hukukunun olmadığı bir yer. Buradan şunu çıkarmayın. Orada anarşi caiz olmaz. İslam hukuku olmasa da Müslümanlar hiçbir yerde anarşi çıkaramazlar. Müslümanlar hiçbir yerde silahlı saldırıda bulunamazlar. Müslümanlar hiçbir yerde terör uygulayamazlar. Bunu da altın çizeyim. Hanefiye göre söylüyorum bunu. E şimdi orada bir kimse ev alacak. Evi alabilir mi bu şartlar içerisinde? Evet. Veya o kimse bir ticaret yapacak, bir şey yapacak. Bunlardan sorumlu olur mu? Olmaz. Bunun bilincinde olacak. Ama Müslüman, Müslümanla alışverişindeki fazlalık faiz nerede olursa olsun. Müslümanın Müslümanıyla olan alışverişinde. bir kimseye mal sattın kaç para? 30 lira ödeyemedi. Ben 2 ay sonra ödedi. Senin borcun 36 lira.
Fazlalık faiz. Her fazlalık faiz. O zaman Müslüman, Müslümanlarla alışveriş ederken dikkatli davranacak. Ama normalde gayrimüslim bir kurum kuruluş sistemle olan ilişkisinde faiz olmuyor. Durumu bu. Geçen hafta kaçıncı? 61’i mi okuduk? Okuyacağız. Tamam. Enes bin Malik’ten Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini şöyle dedin işittim. Allâh tövbe ettiği zaman kulunun tövbesine, birisinin çölde kalıp üzerinde yiyeceği ve içeceği bulunan devesinin kaçtığı ve ondan ümidini kestiği bir durumda, o kimse bir ağacın altına gelip gölgelenmekteyken, devesinin birden karşısına dikilmesi ve yularından tutması anındaki sevincinden daha çok sevinir. O kimse bakar ki bineği, azığı ve içeceğiyle beraber yanında.
O anda o kimse sevincinden şöyle der. Allâh’ım sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim. Ne dermiş? Allâh’ım sen benim kulumsun, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim. Şimdi Allâh tövbe edenleri sever. Allâh tövbe edip temizlenenleri sever. Bir kul günah işlese, Rabbisini hatırlasa tövbe etse, Allâh der ki kulum kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Ben de onu affettim. Kul yine günah işlese, yine nedamet duysa, geri dönse, tövbe etse, Allâh der ki kulum kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı, affeder. Yine o kimse günah işlese, yine dönse, tövbe etse, Cenâb-ı Hak der ki kulum kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı, tövbesini kabul eder. Allâh tövbeleri kabul edendir.
5. Bölüm
Yeter ki o kimse geri dönsün, tövbe etsin. Hatta başka bir hadîs-şevette Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hiçbir kimse yoktur ki, Cenâb-ı Hak o kimsenin üzerine hiçbir kimse yoktur ki, bir günah ona musallat olmamış olsun. Hiçbir kimse yoktur ki. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hariç, herkes bir günahın pençesinin altındadır. Bir günah işlemiştir. Ben kendi nefsimi söyleyeyim, benim gibi zayıf müminler birden çok işlemişlerdir. Ben de bu noktada sayısını bilmiyorum, Allâh beni affetsin. Ama der ki hadîs-şevtte devamiyetle, günah işleyenlerin en hayırlısı günahlarına tövbe edenlerdir. Ve hadîs-i şerif devam eder. Kim günahına tövbe ederse, hiç günah işlememiş gibidir.
O yüzden sûfîler mümkün ise sabah akşam Allâh’a tövbe ederler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Allâh’tan en fazla korkanınız benim. Ama günde 70 kez Allâh’a tövbe derim. Bir rivayette 100 kez Allâh’a tövbe derim. Yine başka bir hadîs-şerifte Hazreti Ayşe annemize ben Allâh’a tövbeden, şükreten bir kul olmayayım mı der. Demek ki Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem der ki ona sen günahlardan arındırılmadın mı? Sen geçmiş gelecek bütün günahlarından arındırıldın. Bu halin ne deyince ona der ki ben Allâh’a tövbeden, Allâh’a şükreden bir kul olmayayım mı der. Şimdi tövbe etmek bu kadar çok önemli. Hepimiz gün içerisinde, ay içerisinde, yıl içerisinde, ömrümüzde günahın içerisinde gireriz.
Hepimiz için bu var, mümkün. Hiçbir zaman günahsız bir toplum oluşturmak, günahsız bir topluluk oluşturmak mümkün değildir. Çünkü Âyet-i Kerime de der ki hiçbiriniz günah işlememiş olsa Allâh öyle bir kavim yaratır. O kavim günah işler, isyan eder, tövbe eder, Allâh da onları affeder. O zaman bir kavim düşünmeyin, hiç günah işlemeyen. Veya bir şahıs düşünmeyin, hiç günah işlemeyen. Bunu normalde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin haricinde bir kimsenin üzerinde böyle bir şey düşünürseniz bu küfür olur. Çünkü hem Âyet-i Kerime’yi inkar olur, hem adı şerifleri inkar olur. Ya benim şeyhim günahsız, hiç günah işlemedi deme. Bu mümkün değil. Bu bütün şeyhe efendiler için, bütün veliler için bu kapı açık.
Her velinin muhakkak günahı vardır. Her şeyhin muhakkak günahı vardır. Her dervişin, her sufinin muhakkak günahı vardır. Her toplulukun bir günahı vardır. Muhakkak vardır. Ve bir kimsenin üzerinde devam eden muhakkak bir günah vardır. Etrafınızdaki insanlara bakarken onları günahsız, masum olarak da görmeyin, aldanmayın. Kendinizi de aldatmayın. Birisi öyle söylüyorsa da aldanmayın. Herkesin bir günahla bir haşır neşirliği vardır. Ama onun hayırlı olanı ne? Tövbe edendir. O yüzden sûfîler mümkün ise sabah akşam mümkün değil ise muhakkak her gün tövbe ederler. Günde yüz kez tövbe etmek, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetidir. Tövbenin en faziletlisi 100 sefer, hadiste sabit, 100 sefer, günde 100 sefer kim subhanallâhi ve bihamdihi subhanallâhi l-azim ve bihamdihi estağfirullâh el-azim der ise deniz köpükleri kadar o kimsenin günahı olsa Allâh onu affeder.
6. Bölüm
Bu bir müjde. Bizim virdimizde de, tövbe olarak bizim virdimizde bu var mı? Evet. Bakın bizim virdimizde var mı? Evet. Günde 100 sefer biz bu virdi çekmeye gayret eder miyiz? Evet. Sabahlı akşamlı dersi olanlar hem sabah hem akşam bu virdi çekecekler mi? Evet. Ve sûfîler bu yüzden Allâh’a yakındırlar ve yaklaşırlar. O sabah akşam Allâh’ın rızasını gözetenler âyet-i kerimen vardır ya sabah akşam o yüzden sabah ve akşam virdi çekmek önemlidir. Sabah akşam vird çekenler o normalde sabah akşam Allâh’ın rızasını gözetenlerden olur. Beş vakit namazını kılan sabah akşam vird çeken ve bu noktada Allâh’a yakınlıyı gözeten salih kullardır. Allâh cümlemizi onlardan eylesin. Âmîn. Yalnız buradaki hadîs-i şerifin sonu muhteşem.
Kul öyle bir hale gelir sevincinden der ki diyor sevincinden ben senin Rabbinim sen de benim kuluğumsun. Şimdi bir takım aşıklar bir takım meczuplar yakınlıktan öyle bir hale gelirler ki onlar şatahat derecesinde sözler söylerler. Yûnus’un söylediği gibi, Hazreti Mevlânâ’nın celaletin Rûmî’nin söylediği gibi Hallacı Mansur’u söylediği gibi Abdülkadir Geylana Hazretlerinin söylediği gibi Niyazi Mısır’ının söylediği gibi öyle zatlar vardır. O zatlar o yakınlık noktasında İbrahim Ethem’in söylediği gibi veya Beyazıt-ı Bestami’nin söylediği gibi Muhyiddin İbn Arabi’nin söylediği gibi Sûfî büyüklerin öyle şatahatvari sözleri vardır ki o sözleri duyan insanlar ya cahilliklerinden ya da kasıtlı bir şekilde onların küfrüne fetva verir.
Oysa o şatahatvari sözlerin o yakınlıktan, o coşkunluktan o yakınlığın de yakınlığına kavuşanların bu sözleri o kimseler için masumdur maruz karşılanır. Sebeb bu hadîs-i şerif buna delildir. Bakın bu hadîs-i şerif buna delildir. bir insan ben senin Rabbinim sen de benim ne güzel kulumsun der mi Allâh’a o sevincinden der. siz kendi kendinize şimdi hayal edin çölün ortasındasınız, deveinizle beraber yolculuk yapıyorsunuz. siz bir yerde konakladınız veyahut da bir küçük abdest bozacaksınız. O esnada deve çekti gitti yiyeceğiniz onun üzerinde, içeceğiniz onun üzerinde, giysileriniz onun üzerinde bütün yolculukta lazım olacak olan her şey devenizin üzerinde. Siz kaldınız çölün ortasında dımdızlak.
Bayındırın tabiriyle. Ve siz bir gölgelik buldunuz kendinize. Ağaç, susuz, sefil bir şekilde orada duruyorsunuz. Bayıldınız, baygınlık geçirdiniz, kendinizden geçtiniz. Ve o esnada bir baktınız ki deve başucunuzda ve yiyeceğiniz, içeceğiniz, giyeceğiniz her türlü ihtiyaçlarınız devenin üzerinde. Ve siz sayha attınız. Ben ne güzel Rabbim sende ne güzel kulsun. Neden? Akri muazzaneyi kaybettiniz o esnada. Sebep aşırı sevinçten. Aşırı sevinç hali insanda muazzane dengeyi kaybeder. Kaybettirir. Aşıklık o yüzden dengeyi kaybetme noktasıdır. Aşırı derecede sevgi o yüzden dengeyi kaybettirir insanda. Veya birden birisini görmek dengeyi kaybettirir insanda. Dengeyi kaybettirir. Bu sevincin üst zirve noktasıdır.
Ve sevincin o üst zirve noktasında da o kimse ne söylediğinin farkına varmaz. Sufiler bunu tabir ederlerken dillerine gelen bütün her şeyi ondan görürler. Derler ki dilimden terennüm edilen bütün kelimeler sendendir. Kendi nefislerini ortadan kaldırırlar. Ama bunu heva hevesten yaparsa bir kimse küfür olur. Bir kimse bunu bilinçli bir şekilde yaparsa küfür olur. Bu bilinçli bir şekilde olmaz. Bu ne bileyim böyle bir rahvuta halinde olabilir. Bu coşkunun arttığı bir noktada olabilir. Bu böyle kalemle yazılacak bir şey değildir. Kalemle yazıyorsanız o zaman onda akıl vardır, onda fikir vardır. Bir başkası onu duyar da yazarsa o zaman o ayrıdır. Bu terennüm, bu kelimeler kendinden diline geldi de döküldü söyledi o kimsenin kendinden olarak görülmez bu.
Bu, bu şatahatvari sözleri. böyle çizgi dışı sözlerin delili olan hadîs-i şeriftir. Allâh bizi kendisinin seveceği hallerle hallendirdiği kullarından eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak cümlemizi sevdiği, seveceği hallerle hallerinden kullarından eylesin inşâAllah. Bir hadîs daha okuyacaktım ama âdetimi bozmayın. فَالَمَنَّهُ لَا يَا الَّهِ إِلَّا اللّٰهِ Fatiha Fatiha
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Vird, Nefs, Sünnet, Şeyh, Kâbe, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı