Ortadoğu’nun Stratejik ve Mânevî Önemi
Bütün peygamberler Ortadoğu bölgesinde çıkmıştır. İnsanlığın başlangıcı o bölgededir, sonu da o bölgede olacaktır. Kurtuluşu da batışı da oradadır. Dünyanın merkezi orasıdır ve kim Ortadoğu’ya sahip çıktıysa dünyaya bir şekilde sahip çıkmıştır. Bugün Avrupa’daki Hristiyanlığın, Siyonizmin çıkış yeri Ortadoğu’dur; bütün dinlerin, bütün sistemlerin kaynağı oradadır.
Ortadoğu’ya sahip olan dinlerin, kültürlerin, ticaretin, siyasetin üzerinde hâkimiyet kurar. Deccâl da oraya hâkimiyet kuramadıkça dünya üzerindeki hâkimiyetini tamamlayamaz. Deccâl’ın en son hâkimiyet kuracağı yer Mekke-Medine’nin üzeridir. Müslümanların üzerinde hâkimiyet kuramadığı müddetçe Deccâl tam olarak hâkim olamaz.
Tarih boyunca önce Musevîler Hristiyanları ezmiş, sonra Hristiyanlar Musevîleri yenmiştir. Ardından Muhammed-i Mustafa çıkınca her iki grup ortak olup İslâm’la savaşmıştır. Bu savaş devam ediyor ve Mehdî Resûl çıkıncaya kadar devam edecektir. Müslümanlara düşen vazîfe dinlerini yaşamak, öğrenmek, önce kendi nefislerinde mücâdele etmek, hem içlerindeki hem dışlarındaki Deccâl’e karşı mücâdele etmektir.
Deccâl Sistemi ve Dünya Düzeni
İslâm’ın nasıl bir mânevî sistemi varsa — kutup, kutbu’l-aktâb, imamlar, üçler, beşler, yediler, kırklar — Deccâl’ın da aynı şekilde zâhirî mânada kendi hiyerarşisi vardır. Başta Deccâl, yanında yardımcıları, onların etrafında kendi üçleri, beşleri, yedileri. Karar alırlar, plân yaparlar ve iç içe çalışırlar.
Dünya devletlerinin üzerindeki politikacıların kendi halkları tarafından seçildiğine inanmayın. Amerikan halkı Bush’u seçiyor zannetmeyin; Bush tayin ediliyor, halk da bu tayini kabul ediyor. Almanya başbakanı, Fransa cumhurbaşkanı — hepsi tayin ediliyor. Gücü elinde tutanlar başkanları, başbakanları belirliyor, insanların gözünü boyuyorlar.
Müslümanlar birlik olmadıklarından, hevâ ve heveslerine uyduklarından, başlarındaki yöneticiler Deccâl’e tâbi olduğundan bu düzen devam ediyor. İnsanlar uykuda — sabahleyin uyandıklarını zannediyorlar ama niye çalıştıklarını, neyi niçin yaptıklarını bilmiyorlar. Birisi dirilmeye kalkarsa onu öldürmeye çalışıyorlar. Uyanıklık ancak kalbin mutmain makamına gelmesiyle mümkündür.
Müslümanların Uyanması ve Nefis Terbiyesi
İnsanların uyanması için kalp gözlerinin açılması, kalplerinin mutmain makamına gelmesi lâzımdır. Kalpler mutmain makamına gelmedikçe uyanmaz. Bunun için kişinin kalbindeki hırsın, tamahın, kibrin, ucubun, Allah’tan başkalarını korkmanın, sevmenin, utanmanın kesilmesi gerekir.
Namaz uyanmaya atılmış bir adımdır, oruç bir adımdır, zikir bir adımdır; ama asıl uyanış kalbin mutmain makamına ulaşmasıyladır. Müslümanlar da Deccâl çarkının içerisindeler ve o çarka kuvvet veriyorlar. Üç öğün yemek yiyorsak Deccâl’ın ahlâkını yaptık; Peygamberimiz ömründe üç öğün yemek yemedi, besmele çekmeden ağzına bir şey götürmedi, sofradan aç kalktı, hasırın üzerinde yattı kalktı.
Peygamber Efendimiz’in Şefaati
“Şefaatim ümmetimin büyük günahkârlarınadır.” Çünkü ümmetin küçük günahlarını beş vakit namaz arasında Allah affeder. Oruç tutan kimsenin Ramazan’dan Ramazan’a biraz daha büyük günahlarını Allah affeder. Büyük günahlar ise — haksız yere adam öldürmek, şirk, anne-babaya isyan, zinâ, hırsızlık, gıybet, iftirâ — bunlar kebâir günahlardır ve Resûlullâh’ın şefaati onların üzerine olacaktır.
Tarikat Zamanı mı, İman Kurtarma Zamanı mı?
“Zaman tarikat zamanı değil, iman kurtarma zamanı” sözünü Bedîüzzaman Saîd-i Nursî Hazretleri’ne nispet ederler. Ancak aynı Bedîüzzaman, Mektûbât’ın 29. Mektup, 9. Kısım, 8. Telvih’inde buyurur: “Bir kimse muhakkık âlim dahi olsa tarikatten hissesi yoksa, kalbi harekete geçmemişse, bugünkü zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. Âdî, sâmimî bir ehl-i tarikat şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle kebâirle fâsık olur, ama asla zındıkaya düşürülmez.”
Bu durumda Bedîüzzaman iki yol sunmaktadır: Ya kalbin harekete geçmiş olacak, ya da bir üstâda intisapla tarikat yoluna gireceksin. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri zamanında yazılı fıkıh kitabı da yoktu, kelâm ilmi de yoktu, genetik ilmi de yoktu. Bir şeyin adı sorgulanmaz; Kur’ân ve sünnete uyup uymadığı sorgulanır. Peygamber zamanında zühdî yaşantı var mıydı? Vardı. Cebrî zikir, hafî zikir yapılmış mıydı? Her ikisi de yapılmıştı. Âyetlerle ve hadislerle sabittir.
Cemaat ve Tarikatlara Saygı
Bedîüzzaman’ın güzel bir sözü vardır: “Benim meşrebim güzeldir demek onun hakkıdır; ama sadece benim meşrebim haktır demek onun hakkı değildir.” Müslümanlar birbirlerine tarikatçılık, cemaatçılık, mezhepçilik yapmasın. Kimsenin nurculuğuna, tarikatına, şeyhine, meşrebine, mezhebine laf söylemeyin.
Kim herhangi bir cemaati, tarikatı, şahsı didikliyorsa o Deccâl’e hizmet ediyordur. Ölçüyü konuşun, dîni konuşun, Kur’ân’ı konuşun, sünneti konuşun — ama şahıslara ve topluluklara saldırmayın. Bir insanı yolundan alıkoymak şeytanın işidir; adam bir yol tutturmuş, bir yere intisap etmiş — bırak kardeşim, Allah mübarek etsin.
Ruh Terbiyesi mi Nefis Terbiyesi mi?
Ruh terbiye olmaz, nefis terbiye olur. Bazı tarikatlar ruhu terbiye ettiklerini söylerler; söylenecek bir söz yok ama bizim meşrebimiz böyle değil. Biz nefsi terbiye ederiz. Nefis güzel ahlâka bürünmeye, iyi bir kimse olmaya adaydır. Ruh zaten iyidir, temizdir; kirletilmesi gereken nefistir.
Çeşitli Fıkhî Meseleler
İkinci Evlilikte Üvey Çocuklar
Bir kadının kızı var, bir adamın oğlu var. Adam kadınla evlendiyse bu çocuklar birbirleriyle evlenebilir; aralarında nikâh düşer, bir beis yoktur.
Anne-Babanın Çocuklara Adaleti
Adalet kavramı eşitlik değildir. Bir çocuk ticarethaneyi yönetebilecek kapasitede değilse onu memurluğa yönlendirmek adalettir. Bir çocuk evliliği götüremeyecek durumdaysa onu evlendirmemek adalettir. Fizikî veya rûhî problemi olan çocuğu zorla evlendirmek adalet değildir.
İtikaf ve Çile
Tasavvufta itikaf çile hükmündedir. Bir kimsenin mânevî yükselişine, derinliğine, genişliğine sebep olacak ibâdetlerdendir. Bir günlük veya birkaç günlük itikaf programları kalplerin temizlenmesine, ruhun yükselmesine vesîle olur.
Fabrikada Gizli Namaz
Namaz kılınmasına izin verilmeyen fabrikada gizli, saklı, kaçak olarak namaz kılınabilir. Namaz için gizlilik câizdir.
Kaynakça
Hadîs-i Şerîfler
- “Siz onlar nereye adım atarsa siz de atacaksınız” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-İ’tisâm, Hadis No: 7320; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-İlm, Hadis No: 2669
- “Kişi sevdiğiyle beraberdir” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, Hadis No: 6168; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birr, Hadis No: 2640
- “Şefaatim ümmetimin büyük günahkârlarınadır” — Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’s-Sünne, Hadis No: 4739; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Kıyâme, Hadis No: 2435
- “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak” — Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’s-Sünne, Hadis No: 4596; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Îmân, Hadis No: 2640
- Beş vakit namaz arasında küçük günahların affı — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’t-Tahâre, Hadis No: 233; Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Mevâkîti’s-Salât, Hadis No: 528
- Peygamber Efendimiz’in sofradan aç kalkması — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’z-Zühd, Hadis No: 2360; İbn Mâce, Kitâbu’l-Et’ime, Hadis No: 3349
- Üç kız çocuğunu güzel yetiştirene cennet — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Birr, Hadis No: 1916; Ahmed bin Hanbel, Müsned
Âyet-i Kerîmeler
- “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin” — Âl-i İmrân Sûresi, 3:31
- “Allah’ın boyasıyla boyanın, kim Allah’tan daha güzel boya vurabilir?” — Bakara Sûresi, 2:138 (soru sorulan âyet: 2:137)
- “İnsan gerçekten nankördür” — Âdiyât Sûresi, 100:6
Fıkhî ve Tasavvufî Kaynaklar
- Bedîüzzaman Saîd-i Nursî, Mektûbât, 29. Mektup, 9. Kısım, 8. Telvih — tarikat ve iman muhafazası
- Kebâir günahlar — İmam Zehebî, Kitâbu’l-Kebâir; İbn Hacer el-Heytemî, ez-Zevâcir an İktirâfi’l-Kebâir
- Nefis terbiyesi ve makamları — İmam Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbu’n-Nefs; İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Riyâzeti’n-Nefs
- Deccâl ve âhir zaman fitneleri — Nuaym bin Hammâd, Kitâbu’l-Fiten; İbn Kesîr, en-Nihâye fi’l-Fiten ve’l-Melâhim
- İtikaf hükümleri — Merğînânî, el-Hidâye, Kitâbu’l-İ’tikâf; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Bâbu’l-İ’tikâf
Sohbetin Özeti
Bu sohbet, Ortadoğu’nun stratejik ve mânevî öneminden başlayarak Deccâl sisteminin dünya düzenindeki hâkimiyetini, Müslümanların uyanması gerekliliğini, tarikat ve cemaat tartışmalarının yersizliğini geniş bir perspektifle ele almıştır. Peygamber Efendimiz’in şefaatinin büyük günahkârlara olacağı, nefis terbiyesinin ruh terbiyesinden farklı olduğu, Bedîüzzaman’ın tarikat hakkındaki gerçek görüşleri, cemaatlere saygı ve birlik zorunluluğu vurgulanmıştır. Sohbetin temel mesajı şudur: Müslümanlar uykudadır; uyanış ancak kalbin mutmain makamına gelmesiyle, Kur’ân ve sünnet ilmiyle donanmakla ve hem iç hem dış Deccâl’e karşı mücâdele etmekle mümkündür.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Çile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı