1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Hem çaylarımızı içelim hem sohbetimiz edelim inşâAllah. Günlük yaşamımda ve ibadetlerimde duygumu sorguluyorum. Her geçen gün daha şevkli ve istekli olmam gerekirken her geçen gün daha duygusuzlaşıyorum. Sanki bu halden nasıl kurtulabilirim? Her şeyde duygu ararsanız o duyguyu korumak, o duyguyu yükseltmek insanı aldatabilir. Normalde bir sefer yapman gerekenize kendinize odaklayın. Meselenin duygusuna bakmayın. Meselenin duygusu bu farklı şeydir. Yapmam gereken ne benim, ben bugün derse gideceğim. Bugün derse gitsem, derse yapmam gereken ne Allâh’ı zikretmek.
Sen Allâh’ı zikret. o duygu iniş çıkışlarına bakarak kendini böyle dizayn etmeye kalkarsan yanılırsın. Namazı kılarken duygu iniş çıkışlarına bakarsan yanılırsın. De ki benim akşam namazını kılmam lazım, farz. Onu duygu bağlamında alma. Allâh’ın emri. Kıl namazını. Onun üzerinde fazla böyle duygu noktasında düşünürsen duygun kalmayınca namazı terk mi edeceksin? Örneğin. bir çıt üstü duygu aldatır insanı. Duygunun çünkü sağlaması hakikatle olması lazım. Hakikatle olmazsa o kimsede duygu sağlamasını gerçekleştiremez. O zaman duygu aldatabilir kimseyi. Ama o kimsede bir hakikat perdesi var ise evet o zaman o kimsenin duygu yanılma payığı azalır. Duygularıyla hareket eden, duygularıyla meselelere bakan kimseler yanılabilirler.
Söz konusu olan din ise din Kur’ân sünnettir. Söz konusu olan tasavvufsa tasavvufun kaideleri belidir. O kaideler üzerine yürür. normalde o kaideleri evet duygusuz din olmaz. Eyvallâh. bir kimsenin namazı severek kılması, hoşlanarak kılması, zikrullahı severek yapması, zikrullahdan hoşlanması güzel bir şey. Ama normalde diyelim ki duyguya bağlı kalırsa bu sefer sevmezse, hoşuna gitmezse, nefsi onu istemezse bırakıp çekip gidecek mi? O zaman mücadele. Orada hakikat devreye girer. Kur’ân sünnet devreye girer. Der ki Allâh’ı zikretmek farz. Kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikreder. Bu nedir? Bu hakikat bilgisidir. Âyet-i Kerime. Hemen hadisi kutsuller aklına gelir. Kim Allâh’ı zikrederse Arş-ı Allan’ın etrafında arılar gibi dolaşır.
O zaman o normalde hakikat bilgisi devreye girdi. O kimsenin duygusu belki de kendince törüştü. Nefşehir’in dili öyleydi. Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin. Törüşmek derdi. normalde onun o duygusu törüştü. Çünkü duyguya bu. Birisi ters konuşur ona. Duyguya bağımlı olan kimse çeker gider veya şeyhi azarlar onu. Şeyhi azarlayınca duyguya insanın nefsi azarlanmayı kaldırmaz. Bu sefer o duygu aldatır onu. Şeyhi ona öte git dedi. Öte git deyince vay bana öte git dedi. Haydi yürür giderim ben der. Bu insanın normalde duygusu olan hadiselere göre değişir çünkü. Burada duygu lazım. Pozitif anlamda. Eyvallâh. Pozitif anlamda ise bunda bir sıkıntı yok. Bir problem yok. Ama pozitif anlamdan çıkarsa o zaman sıkıntılı. insanların büyük bir çoğunluğu da duygu dairesinde durur. ona normalde bir kimse sever sevilmeye bekler.
2. Bölüm
Duygudur bu. Hakikatte değildir o. Veya bir şeyi ister illaki elde edecek. O duygu o hakikat değil. Duygu noktasında o. O yüzden normalde kendinizi. Pozitif duyguda bir sıkıntı yok. Eyvallâh. Ama böyle. Duygu geriye gittiğinde. O hakikat. O hakikat ilmi harekete geçmesi lazım. Bu da ne? Bir şeyin doğrusu. Bir şeyde yapman gereken. Bir şeyde olman gereken. Bir şeyin olması gerek. Gereken şey. Bu hakikatidir bu meselem. Hakikatın bir zahir noktası vardır. Kur’ân Sünnet imamların iştahıdır. Bu işin zahir noktasıdır. İşin batına doğru yürüdüğünde. İşin metafizik olgusu çıkar. O kimsenin rüyasıdır. Rüya peygamberliğin. 46 cüzünden bir cüz. Zahir rüya ümmete mübeşirat kapısı. Zahir rüya ümmete bir hakikat kapısı.
Zahir rüya ümmete bir işaret. O zaman bir kimse rüyasında görmüş. o yüzden derim. Rüyanızda görüp de ders alın. Oldu ya sana. Neden böyle yaptın dedi. Öte gittik dedi sana. Seni gözümde gördüm. Seni gözümde gördüm. Seni gözümde gördüm. Seni gözüm görmesin biraz arkada dur dedi. O esnada onu orada tutacak olan hakikat bilgisidir. Nedir hakikat bilgisi? Zahiri kuran sünnettir. Öbür küsü nedir? Görülen rüyalardır. Görülen hallerdir. O kimseyi ne yapar o? Hakikate doğru götürür. O çünkü rüyası delil olur onu. Manevi olarak. Gördüğü hal delil olur ona. Manevi olarak. oldu. Veya tecelliyatına rağm oldu. Gördüğü bir keramet ona bu sefer delil olur. Bu işin hakikati manevi boyutudur. Bu biraz daha artarsa o adamı döv üstüne debelen o hiçbir yere gitmez.
Neden? O çünkü biliyor neyin ne olduğunu. O yüzden gitmez. Ama öbür türlü duyguya bak. Ay sakalı ne kadar güzel ya. Boyu posu yerinde, endam yerinde. Yakışıklı ya. Ben bir ders alayım buradan. O bir küçücük bir sıkıntı da gitti. Aynı şey eşler arasında da aynıdır. normalde o nefse dayalı, duyguya dayalı olunca duygu kalmadı. ben bu adam beni sevmiyor ya. Duygu kalmadı çünkü ya. Ben bu adamla mı evlendim? Veya ben bu kadınla mı evlendim? Ne ne oldu ki ya bu kadın ya? O normalde duyguya dayalı hakikate dayalı bir nokta değil. Hakikate dayalı bir şey olunca bu benim eşim. Allâh’ım bana bir emaneti kadınsa. Erkek öyle düşünecek. Kadın da diyecek ki bu benim eşim. Allâh’ım bana bir emaneti. Ben oturayım oturduğum yerde evliliğimi düzgün yürütmeye çalışayım.
Bu çocuklarımın babası, bu çocuklarımın anası, bu evimin anası, evimin direği, bu kadın olmazsa benim evim yıkılır. Bu adam olmazsa benim evim yıkılır. Bu kadın olmazsa benim evim yıkılır. Bu işin normalde o kimseye hakikat noktasında götürdüğü şey. Benim ben evliliğimi Allâh için sahip çıkmam lazım. Ben eşime, çoluğuma, çocuğuma, evime, barkıma sahip çıkacağım. O zaman normalde evliliğe bakış açısı değişmedi. Sağlam duruyor. Bugün yemek tuzlu oldu deyip kızıp çanağı çırpıyor, çarpmıyor. Veya hatta vay bugün bak kadın benim yüzüme bakmadı. Ben de çeker giderim. Böyle nefis yapmıyor. Meseleye hakikat perdesinden bakmak. Hiç olmazsa Kur’ân sünnet tarihinde durma ama asıl sûfî için geçerli olan ne?
3. Bölüm
Metafizik, manevi olgular, manevi hakikate doğru kana çırpma. O kimsenin rüyasında görmesi, halinde görmesi. O zaman o kimsenin bağlılığı, o kimsenin durduğu yer daha farklı olur. Allâh cümlemizi onlardan eylesin. Sihir, büyü ve cinler için ocağa gitmek doğru mudur? Bozdurmak için. Böyle şeyler yapanlar var. Bu tip şeylerde gerçekten ehil olan bir kimse var ise o ehil kimseye insanlar gidebilirler. O ehil kimseye bu tip şifaniyetine bir şeyler yapabilirler. Biz bunu ben bunu din doğrusunda söylüyorum. Şeriaten söylüyorum. Bizim kardeşlerimiz gitmesinler. Bizim kardeşlerimize yasak. Ben yıllardır derim arkadaş, bizim dersimize gelen kardeşlerin böyle bir şeye gitmelerine gerek yok. Gitmesinler.
Bir, eşlerini, kızlarına, çoluk çocuklarının böyle yerleri göndermesinler, tevhül etmesinler. Iki ama bu şimdi ııı bu tip şeylerle uğraşmak, bunları okumak hadîs şerifte var mı? Var. Iıı Ashab bunları okumuş mu? Evet. Ashabdan sonra Selefi Salim bunları okumuş mu? Evet. Böyle bir ııı ilim var mı? Evet. Bunu reddedebilir miyiz? Hayır. Ama bunun eşlik talih edenlerin büyük bir çoğunluğu soytarı. Allâh muhafaza eylesin. Yoksa kişinin kendisi bu konuyla ilgili dua mı okumalıdır? Veya normalde böyle bir şey olduğunu düşünüyorsa felak süresi, Nas süresi, Âyet-ül Kürsi var. Okuyabilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Sayın hocam size soracağım soruma samimi bir şekilde cevaplar mısınız? Allâh Kur’ân’da diyor ki Kur’ân her şeyin açıklayıcısıdır.
Biz Kur’ân’da hiçbir şeye eksik bırakmadık. Enam otuz sekiz. Kur’ân’ın yeterliliği hakkında düşünmeliyiz. Kur’ân’ı kim yetersiz görürse bu manava. Küfre düşer. Kimse Kur’ân’ı yetersiz göremez ki. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de her şeyi açıklamış. Bunda bir behis yok. Ama bu böyle hadisleri inkar edenler için bir dayanak değil yalnız bu. Bunlar hadisleri inkar edenler bu âyet-i kerimleri dayanak yaparak da Kur’ân bize yeter. Hadislere gerek yok. Kur’ân bize yeter. Sünnete gerek yok. Allâh’a itaat edin. Resulüne itaat edin. Nereye koyacağız âyet-i kerimi? Sizden olan emir sayetlerine itaat edin. Bize peygambere itaati kim anlatacak? Kur’ân’ı açıklayıcı olarak peygamber gönderdim diyor.
Kur’ân’ı tamam yeterli. Kur’ân açıklansın ve yaşansın diye peygamber gönderdi. siz Kur’ân’ı kendi kafanızdan tefsir etmeyin. Kendi kafanıza göre açıklamayın. Kendi heva ve hevesinize göre Kur’ân’ı yorumlamaya kalkmayın diye peygamber gönderdi. Onu nereye koyacağız? Samimi bir şekilde söylüyorum ben de. Kur’ân bir bütüncülük teşkil eder. Kur’ân bütün peygamberlerin bize kısalarını anlatır. Ve bütün peygamberleri kendi ümmetleri kendi zamanlarına kendi ümmetlerine tabi olmalarına emreder. Ve bütün peygamberlere kitapla beraber bir hikmet verdiğini söyler. O hikmeti nereden öğreneceğiz? O hikmetten kasıt ne? Bu hadîs inkarcılarının saklandığı âyet-i kerimeler. Namaza yaklaşmayınız âyet-i kerimesi gibi.
4. Bölüm
Âyet-i kerimin sadece orasını alırsan namaza yaklaşmayınız. Tamam bitti. O zaman öyle mi yapacağız? Bu hadîs inkarcıları kadar zarar veren ümmet Muhammed’e başka bir topluluk yok. Yemin ediyorum bunlar kafirden de kafir. Çünkü bir kafir normalde kafir biliyorsun gavur. Bunlar onlardan daha şedid. Bunlar sinsice giriyorlar münafık. Sinsice giriyorlar. Âyet-i kerimelerle giriyorlar insanlara. Düz âyet-i kerime mantığıyla yürüdüğünde iyi bütün Hristiyanları, Yahudileri öldürün hadi. Düz âyet-i kerime mantığıyla gidin. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen kafirin ta kendisidir. Hadi kafirlere cihâd açın o zaman. Amaç o değil. Şu anda İslam dünyasında sağlam duran gerçekten sağlam duran böyle bir çok ender ülke bızında alacak olursak bir Türkiye var. böyle Kur’ân sünnet dairesinde kendince her ne kadar biz kendi kendimizi beğenmesek de kendi ülkemizi beğenmesek de Şia ve Vehhâbî saplantılarından temiz bir şekilde duran bir Türkiye kaldı.
Balkanlar var. Oradaki Müslümanlar var. Onlar uyandılar. Bu Vehhâbî şia saplantılarından kurtulmaya çalışıyorlar. Normalde bir Türkiye kaldı. gerçekten ciddi söylüyorum onu. o Vehhâbî şia saplantısına kapılanlar ııı İslam dünyasının her tarafına yayıldılar. Sıkıntı büyük. hadisleri inkar edenler, hadislerin üzerinde oynayanlara Allâh manevi tokat vuruyor bunlara. Bunların hiçbir şeyleri kalmayacaklar. Ne devletleri kalacak, ne huzurları kalacak. Bunlar çünkü son kale olan Osmanlı’nın yıkılmasına da sebep oldular buna. O yüzden Cenabı Hak’ı manevi tokadından kurtulamaz bunlar. Hiç kimse kurtulamaz. Şunu kardeşane söylüyorum. Kim kuran tertemiz Kur’ân ve sünnete bile bile o yola ihanet ederse Kur’ân ve sünnet yoluna ihanet ederse, Kur’ân ve sünnet yoluna nankörlük ederse, Kur’ân ve sünnet yolunu bozmaya, bozdurmaya meyyal ederse, bu tasavvuf tarikat da dahil buna.
Biz de dahiliz buna. Bizim içimizdeki arkadaşlarımız da dahil buna. Buna ben de dahilim. Hepimiz dahiliz buna. Bu öyle bir şey ki bu böyle o ince mahrem noktayla kim böyle kendi nefsinden veyahut da heva hevesinden şeytana tapınmaktan veya maddi manevi bir menfaate kavuşmaktan siyasetten, bürokraten böyle bir şey yapmaya kalkarsa onlar manevi tokadı yiyorlar. Benim otuz yıllık dini hayatımın tecrübesi bu. Ben çok geriye gitmeme gerek yok. Yaş belli bir noktaya geldi, belli şeyleri gördüm ben. Bir birey bazında eğer o kimse gerçekten göz göre göre Kur’ân ve sünnetin imani noktasına dokunuyorsa adam içki içebilir, kumar oynayabilir, zina edebilir. Bazen böyle söylerim ya ben. Sanki yapın der gibi anlamayın bunu.
Bakın günah-i kebar işler o kimse. Hepimiz için bir günah-i kebari vardır tepemizde duran. Ümmetten hiçbir kimse yoktur ki bir günah-i kebari onu kendi elinin altına avucunun altına almamış olsun. Hadi şerif. Bir günah-i kebari onu ben yakalar paçasından. Hadi şerif devam ediyor. Ama diyor o günah-i kebari işlerinin en hayırlısı günahına tövbe edenlerdir. Günahını tövbe eden hiç günah istememiş gibidir. Bakın bu kimsenin amelde sıkıntısı var. Ameli bir problemi var. hani var ya sahâbe gitmiş içki içmiş defalarca. Içmiş. var ya sahâbe oruçluyken gitmiş. Iıı çok özür dilerim böyle hanımın el içkiye girmiş. Oruçlu yapmış ve hatta sahâbe zina etmiş. Gelmiş demiş ki beni temizle ya Resulallah. Ben zina ettim.
5. Bölüm
Bakın bunlar günah-i kebar işliyorlar. Günah-i kebar işleyen günahın diyetini öder, tövbe eder, bir şey yapar, Cenâb-ı Hak onu affeder. Onu affeder. Ama yolda bozgunculuk çıkaran, insanların tertemiz inancını ifsat eden, tertemiz Kur’ân ve sünnet yolunu ifsat edeceği hal ve hareketlerde bulunan, bunlar manevi tokadı yerler kim olursan ol. Siyaseten de manevi tokadı yerler, tarikatanda manevi tokadı yerler, cemaat olarak da manevi tokadı yerler. O yüzden ben hiç üzülmem onlara. Böyle tuhaf karşılayabilirsiniz siz benim bu tutumu mu? Ben hiç üzülmem derim ki bir kimse bir Müslüman içki içebilir mi? Evet. Kumar oynar mı? Evet. Zina eder mi? Evet. Yalan söyler mi? hadîs-i şerif asla diyor. Evet.
Eder. Söyler. Günah-ı kebaire girer mi? Girer. Bizim için bu mevcut. Ama bir kimse Kur’ân ve sünnete ihanet ediyor. Göz göre göre bir şeyi inkar ediyor. Veyahut da tertemiz Kur’ân ve sünnet yolunu kirletiyor. Felsefi olarak, inanç olarak. Veya hadislere inkar ediyor. Veyahut da bir kimse tarikatın olmazsa olmazlığının işlevini değiştirmeye kalkıyor. Yola zarar veriyor o kimse. Veyahut da bir komple bir dergâh düşünün komple ehli sufiye zarar veriyor. Öyle bir çığır açıyor ki ehli sûfî ondan zarar görüyor. Veya bir kimse öyle bir şey yapıyor. Örneğin oradaki ehli tarikat zarar görüyor. X bir yerdeki kardeşimiz oranın sorunlusu bir şey yapıyor. Oradaki dervişler zarar görüyor. Bunların işleri çok zordur.
Ben bunu geçmiş örneklerden alarak da gelirim. Aynı bizim dergahımızın içinden de örnekler alırım. Ben o yüzden uyarım. Arkadaşlar sakın ha. Bir yerde zakiriz, çavuşuz, dervişiz. Yok hal dervişiyiz, yok kal dervişiyiz. Biz şöyle dervişiz, böyle dervişiz deyip insanların yollarını ifsat etmeyin. Bunun altından kalkamazsınız. Bunun altından kimse kalkamaz. Kimse kalkamaz. Böyle paralı, pullu, akçeli işlere tevessül etmeyin. Dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne tevessül etmeyin. Altından kalkamazsınız. Ve normalde dervişlerin bu noktada herhangi bir mahremine dokunma. Altından kalkamazsınız. Dervişliği söz konusu ederekten altından kalkamazsınız bunu. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bu normalde hadîs inkarcıları, sünnet inkarcıları altından kalkamazlar.
Dağılacaklar. Bunların normalde devletsel bazdağı arkalarında duran Suudi Arabistan. Altından kalkamaz. Huzur bulamazlar vahabila. Asla. Bakın Arabistan yarım adası hiçbir zaman huzur bulamaz. Sebep onlar peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri dahil peygamberden sonra gelen hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri, mübarek torunları, evlatları, asaba, onlar hep sıkıntı çıkarmış olan toplulukta. Onlar bir türlü tövbe edip geri dönüp kendilerini temizleyemiyorlar. Arda ardına, arda ardına, arda ardına ilave olunuyorlar. Arda ardına. Onlar normalde düşünebiliyor musunuz? halifeler şehit edildiler hepsinde. Şehit edildiler. Insan düşündüğünde bu büyük bir mesele. Hazret-i Hasan efendimiz, Hazret-i Hüseyin efendimiz, Ehli Bey.
6. Bölüm
Baska atında zulüm altında kaldılar. O bölgenin insanları yaptı. Diyeceksiniz ki torunlarının ne suçu var? E torunlar da o yoldan gidiyor. Torunlar yollarını değiştirmiyor ki. Ya Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek torunlarını cariye yaptılar bunlar. Biz ansa sattılar. O toprakların insanları. Ya biz tarihe bakaraktan düşmanlık yapmıyoruz. Yapmıyoruz. Eyvallâh yapmıyoruz kardeşim. Ama torunlar olarak o yoldan yürüsenize. Yok yürümüyorlar. Onlar satmaya alışkınlar. Bakın Filistin’i bile sattılar. Satarlar Osmanlı’yı sattılar. Filistin’i nasıl satmasınlar? Satarlar. Onlar habire satarlar. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber savaştayken savaş meydanından geri döndüler.
Bunlar yeni değil. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine yapayalnız bıraktılar. Hepsi de geri döndüler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlığında Henüz daha sağ savaş meydanında etrafında etrafındakiler teker teker geri çekilmeye başladı. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri seslendi. Ey Abbas amcasına. Bunlar nereye gidiyorlar? Bunlar nereye gidiyorlar? Geri döndü çünkü hepsi de. Hazreti Abbas vardı. Ey filan oğulları. Siz ki şöyle şöyle söylediniz. Hazreti Muhammed’i bırakıp nereye gidiyorsunuz? Ondan sonra teker teker geri dönmeye başladılar. Ben onları kötülemek için söylemiyorum. Hasrap yıldızlar gibidir demiş. Biz dil uzatamayız.
Ama bir karakteristik yapı var. Bunu koymaya çalışıyorum ortaya. Bir karakteristik yapı var. Neden Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yakın dairesindeki tabiri caizse bugünkü manada korumalar Türklerden Evet. Bunu söylemezler. Bunu dillendiremezler. Bunu anlatamazlar. Kılıç ustası hepsi. Cengaber. Çelik’e yön verenler. Hepsi de Muhammed’i Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellemin etrafında Ölür geri dönmezler Ölürler geri dönmezler. Ürdün Kralı’nın korumaları Çerkezler’den Evet. Bir Çerkez damar var böyle. Türk Çerkez damar. Suriye’de var, Irak’ta var, Ürdün’de var, Suudi Arabistan’da var, Yemen’de var onlar. Türk. o bir şey, bir olgu bu. var ya siz azar saparsanız öyle bir kavim getiririm ki onlar Allâh’ı sever, Allâh da onları sever.
Ben o ayeti kerimenin bin yıldır Türklerin üzerinde kurulu olduğuna inanıyorum. Irkçılık değil mi bu? Şu anda Kur’ân ve sünnete de sımsık yapışan yine her ne kadar bakın kendi içimizde biz beğenmesek de telsefri olarak, inanç olarak hatta yaşantıya daha güzel adapte eden yine Türkiye var. Yine bu Anadolu Müslümanları var. Bu derdimiz bu birinci şuura varalım iyice. Daha iyi bir İslami anlayış, yaşayış, tarz, derinlik sağlayalım. Derdimiz bu. Ve bu normalde hadisi inkarcıları. Bunların arkasında duran devletler, bunların arkasında duran şirketler, bunların arkasında duran bürokratlar, bunların arkasında duran her ne kadar ne var ise hepsi de perperişan olacak. Cenabı Hak hepsini de perişan eylesin.
Hepsini de helak eylesin. Hepsini de Cenabı Hak yerin dibine batırsın. Bizim bu konudaki tarzımız ve tavrımız belli. Hiç bu konudan taviz verecek noktada değiliz. Ne kadar hadisi inkarcısı var ise Cenabı Hak hepsini de helak eylesin. Ejmeyin. Günlerdir bir hadîs okuyacağız. Gene okuyamadık. Inşallah önümüzdeki haftaya kal. O yüzden bu âyet-i kerimeler böyle dolaşırlar hadîs ya sünnete uyalım. Hadisler yok mu? Deyince Kur’ân yetmez mi? Doğru söylüyorsun kardeşim. Bana şu peygamberi itaati anlat. Ayetle sabit. Bu böyle ucuz kurnazlık yapıyorlar. Allâh o kurnazlık kurnazlıklarına yem olanlardan cümlemizi muhafaza eylesin. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Muhammeden Resûlullâh, cemiyye enbiya-i ve l-mursaleen ve elhamdulillahi rabbi l-ademi. el-Fâtiha.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Sünnet, Şeyh, Dergâh, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı