İyiliği Yüze Vurmamak Vesîle ile Duâ, ve Başkasından Duâ İstemek Niyetin Fazîleti: Her Amelin Özü Sûfî Ahlâkı: Kalbi Temiz Tutmak Namazda İşâret Parmağı, ve Tevhîd İşâreti
Kaynaklar
Niyetin Fazîleti: Her Amelin Özü Sûfî Ahlâkı: Kalbi Temiz Tutmak Namazda İşâret Parmağı, ve Tevhîd İşâreti
Kaynaklar
Namazda İşâret Parmağı, ve Tevhîd İşâreti
Kaynaklar
İyilik gizli yapılır, kimseye gösterilmez, kimseyi incitmez. Mü’min ahlâkı, derviş ahlâkı budur. Bugün sevdiğini yarın nefret edebilen, bugün “seviyorum” dediği kimseye yarın bambaşka davranan insan, ihlâstan uzaklaşmış demektir. İyiliklerinizi Allah rızâsı için yapın; karşılık beklemeyin, yüze vurmayın.
Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında
İyiliği Yüze Vurmamak
Vesîle ile Duâ ve Başkasından Duâ İstemek
Niyetin Fazîleti: Her Amelin Özü
Sûfî Ahlâkı: Kalbi Temiz Tutmak
Namazda İşâret Parmağı ve Tevhîd İşâreti
Duâlarımızda Allah dostlarının, velîlerin, sâlih kimselerin hâtırını vesîle kılarak istemek câizdir. Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Allah’a vesîlelerle yaklaşın.” Hazret-i Ömer (radıyallâhu anh), yağmur duâsına çıktığında Resûlullâh’ın (sallallâhu aleyhi, ve sellem) amcası Hazret-i Abbâs’ı yanına almış, onun ellerini semâya kaldırtmış, ve “Yâ Rabbi, Peygamberimizin amcasının yüzü suyu hürmetine bize yağmur ihsân eyle” diye duâ etmiş; henüz oradan ayrılmadan yağmur yağmaya başlamıştır.
Bir kimseden duâ istemek de câizdir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi, ve sellem) buyurmuştur: “Birbiriniz için duâ edin; çünkü sizin birbirinize yaptığınız duâlar kabûle daha yakındır.” Hac veya umreye gidecek kimseden duâ istemek de sünnettir; nitekim Hazret-i Ömer, umreye giderken Peygamber Efendimiz’den kendisi için duâ etmesini istemiştir.
Hanefî mezhebinde her ibâdette niyet şart koşulmuştur; çünkü “Ameller, ancak niyetlere göredir” hadîs-i şerîfi ölçü alınmıştır. Bir kimse yatarken, otururken, yemek yerken, yürürken — her yaptığı şeyde niyet ederse ibâdet sevâbı kazanır.
Su içerken şifâ niyetiyle içersen sana şifâ olur, sıhhat niyetiyle içersen sıhhat olur. Yemeği yerken “Yâ Rabbi, Senin yolunda koşuşturacak bana güç-kuvvet eylemen için niyet ettim” dersen, o yemek sana Allah yolunda kuvvet olur. Çünkü Allah sizin sûretlerinize değil, sîretlerinize — içinize, niyetinize bakar.
Geçmiş ümmetlerden anlatılan bir kıssada, bir adam çöl yolunda bir kazık çakar ki yolcular hayvanlarını bağlayabilsin. Sonra başka birisi gelir, “Bir çocuğun ayağı takılıp kuyuya düşer” diye o kazığı söker. Cenâb-ı Hak her ikisine de sevap vermiştir; çünkü ikisinin de niyeti hayırdır. Senin niyetin geçinmekse geçinirsin, kavga etmekse kavga edersin; niyetin iyilikse iyilik bulursun.
Şerîat açısından bir kimse içinden kötülük geçirip onu icra etmezse sorumlu tutulmaz; hatta bu yüzden sevap bile yazılır. Fakat sûfîler bu konuda daha hassastır. Sûfîler, sanki içlerinden geçirdikleri kötülükten dahî hesâba çekilecekmiş gibi davranırlar; kalplerini arı, ve temiz tutmaya gayret ederler.
Sûfî, karşısındaki kimseye kötülük düşünmez, başkasının arkasından iş çevirmez. Sûfî diline, gözüne, kulağına, eline, ve ayağına sâhiptir. İnsanlarla alay etmez, onları incitmekten çekinir. Kalp temizliği sûfîliğin esâsıdır; çünkü Peygamber Efendimiz buyurmuştur: “Vücutta bir et parçası vardır; o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozulursa bütün vücut bozulur — o da kalptir.”.
Eğer birisi hakkında kötü düşünmeye başlarsanız, hemen kelime-i tevhîde sarılın. Derviş kardeşinize, eşinize, çocuğunuza, anne-babanıza, akrabalarınıza — hiç kimse hakkında kötülük düşünmemek, sûfî ahlâkının gereğidir. Kalbi düzeltmenin yolu ise tövbe, ve zikirdir.
Namazda teşehhüd okurken “Lâ ilâhe” derken sağ elin işâret parmağını kaldırmak sünnettir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi, ve sellem) bunu hiç terk etmemiştir. Bazı mezheplerde bütün tahiyyât boyunca parmağın dik tutulması sünnettir; Hanefîler ise sadece “Lâ ilâhe” derken kaldırmayı almışlardır.
Bu hareket, insanı namazda gafletten kurtarır. “Lâ ilâhe illallah” derken parmağın kaldırılması, Allah’ın birliğine işâret etmektir: “Allah’tan başka ilâh yoktur, ancak Allah vardır.” “Doğru yapamamaktan korktuğum için yapmıyorum” mantığı yanlıştır; tıpkı “orucu tam tutamamaktan korktuğum için tutmuyorum” gibi bir düşünce nefsin oyunudur.
Hadîs: Ameller niyetlere göredir — Buhârî, Sahîh, “Bed’ü’l-Vahy”, 1 — Hazret-i Ömer’den rivâyet: “Ameller, ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan odur.”.
Hadîs: Kalpteki et parçası — Buhârî, Sahîh, “Îmân”, 39; Müslim, “Müsâkât”, 107 — “Dikkat edin! Vücutta bir et parçası vardır; o düzelirse bütün vücut düzelir, bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir.”
Kur’ân-ı Kerîm: Mâide Sûresi, 5/35 — “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun, ve O’na yaklaşmaya vesîle arayın.”.
Hadîs: Hz. Ömer, ve Hz. Abbâs ile yağmur duâsı — Buhârî, Sahîh, “İstiskâ”, 3 — Hazret-i Ömer’in Hz. Abbâs’ı vesîle kılarak yağmur duâsına çıkması, ve yağmurun yağması rivâyeti.
Hadîs: Teşehhüdde işâret parmağı — Müslim, Sahîh, “Mesâcid”, 580 — Peygamber Efendimiz’in namazda teşehhüd okurken işâret parmağını kaldırması hakkında rivâyet.
Kaynaklar
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin “332. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” başlıklı sohbetinden derlenmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd, İhsân, Kalb, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı