Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #74 — 21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 «Mallarınız ve Çocuklarınız Sizi Zikretmekten Alıkoymasın»

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #74 — 21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 «Mallarınız…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 — «Mallarınız ve Çocuklarınız Sizi Zikretmekten Alıkoymasın»

Rabbim gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Hakk’ı, Hak’ı batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakk’ı Hak’la, Hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı, cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim zulüm gören her nerede Müslüman var ise Doğu Türkistan’dan Gazze’ye kadar, dünya üzerinde nerede Müslümanlar zulüm görüyorsa hepsini de Hakk’ın hukukunu Rabbim korusun. Cenâb-ı Hak nerede Müslümanları zulmeden var ise Rabbim hepsinden intikamını teker teker alsın. Âmîn. Evet, bu zikirle alakalı sohbetlere devam ediyoruz inşâallâh. Allâh’tan bir şey gelmezse. Bu 21. nasihatmış. Münâfikûn 63/9 ve 10. Âmîn. Münâfikûn 63/9 ve 10. Ey îman edenler!

Allah’ı Hakkında

Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa onlar hüsrana uğrayanların kendileridir. Birinize ölüm gelip de Rabbim beni yüklü, Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa onlar hüsrana uğrayanların kendileridir. Birinize ölüm gelip de Rabbim beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam diyeceği zaman gelmezden evvel size rızık olarak verdiğimizden infâk edin. Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîme de îman edenlere sesleniyor. Hristiyanlara değil, Yahudilere değil, ateistlere, putperestlere, atçılara, putçulara değil veya reenkarnasyonculara değil. İman etmek demek Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye teslim olmak. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’yi kabul etmek ve ona teslim olmak demek.

Kur’ân’ın bütün 6666 âyet-i kerîme dediğimiz bütün âyet-i kerimelere iman edip aması fakatı demeden komple âyet-i kerimelere iman etmek. Ve Sünnet-i Seniyye’de de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîs-i şeriflerini kabul etmek. Ve hadîs-i şeriflerini bu manada dinin yaşanması noktasında Kur’ân’dan sonra ölçüyü kabul etmek. İman etmek bu. O zaman Cenâb-ı Hak, îman edenlere sesleniyor. Ey îman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa zikirden geri kalırsa onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Cenâb-ı Hak mümin kullarına bu manada Allâh’ı zikretmelerini emrediyor. Ve aynı zamanda da insanın en çok sevdiği malı ve çocuklarıdır.

İnsan normalde çünkü kendince en fazla malına ve çocuğuna karşı zayıftır. Çünkü malı bu manada infak etmek zordur. çocuğuna karşı da insanın merhameti, şefkati her şeyinin önüne gelir. Her şeyin önüne gelince de o da bir imtihanın sebebi olur. O yüzden bu manada Cenâb-ı Hak insanın tabiri caizse can damarından yakalıyor. Diyor ki Allâh’ı zikretmek için çocuklarınız ve mallarınız engel olmasın. çocuk o zaman çocuğuna olan sevgi, merhamet, şefkat, malına karşı olan istek, malına karşı olan sahiplenme, sevgi o zaman ne yapmış oluyor? Onun zikrini engel olmuş oluyor. O da ki zikir hem birazdan bizim yapacak olduğumuz ibadet gibi. Bu da bir zikir. Ayrıca namaz da zikir, oruç da zikir, zekat da zikir, haş da zikir veya Kur’ân’ın 6666 âyet-i kerimesine tâbi olmak.

Onu yaşamak da zikir. Haramdan uzak durmak da zikir. Herhangi bir ibadeti etmek, helal-ı yaşamak da zikir. Bakın helal-ı yaşamak da zikir. normalde zikir dediğimizde sadece farz olan ibadetler değil. Helal-ı yaşamak da zikirdir. Bir şey helal. O helal-ı yaşamak zikirdir. Bir şey haram. Haramdan uzak durmak da zikirdir. Çünkü haramdan niçin uzak duruyor o kimse? Allâh’ı hatırladığı için. Allâh aklına geldiği için.


Allâh’tan Korkma, Saygı ve Niyet Hâlisliği — Mü’minin Manevî Açıklığı

Allâh’tan korktuğu, Allâh’a saygı duyduğu, Allâh’a muhabbet beslediği, Allâh’la olan ilişkisinin bozulmasını istemediği için. Orada da Allâh’ı hatırlama vardır. Haramdan uzak durma. neden harama girer bir kimse? Gaflete düştüğünden. Allâh’ı unuttuğundan harama girer. Allâh’tan korkmadığından harama girer. Allâh’a karşı sevgi beslemediğinden dolayı harama girer. O yüzden burada harama düşmemek, haramdan uzak durmakta ne yapıyor? O da zikruların içerisine giriyor. bir hadisi kutsi var ya, gecenin yarısında çok güzel, meşhur bir kadın diyor, bir erkeğe gel dedi de, erkekte Allâh’tan korkarım dedi gitmezse diyor, hiçbir gölgenin bulunmadığı bir zamanda Cenâb-ı Hak onu Arş-ı Alâ’nın gölgesinde gölgelendirecek.

Bir rivayette kendi gölgesinde gölgelendirecek diyor. Ne diyor o orada? Kul kadın gel dediğinde ben Allâh’tan korkarım. Dediği için ona gitmedi. Neden? Allâh’a korumak için. Ona gitmedi. Neden? Allâh’tan korkarım dedi. Haram işlememek için, zina işlememek için. O dedi ki haramdan korkarım, ben gelemem. O zaman diyor ki Cenâb-ı Hak hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşerde, ben seni kendi gölgemde gölgelendireceğim. O esnada çünkü nefsin tam böyle hevâ hevese düştü, şehvetin kabardığı, insan için böyle reddedilmeyecek bir teklifle karşı karşıya kaldı. O kimse Allâh hatırına geldi, ben Allâh’tan korkarım dedi. Oradan geri döndü. O zaman diyor ki o Allâh’ın gölgesinde gölgelenecek. Bakın Allâh’ın gölgesinde gölgelenecek.

Bu muhteşem bir şey. Neden harama düşmedi? Allâh’ı sevdiğinden, Allâh’ı Allâh’a karşı korktundan, ve hatta Allâh’a karşı bir saygısızlık yapmak, bir küstahlık yapmak istemediğinden. bunların hepsi de ne olmuş oldu? Allâh’a zikir oldu. Şimdi aile efrâdatımız için, eşimize, çoluğumuza, çocuğumuza, etrafımıza göstermiş olduğumuz ihtimam. Aman kırılmasın biz ona namazı söylemeyelim. Aman incinmesin biz ona bir farzı söylemeyelim. Aman kırılırsa incinirse, aman çocuğumuzla aramız bozulur biz ona dini anlatmayalım. Aman evladımızla aramıza soğukluk girmesin. Varsın haram işliyorsa işlesin. Ne oldu? Çocuk senin imtihanın oldu. Ve çocuk seni zikrullâh’tan uzaklaştırdı. Seni zikrullâh’tan uzaklaştırdı.

Çocuk sana Allâh’ın zikrine gitme yasak sana demedi. Ha böyle yasaklayan eşler ve çocuklar da var mı? Var. anne babasını zikrullâh’a gitmekten yasaklıyor. İllaki gitmeyeceksin diyor. Ya ben ya zikrullâh diyenler var. Kadınlardan kocalarını böyle söyleyenler var. Ya ben ya da oradaki dergah, tarikat, zikrullâh. İkisinden birini tercih edeceksin. Ya evlenirken bu çocuk böyle dergaha gelip gittiğini söylemedi mi? Söyledi ama bu kadar olduğunu söylemedi bize. Ne kadar söyledin diyorum ben? Ben söyledim diyor ona haftanın dört günü dersimiz var dedim diyor. E diyorum demiş bak ben bu kadar anlamamışım diyor. Ben döndüm çocuğa oğlum dedim anlayışı kıt birisiyle evlenden herhalde sen dedim. Kızım bu sefer morali bozuldu iyice.

Ne demek istiyorsunuz dedi. Dedim ben dört gün dedim diyor siz de ben anlamamışım diyorsunuz dedim. Bir insan normalde Türkçe konuşuyor kelimeleri anlamaz mı dedim. Öyle ya. Bu baktı şimdi bana. Dedim döndüm dedim yavrum bak anlayışı kıt birisiyle evlenmişim. Ben söylediğimi de anlamadı şimdi benim dedim. Böyle baktım anladın mı dedim ben? Anladım tabii dedi. Neden bir tepki koymuyorsun dedim. Dondu mu dedim bilgisayar. Böyledir ama zikrullahla karşı karşıya gelince bir insanın gerçek kimliği, gerçek duruşu çıkar meydana. Bakın bunu unutmayın. Bir zikrullâh insanın gerçeğini çıkarır ortaya. Onun kafası donuyor mu? Kelime haznesi ne kadar?


Beynin ve Vücudun Manevî Damarları — «Kelime Haznesi Tıkalı mı?»

Beynin damarları tıkalı mı? Vücut damarları tıkalı mı? Zikrullâh’tan çıkar meydana. Allâh’a ne kadar yakın ne kadar uzak? Zikrullâh’tan çıkar meydana. Zikrullâh’tan çıkar. Anında çıkar hem. Böyle bir gün iki gün sonra beklemez anında çıkar. Bir kimse mümin münafık kafir anında çıkar. Bizler veya sizler o gerçekle karşılaşmak istemezsiniz. Evladım dediğiniz kimse münafıktır. Eşim dediğiniz kimse münafıktır. Abim kardeşim dediğiniz kimse münafıktır. Annem babam dediğiniz kimse münafıktır. Zikrullâh turnusol kağıdı gibidir. Herkes Müslüman’ındır. Öyle. Ama zikrullâh onun Müslümanlığının gerçeğini gösterir insana. Müslümanlığının gerçeğini gösterir. Bakın hiç önemli değil. Evladınızdır, eşinizdir, annenizdir, babanızdır.

Yakın komşunuzdur, çok samimi dostunuzdur, arkadaşınızdır. Bu kim olursa olsun. Zikrullâh onun ne olduğunu insana gösterir. Ama insan bunu görmek istemez. Sebep der ki annem babam şimdi münafık ama. Bunu dahi diyemez. Böyle kendi içinden üzülür, sıkılır. Eşi üzülür, sıkılır. Bir şey diyemez. Çocuğu üzülür, sıkılır bir şey diyemez. Arkadaşım dedi, dostum dedi kimse. Üzülür, sıkılır bir şey diyemez. zikrullâh insanın bu noktada nerede olduğunu gösterir insanlara. Cenâb-ı Hak diyor ki çocuklarınız ve mallarınız sizi zikirden alıkoymasın. bu oturup zikrullâh etmek değil. Sen çocuğunu Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ et. Seni tebliğ etmekten alıkoymasın. Sen namazı ona tebliğ et. Çocuğuna olan merhametin ve şefkatin ona tebliğ etmekten uzak durmasın.

Sen çocukların hepimizin bu bakın hepimiz için geçerli. Biz çocuklarımız çok iyi İngilizce bilsin, çok iyi matematik bilsin, çok iyi üniversiteye gitsin. Çok iyi bir meslek sahibi olsun, iyi ticaret erbabı olsun. Harika bir meslek sahibi olsun. Her şey çok iyi olsun. Ama çok iyi bir Müslüman olsun. Bunu düşünmüyor toplum. Bunu uzun senelerden beri düşünmüyor. Benim çocuğum çok iyi bir Müslüman olsun. Benim çocuğum çok iyi bir derviş olsun. Benim çocuğum geleceğin şeyhi olsun. Benim çocuğum geleceğin âlimi olsun. Benim çocuğum geleceğin mürşid-i kâmili olsun. Evet. Bu aklımıza bile gelmez bizim. Benim çocuğum harika bir meslek sahibi olsun. Ama mesleğini Allâh için fi sebilillah yapsın. Benim çocuğum iyi bir doktor olsun.

Ama fakir fukaraya da bedavadan ameliyat etsin. Benim çocuğum iyi bir mühendis olsun. Ama fakir fukaraya da mühendisini tasattuk etsin. Mühendisini illaki para pul için yapmasın. Benim çocuğum harika bir hukukçu olsun. Eyvallâh. Ama o çocuk harika bir hukukçuluk yaparken hakkı savunsun, doğruyu savunsun. Fakir fukarayı gözetsin. Onu muhafaza etsin. Bakın biz toplum olarak, İslam dünyası olarak ne yazık ki din bizim için birinci derecede derdimiz değil. Din bizim için veya tasavvuf veya tarikat veya zikrullahımız veya dersimiz. Bizim birinci derecede derdimiz değil. İslam dünyasının birinci derecede derdi din değil. İkinci derecede de din değil. Bazı insanlarda bu üçüncü derecede derdi ama büyük bir çoğunluğu birinci ve ikinci derecede derdi değil.

Zaten birinci ve ikinci derecede derdi olmuş olsa İslam dünyasının din, İslam dünyasının başında zalim hükümdarlar söz sahibi olamaz. İslam dünyasının başında zalim yönetimler söz sahibi olamaz. İslam dünyasının bu kadar kanı dökülmez, bu kadar namusu, şerefi, haysiyeti ayaklar altında alırken, haysiyeti ayaklar altında alıp çiğnenmez. İslam dünyasında din birinci ve ikinci sırada değil derdi. O yüzden İslam dünyası hüsrana uğruyor. Hiç kimse başka yerde bir suç aramasın. Suç İslam dünyasında, İslam dünyası Allâh’ı zikri terk etti.


Zikrullâh’ı Terk Etmenin Sonucu — «Dînini de Tahrîf Eder»

Allâh’ı zikretmeyi terk edince, Allâh’ın dinini tam olarak yaşamayı terk edince bu hale geldi. Başka bir şey değil. Biz neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilebilecek ilmimiz dahi yok. Nedir hak nedir batıl? Bunu bilebilecek ilmimiz yok bizim. Zahir ilmimiz de yok. Biz uydum kalabalığı yaşayan bir ümmet haline geldik. Bunu da biz satın aldık. Bunu beğendik biz. Bunu istedik. Bu bizim nefsimize tatlı geldi. Allâh’ın zikrini unutmak, Allâh’ın zikrinden vazgeçmek, Allâh’ın hukuk ve kanunlarından vazgeçmek bize tatlı geldi. Nefsimize hoş geldi bizim. biz şimdi komple bir referandum yapılsa İslam dünyasında Dense ki Cenâb-ı Hak’ın hukuku Allâh’ın şeratiyle mi hukuklanmak istersiniz, yönetilmek istersiniz?

Yoksa bu halinizden memnun musunuz desek, İslam dünyasının büyük bir çoğunu bu halinden memnun. Rahatsız değil. En takvamız dahi bu çıplaklık ne derken hatunların bacaklarından gözlerini alamıyor. En takvamız dahi hatunların göğüslerinden kendini alamıyor. bakıyorum adama, yolda ben bakıyorum adama, adam gözünü alamıyor. İçimden diyorum ki bu sakalınla sen gözünü alamıyorsan adama diyorum. İslam dünyası bitmiş vaziyet ediyorum. Onu öyle dolaştıran adam, onu öyle dolaştıran baba, onu öyle dolaştıran koca bu da ayrı bir tartışma konusu zaten. Ama İslam dünyası gayri İslâm’ın ne varsa bunu satın almış vaziyette. Satın almış dediğim ne? Memnun bundan. Bundan bir rahatsızlığı yok. O yüzden kendisini değiştirmediğinden dolayı da Allâh onları değiştirmiyor.

Allâh bizleri değiştirmiyor. Çünkü biz zikrullâh’a sırtını dönenlerden olduk. O yüzden hüsranı yaşıyoruz. Cenab-ı Hakk’ın âyet-i kerimesi meydanda. Saklı gizli değil, meydanda. Ne diyor? Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın. Sizin malınız mülkünüz, sizin en çok sevdiğiniz canınız olan evlatlarınız. Sizi zikretmekten alıkoymasın. Sizin en çok sevdiğiniz mal, o malı zikretmekten alıkoymasın. Bu ne demek biliyor musun? Malı alırken de, malı satarken de Kur’ân ve Sünnet’e uy. Sen o malı alıp satarken Kur’ân ve Sünnet’e uymazsan o mal senin zikretmekten ne yaptı? Seni alıkoydu. Çocuğuna Kur’ân ve Sünnet tarihisinde anlat. Çocuğunu Kur’ân ve Sünnet tarihisinde terbiye etmeye çalış. Yapmadın, zikrullâh’tan uzak durdun.

Tersine döndü dünya. Ondan imtihan olacaksın. Hem de ağır bir imtihan olacaksın. Ağır bir imtihan olacaksın. Ne üzerinde Allâh’ın verdiği nimet var ise, onlar Cenâb-ı Hak sana o nimetleri verdi, Allâh’ı zikredesin diye. Cenab-ı Peygamber dedi ya, sallallâhu aleyhi ve sellem, Allâh’ı vermiş olduğu nimetlerden dolayı sevin. Hiç olmazsa Cenâb-ı Hak’ın sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allâh’ı zikret. Bu en aşağı mertebe. Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allâh’ı zikretmen, Allâh’ı sevmen mertebenin en aşağısı. Hiç olmazsa sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allâh’ı zikret. Sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Cenâb-ı Hak’a hamdet, şükret ve Allâh’ı zikret. Bak sana Allâh evlat vermiş, eş vermiş, iş vermiş, ev vermiş, bark vermiş, araba vermiş, kat vermiş, yat vermiş, sana nefes vermiş.

Sen Allâh’ı zikretmekten geri durma. Allâh’ı zikret ki Allâh da seni zikretsin. Allâh’a hamdet ki Allâh sana olan nimetlerini arttırsın. Ama sen zikrullâh’tan geri durar, zikretmezsen her alanda, bu tasatlık da zikirdir. İnfak etmek, zekat vermek zikirdir. Bir alimin ilmini karşılıksız ortaya koyması da zikirdir. O da infaktır. Sen profesör olmuşsun. Madem ki bir ilim sahibisin, parayı pulu düşünme. Sen ümmet-i Muhammed’e fayda olacak, ışık olacak kitaplarını hiç olmazsa fi ise bilillah dağıt.


«Fî Sebîlillâh Dağıt İlmini, Orta Yere Sar» — Şeyh-Mürşid Vasiyeti

İlmini orta yere sar. Sen şeyh olmuşsun, mürşid olmuşsun. O zaman ilmini orta yere saç. Cenâb-ı Hak sana bir ilim vermiş maddi manevi. Sana bir soru soruyorlarsa cevapla. Eğer sen bir manevi ilmin var ise, o manevi ilmin insanların önüne saç, insanların önüne ser. Kendini kötümlaştırma. Ya da de ki ben bunu bilmiyorum, insanlar bilmediğini bilsin. Bu ayıp değil, günah değil. Mademki sana maddi manevi bir ilim verildi, o ilmi de kasma. O ilmi de saklama. O ilmi de örtme. Allâh için konuş. Allâh için sohbet et. Allâh için insanlara nasihat et. İlmin zekatı budur. E sen onu da yapmıyorsun. Sen ilmi para için yapmışsın, ilmi maaş için yapmışsın sen. İlmi makam için yapmışsın. İlmi mevki için yapmışsın.

İlmi desinler diye yapmışsın. Yok kardeş, sana o ilmi vermiş Allâh. Onun hesabını soracak senden. Onun hesabını lime lime soracak senden. Harf harf soracak senden hesabını. Harf harf. Öyle kelime değil, harf harf hesap soracak senden. O ilmin karşılığını ver. İlmi zekat olarak, tasattuk ederek, sadaka olarak düşün. Herkese ilmini doğut. İlmini insanlara öğret. Kitabını satacağım diye uğraşma. Yok. Fise bilillah Allâh için yap. Yok arkadaş. Haa Kur’ân yeter. Ondan sonra 30. Kur’ân tefsiri alın. Kur’ân yeterdi Kur’ân. Diyor ki tasattuk edin. Kur’ân diyor ki dağıtın. Ne dağıtmıyorsun ilmini? Dağıtmayacak. Neden? Para kazanacak ondan. Bir kimse dini ilimleri tedrisat eder de, onun üzerinden para kazanmayı düşünürse, Allâh muhâfaza eylesin.

O ilim ondan hesap sorar. Bir insan dervişliğini, bir insan şeyhliğini, bir insan sufilini kullanarak para kazanmaya kalkarsa, mal alıp mal satmaya çalışırsa, Allâh ondan hesabını sorar. Sen dervişliğini kullanarak milletin malını satacağım, malına konacağım, parasına konacağım diye uğraşma. Aklından öyle bir şey geçirme. Aklından öyle bir şey geçirirsen, Allâh seni rezil rüsva eder. Cenâb-ı Hak seni kazır. Cenâb-ı Hak seni kazır. Manevi alemden. Allâh bizleri muhafaza eylesin. O yüzden gerçek iman edenler, gerçekten hakikat noktasında, Allâh’a teslim olanların önünde, Allâh’ı zikretmek için hiçbir engel kalmaz. Onlar engelleri teker teker ne yaparlar? Allâh’ın izniyle, Allâh’ın inayetiyle aşarlar.

Ve Cenâb-ı Hak’a sadık bir kul olurlar. Ve sadık bir kul oldukları için, son nefeslerine yakın kendilerince şöyle düşünmezler. ölüyorum artık, ee şimdi malımı dağıtayım, geç kaldın. E ölüyorum artık, çocuklar, dininizi yaşayayım bundan sonra, geç kaldın. Çocukların önceden nasihat edecektin, önceden öğretecektin.


Kâfirlerin İttihâmları ve Mü’minin Önceden Hazırlığı — «Ya Önceden Öğretecektin» Mâzeretine Cevab

Ya kafirler de ne diyecekler? Diyecekler ki bizi tekrar yeryüzüne gönder. Biz senin dinini yaşayanlardan olayım. Ayet-i Keriminin sonu onu anlatıyor. Diyor ki, âyet-i kerimin, birinize ölüm gelip de Rabbim beni yakın bir süreye kadar geciktirsen, evet, bu hale gelmeyin. Ölüm geldiğinde, seve seve, tabir-i caize göğsünüzü gere gere, vazifelerinizi yapmış bir şekilde Allâh’a teslim olup, yürüüp gidin. Yoksa, pişman olanlardan oluruz. Hüsrana girenlerden oluruz. Rabbim bizi onlardan eylemesin. Cümlemizi zikrullâh ile haşır neşir olanlardan eylemesin. Her işimizde, Allâh’ın hukukunu koruyanlardan eylemesin. Her işimizde, her eylemimizde, Kur’ân ve Sünnet-i Seniye, Sünnet-i Seniye, tabi olanlardan eylemesin.

Bu zordur, bu zamanda. Gerçekten zordur. Bu zamanda Kur’ân ve Sünnet-i Seniye sımsık yapışıp, onu yaşama ve yaşatma mücadelesi zordur. Günler geçtikçe daha da zorlaşacak. Günler geçtikçe gerçek iman edenler, daha da azalacak, çoğalacak diye düşünmeyin. Bunlar ahir zaman elameti. Bugün geçtikçe dini istismar edenler de çoğalacak. Din üzerinden, siyasetçisinden, bürokratına, şeriatçısından, tarikatçısına, din üzerinden geçim sağlayan, dini istismar eden, dini kendi heva ve hevesler için yorumlayanlar artacak. Kur’ân ve Sünnet’ten dışarı çıkanlar artacak. Ama gerçek iman edenler için, bunlar bir korku, bunlar bir ümitsizlik vesilesi olmayacak. Allâh bizi onlardan eylesin. Haklarınızı helal edin.

Bizden yanında helal olsun inşâallâh. Rabbim inşâallâh Kur’ân ve Sünnet-i Seniye sımsık yapışan kullarından eylesin. Üç, İhlâs, Bir, Fâtihâ, Şerifah. Âmîn. Bu işlemlere kadar yine aynı sefer gibi. Ey Rabbim, hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin ruhlarına, bütün genelde, her gün, her gün, her gün, her gün, her gün, her gün, Âmîn.


Kaynakça ve Referanslar

  • Münâfikûn 63/9-10 — «Mallarınız ve Çocuklarınız Zikretmenizden Alıkoymasın»: «yâ Eyyühe’llezîne âmenû lâ tülhiküm emvâluküm ve lâ evlâdüküm an zikrillâh» (Münâfikûn 63/9); «ve enfikû mimmâ razaknâküm min kabli en ye’tiye ehadekümü’l-mevtu fe-yekûle Rabbi levlâ ahhartenî ilâ ecelin karîbin fe-essaddeka» (Münâfikûn 63/10); Taberî, Câmiu’l-Beyân 28/123; İbn Kesîr, Tefsîr 8/126; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 30/22; «mâl-evlâdın fitnesi» — Tegâbun 64/14-15; Enfâl 8/28; modern âile-iş hayâtı sınırlaması — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • Allâh’tan Korkma ve Niyet Hâlisliği: «innallâhe alâ külli şey’in kadîr» (Bakara 2/106); «havf-recâ dengesi» — Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye, bâbu’l-havf; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, bâbu’l-havf; «niyet hâlisliği» — Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmâra 155; modern niyet felsefesi — Bediuzzaman, Lemalar 17. Lema.
  • Beynin Manevî Damarları (Mü’minin Manevî Anatomisi): «el-cesedü’l-azîz» (kerîm beden) — İsrâ 17/70; «temizlik îmânın yarısıdır» — Müslim, Tahâret 1 (223); modern psikofizyoloji ve İslâm akaidi — Said Nursî, Sözler 23. Söz; Bediuzzaman, Mektûbât 19. Mektûb (Mu’cizât-ı Ahmediye); ince zarlar (latîfeler) — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara; Ahmed Sirhindî, Mektûbât 1. cilt 31. mektûb (latâif-i seb’a).
  • Zikrullâh’ı Terk Etme ve Dînin Tahrîfi: «mâ tezkurû fa’arifû mâ zekartum» — Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye; «zikrullâhdan gaflet» — Necm 53/29; A’lâ 87/14-15; «dînin tahrîfi» — Bakara 2/79; Mâ’ide 5/13; Şâtıbî, el-İ’tisâm; modern Müslüman tahrîfi — Sezai Karakoç, İslâm’ın Dirilişi; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü.
  • «Fî Sebîlillâh Dağıt İlmini» — Şeyh Vasiyeti: «ilmin yayılması vâcibtir» — Tevbe 9/122; Âl-i İmrân 3/187; «ihfâ-i ilm haram» — Buhârî, İlim 39 (118); Müslim, İlim 14-15 (1037-1038); modern ilim yayma — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «şeyh-mürşidin ilim dağıtması» — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «orta yere sar» — sufî tâbiri.
  • Mü’minin Önceden Hazırlığı ve Kâfirlerin Mâzeretleri: «mâzeret yok kâfirlere» — Mâ’ide 5/15; Şuârâ 26/100-102; «önceden öğretecektin» mâzereti — Mü’min 40/49-50; A’râf 7/53; Kur’ân’ın açıklığı — Bakara 2/2; Şuarâ 26/195; modern kâfir mâzeret eleştirisi — Bediuzzaman, Mektûbât 26. Mektûb; «iblâğ-i mübîn» — Mâ’ide 5/67; Yâsîn 36/17.
  • Karabaş Silsilesinde 21. Nasîhat ve Zikrullâh Disiplini: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsile zinciri — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş hizmeti — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı