Açılış Niyâzı, Siyonist İsrâil-Sebatâistler-Filistin Husî Tablosu ve İcmâ’ya Yapışma Duâsı
Gününüzü hayırlı eylesin. Âmin. Gecenizi hayırlı eylesin. Âmin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’e, Hakk’ı, Hakk’ı, Batılı, Batıl bilenlerden eylesin. Âmin. Hakk’ı, Hakk bilip Hak yolunda mücadele eden, Batılı, Batıl bilip Batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’i dirilsin. Âmin. Ümmet-i Muhammed’e özgürlüklerini nasip eylesin. Âmin. Ve yeryüzünde kelime-i tevhid sancağını dalgalandırmayı nasip eylesin. Âmin. Rabbim Siyonist İsrail’i yerle yeksân eylesin. Âmin. Destekçilerini yerle yeksân eylesin. Âmin. Müslümanların başında olup gizli gizli, Beni İsrail’le, bu Siyonistlerle, Sebatâistlerle anlaşanlar da Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’in üzerinden sıyırsın atsın.
Âmin. Hepsini de helak eylesin. Âmin. Hepsini de ipliğini pazara çıkarsın. Âmin. Hepsini de yüzlerimize bakacak yüzleri kalmasın. Âmin. Rabbim hepsini de güçlerini ellerinden alsın. Âmin. Kuvvetlerini elinden alsın. Âmin. Onları dağıtsın. Âmin. Onları perâkende eylesin. Âmin. Müslümanları da bir ve beraber eylesin. Âmin. Müslümanlara uyanıklık nasip eylesin. Âmin. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Âmin. İcmâ’yı.
Sohbet Öncesi Soru-Cevap — Mehir, Araç-İçi Namaz, Sûfîlikte Sonu Düşünmek, Tecellî, Sarımsak, Vahdete Katılınca Uyku, Yakaza ve Bilgisayar Hâli
Bir sohbetinizde adamlar da mehir isteyebilir demiştiniz. Mehri isteyebilecek adamlar kimlerdir? Latife’den söyledim onu ya. Allâh sizin iyiliğinizi versin. Ama öyle özgüven patlaması yaşar bir kimse. İsteyebilir der ki ben evet kadın der ki onu beni kendine nikahla. Evet seni nikahlarım ama sana verecek olduğum mehri ver. Ayreden benim geçimimi sağla diyebilir yani. Ne olacak? Zikirullah’a gelirken arkadaşlar namazı arabada kılıyorlar. Sorduğumda zikir en büyük iştir ayetiyle cevap verirler. Bu yaklaşım doğru mu? Araç içinde hangi hallerde namaz kılınır? Her türlü halde namaz kılınır. Adam namaz kılıyor. Vay namaz kılmak da mı suç olacak? Adam araçta namaz kılıyor iyi. Yolda giderken öldü. Namazdan sorumluluk kılmayacak mı Cenâb-ı Hak?
Kılacak. Öyle mi? Millet namazını kılsın ya. Sufilikte sonunu düşünerek mi hareket etmek lazım? Yoksa sonunu düşünmeden mi hareket etmek lazım? Kur’ân ve sünnet ise söz konusu olan şey sonunu düşünmene anlamı yok. Sizin bazı sohbetlerinizden sonra acaba üstadın burada ne demek istedi diye düşündüğümde bu düşünceme gerek bir insan veya bir şey üzerinden cevap karmesi, surete bürünmesi normal mi? Normal. Anlattıklarınızın birileri üzerinde bu şekilde tecellisini gördüğümde nasıl davranmam, ne yapmam gerekiyor? Bir şey yok. Tefekkür et, Allâh’ı zikret. Bir araştırmacı sarmusağın beyine zarar verdiğini söylüyor. Sarmusak verebilir de sarımsak veriyor mu? Bizim bildiğimiz sarmusak doğal antibiyotiktir sizin görüşünüzü öğrenebilir miyiz?
Sohbette başladığınızdan kısa bir süre sonra vahdete katılıp ister istemez uykumuz geliyor. Kendimizi sıksak da yine uykumuz geliyor. Bundan kurtulmanın yolunu öğrenebilir miyiz? Allâh’ı zikretmeye devam edeceksin. Sarımsakla alakalı böyle bir araştırma olabilir. Bir bilgim yok. Yakaza halinin şeytanı mı yoksa Rahmani mi olduğunu nasıl anlarız, ayırt ederiz? Kur’ân ve sünnete uygunsa Rahmani’dir. Kur’ân ve sünnete uygun değilse şeytanıdır. Bilgisayar açılmıyor. Bakıyorum bakıyorum düğmeye basıyorum. Ondan sonra bir türlü henüz daha açma başarısını gösteremedik. Herhalde biz yeni bir bilgisayar olmak zorunda kalacağız galiba. Buna dokunmayınca bir şey olmuyor. orada günlerce bir yerde dursa çalışıyor.
Bir sıkıntı yok. Hiç de kapatmıyor. bir oda. Ama böyle bir odam bu dışarı çıkınca ayarı bozuluyor. Tamam.
Necm 53/29 — Zikrullâh’tan Yüz Çevirenden Sen de Yüz Çevir; Tebliğ Sınırı ve Vahye Ters Davranmamak
Bu akşamki dersimiz aslında zikrullahdan yüz çevirenlerden yüz çevirmekle alakalıydı. Oku sen ayeti kerimi. Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Fe a‘rid ‘an men tevellâ ‘an zikrinâ ve lem yürid (Necm 53/29). Meâlen kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse sen de onlardan yüz çevir. Onlar dünyaya dalmış dünyanın heveâ hevesine kanmış kimselerdir. Ayeti kerime meâlen böyle. Burada yüz çevirmek kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiysen, sen de onlardan yüz çevir. Onlar dünyaya böyle kaymışlar, dünyaya meyletmişler, dünyayı önemsemişler. Burada bu akşam üzerinde durmak istediğim şey yüz çevirmekle alakalı. Tabi burada zikir geniş bir alan. Kur’ân’ı kerimi içine alır, iman etmeye içine alır, İslam’ın hükümlerini, imanın hükümlerini içine alır.
Oturup bir de bizim yaptığımız gibi zikrullahı da içine alır. Biz bunun hepsini de içine alan genel manada. Ama bizi ilgilendiren burada bir de oturup Allâh’ı zikretmekle alakalı. Burada mesele şu bir kısım ehl-i sufi böyle yolunu dinlemeyen, yola karşı olan veyahut da zikrullâh’a karşı olan kimselere bir şey tebliğ etmemişler hiç. Konuşmamışlar bile. Şimdi o konuşulmamasına baktığımızda sanki tebliğden uzak duruluyormuş gibi algılanıyor. Bu aynı şey İslam için de geçerli. bir kimse İslam’la alakası kalmadığı gibi İslam’a düşman. Bir kısım kardeşler veyahut da Müslümanlar o noktada kendilerince o insanlarının hidayetine vesile olmak için uğraşıyorlar. böyle ısrar ediyorlar, onlara anlatıyorlar ve ısrar etmeleri sıkıntılı zaten.
Veyahut da bir kimse zikrullâh’ı terk etmiş, dergahı terk etmiş, kendine başka bir yol bulmuş, ona ısrar etmeye çalışıyorlar. Buradaki anlatmak istediğim şey o benim. bir kimse hevâ-hevesine ilah edinmiş, nefsaniyetine ilah edinmiş, dünyayı kendisine ilah edinmiş, dünyanın heva ve hevesine kapılmış, şan ve şöhretine kapılmış, artık o böyle dinle alakalı bir şey duymak istemiyor. O böyle zikrullâh ile alakalı bir şey duymak istemiyor. Kendisini bu noktada iyice dünyevileştirmiş. Bir kısım kardeşler, sufiler veyahut da Müslümanlar bu kimselerin hidayete ermesine vesile olması için onlara bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Ama bu böyle bunu yapmaya çalışırken kendi nezdinde dinini, kendi nezdinde yolunu küçültücü bir hareket yapıyor. çünkü Âyet-i Kerîme’de Peygamberine diyor ki Cenâb-ı Hak kim zikrinden yüz sevirirse sen de ondan yüzünü çevir.
Bu aslında korkutucu bir nokta. Neden korkutucu bir nokta? o yüz çeviren için korkutucu bir nokta. Veyahut da kendisini İslam ile böyle müşerref etmeyen, dinle alay eden, dindarlarla alay eden, Kur’ân ve Sünnet’e tabi olmamış, Kur’ân ve Sünnet ile alay eden, veyahut da zikrullahdaki şekil şemalden dolayı zikrullâh ile alay eden, zikirlerle alay eden kimseye biz hala da gidip ona bir şey anlatma telaşının içerisinde olduğumuzda burada vahye ters davranmış oluyoruz. o zikre sırtını dönmüş, yüz çevirmiş, o Kur’ân’a yüz çevirmiş, o Sünnet seniye yüz çevirmiş, o Allâh’ın zikrine yüz çevirmiş, senin onunla bir bağın yok, bu kim olursa olsun sen de yüz çevireceksin ondan. Bu annen olabilir, bu baban olabilir, bu eşin olabilir, bu çocukların olabilir, bu kim olursa olsun, bu akrabaların olabilir.
Nasıl edilebilecek noktada iseler, nasihate alabilecek noktadalarsa sen nasihat et veya sana dinle alakalı, zikirle alakalı, yolla alakalı bir şey soruyorlarsa sen nasihat et. Veyahut da nasihate açık bir kimse ise, nasihate açık bir topluluk ise, sen onlara nasihat et ama nasihate açık değil ise, bu noktada din ve dindarlarla alay ediyorsa, hatta düşmanlık besliyorsa ve normalde düşmanlığını önünde tutuyorsa, ona söylenecek bir söz yok, ondan yüz çevireceksin. Şimdi Allâh, yüz çevirin diyor peygamberine, bakın burada ancak kafirlere yüz çevrilir. Demek ki bir kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiyse o kimse küfür ehli. bir kimse zikrullâh’a düşmansa kafirdir diyorum ya, bir kimse zikredenlere de düşmansa o da kafirdir. bir kimse namaza düşman, namaz kılanlara düşmansa kafirdir.
Bir kimse kuran ve sünnete düşmansa kafirdir. Bir kimse sünneti seni reddediyorsa kafirdir. Yüz çevir diyor. Cenâb-ı Hak bundan. Bunlardan yüz çevir. bunlarla dostluğunu devam ettiremezsin. Bunlarla arkadaşlığını devam ettiremezsin. Ettiremezsin. Bu kimin ne oluyorsa olsun. Cenâb-ı Hak Hz. Nuh’a dedi ki sakın arkana bakma. Arkasında Nuh eşiyle oğlunu bıraktı. Veya Lut aleyhisselama dedi ki sen onların içerisinden ayrıl. Gitti eşi. Demek ki senin eşin olabilir, senin çocukların olabilir, senin annen baban olabilir. Eğer ki o Allâh’ın zikrinden yüz çevirdi ise, Kur’ân’dan sünneti seni eden yüz çevirdi ise burada emir var. Diyor ki, peygamber ne söylüyor hem bir de? Onlardan yüz çevir. Çünkü onlar dünya hayatını ebedi gördüler.
Onlar dünya yaşantısının, dünyanın şatıatına düştüler. Onlar normalde dünyanın gösterişine düştüler. Onlar malın peşine düştüler. Onlar normalde kendilerince kafalarının çok çalıştığını düşündüler. Onlar çok zeki. Onlar çok kafaları çalışıyor. Onlar çok akıllı. O yüzden onların dinle uğraşacak zamanları yok. Bu ister siyasetçi olsun, ister bürokrat olsun, bunun adını ne koyarsanız koyun. O kimse zikre sırtını döndüyse, zikrullâh ve zikre yüz çevirdi ise senin onunla dost olman mümkün değil. Senin onunla bir yol yürümen mümkün değil. Çünkü emir katli. Diyor ki ne? Onlardan yüz çevirin. Ve Âyet-i Kerîme çok net. Ey Muhammed, zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatından başka hiçbir şey istemeyen kimseden sen de yüz çevir.
Emir net. Tevil götürmeyen bir şey. Bakın tevil götürmeyen bir şey. Çünkü o zikrullâh’a sırtını dönmüş, oraya yüz çevirmiş. Allâh muhâfaza eylesin.
Hadîs-i Şerîf «Kalbi Zikirden Uzak Olan Harâbe Ev Gibidir» — Müslümanın Vakar Edebi ve Eşin Zikrullâh’a Karşı Çıkmasıyla Nikâhın Düşmesi
O yüzden Âyet-i Kerîme, Hadîs-i Şerif’te de kalbi Allâh’ın zikrinden uzak ve gaflette olan kişi harabe bir eve benzer. Tirmizî de. O çünkü onun kalbi zikrullâh’tan uzak. Onun kalbi zikirle bağlantısı yok onun. Dikkat edin kardeşler. Burada normalde bir Müslümanın, bir müminin durması gereken yol. Müslüman, mümin vakarlıdır. O vakarından bir şey kaybetmez. Bu dini bir vakardır. Dinî bir vakar. Sen Müslümansın, sen Sufisin. Bir kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirdiyse senin onunla dostluk yapman, arkadaşlık yapman Allâh adına en aşağılık bir şey. Benim eşim zikrullâh’a karşı, senin eşin zikrullâh’a karşıysa yüz çevirmek zorunda kalacaksın. O yüzden diyorum ki evlenirken doğru insanlarla evlenin.
Heva hevesinize uymayın. Yarın öbür gün evlendikten sonra kimisi ben örtüye karşıyım. Örtünmek yok. E ne oldu? Ben örtüye karşıyım diyen kadın kâfir oldu. Erkeğin onun nikahında tutması mümkün değil. Otomatikman çünkü küfre düştüğünden eşi boş oldu. Eşi boş oldu. Ben yaptığınız bu zikrullâh’a karşıyım böyle bir ibadet yok. Gitti. Bay bay. İmanı gitti. Ve bir de bunlarda anlatırken, nasihat ederken ısrar etmek de yanlış. Çünkü o kimsenin küfrüne sebep oluyorsun. Bir değişik bir tarafı var. Nasihat istese, anlatsan anlatacaksın ona. Ama yok, nasihat istemiyor senden. Direkt karşı çıkıyor. Direkt karşı çıkınca küfre giriyor. Şimdi bazen zaman zaman derviş kardeşlerden 37-38 yıl olmuş. Duyuyoruz bunları.
Eşim zikre karşı. Erkeklerden duyuyorum bunu. Kadınlardan da duyuyorum. İçim cız ediyor. Ya eşim zikre karşı dediğinde küfre düştü. Otomatikman. Kadın karşıysa kadının nikahı düştü otomatikman. Erkek karşıysa yine aynı. Otomatikman nikah düştü. Allâh muhâfaza eylesin. Çünkü Allâh’ın zikrine karşı çıkamazsın. Bir kimse oturmuş Allâh diyor. Sen ona karşı çıkamazsın. Diyemezsin bunu. Bilmiyorsan, ya bu yaptığınız ibadet nedir diye sormuyor. Cihalet almış başını gidiyor. Kendi aptallığını, kendi cehaletini görmüyor. Kendi akılsızlığını, akıllılık görüyor. Kendi cahillini ilim ehli olarak görüyor. Cahillini görmüyor. Ve ona diyorsun ki ya bir ölçü getir buna. Yok ölçü. Karşı ama. Çarşı her şeye karşı.
Cehâletini İlim Sananın Hâli, Israr Etmenin Karşıyı Küfre Düşürmesi ve «Pılını Pırtını Topla» Tatlı Nasîhat Edebi
Ne yazık ki bu hale geldi ve insanlar bu noktada çok acı bir şey. Nikahsız yaşıyorlar. Nikahsız yaşıyorlar. Nasıl nikahsız yaşıyorlar? nikah kıydılar. Ha evlenirken bir hoca efendi geldi. Dini nikahlarını kıydı. Veyahut da kendileri dini nikahlarını kıydı. Tamam mı? Tamam. E sonra? E sonra Kur’ân’dan bir hükme karşı çıktın. Yok saydın. Veya bir mütevatil hadîs-i şerîf. Veya hatta hadislerden bir kısmını inkar ettin. Şimdi dese ki bu zayıf hadîs, dese ki bu mevzu hadîs, dese ki bu haber-i vahid, hadislerin kendi içerisindeki tasnifleri var. Bunlardan birisini söylese diyeceksin ki ya tamam maşallah ilim ehli. Hadis konusunda iyi bir ilim tahsil etmiş. Hadisleri tasnif edenlerden o da bir ilim öğrenmiş.
Bu mevzudur. Bu haber-i vahiddir. Bu geldisinde, ravilerinde bir tane sıkıntı vardır. Var bunlar hadîs ilminin içinde. Eyvallâh. Bunu söylese tamam. Böyle hadîs yoktur. Ya kardeş sen yoktur deme. Bu konuda ne bilgin var da yoktur dedin. Bu konuda ne kadar ilmin var dedin yoktur dedin. Veya hatta böyle bir peygamber olamaz ya. Ya böyle deme. E bunu normalde böyle olunca farkında değil insanlar. İnsanların nikahları düşüyor. Veya hatta sizin Müslüman olarak gördüğünüz herhangi bir cemaate herhangi bir tarikata bağlı olduğu halde. Eğer normalde onun böyle kendi almış olduğu dini eğitimin dışında bir kimseyi gördüğü anda onu da reddediyor. Yapma canım kardeşim ya. Bırak cemaatçılık etme. Tarikatçılık yapma.
Şeyhçilik yapma. Kur’ân Sünnet neyse ona tabi olsa. Acı bir şey. Ve bugünkü Müslümanlar kendi Müslümanlıklarına bakmıyorlar. Bir başkasının Müslümanlığını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bir başkasının dini anlayışını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bırak canım kardeşim ya. Başkasıyla uğraşma. Başkasının yoluyla da uğraşma. Gavurlar bitti, Yahudiler bitti, kafirler bitti, münafıklar bitti, mürtetler bitti, sebahat-eisler bitti, dönmeler bitti, dinsizler, imansızlar bitti. Bitti. Müslümanların bir tek işi var. Cemaat kavgası, tarikat kavgası, şeyh kavgası. Müslümanların başka işi gücü yok. Ona mı rabıta edeceksin, buna mı rabıta edeceksin? Paraları nerede? Müslümanların düştüğü hale bak. Müslümanların düştüğü hal bu.
Türkiye’nin Aylarca «Kime Râbıta?» Tartışması — Çorumlu Hacı Mustafa, Abdullâh Gürbüz, Hacı Haydar, Hacı Bekir Baba ve Tantâ İcâzet Silsilesi
Bir aylarca rabıta kime yapılacak? Öğlenemi, diriyemi? Kime? Onu tartıştı bütün ülke. İsrail cayır cayır yanıyor. Filistin cayır cayır yanıyor. İsrail cayır cayır Filistin’i yakıyor. Cayır cayır bütün bölge ülkelerini ateşe vermiş. Ülkede tartışılan konulara bak. Ülkede tartışılan konular. Aylarca biz hangi şeye rabıta edeceğiz? Onu tartıştık. Hadi ölüye rabıta edelim. İyi, ölüden öncesi de var. Onun da öncesinin de ölüsü var, onun da öncesinin de ölüsü var. O zaman gerek yoktu, ölüye rabıta edecektik. O zaman Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’ye de gerek yoktu, Abdullah Gürbüz Efendi’ye de gerek yoktu, Hacı Haydar Efendi’ye rabıta edilirdi. Ona da gerek yoktu. Hacı Bekir Baba vardı. Ona da gerek yoktu.
O zaman Tanta’ya icazet aldığı yere rabıta edecektin. Ama ülke yokluk var, yoksulluk var, dinsizlik var, fuhuş var, kumar var, her türlü rüşvetler, her türlü alevere, daleverenin içerisinde gömülmüş, gömülmüş. Ülke Müslümanları bunlarla uğraştığına kime rabıta edilir, bununla tartışıyor. Tam o bitiyor. Bu sefer ümmetin malı çıktı bir taraftan. O ne kadar almış, bu ne kadar almış, bir de ümmetin parası diyor. Ümmetin parası senin cebinde ne ama duruyor diye kimse sormuyor. Hiçbir kimse sormuyor. Ümmetin parasıymış. Devlet gitsin el koysun paraya. Ümmetin parası diyorlar. Bunu da sormuyor hiç kimse. Bunu da söylemiyor. Memleketin tartıştığı konular, Müslümanların tartıştığı konular, İsrail cayır cayır Ortadoğu’yu kana bulamış, çocuk dinlemiyor, kadın dinlemiyor, genç dinlemiyor, Husîler bir de çocukları katlediyor.
Husîler çocukları katlediyor. Ümmet her şeyi bırakmış. Her şeyi bırakmış. Ümmet birbirine düşmüş, birbiriyle uğraşıyor. Birbiriyle uğraşıyor. Zikir yapanlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor. Kuran Sünneti yaşayacağım diye uğraşanlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor.
Asıl Düşman: Şeytân, Sebatâist-Mason-Faiz-Rüşvet-Kayırmacılık Eksenleri ve Husîlerin Çocuk Katli Karşısında Müslümanların Tekvücut Olamayışı
Asıl düşmanı unutuyor. Asıl düşman şeytan, asıl düşman gavurlar, kafirler, asıl düşman sebateistler, masonlar, asıl düşman bir ülkeyi sömürenler, asıl düşman faiz, randçılar. Bu faizciler kim? Asıl düşman bunlar. Asıl düşman rüşvetçiler. Asıl düşman rüşvetçiler, ihalelerde kayırmacılık yapanlar, asıl düşman adaletsiz davrananlar, asıl düşman hukuksuz davrananlar, asıl düşman belediyenin ve kamunun parasını çökenler, asıl düşman bunlar. Müslümanlar tek vücut olması lazım, bunlarla mücadele etmesi lazım. Dininiz bunları emrediyor. Dinimiz bunları emrediyor. Biz bırakmışız. Biz zikrullâh’a düşman olanları bırakmışız, zikrullâh yapanları düşmana adetmişiz. Biz Kur’ân’a düşman olanları bırakmışız.
Kur’ân’ın yolunda gideceğim diyenlere düşmanlık yapıyoruz. Ne acı bir şey. Bırak kardeş, senin cemaatin en üstün cemaat olsun, senin tarikatın en üstün tarikat olsun, senin şeyhin zamanın kutbu lazım olsun. Eyvallâh ya. Ne yapmazsın? Müslümanlarla uğraşıyorsun. E tabii rüşvetçiye laf söylerse, bir ilki yerlere laf gidecek olur mu? Kafasındaki sarını sıyırırlar onun. Üstündeki cübbesini sıyırırlar. O çünkü kamu mallarına böyle böyle çökülüyor denildiğinde, kamu mallarına çökenler bu adam çok fazla konuştu. Sizin şeyhiniz çok sivri, dili çok sivri deyip kardeş de derler. Şeyhiniz doğru söylüyor ama sivri dilli o yüzden işleri olmaz. Olmaz. Müslümanca konuşan, mümince konuşan, sufice konuşan dili kesilmesi lazım.
Bir operasyona tabi tutulması lazım. Nasıl olsa Müslümanlar bölünmüş parçalanmış zaten bir operasyona tabi tutulsa, vay be böyle bilmiyorduk ya. Bu da böyleymiş der. Çıkar Müslümanlar çok kolay. Sonra bir tane kalkıncı gibi bir adam getirirler, herkes onu tabi olur. Sıkıntı yok. Müslümanlar bu halde tam ahir zaman. Tam ahir zaman.
Eşim/Çocuğum Zikre veya Örtüye Karşı Diyenin Nikâhı Düşer — Evlilik Öncesi Kur’ân ve Sünnet Üzere Eş Seçimi ve Kâlinci Adam Tehlikesi
Adamın eşi zikrullâh’a karşıymış ya. Adamın eşi zikrullâh’a karşı. Kadının eşi zikrullâh’a karşı. Adamın eşi örtünmeye karşı. Nasıl karşı? İyi. Ya nasıl nikahın duracak karşı olunca? Sen kimle evlendin ya? Sorduk Müslüman. Nasıl karşısın kardeşim? Bir Müslüman kadın örtüye nasıl karşı olur? Bir Müslüman erkek zikrullâh’a nasıl karşı olur? Karşı olduğun anda nikahın gitti. Nikah gitti ya. Önemli değil. Bu haldeyiz. Ayet-i Kerim açık. Kim Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse, sen de ondan yüz çevir. Ayet açık. Ayet çok açık. Bütün üç dört tane tefsire baktım. Ne demiş? Öyle ya. Farklı bir şey söylemişler mi diye. Çünkü Ayet-i Kerim ağır. Direkt yüz çevir diyor. Direkt yüz çevir deyince söyleyecek bir şey kalmıyor.
Allâh bizi muhafaza eylesin. O yüzden canım kardeşlerim, evlilik yaparken, kızlarınızı evlendirirken, oğullarınızı evlendirirken, Kur’ân ve Sünnet’in emrettiği şekilde davranın. Eğer gelin olarak aldığınız kız örtüye karşıysa, örtünmeye karşıysa, Ayet-i Kerim açık. Yüz çevirin diyor. Kızını verdiğin kimse, kızını evlendirdiğin kimse, ben örtünmesini istemiyorum. Benim konumum kaldırmaz. Ben örtüye karşıyım diyorsa, Verme kardeşim kızını. Verme. Git tertemiz bir Müslüman bul, ona ver kızını. Git kendini teklif et. Bu işin ahireti var çünkü. Bu işin ahireti var. Allâh cümlemizi muhafaza eylesin. Ve bir kimse, bir de böyle dinle alakalı şeylere karşıysa, Bırakın bir şey anlatmayın. Açık konuşuyorum.
Bir böyle inceden nasihat ettin, karşı bırak. Israr etme. Eşin de olsa ısrar etme. Çocukların da olsa ısrar etme. Çünkü isyan ettirirsin. Küfre düşürmüş olursun. Allâh muhâfaza eylesin. Tatlı bir şekilde nasihat et. Oldu oldu. Olmadı. Pılını pırtını topla. Baştan konuş. Baştan anlat. Baştan söyle. Allâh muhâfaza eylesin. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden daha birçok âyet-i kerîme var. Bununla alakalı son âyet-i kerîme.
Zümer 39/22 — Kalbi Katılaşan Apaçık Dalâlettedir; Tövbe-Tecdîd-i Îmân Şartı ve Sapkınlığını Dayatandan Yüz Çevirmenin Farziyyeti
Allâh’ın gönlünü İslam’a aştığı ve Rabbinden bir nur üzerine olan kimse, Kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalplere Allâh’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. onlar apaçık bir sapıklık içindedir. Kalbi zikrullâh’a katılaştıysa o apaçık bir sapıklık içindedir. O sapkındır. O dalâlettedir. Onun tövbe edip geri dönmesi gerekir. Tecdidi iman gerekir. Yok. O sapkınlıkta diretiyorsa, o sapkınlıkta sapkınlığını dayatıyorsa etrafa, O zaman ondan yüz çevirmek farzayın olur. Rabbim cümlemize hidayet eylesin. Cümlemizin eş ve çocuklarına hidayet eylesin. Rabbim bizi sapkınlardan eylemesin. Cenâb-ı Hak sapıklardan eylemesin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yapışanlardan eylesin.
Cenâb-ı Hak bizleri muhafaza eylesin. Katından korusun, katından muhafaza eylesin. Katından affettiği kullarından eylesin. Âmîn diyen dillerimizi nâr-ı cehennemden azad eylesin.
KAYNAKÇA
- Açılış Niyâzı ve Siyonist İsrâil-Sebatâist-Filistin Tablosu — Âl-i İmrân 3/103 («Va’tasımû bi-hablillâhi cemî’an ve lâ teferrekû» — Allâh’ın ipine sımsıkı yapışmak); Hucurât 49/10 («İnnemâ’l-mü’minûne ihve» — mü’minlerin kardeşliği); Müslim Birr 32 (2586) — «Mesel-ü’l-mü’minîne fî tevâddihim ke-meseli’l-cesedi’l-vâhid»; Buhârî Cihâd 102 — Beni İsrâil ve hıyânet; Abdullâh Çakır Yahûdîlik ve Sebatay Sevi: Dönme Hareketi; Gershom Scholem Sabbatai Sevi: The Mystical Messiah (Princeton 1973) — 1666 ihtidâ ve takıyye doktrini; Mahmut Çetin Türkiye’nin Sebatay Sevi Geleneği; Theodor Herzl Der Judenstaat (1896) ve 1897 Basel Kongresi siyonizmin temel ideolojik metni; «Yerle yeksân eylesin» bedduâ kalıbı — Hûd 11/82-83 («Ve emtarnâ aleyhâ hicâreten min siccîl»); Filistin meselesi ve İsrâil zulmü — Edward W. Said The Question of Palestine (1979); Ramsey Clark The Fire This Time; Yemen Ensârullâh (Husîler) hareketi — Bernard Haykel Revival and Reform in Islam: Şevkânî; «İcmâ’ya yapışma» — el-Müzenî, eş-Şâfi’î, er-Risâle (icmâ’ delili); İmâm Şâfi’î er-Risâle §1235 (icmâ’ tanımı); Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «İcmâ-Niyâz-Vakar» maddeleri.
- Sohbet Öncesi Soru-Cevap — Mehir, Araç-İçi Namaz, Sûfîlikte Sonu Düşünmek, Tecellî, Sarımsak, Vahdete Katılınca Uyku, Yakaza — Mehir: Nisâ 4/4 («Ve âtû’n-nisâe sadukātihinne nihle»); Nisâ 4/24-25; Buhârî Nikâh 38; Müslim Nikâh 76 — mehrin nikâh şartı oluşu; mehir-i misl ve mehir-i müsemmâ — İmâm Kâsânî Bedâi’u’s-Sanâi’ c. II Kitâbu’n-Nikâh; Araç-İçi Namaz: Buhârî Vitir 6 ve Salâtü’l-Havf 4; Müslim Salâtü’l-Müsâfirîn 33-39 — bineğin üzerinde nâfile namaz; farzlarda yön kıbleye çevrilemediğinde de kılınması meselesi — İbn Kayyim Zâdü’l-Me’âd c. I; Mecelle md. 21 («Ezzaruretü tübihü’l-mahzûrât»); Sûfîlikte Sonu Düşünmek: Şuârâ 26/89 («İllâ men ete’llâhe bi-kalbin selîm»); Ahzâb 33/21 («Lekad kâne leküm fî Resûli’llâhi üsvetün hasene»); İmâm Gazâlî İhyâ c. IV (Kitâbü’t-Tevekkül) — Kur’ân ve Sünnet hükmü olan şeyde sonuna bakılmaması; Tecellî/Sûrete Bürünme: İbn Atâ’illâh el-Hikem nüsha-i tecelliyât; Necmeddîn-i Kübrâ Fevâihu’l-Cemâl bâbu’t-temessülât; Yakaza: Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Yakaza-Tecellî-Tahyîl» maddeleri — Kur’ân ve Sünnete uygunluk ölçüsü; Sarımsak Edebi: Müslim Mesâcid 73 (564) — sarımsak yiyenin mescide gelmemesi; Buhârî Et’ime 49 — sarımsağın aslında haram kılınmadığı; modern fitokimya ve allisin etkisi — V. Lanzotti Phytochemistry 67/13 (2006); Vahdete Katılınca Uyku: İbn Atâ’illâh Miftâhu’l-Felâh bâbu kelâl-ı zikr; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III — sohbette uykunun nefs sebebi olması; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Vahdet-Yakaza-Mehir» maddeleri.
- Necm 53/29 — Zikrullâh’tan Yüz Çevirenden Sen de Yüz Çevir — «Fe a‘rid ‘an men tevellâ ‘an zikrinâ ve lem yürid illâ’l-hayâte’d-dünyâ» Necm 53/29-30 (Mekkî sûre, hicretten önce nâzil); Taberî Câmi’u’l-Beyân c. XXVII Necm 29; İbn Kesîr Tefsîr Necm 29; Râzî Mefâtîhu’l-Gayb Necm 29 — yüz çevirme emrinin tevîl götürmediği; Kurtubî el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân Necm 29; Zemahşerî el-Keşşâf Necm 29; Beydâvî Envâru’t-Tenzîl Necm 29; Elmalılı Hak Dîni Kur’ân Dili c. VII Necm 29; Buhârî Edeb 75 — düşmanlığı açık olana nasîhat edilmemesi; Müslim Birr 23 (2563) — kalbleri Allâh’ın bildiği; Furkān 25/72 («ve’llezîne lâ yeşhedûne’z-zûr»); Mâ’ide 5/2 («Ve te’âvenû ‘ale’l-birri ve’t-takvâ ve lâ te’âvenû ‘ale’l-ismi ve’l-udvân»); Tövbe 9/65-66 (alay edenler küfre düşer); Nahl 16/125 («Ud’u ilâ sebîli Rabbike bi’l-hikmeti ve’l-mev’izati’l-haseneti» — hikmetli tebliğ usûlü); İmâm Gazâlî İhyâ c. II Kitâbu Âdâbi’l-Ülfe ve’l-Ühuvve ve’s-Suhbe — kâfir-fâcirlerle dostluk yasağı; İbn Teymiyye İktidâ’u’s-Sırâti’l-Müstakîm; İmâm Rabbânî Mektûbât c. I 80. mektûb; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. II — yüz çevirme âyeti şerhi; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «İ’râz-Zikrullâh-Tebliğ» maddeleri.
- «Kalbi Zikirden Uzak Harâbe Ev Gibidir» — Müslümanın Vakar Edebi ve Nikâhın Düşmesi — Tirmizî Da’avât 6 (3375) — «Mesel-ü’llezî yezküru Rabbehû ve’llezî lâ yezküru Rabbehû mesel-ü’l-hayyi ve’l-meyyit»; Ahmed b. Hanbel Müsned c. II/353; Buhârî Da’avât 66; Müslim Müsâfirîn 211 (779) — diri-ölü temsîli; Tirmizî Birr 28 (1944) — «Lâ yedhulü’l-cennete kâtı’u’r-rahim»; vakar — Furkān 25/63 («Yemşûne ‘ale’l-arzı hevnen»); Lokmân 31/19 («vaksid fî meşyike»); İrtidâd ve nikâhın düşmesi — Mecelle md. 1822-1823; İmâm Serahsî el-Mebsût c. V Kitâbü’t-Talâk; İmâm Kâsânî Bedâi’u’s-Sanâi’ c. III Kitâbü’l-Cinâyât bâbu’r-ridde; Bakara 2/217 («Ve men yertedid minküm ‘an dînihî feyemüt ve hüve kâfir»); Mâ’ide 5/54 («Men yertedde minküm ‘an dînihî»); İbn Hümâm Fethü’l-Kadîr c. VI bâbü’r-ridde; Vehbe Zühaylî el-Fıkhu’l-İslâmiyyü ve Edilletühû c. VI bâbü’r-ridde — irtidâdın nikâhı düşürmesi; Hilf-ı fudûl ve örtünme farziyyeti — Nûr 24/30-31; Ahzâb 33/59 («Yâ eyyühe’n-Nebiyyü kul li-ezvâcike»); Buhârî Tefsîr Nûr 12; Müslim Libâs 10 — örtünmenin Kur’ân hükmü oluşu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. IV — irtidâd ve nikâh; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Vakar-İrtidâd-Nikâh» maddeleri.
- Cehâletini İlim Sanmak, Israrla Karşıyı Küfre Düşürmek ve Tatlı Nasîhat Edebi — Bakara 2/13 («Velâkin lâ ya’lemûn»); Hac 22/8 («Ve mine’n-nâsi men yücâdilü fi’llâhi bi-ğayri ‘ilm»); Lokmân 31/20 (cehâlet ve cidâl); Ankebût 29/29 (Lût aleyhisselâm’ın kavmiyle nasîhat sınırı); Nahl 16/125 (hikmetli usûl); Tâhâ 20/44 (Mûsâ-Hârûn aleyhisselâm’ın Firavun’a «Felâ kavlen leyyinen»); Şuârâ 26/3-4 — Allâh dilerse zorlardı; Buhârî Edeb 75 — söze nasîhat edip ısrar edilmemesi; İmâm Nevevî el-Erbe’ûn 17. hadîs («İnnellâhe ketebe’l-ihsâne ‘alâ külli şey’»); İbn Receb el-Hanbelî Câmi’u’l-Ulûm ve’l-Hikem bâbu’n-nasîhah; İmâm Gazâlî İhyâ c. II Kitâbu’l-Emr bi’l-Ma’rûf — emr-i bi’l-ma’rûfun şartları (mahallin kabûl etmesi); İmâm Şâtıbî el-Muvâfakāt c. IV bâbu’l-emr bi’l-ma’rûf; Mâturidî Te’vîlâtü Ehli’s-Sünne Bakara 256; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III — ısrarın küfre sebep olması; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Cehâlet-Nasîhat-Cidâl» maddeleri.
- «Kime Râbıta?» Tartışması — Karabaş Silsilesi: Çorumlu Hacı Mustafa, Abdullâh Gürbüz, Hacı Haydar, Hacı Bekir Baba ve Tantâ İcâzeti — Râbıta meşrûiyyeti — Mâ’ide 5/35 («ve’btegū ileyhi’l-vesîlete»); Tövbe 9/119 («Yâ eyyühe’llezîne âmenû’ttekullâhe ve kûnû me’a’s-sâdikîn»); Tirmizî Da’avât 119 (3580) — «Lev temessektüm bi-evdihim»; Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî Risâle-i Hâlidiyye bâbü’r-râbıta; Ahmed Sirhindî (İmâm Rabbânî) Mektûbât c. I 187. mektûb — râbıta-i mürşid; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî Câmi’u’l-Usûl bâbu’r-râbıta; Necmeddîn-i Kübrâ el-Usûlü’l-Aşere; Mustafa Özbağ Efendi silsilesi (Mehmed Muhyiddîn-i Üftâde-i Velî → Aziz Mahmud Hüdâyî → Câhidî Ahmed → Mustafa Özbağ Efendi → Çorumlu Hacı Mustafa Anvarî Efendi → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hacı Haydar Efendi → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi) — Hüseyin Vassâf Sefîne-i Evliyâ c. III Celvetiyye; Mustafa Kara Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; M. Baha Tanman İstanbul Tekkeleri; Ahmed b. İdrîs el-Fâsî, Tantâ Bedeviyye-Şâzeliyye merkezi (Mısır) — Ali Mahfûz el-İbdâ’ fî Mezâhibi’l-İbtidâ’; ölülere râbıta meselesinde tasavvuf-fıkıh dengesi — Saffet Köse Çağdaş İhtilâfların Kaynağı; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III-V — Türkiye’deki bid’at râbıta tartışmaları; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Râbıta-Silsile-Mürşid» maddeleri.
- Asıl Düşman: Şeytân, Sebatâist-Mason-Faiz-Rüşvet-Kayırmacılık ve Husî Çocuk Katli Karşısında Müslümanların Tekvücut Olamayışı — Asıl düşmanın belirlenmesi — Bakara 2/168-169 («İnnehû leküm aduvvün mübîn» — şeytan); Fâtır 35/6 («İnneşşeytâne leküm aduvvün fettahizûhu aduvvâ»); Mümtehine 60/1 (Allâh düşmanlarını dost edinmemek); Mâ’ide 5/82 — Yahûdî ve müşriklerin müslümanlara şiddetli düşmanlığı; Bakara 2/120 («Ve len terzâ ‘anke’l-yehûdü ve lâ’n-nasârâ»); Faiz yasağı — Bakara 2/275-279 («Yâ eyyühe’llezîne âmenû’ttekullâhe ve zerû mâ bekıye mine’r-ribâ»); Âl-i İmrân 3/130 («Lâ te’külû’r-ribâ ed’âfen müdâ’afe»); Nisâ 4/161; Rûm 30/39; Buhârî Büyü’ 24; Müslim Müsâkāt 105-106 — yedi helâk edici (faiz dâhil); Rüşvet — Mâ’ide 5/42; Bakara 2/188 («Ve lâ te’külû emvâleküm beyneküm bi’l-bâtıl»); Tirmizî Ahkâm 9 (1336) — «La’netullâhi ‘ale’r-râşî ve’l-mürteşî»; Adâletsizlik — Nisâ 4/58 («ve izâ hakemtüm beyne’n-nâsi en tahkümû bi’l-‘adl»); Mâ’ide 5/8; Şûrâ 42/40; Mason ve Sebatâist hareketleri — John Robison Proofs of a Conspiracy; Soner Yalçın Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı; Yemen savaşı (2014–) ve Ensârullâh-Husîlerin İsrâil-ABD destekli Suudî koalisyonuna direnişi — Bernard Haykel «The Houthi Movement» (Foreign Affairs); Aralık 2023-Nisan 2024 Husîlerin Bâbü’l-Mendeb’de İsrâil ticâret gemilerini durdurmaları — Reuters/Al-Jazeera ajans haberleri; «Husî çocuk katli» tezi — kontekstte Husîlerin Yemen iç savaşında çocuk asker kullanımı (UN reports 2018-2023) ve İsrâil’in Gazze’deki çocuk katli arasındaki nüans — Save the Children Stop the War on Children (2024); Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III — gerçek düşman ve sahte gündem; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Adâvet-Tekvücud-Cihâd» maddeleri.
- Eşim/Çocuğum Zikre veya Örtüye Karşı = Nikâh Düşer; Eş Seçimi ve Kâlinci Adam Tehlikesi — Hûd 11/45-46 — Nûh aleyhisselâm’ın oğlu («Yâ Nûhu innehû leyse min ehlik»); Tahrîm 66/10 — Nûh ve Lût aleyhisselâm’ın eşleri kâfirlere örnek; Tahrîm 66/11 — Firavun’un eşi mü’minlere örnek; Bakara 2/221 («Ve lâ tenkihû’l-müşrikâti hattâ yü’minne»); Mâ’ide 5/5 («Ve’l-muhsanâtü mine’l-mü’minât»); Mümtehine 60/10 («Lâ hünne hıllün lehüm ve lâ hüm yehıllûne lehünne»); Buhârî Nikâh 16; Müslim Radâ’ 53 — «Tünkehu’l-mer’etü li-erba’in: li-mâlihâ ve li-haseb-i-hâ ve li-cemâlihâ ve li-dînihâ feâzferzbi-zâti’d-dîni teribet yedâk»; İrtidâd ve nikâhın düşmesi — İmâm Kâsânî Bedâi’u’s-Sanâi’ c. III; Vehbe Zühaylî el-Fıkhu’l-İslâmiyyü c. VII bâbü’r-ridde fi’n-nikâh; Nûr 24/30-31 (göz hıfzı ve örtünme); Ahzâb 33/53, 59 (mü’min kadınların örtünmesi); Buhârî Tefsîr Ahzâb 8; Müslim Tahâret 33 — örtünmenin farz oluşu; «Kâlinci adam» (sahte yol gösterici) tehlikesi — A’râf 7/175-176 (Bel’am b. Bâûrâ kıssası); Ahkāf 46/29-32 (cinlerin Kur’ân’a yönelmesi); Tirmizî Fiten 51 (2236) — «Yekrüceti’l-mesîhu’d-deccâl»; İbn Hibbân Sahîh c. XV/176 — fitne çağında lider seçimi; İmâm Gazâlî İhyâ c. II Kitâbu’n-Nikâh; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. IV — eş seçimi ve dînî nüfûz; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Nikâh-Ridde-Fitne» maddeleri.
- Zümer 39/22 — Kalbi Katılaşan Apaçık Dalâlettedir; Tövbe-Tecdîd-i Îmân Şartı — «Efe-men şeraha’llâhu sadrahû li’l-İslâmi fe-hüve ‘alâ nûrin min Rabbih, fe-veylün li’l-kāsiyeti kulûbühüm min zikri’llâh, ülâ’ike fî dalâlin mübîn» Zümer 39/22; Taberî Câmi’u’l-Beyân Zümer 22; Râzî Mefâtîhu’l-Gayb Zümer 22; Kurtubî el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân Zümer 22; Beydâvî Envâru’t-Tenzîl Zümer 22; Elmalılı Hak Dîni Kur’ân Dili c. VI Zümer 22; Bakara 2/74 («Sümme kaset kulûbüküm min ba’di zâlik fe-hiye ke’l-hicâreti ev eşeddü kasveh»); Hadîd 57/16 («Elem ye’ni li’llezîne âmenû en taşa’a kulûbühüm li-zikri’llâh»); Mutaffifîn 83/14 («Bel râne ‘alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn»); Tirmizî Tefsîr Mutaffifîn (3334) — kalbin paslanması; İmâm Gazâlî İhyâ c. III Kitâbu Şerhi Acâ’ibi’l-Kalb; İmâm Rabbânî Mektûbât c. I-II — kalbin tasfiyesi ve dalâlet; İbn Atâ’illâh el-Hikem nüshâ-i tasfiye; Tövbe ve tecdîd-i îmân — Tahrîm 66/8; Nûr 24/31; Buhârî Da’avât 3 — günde 70 istiğfâr; İmâm Nevevî Riyâzu’s-Sâlihîn bâbü’t-tövbe; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III-IV — kalbin paslanması ve tövbe; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Kasvet-Dalâlet-Tecdîd-i Îmân» maddeleri.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı