Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #66 — Ramazan’ın Son Gecesi: Nasip-Kader İlişkisi, Uhud-Hudeybiye-Hendek’te Peygamber Stratejisi, Eş’arî Cebrileşmesi, Belediye İstismarından Sonra Programların Kesilmesi, Zakirin Dergâh Mücadelesi ve Bu Zamanda Cihâdın Tebliğ Olması

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #66 — Ramazan’ın Son Gecesi: Nasip-Kader…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Açılış Duâsı — Ramazan’ın Son Gecesinde «Affedilenler Zümresine İlhâk» Niyâzı

Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bitip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin inşallah. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’i bu Ramazan’ın son gecesinde affettiği kullarından eylesin. Âmin. Hepimizi ve hepsini de affeylesin. Âmin. Ejme et. Allâh razı olsun inşallah. Âmin.


Ramazan’ın Sonu Aftır — «Kim Ramazan’ı İmânen ve İhtisâben Tutarsa Geçmiş Günâhları Affedilir» Hadîsi ve Ahir Zamanda Oruç-Terâvih-Zekât-Fıtır Nefis Mücadelesi

Malum bugün Ramazan son. Bu senenin iftarlarını yaptık. Cenâb-ı Hak önümüzdeki seneye tekrar sağlıkla, afiyetle yeniden oruç tutmayı nasip eylesin. Âmin. Cenâb-ı Hak oruçlarımızı makbul eylesin. Âmin. Dualarımızı kabul eylesin. Âmin. Cümlemize maddi, manevi, üzerlerimize afiyet nasip eylesin. Âmin. Ramazan’ın sonu hadîs-i şeriflerde buyrulmuş ki aftır diye. Bir hadîs-i şerifte Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, kim Ramazan’ın sevabına, ejrine inanır, bütün Ramazan’ın orucunu tutarsa, onun geçmiş günahlara affolunur buyurmuş. İnşallah cümlemizin ve cümle ümmet-i Muhammed’in geçmiş günahlara affolur. Âmin. Cenâb-ı Hak o affolunurlar zümresini bizlere de ilhak eyler. Âmin.


Arife Gününün Fazileti — Ramazan ve Kurban Arifelerini İbâdetle İhyâ; Bu Sene Son On Gün Derslerinin Kesintisiz Devamı

Böyle bir zamanda, böyle bir çağda, ahir zamanın son döneminde, son devinde böyle oruçları bir tamam tutmak, teravih kılmak, zekatlerini vermek, sadaka vermek, fıtre vermek gerçekten önemli bir nefis mücadelesi, önemli bir cihâd. İnsanlar bunu böyle yapmazlarken, böyle ince düşünmezlarken, bunu böyle ince düşünmek, ince yaşamak, Cenâb-ı Hak’ın emrini yerine getirmek herkesin işi değil. Rabbim inşallah cümlemizi nefsine uydurmadan, hevâ hevesine uydurmadan, bu dünyada Kur’ân ve Sünnet’e uygun yaşayıp, bu dünyadan göçüp gidenlerden eylesin inşallah. Âmin. Mâlum tabi bir de Arife gününün de ayrı bir özelliği var. Arife gününün de alakalı, hem Kurban Arifesi ile alakalı, hem de Ramazan Arifesi ile alakalı müjdeler var.

Kim Arife gününün oruçları geçirir, ibadet de geçirir, ihya ederse, onun da geçmiş günahlarının affolacağına dair rivayetler var, hadisler var. Biraz bu rivayetler biraz daha fazla Kurban Bayramı’nın Arifesi ile alakalı ama birkaç tane hadîs-i şerîf var. O hadîs-i şeriflerde Ramazan Bayramı’nda, Ramazan, özür dilerim, Ramazan Bayramı Arifesi’ni de o hadislerin içerisinde almışlar. O yüzden normalde o hadislerin mücibince biz her iki Arife’yi de ibadetle, zikirle, inşallah namazla geçirmeye gayret edelim, inşallah. Bugün de zaten Ramazan’ın Arifesi’ydi. O yüzden malum tutabilenler zaten oruçlarını tutmuşlardı. Bugün teravi kılınmıyor. O yüzden de biz normalde her sene genelde son on günde dersleri iptal ederdik.

Ama kardeşler bu konuda fazla şevkli davranıyorlar. Bu sene son on gün hiçbir ders iptal olmadı. Mahallelerde zikirler devam etti. Her yerde bütün yapmış olduğumuz ibadetler devam etti. Ondan dolayı da Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum. Rabbim inşallah böyle aşkla, şevkle, yorulmadan Allâh’ın izniyle O’nun rızasına uygun fiil ve amellere devam eden kullarından eylesin inşallah. Âmîn. Böyle kısa bir giriş yaptıktan sonra…


Soru-Cevap — Kayınbabanın Bilmeden Dizine Vurulan İğne; Hanefîde Bire-Bir Kazâ ile Altı Ay Kefaret Tafsilâtı (Kasıtlı Cinsi Münâsebet vs Mazeretli Bozma)

Bir tane soru var burada. Kayınbabam bilmeden oruçluyken dilinden iğne vuruldu. Hükmü nedir diye soruluyor. Dilinden mi? Yanlış anlamıyorum değil mi? Dizinden babacığım. Ha dizinden. Burada ben dilinden gibi okudum ha. Dilinden nasıl iğne oluyor dedim. Dizinden. Ağrı kesici gibi bir şey miydi bu? Ağrı kesici değil o halde. Bu üzerinde bir şey kalmadı. Sıvı kalmadı, sıvı iğne. Bir gün tutacak. 61 yapmayacak yani. Bir güne bir gün tutacak inşallah. Allâh hesabet ettirsin. Bildiğim o. Bilmeden dediği bu orucu bozmaz diye düşünüyor. Öyle mi? İğnenin orucu bozacağını bilmiyor. Ama sağlıkla alakalı olduğundan dolayı bir güne bir gün olur. Ondan bir problem olmaz yani. Şey ne var? Cezaya girmez. O mesela 61 ile alakalı bazıları farklı ictihâdlar ediyorlar. normalde o 61 iştahatının çıktığı sahabe var ya eşiyle cinsel ilişkiye giriyor.

Eşiyle cinsel ilişkiye girince 61 hükmü çıkıyor oradan. Oradan bazıları diyorlar ki sadece cinsel ilişkiye giriyor. öbür bozmaları bağlamaz diyor ama hanefiler bu konuda şey. Bilhassa ilk hanefiler bu konuda daha böyle disiplinli duruyorlar. bir kimse bile bile kasten orucunu bozduysa 61 gün. Ama öbür türlü kazayan oldu. Veya mecbur kazaen oldu. Sağlıkla alakalı o zaman bire bir gün inşallah. Evet varsa sorunuzu birkaç soru alalım. Saat 10’a kadar. Ondan sonra hem çaylarınızı için. Ben bugün kazanan bir şey değil. Ben bugün kısa sohbet olacak diye bir sohbet hazırlamadım. Dedim varsa soruları. Sorular.


İ’tikâfa Girenlere Tebrik — Bir/Üç/Beş/On Günlük İ’tikâflar ve Bayram Sabahı Çıkan Kardeler

İtikafa giren kardeşler itikaflar mübarek olsun. Âmîn. Kimisi böyle bir günlüğüne girdi. Kimisi üç günlüğüne, beş günlüğüne. Saatlik girenler var. Ama asıl bayram sabahı çıkacak olanlar var bir de. İnşallah bayram sabahı çıkacak olanlarla da bayram sabahı çıkacak olanlarla da bayram sabahı çıkacak olanlarla da bir de bir günlüğüne gireceğiz. Sabahı çıkacak olanlarla da bayramda görüşeceğiz onlarla. Ama öbür türlü saatlik günlük böyle üç günlük beş günlük girenler oldu. Onlara elini kaldırsın gelen varsa. Kaldırır mısın evvelnice? Evet maşallah. Allâh razı olsun inşallah. Tabii öbür türlü 10 günlüğüne girenler var. Onlar da bugün sabah namazına çıkacaklar. İnşallah. Evet soru sormak servis.


Hatay-Erzin’den Osman’ın Hoş Geldiniz — Yazılımcı Dergâh İklîmi, Dergâh Şakalaşması ve Dervişlik Lütfu

Bir Hatay’dan bir kardeş gelecek. Neredeydi o? Hoş geldin. Allâh razı olsun inşallah. Dersden sonra görüşelim inşallah. Hatay’ın neresiydi? Efendim? Erzin. Hatay Erzin. Allâh razı olsun inşallah. Erzin yakın mıydı? Uzak mı? Ooo sen gelir gelmez bir de hizmet tete etmişsin ya. Maşallah. Allâh’ı yesin inşallah. İyi şöyle ön tarafa doğru gel sen şurası varsa sorun soracaklarını sor. Gel. Şuraya bak yer açtılar bak sana orada. Allâh razı olsun inşallah. Hoş geldin. Neydi ismin? Osman. Allâh razı olsun hoş geldin. Sorun varsa sor bakalım. Gelir gelmez diyorsun tabağın ucundan tuttu yani. Hasan gönüllü var mı dedin o da kalktı. Başını yakacak illaki. Ha? Ha Yiğit’in yanında diye Yiğit’in arkadaşı zannettin.

Tamam. Allâh yesin inşallah. Osman internetten tanımış bizi. Bir kaç yazıştaydık öyle. Allâh razı olsun. Ne iş yapıyorsun. Osman? Mahremde değilse işin. Yazılımcısın. Eğitim destek sistemi. Bunlar hep yeni meslekler Osman bizim haberimiz yok. Biz alışmışız ne iş yapıyorsun? Kaportacı, motor tamircisi, işçi, memur. Yazılımcısın bir de eğitim, bilim. İşin bilgisayarla yani. Tamam. Nerede itikattan çıktın bizim genç delikanlı vardı yazılımcı, bilgisayarcı. Gelmedi mi o? Sakarya dokuyan. Görmedik ya. Bugün akşam namazında itikattan çıkacaktı yetişemedi herhalde. Tamam. Onunla tanıştıracaktık seni ama olmadı. Varsa sorun sor. Bizde soru sormak serbest Osman. Hoştan internetten izlemişsindir. İzleyeceğin kadar da.

O zaman. Angelsin. İzleyeceğin kadar da. Mehmet bak Salih’i bırakma görüyor musun, magnetic yerler. Ama yaşın onlardan küçük mü senin? Onlar senden büyük. Hasan Salih biraz küçük. Mehmet senden büyük de, Mehmet benden biri ya. Mehmet 61’liydin değil mi sen? Mehmet, kadınlar gibi yaşını söylemeye mi korkuyorsun lan? Allâh iyiliğine versin seni. Allâh’a emanet olun. Adamlar yaşlandıkça olgunlaşır, erginleşirler. Demlenir hem adam yaşlandıkça. Öyle kendi kendimizi aldatacağız. Allâh iyiliğine versin seni. Demek takıntı var Mehmet öyle ha? Evet, öyle şeyleri belli yaptım dedim. Bak, büyük bir füze geldi Mehmet buradan. Dedik ki evlenince kadar hep ellinin altındaydı dedi. Arkada damat tuturuyo, damat ondan fazla çöktün zaten.

Mehmet Hasan damat olmak kolay değil diyorsun. Akraban öyle diyor. Ben ne yapayım Mehmet? Baksana arkanda damat çökmüş. Bir de bakıyo ha. Çökmüş mü, çökmemiş mi diye. Allâh’ın iyiliğine versin ya. Allâh’a emanet olun. Siz bana anlatıyormu ya ne yapıyorsunuz? Adam şeyhine anlatırken bakirem feyizlenirem. O bana bakir, ben ona bakirem, feyizlenirem. O var ya o Mehmet. Şimdi komple bizde tecelli etti. Biz bakir, bakiliriz böyle feyizlenip gideriz. Sorabilirsin.


Osman’ın Sorusu — Akıl ve Kalbin Namazda Mı Sohbette Mi Olacağı; Günlük Ders Çekmenin Önemi

Yani o zaman aklın kalbin namazda mı, sohbette mi? Sıkıntı? Yok namazda olması lazım her şeyin. o zaman aklın kalbin namazda mı, sohbette mi? Sıkıntı? Yok namazda olması lazım her şeyin. Aklın fikri namazda olacak. Günlük dersini çekebilirsin. Olsun. Olur. Olur.


Nasip Nedir? — «Nasip Değilmiş» Deyip Geri Çekilmek Yerine Matematiği, Fiziği, Kimyası Uygulanarak Son Noktaya Kadar Mücadele Etmek (Edison Örneği)

Efendim bu nasip nedir? Temel-i kökü nedir? Kaderle ilişkisi, bağlanması nedir? Hep deriz ya nasipsi olacak filan. kısmet nasip değil. Olmayınca da nasip değil. Olunca nasipmiş hamdolsun. Bu normaldi tabi zaman zaman islam dünyasında bu biraz eksik uygulanmış. ne kadar çalıştık, biz o meselenin doğrusuna ne kadar eğildik, ne kadar gayret ettik, gayretimiz hangi noktada oldu? Onun matematiği neydi? Onun matematiğini uygulayabildik mi, uygulayamadık mı? Bütün her şeyi yerli yerinde uyguladık da ne oldu da bir bu mesele olmadı, sonuca ulaşmadı. Bunlara bakmaksızın biz hemen nasip değilmiş, kestirip atıyoruz kenara. Bu sefer zaman zaman bu kardeşlerde de görülüyor, sufilerde daha fazla görülüyor.

Zaman zaman çalışmak, gayret etmek, mücadele etmek, o meselenin özüne vakıf olmak, o meselenin matematiğine vakıf olup o meselenin üzerinde gayret etmek, koşturmak, inceliğini öğrenmek, inceliğine göre davranmak bu bizde geriye öteleniyor. O zaman benim nazarımda nasip ne dediğimizde ben Kur’ân Sünnet tarihisinde bütün mücadelemini vermem lazım veyahut da o iş normalde mesela kimya ile ilgili, kimya ilmiyle, fizikle ilgili ise fizik ilmiyle, matematikle ilgili ise matematik ilmiyle biz onun üzerinde gerekli olan çalışmayı, gayreti göstermeliyiz ve sonuca ulaşmalıyız. Burada bakın sonuca ulaşmalıyız diyorum. ulaşılmadı, nasip böyleymiş deyip de geri çekilmek yok. Eğer nasip böyleymiş deyip de geri çekilmiş olsaydı bugüne kadar örnekliyorum Edison bize öğretiliyor ya kaç 200 sefer mi 300 sefer mi ne deneme yapıyor sonuçta o 300-400 denemenin sonucunda onu ona ulaşıyor. demek ki gayret edenin bu konuda çalışan bu konuda cihâd eden, bu konuda mücadele eden kimse sonuca ulaşıyor.

Eğer gayret etmiyorsa, bu konuda mücadele etmiyorsa veya ilk aksilikte, eksiklikte, ilk yenilgide o kimse geri çekiliyorsa, nasip böyle diyorsa bunu da bir daha Allâh’ın üzerine atıyorsa bir de o var ya kader böyleymiş, kısmet değilmiş Allâh böyle istemiş biz geri adım atıyoruz biz bunun matematiğini yapamadık bunun fiziğini, kimyasını biz doğrultamadık biz gerekli çalışmayı göstermedik gerekli gayreti göstermedik bu konuda biz üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmedik diye düşünmüyoruz böylece biz bir eksiklik, noksanlık olur eğer bir başarısızlık söz konusu olursa biz nasibin üzerine atıp geri çekiliyoruz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatına baktığımızda Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bütün hareketleri vahye dayalı ve hepsi de bir hesabın, kitabın üzerine kurulu o hesap kitapsız bir şey


Peygamber (sas) Stratejisi — Hudeybiye’nin Görünürde Geri Adım Ama Uzun Vadede İleri Adım Olması; Uhud’da Okçuların Mevzilerini Terk Etmesiyle Yaşanan Bozgun

yapmaktığı yok mesela hudevi antlaşmanın sırasına bakıyoruz böyle geri adımmış gibi görünüyor ama antlaşmaya baktığımızda antlaşmanın geri adımı olmadığını daha ileri bir adım olduğunu görüyoruz o stratejiyi kuruyor kendince ve tabi muhakkak bir Peygamber vahye dayalı yaşıyor Cenâb-ı Hak onu muhakkak ikaz ediyor, irşad ediyor ama aynı zamanda da ona emrediyor, istişare et, çalış diyor gayret et, mücadele et, cihadet diyor eşim de böyle olunca demek ki nasip deyip de geri çekilen, nasip deyip de bir şeyi terk eden yok mesela Uhud’da okçular var okçulara asla siz terk etmeyeceksiniz buraya diyor okçular terk ediyor okçular terk edince Müslümanlar orada bir mağlubiyet yaşıyorlar bir bozgun yaşıyorlar Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nasip böyleymiş demiyor orada okçuların vazifesini yerine getirmediğini okçuların vazifesini yerine getirmediğinden dolayı bu yenilgilinin olduğunu söylüyor burada nasipmiş deyip çıksaydı o zaman biz okçuların hata yaptığını okçuların heva ve heveslerine uyup kendi mevzilerini terk ettiklerini ama biz diyoruz ki burada Allâh Resûlü dinlenmedi strateji ve plana tabi olunmadı strateji ve plana tabi olunmayınca oradaki savaşan ordu kayıp verdi bir hayli hem de kayıp verdi Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Uhud dağlarına kadar çekildi 1 metre 2 metre önüne kadar müşrikler geldiler Hz.


Hendek’te Çalışma-Plan-Proje ve Eş’arî Cebrî Zihniyetinin İslâm Dünyasını Tembelleştirmesi — «Kader Böyleymiş» Diyerek İstifâ Etmemek, Cihat-Gayret-İstişâre

Ali radıyallâhu anh ve bazı sahabeler onun canını korumak için canla başla orada mücadele ettiler Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri orada nasip demedi ve aynı şey hendekte oldu hendekte de hendekler kazıldı mücadele edildi nasip neyse kısmet o olur deyip de çalışılmama strateji kurmama plan proje kurmama noktasında bulunulmadı ondan sonra biraz İslam dünyasına eşari zihniyeti hakim oldu İslam dünyası tembelleşti strateji üretemez oldular plan program üretemez oldular çalışmadılar, gayret etmediler mücadele etmediler çalışmadılar, gayret etmediler mücadele etmediler ondan sonra nasip bu kadarmış deyip yenile bizim bu hale gelmemizin sebebi bizim bu anlayışımız bunun da etkisi var faktörü var biz hala da bazen bir ticaret yaparken veyahut da bir yerde çalışan bir iş yapan bir şeyde koşturan kimse ben nerede hata yaptım ben nerede eksik davrandım bunun hangi stratejisi eksik hangi hesaplaması eksik deyip bakmıyor nasip böyleymiş diyor bakın nasip böyleymiş diyor çekiliyor kenara mücadele etmiyor, gayret etmiyor o kimse savaşmıyor oysa Cenâb-ı Hak savaşın diyor, cihâd edin diyor.

Cenâb-ı Hak çalışın diyor âyet-i kerimde çalışın, sizin çalışmanızı gökte melekler yerde insanlar var Allâh görür diyor bitti biz çalışmamayı, temberliği onun üzerinde kafa yormamayı onun üzerinde mesai yapmamayı biz nasip deyip çıkıyoruz işin içinden işin en acı tarafı bu zaten bakın en acı tarafı bu sen yola çık kardeşim sen arabanı düzgün kullan sen arabanı dikkatli kullan trafik kurallarına uy sen arabanı dikkatli kullan sen nasip olup olmadığını bilmiyorsun veyahut da her şeyin birini bilmiyorsun sen nasıl birini bilmiyorsun veyahut da herkes der ya kader böyleymiş kaderden anladığımız ne kaderden anladığımız olacak olan bütün şeylerin lef-i mahfuz’a yazılmasıysa eyvallâh ama onların hepsi de bizi ilgilendiren şeylerin hepsi de bizde bağlantılı bizim bakışımızla alakalı ne alakalı kaderi biz mi yazıyoruz biz yazmıyoruz canım kardeşim biz ne kadar yazacağız ama bizimle alakalı biz mücadele ettik mi etmedik mi Allâh bizi mücadele edip etmeyeceğimizi biliyor mücadele edip etmeyeceğimizi bildiği için oraya cana bak bizim ne yapacağımızı bildiğinden onu yazdı o cebri değil bizim üzerimizde o yüzden nasip ve kader meselesine bakarken kulun cüzi irade noktasında cihâd etmesine mücadele etmesine gayret etmesine kenara koymamamız lazım inşallah evet var mı başka sorusu babacım şimdi


Tekirdağ’dan Dervişin Sorusu — Bölgede Kur’ân-Sünnet Mücadelesi İçin Sema Programları ve Halakı Zayiat

biz tasavvuflu bir dergimiz adına kuran fünnet için bulunduğumuz bölgelerde mücadele’nin ilk zamanlarda model olarak programlar ters ediyordu bu programlara da tabi sizin teşhüviyetlerinizle bölgemizdeki insanların bu yöndeki eğilimlerini bir mücadele olarak şu anda gerçekleştiriyoruz tabi bu son dönemlerde özellikle bölgemizde benim tekirdağ bölgesi için bu mücadele ile ilgili biz nasıl bir yol tekrar bulmamız lazım ne yapmamız lazım mücadelemizi hangi sapada hangi boyutta yapmamız lazım çünkü sizin geldiğinizde tabi insanların sizinle buluşması sizi görmesi etki olarak farklı bir etkiye yaratıyor insanların yönelmesi bu noktadaki dergahı olsun veya sizi takip noktasında daha kuvvetliydi gelen insanlar sayısı çoktu ama gelip devam etmeyenler veya 2-3 hafta veya ben 1 ay devam edip sonra tekrar kovuyorlar biz bölgemizde nasıl bir mücadele ile dergahımızı kuran ve sünneti mücadelesini yap nasıl yaparlar evet bu normalde bir sema programları yapıyorduk bu konuyu çok açık konuşayım da kafasında hiç kimsene şek şüphesi kalmasın tabi


Belediye İstismarı — Ücret Alınmadığı Hâlde Kesilen Fatura Usulsüzlüğü, Siyasi Rant, Kültür Merkezi Örneği ve Programların «Kendi Kendimize Yasaklanması» Kararı

belediyelerle beraber bu programlar oluyor genelde belediyelerden veya herhangi bir yerden ücret falan talep ettiğimiz yok biz kendi imkanlarımızla bu programları yapmaya gayret ediyoruz sonra birkaç belediyenin bizim bu programlarda sanki biz ücret alıyormuşuz gibi kendilerine ücret tasrif ettiklerini yakaladık ben İX belediye biz böyle bir oradaki arkadaşlarla beraber bir program düşünülmüş konuşulmuş tamam gidiyoruz biz normalde bir ücret istedimiz yok bir şey istedimiz yok biz fiise bilir la hatta zaman zaman bazen araba kirasını bile kendi cebimizden ödeyerekten yemeği içme zaten hiçbir yerde yiyip içmiyoruz o zaten bizim kendimizle alakalı gidiyoruz orada bir program yapıyoruz mesela dönüyoruz geri o günlük şeyden belediye dilini de çok iyi bilmiyorum ödemi ne ödemi istiyorlar hak edişi böyle kendi kendilerine bir yerden fatura kestirip sanki biz para almışız gibi ondan sonra böyle usulsüzlük yaptıklarını tespit ettik ben daha ileri daha açığında konuşayım en yakın Bayındır Belediyesi yapmış kendi memleketimin belediyesi de yapmış bunu orada tabi belediyede çalışan arkadaşlar var bizim bir ücret almadığımızı biliyorlar yok demişler böyle bir ücret alınmıyor bu ücret nereye gitti o zaman bu para birilerinin cebine gitti ben bunları böyle tespit edince birkaç yerden daha bunları tespit edince baktım ki biz istismar ediliyoruz bu konuda açık açık istismar ediliyoruz aaa yok dedim biz dedim bu konuda istismar e vuruyoruz istismar ediliyoruz birileri üzerimizden haksız kazanç elde ediyor bu böyle parti gözetmeksizin söylüyorum mesela bir belediyenin birisi bize şey kültür merkezi tahsis etmişti ayda bir her ay fatura kesmişler üzerimizden sanki bize ücret ödemişlermiş gibi halbuki biz her ay oraya kendimiz otobüs tutuyoruz buradan gidiyoruz orada program yapıyoruz geri dönüyoruz bir tek belediye bize salon veriyor onlar da bir orada bir etkinlik olmuş oluyor biz öyle düşünüyoruz saf bir şekilde ama onlar öyle düşünmüyorlar uyanık bir şekilde bunlar da böyle birkaç tane tespit edince bir de işte örneğin bir yere gittik ondan sonra ayıp söylemesi bunu böyle söylemek istemiyorum otobüsünü tutmuşum yemeğini ayarlamışım orada bir o salon ayarlamış git oraya bir salonu orada ayarlamış git orada program yok geliyor belediye başkanı da bir güzel konuşma yapıyor sanki bütün o programı o yapmış gibi böyle bir kendince siyasi bir rant elde ediyor bunları alt alta üst üste koyduktan sonra dedim ki


Programlar Kesildikten Sonra Mahalledeki Mücadele Nasıl Sürer? — Bayındır-Ödemiş-Bursa’da Her Şeyi Sıfırdan Dergâh Çalışmasıyla Kurmak

programlara gitmiyoruz bir de şimdi bu maddi boyutu var tabi her ay bir yere gidiyorsunuz otobüs tutuyorsunuz gidenlerin yemeğini hazırlıyorsunuz o her ay o otobüs parası yemek o bu bunları üst üste katınca bir de bunun maddi boyutu çıkıyor hadi maddi boyutunu bıraktık Cenâb-ı Hak’a hamdolsun bugüne kadar Rabbim yolda bırakmadı bundan sonra da yolda bırakmaz kimseden de bir şey talep ettiğimiz istediğimiz de yok Cenâb-ı Hak’a hamdolsun biz kendi yavrumuzda kendimiz kavruluyoruz ama üzerimizden böyle bir rant söz konusu olunca dedim ki yok biz programları kesicez kapatcaz bundan sonra istişare ettik arkadaşlarla soruyu soran da istişare de vardı bundan sonra o istişarenin neticesinde dedik ki programlara gitmiyoruz bundan sonra dedik bundan sonra programı tabiri caizse kendi kendimize yasakladık zakir kardeşlere de söyledik istişare etmeden program kararı almayın bundan sonra biz bundan sonra bu tip programlara gitmeyeceğiz diye söyledik böylece devam etti peki bunun akabinde arkadaşlar nasıl çalışacaklar valla ben Bayındır’da çalışmaya başladığımda böyle bir programlar yoktu ardından ödemişe göçtüm ödemişte de böyle programlar yoktu ardından


Süfîlin Temel Mücadelesi — Zakirin Göz Yaşı Dökerek, Nazı Niyâzı Çekerek, Zaman Ayırarak Çalışması; Halakı Büyütmek Gayret Dayanır

Şeyh Efendi Bursa’ya götürdü Bursa’da da böyle programlar yoktu sonuç itibariyle bu gittiğimiz yerlerde dergah çalışmaları yaptık Cenâb-ı Hak’ım Duse Naos’un o çalışmaların neticesinde orada derviş kardeşlerimiz oluştu sadece buralarda değil benim Türkiye’de hemen hemen dolaşmadığım yer kalmamıştı Şeyh Efendi’nin zamanında e şimdi de dolaşıyorum bunda bir sıkıntı yok yeni yerlere de gidiliyor yeni yerlere de gidiyorum orada da bir kişi iki kişi üç kişi beş kişi orada derviş kardeşlerin çoğalması için orada da zikir halakalarının kurulması için gayret ediyorum zakir kardeşler de bu şekilde böyle gayret ederek de oradaki halakaların büyümesine halakaların genişlemesine inşallah mücadele edecekler gayret edecekler bu işin temeli mücadelidir gayret etmektir koşturmaktır zaman ayırmaktır ona bakın bu sufilin temeli bu manada zaman ayırmak gayret etmek koşmak gözyaş yakıtmaktır başka bir şey değildir samimiyetle ihlasla o gelenlerin nazı niyazı kaprisleri onların hepsini zakir çeker zakir çekmezse o kaprisi o nazı niyazı oradaki çalışmayı yapmazsa büyümez orası çoğalmaz bir yer düşünün kaç derviş var 20 21 olmuyorsa orada oradaki zakir çalışmıyordur gayret sarf etmiyordur hatta 20’den 19’a düşüyorsa demek ki çalışmasında daha da eksiklik vardır bu benim genel temel düşüncem felsefem budur ben giderim sohbete nereye gidersem giderim geçen geldiğimde kaç kişiydi 15 kişiydi gene 15 kişi çalışmamışlar dedim içimden gayret etmemiş zaman ayırmamış o meseleye bakın ona zaman ayırmamış bu suçlayıcı olarak görmeyin bunu suçlama değil bu herkesin işi var gücü var ne bileyim anca zaman ayırıyor bunlar normal şeyler ben bunları anormal görmem normal eşi var çocukları var bütün


Zakirin Gayreti — Derviş Sayısı Artmıyor, 20’den 19’a Düşüyor: Demek ki Çalışılmamıştır; Bayrındır → Ödemiş Pazar Gecesi Sohbeti Tecrübesi

zakirler için söylüyorum işleri var bunun hayatını komple oraya adapta etmesi oraya döndürmesi biraz zor böyle olunca belli bir dairede kalıyorlar belli bir dairenin dışına çıkmakta zorlanıyorlar bu tekrar bir şey söylüyorum bu gayretle alakalıdır çalışmakla alakalıdır bu başka bir şeyle alakalı değildir ben Bayındır’daydım ödemişe gidip geliyordum ben ödemişte cumartesi gün gündüzden gidiyordum cumartesi gece sabaha kadar sohbet ediyordum pazar gününde gündüz orada kalıyordum pazar gün gece 12’ye kadar bir daha sohbet zikurullah soru cevap yapıyordum pazar gün gece sadece saat 12’de ben Bayındır’a dönüyordum hemen sabahına 12’den 1’den sonra Bayındır’a dönüyordum ben sabahına yine orman işletmesinde resmi işe başlıyordum bazen pazar testi sabah namazına yakın dönüyordum beni o zaman bırakıyorlardı ödemişten Allâh rahmet eylesin.

Adil arabasıyla beni bırakırdı ben seni bırakacağım derdi o arkadaşlar ben toplu derdim toplu arkadaşları ben ona orman işletmesinde o bana buzdolabı satacağım diye geliyordu ben ona yol anlatıyordum o katalogları getiriyordu bana buzdolabı satmak için ben katalogları çeviriyordum sor diyordum o ilk ödemişin ilk ders verdin kimsedir benim o şimdi ardından ben de o o o o o o o şimdi ardından böyle devam ederken bana dedik ya benim arkadaşlarım var dedi sohbet eder miyiz dedi dedim topla gelirim ben dedim ama birkaç kişi isterse bir kişi olsun gelirim dedim ben ödemiş öyle başladı bizde normalde tekrar söylüyorum biz cuma gün bazen cuma günü akşamdan giderdim binerdim En son posta minibüsüne. Cuma günü akşamdan giderdim.

Cumartesi sabaha kadar sohbet ederdik. Cumartesi gündüz onların işleri var. Pazarı o gün. O böyle sarhoş bir şekilde işe giderdi. Babası kızardı ona. Allâh rahmet eylesin. Ondan sonra cumartesi akşamda sohbet devam ederdi. Baktım bunların cumartesi günü işlerine engel oluyorum ben. Bu sefer cumartesi akşamlara gitmeye başladım. Sabaha kadar, pazar günü sabaha kadar sohbet eder, dönerdik geri. Bir, iki, üç, beş, yedi, dokuz, on, öyle. Devam ediyor.


Yeni Bir Yere Sıfırdan Kurulmak — 62 Yaşında da Aynı Tükurmeli, «Ne Türlü Para Topluyorsun?» Bakışları; Kınanmayı Göze Alarak Birini Derse Davet Etmek

Bir de bir yerde mesela yer edinmek kolay değildir. Orada bir sürü tarikat vardır, cemaat vardır. Herkes her şeye ters köşe bakar, farklı bakar. Sen onları yeneceğim diye uğraşırsın. O başkalarıyla kıyaslarlar seni. para topluyor musun, pul topluyor musun, arsa topluyor musun, ev topluyor musun? Geçimin nereden, maaşın nereden? Bunlar böyle, hep böyle o ezici bakışlarının altında sen bu işi götürürsün. Kolay bir şey değildir o. Ben 62 yaşındayım, yeni bir yere gidiyorum, aynı şeylerle karşılaşıyorum. Adam tüküyor, arabama bakıyor benim. Arabanın markası ne? Arabaya bakıyor. Andırıyor, buraya geliyorsun, buraya böyle bedava gelinir mi? Muhakkak bir şey isteyeceksin, para toplayacaksın, örneğin.

Bunların hepsinde o âyet-i kerimede kınanmayı göze alırlar diyor ya, bu kınanmayı göze alarakten yürüyeceksin. Kolay bir şey değildir gidip sıfırdan bir yer kurmak. Ama onu bir de yürütmek, onu devam ettirmek, onu böyle şimdi utanır insan. Birisiyle tanışıp hadi gel bu akşam ders var, hadi gel bu akşam Şeyh Efendi var, hadi bu akşam gel şöyle bir şey var, gel kardeş Allâh’ı zikrediyoruz. Bunu insan söylemeye şey yapar, yükselir önce. Ağır gelir bu. Birini derse davet etmek o kimseye ağır gelir. Kolay bir şey değildir bu. Davet edersin gelmez, bir daha yanına gidersin seni görür kapıyı açmaz, telefonu açmaz. Sen onu zikre davet edeceksin ya, o ne günler dersler?


Perşembe Ders Daveti Zorluğu — Telefonu Açmayan Arkadaş, Hastalanan Derviş, Eva Gelen Teyze/Kayınvalide; Nefsin Her Türlü Düzeni Kurmasına Karşı Tek İlâc: Kur’ân-Sünnet ve Üstada Bağlılık

Perşembe günü. Perşembe gün senin telefonuna bakmaz. Her gün senin telefonuna bakan, Perşembe gün derse davet edecek diye bakmaz. O kimse zikrullâh gelmeyecek ya, her Perşembe hasta olur. O Perşembe hasta olur, sana gelmeyeceğim diyemez. Der sorma bugün iş yerinde belimi incitmişim. Sorma biraz terlemişim. Bunları hep gördük, yaşadık bunları. Bunların hepsini yaşadık. O gün onun mesaisi bitmez, o gün onun dükkanda işi bitmez, o gün onun kayınvalidesi gelir, o gün onun evine gitmez, o gün onun kayınvalidesi gelir, o gün kayınvalidesinin, oğlan kardeşinin, dünürünün kız kardeşi gelir. Gelir yan birisi gelir. o gelemez o Perşembe dersine. Neler. Dervişlerde de vardır bu, yaşanır bu. birisi gelir Perşembe günü.

Ben şunu diyemem. Kardeş Perşembe senin kırmızı çizgin olmalı. Ben Perşembe günü ne bir yere giderim ne birisini isterim evde. Bu kadar basit. Bunu diyemez Derviş. Bunu diyemeyince eşi evden komple düzenler. Aşkım bugün teyzem gelecekti ama. Hayat bitti. O gün hanımın teyzesi gelecekmiş. Şimdi ben derse gideceğim dese, kadın mahkeme duvarının kara kökü olacak. Küscek, konuşmayacak seninle. Bildiğin küscek, konuşmayacak. Neden? Sen benim teyzem geldiğinde derse gittin diyecek. Sen diyeceksin ki ona ya neden Perşembe gününe bu iş oldu? Neden Perşembe gününe bu iş oldu? Ne yapayım? Bana geleceğim deyince ben ona gelmem mi diyeyim? Bunun heva hevesi, nefsin oyunu çok fazla. Buna akıl fikir yetiştirmek mümkün değil.

Onun kurduğu düzeni bozacak bir tek bir şey vardır. Nefsin kurduğu düzeni bozacak bir tek bir şey vardır. Kur’ân Sünnet’e bağlılık, Üstada bağlılık. Başka hiçbir şey bozmaz nefsin oyununu. Haklı gerekçe çıkarır. Bugün hava çok soğuk, yarın hava çok sıcak. Bugün çocuğu üşütürsün, yarın çocuk terden helak olur. Ya o çocuk o kadar kalabalık bir yere gidecek, orada mikrop kapar. Tabii. O çocuk nasıl bir çocuksa otobüste mikrop kapmaz.


Bu Zamanın Cihâdı: Tebliğ — Birine Kur’ân-Sünnet’i Anlatmak, Bir Kişinin Hidâyetine Vesile Olmak; Anlatamamak Kibirden, Korkudan, Makam-Menfaat Kaygısından; Hitâm Zikri «Eftaliz zikri fâlemennehu Lâ ilâhe illallâh»

Metroda mikrop kapmaz. Bütün çarşıyı dolaşırsın, mikrop kapmaz. Alışveriş mağazalarını dolaşırsın, mikrop kapmaz. Ama o çocuk gelir burada mikrop kapar. Hiçbir yerde hasta olmazsın, gelir burada hasta olursun. Bak üşütmüşün gitme derse. Bak oradan terli çıkacaksın bir daha üşütteceksin. Eğer bu tez doğru olmuş olsaydı 35 yıldır benim Zatürre’den kafamı kaldırmamam lazımdı. Bu son birkaç yıldır artık böyle ders günleri düştü bende. Yaşlılıkla alakalı öyle söyleyelim. Yoksa normalde pandemiye kadar haftanın 5 günü dersteyim ben. Zatürre olup, ben verem olup, kanser olup, hasta olsaydım dersden dolayı şimdi olmuştum. Şimdi olmuştum. Ol bir de Allâh yolunda mücadele edecektik, cihâd edecektik ya.

Allâh yolunda zorluklara göğüs gerecektik ya. Allâh yolunda terleyecektik ya biz. Allâh yolunda gayret edecektik. Allâh yolunda kınanmaktan korkmayacaktık ya. biz Allâh yolunda gayret edecektik ya. Ya Allâh’ın, ben onu düşünürüm. çıktım mahşerde huzurullah’a. sen Allâh için ne yaptın dediklerinde devamiyet olarak ne cevap verecek bir kimse? Bu zamanda bir savaş olsa kafirlerle çık meydana al kılıncını, tüfeğini, tankını. Allâh için savaş, şehit olursan temizlendin gittin. Var mı böyle bir şey şu anda? Yok. Yok. Yok bakın, yok. Ne yapacaksın bu zamanda? Allâh yolunda koşuyorum derken ne yapacaksın? Oturup sadece evinde zikrullâh yapsan kendi nefsini dahi kurtaramazsın. Kurtaramazsın. Sen Allâh yolunda mücadele etmek, şu anda cihâd etmek, birisine Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ etmek, onu anlatmak, onu yanlış yoldan doğru yola çevirmek, bir kişinin hidayetine sebep olmak, vesile olmak.

Cihâd bu. Bu cihâd. Bunu yaptın mı yapmadın mı? Birine anlattın mı anlatmadın mı? Anlatmadın. Sende Allâh aşkı yok. Birine anlattın mı anlatmadın mı? Anlattın mı? Sende Allâh aşkı yok. Birine anlatmadın mı? Anlatmadın mı? Sende Allâh aşkı yok. Birine anlatmadın mı? Sende Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem aşkı yok. Yok. Ya nasıl bas be. Hiç kimse kimseyi kandırmasın. Kendini getirdin sadece. Kendi nefsini kurtarmaya çalışıyorsun. Birini anlatamıyorsun. Anlatamamak, kibirlilikten. Anlatamamak. Bakın anlatamamak. Kınanmaktan, korkmaktan. Anlatamamak. İkinci sınıf vatandaş gibi görecekler diye korkmaktan. Anlatamamak, siyasi baskıdan. Evet. O zaman ne oldu? Sen korkanlardan oldun. İşini düşündün, aşını düşündün, eşini düşündün, çocuğunu düşündün, geleceğini düşündün, makamını düşündün, mevkini düşündün.

Şöyle bakacaklar dedin. Anlatamadın. Söyleyemedin. Evini açamadın. Gönlünü açamadın. Cebini açamadın. Açamadın. Cebini açamadın, kibirlilikten. Evini açamadın, eşini istemedi. Çocuklarını istemedi. Mahalleli ne der dedin. Evin etrafı diyecek herkesin düşüncesi. Ama bizim mahalle böyle şeyleri kaldırmıyor. Hep nefis bir oyun oynar. Allâh bizi affetsin. İnşallah kardeşlerimiz çalışırlar, gayret ederler, mücadele ederler, yola devam ederler. Eftali zikir falemennehu. La ilâhe illallah el-Fâtiha ma salavatuhu Âmîn


KAYNAKÇA

  • Ramazan’ı İmânen ve İhtisâben Tutanın Günâhları Affolunur — Buhârî İmân 28, Savm 6; Müslim Siyâm 175; Ebû Dâvûd Savm 56; Nesâî Siyâm 5. Hadisin şerhi için İbn Hacer Fethu’l-Bârî; Nevevî Şerhu Müslim.
  • Arife Gününün Fazileti — Kurban Arifesi orucu hadisleri (Müslim Siyâm 196; Ebû Dâvûd Savm 64); Ramazan Arifesi’nin İhyâsıyla İlgili Rivayetler Beyhakî Şuabu’l-İmân.
  • İ’tikâfın İslâm’da Yeri — Bakara 2/187; Buhârî İ’tikâf; Müslim İ’tikâf. Hanefi Fıkhında itikaf: İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr; Kâsânî Bedâi’u’s-Sanâi’.
  • Oruç Bozan/Bozmayan Durumlar ve Kefaret — Hanefî fikhı: Bile bile cinsî münâsebet veya yeme-içmeyle bozma → 61 gün peşpeşe kefaret; mazeret/unutma/hastalık → sadece kaza. İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr; Fetâvâ-yı Hindiyye; el-Merğinânî el-Hidâye; Sahabi hadîsi (Ebû Hureyre rivayeti) Buhârî Savm 31; Müslim Siyâm 81.
  • Necm 53/39 — «Ve en-leyse li’l-insâni illâ mâ se’â» («İnsan için ancak çalıştığı vardır»). Nasip-kader meselesinin temel âyeti; kulun cüz’î irâdesinin gücü. Taberî Câmiu’l-Beyân; Râzî Mefâtîhu’l-Gayb.
  • Uhud Okçuları — Âli İmrân 3/152: «Nihâyet emri Çiğnediniz ve O’nun Emrine Karşı Geldiniz». İbn Hişâm Sîre II; Vâkidî el-Meğâzî; İbn Kesîr el-Bidâye ve’n-Nihâye IV. Strateji dinlenmediğinde Allah Resûlü dahi «nasip» deyip kenara çekilmedi.
  • Hudeybiye Antlaşması — Feth 48/1-27: «İnnâ fetehnâ leke fethan mubîna». Görünürdeki geri adımın gerçekte «fetih» olması. Buhârî Şurût 15; Vâkidî el-Meğâzî.
  • Hendek Savaşı — Ahzâb 33/9-27: Çalışmanın, plan-projenin ve Selâmân-ı Fârisî’nin istişâre teklifinin temel örneği. Buhârî Meğâzî 29; İbn Hişâm Sîre.
  • Eş’arî-Mâtürîdî Kader ve Kesb Tefrîki — Eş’arî’nin «kesb» teorisi (el-Lum’a, el-İbâne); Mâtürîdî Kitâbu’t-Tevhîd: Kulun cüz’î irâdesi ve ihtiyârî fiillerinde hakîkî fâillik. Cebrî zihniyetin «kader böyleymiş» deyip tembelleşmesine karşı Mâtürîdî sorumluluk teolöjisi.
  • Mide 5/105 — «Ey iman edenler, siz kendinize bakın» âyeti; kendi vazifesini yerine getirmek esas. Taberî, Râzî, Elmalılı.
  • Tebliğ Ücretsizdir — Yâsîn 36/21 («Ücret istemeyenlere uyun»); Sebe 34/47 («Ücretim Allah’tan»); Şûarâ 26/109, 127, 145, 164, 180 (her Peygamberin aynı ifadesi). Belediye istismarı → dini hizmet üzerinden hakkız kazanç üretme haramlığı; İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr Sihrel Menakıb Bâbı.
  • Hakların Gerektirdiği Emânet ve Haksız Kazanç — Bakara 2/188 («Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin»); Nisâ 4/58 («Emânetleri ehline veriniz»). Belediyenin ücret alınmadığı halde kestiği fatura → mürted/hâim hukuku (Fetâvâ-yı Hindiyye).
  • Kınanmayı Göze Almak — Mâide 5/54: «Lâ yehâfûne lev-mete lâimin» («kınayanın kınamasından korkmazlar»). Allah’ın sevdiği kavmin vasfı. Zümer 39/17-18; Ahzâb 33/39.
  • Halaka-i Zikrullah’ın Esasları — Buhârî Daavât 66 («Melaikeler zikir meclislerini ararlar»); Müslim Zikir 39. Sülemî Tabakâtu’s-Sûfiyye; Kuşayrî er-Risâle; İbn Arabî Futûhât. Zakirin gözyaşı-naz-niyâz ile dergâhın büyütmesi (Nübsâ İstılâhâtı).
  • Muşrikin Tekdirine Aldırmamak — Ahzâb 33/48 («Kâfirlere ve münâfıklara boyun eğme, eziyetlerine aldırmaz»); Tûr 52/48; Müzzemmil 73/10-11.
  • Tebliğin Bu Zamanda Cihâd Olması — Furkan 25/52 («Cihâdı Kur’ân’la cihâd-ı kebir»); Nahl 16/125 («Hikmetle, güzel öğütle davet et»); Buhârî Cihâd 154: «Allah’ın senin vesilenle bir kişiye hidâyet vermesi, senin için kırmızı develerden hayırlıdır».
  • «Eftaliz zikri Fâlemennehu Lâ ilâhe illallâh» — Tirmizî Daavât 9; İbn Mâce Edeb 55; Nesâî es-Sunenu’l-Kübrâ: «Zikrin en fazîletlisi Lâ ilâhe illallâh’ın bilinmesidir». Mevlevî/Uzşşâkî hitam adabında sabit okunuş.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh, Aşk, Hamd, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı