Hz. Peygamber’den Beş Halife Dönemine: Denge ve Kayıp
Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında dinin düzeni ile dünyanın düzeni birbirine paralel bir şekilde ilerliyordu; zira vahiy henüz tamamlanmamıştı ve Peygamber her indirileni anında hayata geçiriyordu. Bu denge, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Hasan efendilerin hilafetine kadar sürdü. Beş halifelik döneminden sonra İslam dünyası bu dengeyi kaybetti ve farklı siyasi akımların etkisiyle dini ve dünyevi alanlar birbirinden koptu.
2. Maturidi Ekolü (Düşünce Dünyasında): Demokrasi Hakkında
Günümüzde İslam dünyasının temel sorunu şudur: Din, dünyayı dizayn etmesi gerekirken, dünya dini dizayn eder hâle gelmiştir. İslam toplumları artık sadece ibadete odaklanmakta; adalet, hakkaniyet ve toplumsal sorumluluk boyutları geri plana çekilmektedir. İbadetlerin yerine getirilmesi önemlidir; ancak Kur’an’ın adalet, doğruluk ve hesap sorma çağrıları görmezden gelinmektedir.
Yönetimde Meşruiyet: Halk Seçimi ve Gerçek Temsil
Kelam ilminin siyaset felsefesiyle kesiştiği noktada yöneticinin meşruiyeti sorunu öne çıkar. Sünni anlayışta yöneticinin meşruiyeti halkın seçimine dayanır; ancak bu seçimin kalitesi ve özgürlüğü de belirleyicidir. Farabi, ilimler tasnifinde kelamı siyaset felsefesinin içinde saymıştır; bu yaklaşım dini ve siyasi meşruiyetin ayrılmazlığına işaret eder.
Bugün dünyadaki pek çok seçimde halkın özgür iradesinden çok önceden belirlenmiş sonuçlar gündeme gelmektedir. Dünya sistemine uymayan bir lider iktidara gelse bile uluslararası baskılarla alaşağı edilmektedir. Gerçek anlamda hür ve adil bir seçim için ülkelerin dışarıdan dayatılan sistemlerin baskısından kurtulması gerekmektedir.
Dinde Zorlama Yoktur: İmam Maturidi’nin Temel İlkesi
‘Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır.’ (Bakara 2/256) İmam Maturidi ve İmam Azam bu ayeti ibadet ve siyaset dahil tüm alanlarda temel ölçü olarak kullanmıştır. Bir kimse iman etse de etmese de; ibadet etse de etmese de ona zorla bir şey yaptırılamaz. Toplumun genel ahlaki kurallarına ve devletin hukukuna uymakla mükellef olmakla birlikte, ne devlet ne toplum üzerinde inanç ya da ibadet baskısı kurulamaz.
Bu ilke, Osmanlı’nın başşehrinde Yahudi ve Hristiyan topluluklara tanınan geniş dini özgürlüklerin de teolojik zeminini oluşturmaktadır. Hanefi fıkhına göre bir kimse iman etmiş olsa bile onu ibadete zorlama yetkisi kimseye tanınmamıştır. Bu muhteşem bir özgürlük anlayışıdır.
Son Üç Yüzyılda Mahalle Baskısı ve İçsel Çöküş
İmam Maturidi’nin temel ilkesine rağmen son üç yüzyılda İslam dünyasında tuhaf bir dönüşüm yaşandı: Müslümanlar, kendi din kardeşleri üzerinde baskı kurar hale geldi. Baskıyla ibadet ettirme, baskıyla tarikata bağlama ve baskıyla dini vecibe yerine getirme anlayışı yerleşti. Bu, Hz. Peygamber’in sünnetinde de İmam Azam’ın fıkhında da yeri olmayan bir bid’attır.
Müridlere gönüllülük yerine zorunlu pratikler dayatıldığında, kişi ya kopup gider ya da içten içe isyan biriktirerek intikam alır. Gerçek sufizm ve gerçek dini terbiye hürriyet üzerine kuruludur; insanı zorla değil, gönüllülük ve sevgiyle dönüştürür. Bu çizgiden sapma, İslam toplumlarının son yüzyıllardaki içsel çöküşünün temel nedenlerinden biridir.
İrtidat ve Özgürlük: Maturidi’nin Görüşü
İmam Maturidi, Hz. Ali’nin uygulamalarını örnek göstererek, bir kimsenin Müslüman olup sonradan İslam’dan çıkması durumunda onun cezalandırılamayacağını belirtir. Hz. Ali, kendisine biat etmeyen Muaviye üzerine savaş açmamıştır; zira iman sahibi kimselere karşı salt itaatsizlik gerekçesiyle silah kaldırılamaz.
Dünyanın geldiği bu noktada özgürlüklerin yeniden Kur’an ve Sünnet çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Müslümanları zorla tutmak, dini ayakta tutmaz; tersine insanları dinden soğutur. Yunus suresi 99. ayeti bu gerçeği açıkça ortaya koyar: ‘Allah dileseydi yeryüzündekiler hep inanırdı; öyleyken sen insanları zorla Mümin yapacak mısın?’
Kaynaklar
Âyet: Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır — Bakara 2/256
Âyet: Allah dileseydi yeryüzündekilerin hepsi inanırdı; insanları zorla Mümin yapacak mısın? — Yunus 10/99
İlke: Yöneticinin meşruiyeti halkın seçimine bağlıdır — Farabi — İlimler Tasnifi; Sünni Kelam
İlke: Mümin olmayan ya da ibadet etmeyen kimse zorlanamaz — İmam Azam — Hanefi Fıkhı
İlke: İslam’dan çıkan kimse cezalandırılamaz — İmam Maturidi — Te’vîlâtü’l-Kur’an
Hadis: İmamlar Kureyş’tendir — Müsned — siyasi içtihadın sınırı bağlamında
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin Maturidi Ekolü Düşüncesi sohbet serisinden yazıya aktarılmıştır. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=ZgIBUNohjFg
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı