Velîlerin Kerâmeti Haktır — Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin Hizmetlisi
Geçenlerde bir televizyon programında bir adam, alaycı bir üslûpla Abdülkâdir Geylânî hazretleri’nin yanındaki bir hizmetlisinin öldüğünü, daha sonra hazret-i Pîr’in Azrâîl’i çağırarak: «Gel bakalım buraya. Sen bunun cânını almadan önce bana sordun mu? Niçin bana sormadan aldın?» diye sorduğunu, ve Azrâîl’in cevap verdiğini anlatmaya çalışıyordu. Sonra adam «Bu hadîse olmuş mudur?» diye alay ediyordu. Cevâbımız: Velîlerin kerâmeti haktır.
Kerâmet — Şerîatta Sâbit Bir Mes’ele
Kerâmet, şerîatta sâbit bir mes’eledir. Kur’ân’da Hz. Meryem’in mihrâbındaki rızıklar — kerâmet. Hz. Süleymân’ın askeri Asaf bin Berhiyâ’nın Belkıs’ın tahtını uzaktan getirmesi — kerâmet. Ashâb-ı Kehf’in 309 yıl uyuması — kerâmet. Hz. Ömer radıyallâhu anh’in Medîne’den Sâriye’ye «Yâ Sâriye, dağa, dağa!» diye seslenip dağda olan ordusuna ulaşması — kerâmet. Bunların hepsi haktır. İnkârı küfre götürür.
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri — Sultân-ı Evliyâ
Abdülkâdir Geylânî hazretleri (470-561 H), İslâm dünyâsında «Sultânü’l-Evliyâ» yâ’nî «Velîlerin Sultânı» diye tanınır. Kâdirî tarîkatının pîridir. Ondan sayısız kerâmet rivâyet edilmiştir. Yıllarca bekâr ölmüş bir hizmetlinin rûhunu geri çevirmesi, ölü bir kuşa hayât vermesi, uzaktaki bir mürîdinin yardımına gitmesi gibi. Bu kerâmetleri tarîhî kaynaklar nakletmiştir; ve büyük âlimler bunları reddetmemişlerdir. İnkâr edenler, ya câhildirler ya da bid’at ehlidir.
Azrâîl’i Çağırmak — Mümkün mü?
Velînin Azrâîl ile konuşması, Azrâîl’i çağırması mümkün mü? Allâh izin verirse, evet. Çünkü hadîs-i şerîfte Hz. Mûsâ aleyhisselâm’ın Azrâîl’in gözüne vurduğu rivâyet edilir. Peygamberlere bu mümkün ise, peygamberlerin vârislerine de izin verilebilir. Bu, Allâh’ın kudretinde bir şey değildir; Allâh dilerse olur, dilemezse olmaz. Velîlerin kerâmetleri, Allâh’ın izniyledir; ve hiçbir kerâmet Allâh’ın izninden bağımsız değildir.
Alaycı Üslûp — Bid’at Ehlinin Tutumu
Velîlerin kerâmetiyle alay etmek, bid’at ehlinin tutumudur. Çünkü ehl-i sünnet âlimleri bu kerâmetleri kabûl etmişlerdir. Alay edenler, ya selefî tutumla — kerâmeti inkâr eden Vahabîler gibi — ya da rasyonalist tutumla — bütün tabiat-üstü olayları inkâr eden modernistler gibi — hareket ederler. Her ikisi de ehl-i sünnetten uzaklaşmıştır. Gerçek mü’min, velîlerin kerâmetine hürmet eder; alay etmez.
Sünnet ve Muhabbet — Kerâmeti Anlamanın Anahtarı
Kerâmeti anlamak için iki şey gerek: Sünnet bilgisi ve muhabbet. Sünnet bilgisi, kerâmetin şer’an mümkün olduğunu gösterir. Muhabbet ise, velîlere kalbi açar; ve onlardan zuhûr eden kerâmetlere inanılır. Sünnetsiz olan reddeder; muhabbetsiz olan reddeder. Ama sünnet ehli ve muhabbet ehli mü’min, velîlerin kerâmetine hürmetle bakar. Allâh muhâfaza eylesin; bizi velîlerin muhabbetinden ayırmasın.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Kerâmet, Sünnet, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü